Tekil Mesaj gösterimi
Alt 08-31-2007, 15:34   #1 (permalink)
ahirzaman
Yeni Kullanıcı
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jul 2007
Cinsiyet:
Mesajlar: 15
Seviye: 2 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 40
Güç: 5 / 576
Deneyim: 62%
İletisim
Standart ANNE CENNET KADAR GÜZEL

Stuttgart Waiblingen bölgesinde iki yılı aşkın haftalık çevre sohbetlerinden tanıdığım bir hanım telefonda şöyle

ağlıyordu:

‘Hoca hanım, bizim burada bir komşu, kızını kaybetti. 18 yaşındaydı. Ani bir ölümle öldü. Annesi adeta çılgına

döndü. Sürekli isyanda, ‘Keşke kızım şöyle şöyle olsa idi de ölmese idi’ diye feryat figan ağlıyor. Ne olur bir

gelseniz onunla siz konuşsanız. Sizi az çok tanıyor. Size saygısı var, belki sizi dinler.Biz ne yapacağımızı şaşırdık’...

Ertesi gün gittim ve beni ölen genç kızın evine götürdüler. Evde matem, yas... Anne bir köşede hiç durmadan

ağlıyor. Bana annesi şunları anlattı:

“Kızım, ben ve babası her sene olduğu gibi geçen sene de memleketimiz İzmir’e tatile gittik. Evimizin

karşısındaki apartmanda bir genç adam oturuyor. Terbiyesi, asaleti, giyimi ve duruşu ile kızımın dikkatini çekmiş.

Bana:

‘Anne bak! Evlenebileceğim genç.’ dedi.

Biz de ‘tanışalım’ diye bir tanıdığı ile haber gönderdik ve tanıştık. Maksadımızı arz ettik. Genç adam üniversite

okuyan dindar ve kültürlü biri idi. Kızıma, ‘Aramızda kültür farkı var, siz açık gezen bir hanımsınız, bense eşimin

tesettürlü ve mazbut bir insan olmasını isterim.’ deyince kızım, ‘En kısa zamanda dinimi öğrenecek ve tatbik

edeceğim, bana zaman ver.’ dedi. Ertesi yaz buluşmak üzere anlaştılar.

Kızım ilk iş olarak kendisine dinimizi anlatacak, öğretecek bir yer aradı ve buldu. Çok gayretli dini bilgileri

öğreniyor, namazlarını kılıyordu. Böylece izin bitti ve Stuttgart’a döndük. Burada bir göz doktorunun yanında sağlık

teknisyeni olarak çalışıyor, iş zamanından arta kalan zamanında da Kur’an–ı Kerim’i öğrenmek için çok gayret sarf

ediyordu. Gelirken getirdiği mantoyu ve eşarbı evde giyip ‘Anne yakışıyor mu?’ diyordu. Bütün samimiyetiyle

İslam’ı öğreniyordu. Sivaslı bir komşumuz onu oğluna istemiş, o ise “ret” cevabı vermişti. Fakat o, bunu gurur

meselesi yapmayarak Kur’an–ı Kerim’i öğrenmek için onlardan yardım istemişti.

Bir gün ‘Başım ağrıyor.’ diye doktora gitti. ‘Bir şeyin yok.’ demişler. Ama baş ağrısı devam ediyordu. Göz, kulak

ve diş tahlillerinin sonucunda da bir şey bulamamışlardı. Ama başının ağrısı da bir türlü geçmek bilmiyordu.

Bana anlattığına göre, bir gün, evde kimse olmadığı halde, evimize bir genç delikanlı gelip ona kırmızı bir gül

getirmiş ‘Ben ahiretten geliyorum, Allah–u Teala Hazretleri seni benim kısmetim yazdı, cennette sen benimsin.

Burada evlenmeyeceksin.’ demiş.

Baş ağrısı durumu 15 gün sürdü. Son çare olarak Şule’yi hastaneye tahlil için aldılar. Araştırmalar neticesinde

hiçbir şey bulamadılar. Bir gün hastaneye gittiğimde yattığı odanın penceresinden bakıp bana şöyle dedi:

‘Anne! Cennet ne kadar güzel.’ Döndüm ve baktığı tarafa baktım, gördüğüm sadece park etmiş arabalardı.

Ama o büyülenmiş gibi mutlu bir şekilde pencereden bakıyordu. Bana dedi ki: ‘Anneciğim, beni yarın saat 8.00’de

götürecekler.’ dedi. Çılgına döndüm. Babasına koştum, ‘Kızımız ölüyor, yetiş.’ dedim. Babası da çaresiz yüzüme

baktı. söylediklerine inanmıyorduk; ama yine de endişe ve telaşımız had safhadaydı. ‘Ya doğruysa.’ diyordum. O

gece hiç uyuyamadım.

Ertesi gün sabah 7.00’de hastanedeydim. Babası koridorda, içeri girmeye dayanamamış, çaresiz ağlıyordu.

İçeriye girdim. Kızım bana şöyle vasiyette bulundu: ‘Anneciğim, ben ölünce sakın ağlama. İzmir’deki o gence de

benden selam söyle, Cenab–ı Hak ona mutluluklar versin. Ona minnettarım, dinimi öğrenmemde bana sebep oldu.

Anne, bu fakir gence maddi yardımda bulun ve onu istediği bir kızla evlendir. Hesabımda onun evlenmesi için

yeterli miktarda para var. Bu arada sık sık saate bakıyordu.

Sonra büyülenmişçesine ‘Geldiler.’ dedi. Yüzüme baktı, korku ifadesi vardı. ‘Anne, Azrail’in ayakları ne kadar

büyük.’ dedi, odanın uzunluğu kadar. ‘Babama selam söyle.’ dedi. Başını yastığa koydu, kelime–i şehâdet getirdi

ve kızım öldü!!!

Adeta çıldırmıştım. Odadan kendimi dışarı attım, ‘Bey’ dedim ‘Kızımız öldü’. İkimiz tekrar odaya daldık, kızımız

vefat etmişti. Bizden istediklerini yerine getirdim. Şimdi ben bu acıya nasıl dayanırım?”
View ahirzaman's Resim Albumu ahirzaman isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla