![]() |
![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#1 (permalink) |
|
Evliliğin meyvası çocuktur. Aileyi o devam ettirecek, ebeveyinin defterinin kapanmasını o önleyecek, mal varlığı ona intikal edecektir. Şu halde çocuk ile ebeveyni (ana ve babası) arasında karşılıklı hukuki ve ahlâki münâsebetler, hak ve vazifeler vardır.
Neseb Doğan çocuk kime aittir, kimin soyadını taşıyacaktır? Bu suâle bir hadis cevap veriyor: «Çocuk yatağın (sahibi kocanın)'dır; zina eden mahrum kalır.» (Buhâri, K. el-Büyû', 3, 100; el-Husûmât, 6; Müslim, K. er-Radâ', 36.) İslâmda tabiî babalık değil, hukuki babalık muteberdir. Nikahlı bir kadın, nikâhtan belli bir süre geçtikten sonra bir çocuk dünyaya getirmişse bu çocuğun babası, nikâhlı kocasıdır. Bir başkası bu çocuğun kendisinden olduğunu iddia etse reddedilir. Ancak koca (baba) çocuğun zina mahsûlü olduğunu iddia ederse mahkemede usûlüne göre taraflar yemin ederler (mülâane, en-Nûr: 24/7) ve çocuğun nesebi anaya kaydedilir. Evlâtlık Evlâtlık, evlât edinme, çok eski zamanlardan günümüze kadar gelmiş bir âdettir. Babası belli veya bilinmeyen bir çocuğu başka bir aile alarak, kendi kütüğüne kaydettiriyor, aile fertleri araşma katıyor ve öz çocuklarının haklarına sahip kılıyor. İslâm hukuk ve ahlâkı açısından bu işin mahzurlu tarafları vardır. a) Bir başkasının çocuğunu kendi çocuğu haline getirmek sahte ve haksız bir tasarruftur. b) Bu çocuk büyüyünce karşılıklı bir takım yasaklar çiğnenecektir: tesettür, bakma, temas vb. c) Daha yakın akrabaların mirastan, kısmen veya tamamen mahrum olmaları söz konusudur... İşte bu mahzurlardan dolayı Kur'an-ı Kerim evlât edinmeyi menetmiş, haram kılmıştır. (el-Ahzâb: 33/4-5). Hz. Peygamber (s.a.v.) de kendi babasını inkâr ederek bir başkasına baba diyen çocuğun lanetlendiğini bildirmiştir. (Buhârî, K. el-Menâkıb. 5; Ferâiz, 26; Muslim. K. Müslim, K. el-İman, 112, 14, 15.) Yetim ve kimsesiz çocukların eve alınarak bakılması, büyütülmesi; tahsil, terbiye ve meslek verilmesi ayrı bir iştir; yasak edilmesi bir yana Peygamberimiz (s.a.v.)'in şu buyruğu ile teşvik görmüştür. "Yetimi himaye eden ile ben —şehâdet ve orta parmak gibi— cennette yan yana olacağız." (Buhari, K. el-Edeb, 24; Müslim, K. ez-Zühd, 42.) Sun'i Tohumlama ve Tüp Bebeği Kadının yumurtasını, kocasından başka bir erkeğin menisi ile aşılayarak sun'i tohumlama yapmak ve böylece kadının çocuk yapmasını sağlamak zinanın unsurlarını ihtiva ettiği, insanlık duygularını rencide eylediği için caiz görülmemiştir. Bu ameliye, hayvan neslini ıslâh için yapılırsa (hayvanlarda sun'i tohumlama) caizdir. (Şeyh Şeltût. Fetâvâ, 8. b., s. 326-328.) Günümüzde sun'i tohumlamada bazı gelişmeler olmuş, normal yoldan çocuk sahibi olamayan çiftleri çocuk sahibi edebilmek için yeni usul ve çareler bulunmuştur. Bunlar içinde en fazla uygulanan usul erkeğin spermi ile kadının yumurtasını bir tüpte birleştirmek, sonra aşılanmış yumurtayı rahime yerleştirmektir. Bu yoldan çocuk sahibi olabilmek için üç unsurun bir araya gelmesi gerekmektedir: Sperm, yumurta ve rahim. Bunların her üçü de birbiri ile evli çifte ait olursa tüpte aşılama yoluyla çocuk sahibi olmakta şer'an bir sakınca yoktur; bu, normal aşılanma yoluyla çocuk sahibi olamayan karı kocaya uygulanan bir tedavi mahiyetindedir. Kocanın spermini, karısının yumurtası tabiî yerinde iken aşılamakla, yumurtayı da alıp tüpte aşılamak, sonra rahime yerleştirmek arasında bir fark yoktur; yeter ki bütün bu işlemler zarurete; yani başka türlü çocuk sahibi olmanın mümkün bulunmadığı vakıasına dayanmış olsun! Gerek İslâm Konferansına bağlı Fıkıh Akademisi ve gerekse Râbıta'ya bağlı Fıkıh Meclisi yukarıdaki şekillerin caiz olduğu sonucuna vardıkları gibi bunlara bir üçüncü şıkkı daha eklemişlerdir; bu da iki karısı olan, fakat bunlardan birisinin çocuğu olmayan kocanın spermini, çocuk sahibi olmayan karısının yumurtası ile tüpte aşıladıktan sonra diğer karısının rahimine yerleştirmek şeklinde yapılacak uygulamadır. Çocuğu olmayan hanımın rahimi müsait olmadığı için diğer hanımın rahimi kullanılmakta, her iki hanım da aynı kocaya ait olduğu için araya yabancı bir unsur girmemekte, bu sebeple yukarıdaki şekil caiz görülmektedir. (Fıkıh Akademisi'nin 3/7/ 1986 tarih ve 4 numaralı kararı; Fıkıh Meclisi'nin yedinci devre, beşinci kararı). Tüp bebeği uygulaması, yukarıdaki şekillerin dışını çıkıldığı ve araya yabancı unsur sokulduğu; yani sperm, yumurta ve rahimden biri, kan-koca dışında bir şahsa ait olduğu takdirde caiz olmamaktadır; çünkü meşru bir çocuğun gerek sperm ve yumurta ve gerekse rahim bakımından karı-kocaya ait olmasında —İslâm dini bakımından— zaruret vardır. Çocuğun Hakları Çocuğun nafakası, bakımı, terbiyesi, tahsili, maddi yönleriyle babaya, manevi yönleriyle ana ve babaya ait bir borçtur. Çocuğu evlendirmek —hanefîlere göre— babanın borcu değildir. (H. Karaman ag. esr., s. 351 vd) Ancak yardımcı olmasında ecir ve faydalar vardır. Bu hakların mesnedi olan nasslardan birkaçını sıralayalım: «Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürüsünden sorumludur...» (Buhâri, K. el-Hibe, 12; Müslim, K. el-Hibât, 13; Ebû-Dâvûd, K. el-Büyû', 83) «Bakacağı kimseleri zayi etmek kişiye günah olarak yeter.» (Ebû-Dâvûd, K. ez-Zekât, 45; Ahmed, Müsned, 2/160, 193-195.) Ana ve babanın çocukları arasında fark gözetmemesi, meşru, bir sebebe dayanmadan, birisine diğerinden fazla vermemesi gereklidir. İslâm vârise vasiyeti menederken bu noktayı gözetmiştir. Allah her vârisin ne kadar alacağını belli etmiştir; bunların bir kısmına, vasiyet yoluyla daha fazlasını vermek eşitlik ve adalete aykırıdır. Ana veya babanın sağlığında, hibe yoluyla çocuklarına farklı şeyler vermesine gelince: Rasûl-i Ekrem (s.a.v.): «Çocuklarınıza eşit davranın, çocuklarınıza eşit davranın...» buyurmuştur. (Ebû-Dâvûd, K. el-Büyû, 83. Buhâri, K. el-Hibe, 12-13; Müslim, K. el-Hibât, 13...) Numan b. Beşir'in babası, oğlu Nu'mân'a bir bağışta bulunduğunu bildirince Rasûlullah «bütün çocuklarına aynı bağışta bulunup bulunmadığını» sormuş, «hayır» cevabını alınca «bundan vazgeç» (geri çevir) buyurmuştur. (Buhârî, K. el-Hibe. 12; Müslim. K. el-Hibât, 9-10: Tirmizi K. el-Ahkâm, 30.) Bu hadislerle umûmi hükümleri bir arada değerlendiren müctehidler, farklı bağışın hükmü üzerinde ihtilâf etmişlerdir: a) Tavus, Sevri, Ahmed (bir kavlinde), İshâk ve bazı mâlikilere göre eşit vermek farz, farklı vermek bâtıldır, (hükümsüzdür). b) Ahmed b. Hanbel'e göre farklı bağış hukukî netice doğurur; ancak bundan rucû etmek farzdır. Farklı vermek, hastalık, borçluluk gibi meşru bir sebebe dayanırsa caizdir. c) Cumhura göre eşit vermek müstehab, farklı vermek mekruhtur. (eş-Şevkânî, ag. esr; C. VI, s. 8 vd.) Ancak gerektiren sebep bulunursa farklı vermek mekruh olmaz. Ebeveynin Hakları Çocukların ana ve babalarına sevgi ve saygı duymaları, sözlerini dinlemeleri ve muhtaç oldukları zaman onlara bakmaları evlâtlık borçlarıdır. «Biz insana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir; zira annesi onu, karnında güçlüklere göğüs gererek taşımış, onu acı çekerek doğurmuştur. Taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer.» (el-Ahkâf: 46/15) «Rabbin yalnız kendisine tapmanızı ve ana babaya iyilik etmeyi buyurmuştur. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlıyacak olursa, onlara karşı «öf» bile demeyesin, onlan azarlamayasın, ikisine de hep tatlı söz söyleyesin...» (el-İsrâ: 17/23) İslâmda kulun emrine itaat, bu emrin meşru olmasına bağlıdır. Meselâ ana-baba evlâdını, Allah'a şirk koşmaya zorlasalar onlara itaat edilmez; fakat bu durumda bile onlara kötü söylemek caiz değildir. (Lukmân: 31/14-15) Rasûlullah'a soruyorlar: — İyi davranmama kim daha lâyıktır? — Annen! — Sonra? — Annen! — Sonra? — Annen! — Sonra? — Baban (Buhâri, K. el-Edeb, 2; Müslim, K. el-Birr, 1) Şöyle buyurdu: — Size büyük günahların en büyük üçünü haber vereyim mi? — Evet ya Rasûlullah! — Allah'a şirk koşmak, ana babaya baş kaldırmak ve (yaslandığı yerden oturumuna gelerek) dikkat edin; yalan söz, yalan şahidlik! (Buhâri, K. el-Edeb, 6; eş-Şehâdât, 10; Müslim K el-İmân. 143, 144.) Gündüzleri oruç, geceleri namaz ile geçiren bir kimse bile ecirde, sevapta Allah yolunda cihâda çıkmış mücâhide denk olamaz. Cihâdın bunca manevi değerine rağmen, cihad için izin istemeye gelen birisine Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.) soruyor: — Anan ve baban sağ mı? — Evet. — Onları hoşnud etme yolunda savaş! Senin cihadın onlara hizmettir. (Buhâri, K. el-Cihâd, 138; K. el-Edeb, 3; Müslim, K. el-Birr, 5.) |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:35 .
http://www.islamportali.com
|
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.5 |
|
ExForum |
Rüya Tabirleri |
Dini Hikayeler