![]() |
![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#1 (permalink) |
|
Kadınlar İçin 1.000 Fetva (1.BÖLÜM)
KADIN VE TEMİZLİK Taharete Engel Olanlar Necaset Hükümleri Abdest Hükümleri KADIN VE GUSÜL Gusül, aynı zamanda abdest yerine geçer mi? MESTLERE MESH ETMEK KADIN VE HAYIZ Hayızlı İle İlgili Hükümler Hayızlı İçin Farklı Durumlar Kadınlarda Adet Düzensizliğinin Sebepleri: KADIN VE İSTİHAZE (ÖZÜR KANI) KADIN, RUTUBET VE AKINTILAR Vedi, Mezi ve Meni Arasındaki Fark KADIN VE HAMİLELİK Hamileliği Önleyici Şeyler Kullanmak İki Çeşittir Çocuk Düşürmek İki Çeşittir KADIN VE NİFAS KADIN VE GİYİM Müslüman Kadının Giyimi Yasaklanmış Elbiseler Kadın Neden Açılarak Hayasız Bir Görünüşe Bürünür? KADIN VE NAMAZ Namaz İle İlgili Hükümler Kaçan Namazların Kazası İle İlgili Hükümler: Nafile Namazlarla İlgili Hükümler Cemaat İle Namaz Hakkında Hükümler Cemaatle Namazda Erkeklerle Kadınların Farklı Olduğu Hususlar KADIN VE CENAZELER KADIN VE ORUÇ KADIN VE ZEKÂT KADIN VE HAC KADIN VE KUR’AN Tilavet Secdelerinin Hükümleri KADIN VE RÜYALAR KADIN VE VESVESELER KADIN VE AŞK KADIN VE (KONUŞMA, GÖRÜŞME GİBİ) ZİNA VESİLELERİ KADIN VE DÜĞÜN KADIN VE ZİNET KADIN VE TEMİZLİK Bu bölümde 35 cevap vardır. Taharete Engel Olanlar: 1- Abdest ve gusül için suyun ulaşmasına engel olan şeylerin giderilmesi gerekir. (İbn Useymin) 2- Hayızlı kadın, bu dönemlerinde namaz kılmayacağı için tırnak boyası kullanmasında sakınca yoktur. (İbn Useymin) 3- Taharet için suyun ulaşmasına engel olmaları sebebiyle abdest alınacağı veya gusledileceği zaman tırnak boyalarının giderilmesi gerekir. 4- Mülahaza: Bu boya abdest alındıktan sonra kullanılırsa namaz sahihtir. (İbn Useymin) 5- Kına: Eğer elde veya ayakta tabaka oluşturup, suyun altına ulaşmasına engel olursa, abdest veya gusülden önce bunun giderilmesi gerekir. Fakat tabaka oluşturmayıp sadece renginin eseri kalıyorsa bu abdeste engel değildir. Zira renginin kalması suyun ulaşmasına engel değildir. (el-Lecnetud Daime) 6- Kınalı saça mesh etmek: Kadının kınalı saçlarına mesh etmesi caizdir, saçlarını çözmesine gerek yoktur. Ama cünüplük gibi durumlardan temizlenmesi halinde mesh etmek yeterli olmayıp bütün saçlarını yıkaması gerekir. (İbn Useymin) 7- Başörtüsüne mesh etmek: Eğer şiddetli soğuk veya çözüp bağlamadaki zorluk gibi sıkıntılar varsa başörtüsüne mesh etmede sakınca yoktur. Fakat buna mesh etmemesi daha evladır. (İbn Useymin) 8- Meç: Saçların bir kısmının boyandığı meç, gusülde suyun ulaşmasına, abdestte de başın mesh edilmesine engeldir. Abdestin tamamlanmasına engel olduğu için giderilmesi gerekir. 9- Suyun ulaşmasına engel olmayan kına gibi boyalara gelince, bunda bir sakınca yoktur. (İbn Munî’) 10- Tüy kremi ve dudak boyası abdesti bozar mı?: Bu ve benzeri yağlar abdesti bozmaz. (İbn Useymin) 11- Suyun ulaşmasına engel oluşturan yağ, abdeste mani olur mu?: Eğer bu yağ, abdest azalarında katı bir tabaka oluşturup suyun ulaşmasına engel oluyorsa bunun abdest almadan önce giderilmesi gerekir. Eğer tabaka bırakmıyorsa bunda sakınca yoktur ve sabun ile yıkanması gerekmez. Fakat suyun kayıp gitmemesi için bu organlar yıkanırken el ile ovulmalıdır. (İbn Useymin) Necaset Hükümleri: 12- Namaz esnasında elbisesinde necaset gören, namazdan çıkıp necaseti yıkar ve sonra dönüp yeniden namaza başlar. (İbn Cibrin) 13- Namazda iken elbisesinde necaset olduğundan şüphelenen kimsenin, bu konuda kesin bilgi sahibi oluncaya kadar namazdan ayrılması caiz değildir. (İbn Baz) 14- Namaz kılınan yere veya halıya necaset düşmüşse bunu sünger ile silmek yeterli değildir. İdrar vb. necasetin gittiğine dair galip zan oluşuncaya kadar su dökülür. Eğer necaset, tabaka halinde ise, bunun giderilmesi gerekir. (el-Lecnetud Daime) 15- Kuru necasete kuru beden ve kuru elbise ile dokunmak zarar vermez. Aynı şekilde, kuru hamama, kuru yalınayak ile girmek de zarar vermez. Zira necaset, nemli iken bulaşır. (İbn Cibrin) 16- Temiz elbise ile necis elbise bir arada yıkanırsa necaset eseri kalır mı?: İhtiyatlı olanı, suyla giderilmesi mümkün olan necis elbiselerin ayrı olarak yıkanması ve necaset izlerinin giderilmesidir. Eğer necis elbiseler ile temiz elbiseler, necasetin izlerini giderebilecek kadar bol su ile yıkanırsa, bu şekilde bütün elbiseler temizlenmiş olacağından necaset bulaşmaz. (İbn Baz) 17- Başka birisinin üzerinden necaseti yıkamak abdesti bozmaz. Ancak avret yerine dokunursa bu abdesti bozar. (el-Lecnetud Daime) 18- Kadının elbisesinin eteği necasete uğrayıp geçerse, bunun hükmü ayakkabıların hükmü gibidir. Eğer elbise eteği necis bir yerde sürünür, sonra temiz bir yerde sürünürse, bu onun temizliğidir. (Muhammed Bin İbrahim) Abdest Hükümleri: 19- Saçları örgülü olsa da olmasa da kadının abdestte saçlarına mesh etmesi caizdir. (Şeyh İbn Useymin) 20- Arada bir engel olmaksızın avrete dokunmak abdesti bozar. Küçüğün veya büyüğün avretine dokunmak bu konuda eşittir. (el-Lecnetud Daime) 21- Kadının fercinden yel çıkması abdesti bozmaz. Zira bu necaset mahalli değildir. (Şeyh İbn Useymin) 22- Kadına dokunmak abdesti bozmaz. Bu konuda yabancı kadın olması, eşi veya mahremi olması ile dokunmanın şehvetli ya da şehvetsiz olması fark etmez. Fakat dokunma sebebiyle mezi vb. gibi bir şey çıkmışsa abdest bozulur. (el-Lecnetud Daime) 23- Cünübün gusledinceye kadar mushaftan veya ezberinden Kur’ân okuması caiz değildir. (Şeyh İbn Cibrin) Mütercim’in notu: Kur’an’a dokunmadan abdestsiz olarak okumak ittifakla caizdir. İbni Abbas, Şa’bî, Dahhak, Zeyd Bin Ali, el Müeyyed Billah, Davud Zahiri ve başka âlimler abdestsiz olarak Kur’ana dokunmanın caiz olduğunu söylemişlerdir. (İbni Ebi Şeybe(1/98) Abdurrazzak(1/340) —Abdestsiz olarak dokunulamayacağını söyleyenler şu hadisi delil getirirler: Amr Bin Hazm r.a.’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Kur’an’a ancak temiz olan kimse dokunabilir.” Darekutni(1/121) Beyhaki(1/87) el-İrva(122) Busayri İthaf(726) Metalibul Aliye(91) sahihtir. —Ancak bu hadiste geçen “temiz” kelimesi, cünüp olmayan, abdestli olan, bedeninde necaset olmayan ve mü’min arasında müşterek bir tabirdir. Bu sebeple abdestsiz olarak Kur’ana dokunulmayacağına dair bir delil yoktur. —Cünüp olarak Kur’an’a dokunulmayacağını söyleyenler de: “Ona ancak temiz olanlardan başkası dokunamaz”(Vakıa 79) ayetini delil getirirler. Lakin bu ayetteki “ona” zamiri Levhi Mahfuza döner ve temiz olanlar ile kastedilen de meleklerdir. —Cünüp olan mümin ise Ebu Hureyre r.a. hadisinde de geçtiği gibi, necis değil, temizdir. Mü’min ister cünüp veya hayızlı, ister abdestsiz olsun temizdir. Ona ne hakiki anlamda ne de mecazi anlamda “necis” denilemez. Düşman topraklarına Mushaf ile sefer edilmesini yasaklayan hadis, necis olmakla vasfedilen müşriklerin ona dokunmamaları içindir. Fakat Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Hirakl’e gönderdiği mektupta ayetler yazılı idi.( Bkz.: Buhari(hayız 7) ayrıca imam Buhari’nin Halku Ef’alil İbad adlı eserine bakınız.) -Bir kafirin ayetler yazılı olan kağıda dokunup okumasında Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sakınca görmediyse, cünüp de olsa temiz olduğu belirtilen müminin mushaftan okuması daha evladır. İbn Abbas radıyallahu anhuma da cünübün Kur’ân okumasında sakınca olmadığını söylemiştir.(Buhari: hayz 7) 24- Sürekli olarak yellenenin namaz vakti girince abdest alması gerekir, eğer engel olamıyorsa namazı sahihtir. (Şeyh İbn Cibrin) 25- Kadın abdestte başını erkekler gibi mesh eder. Başını saç diplerinin sonuna kadar tamamen ve kulaklarıyla beraber mesh eder. Sarkan saçlarını mesh etmesi gerekmez fakat mesh ederse müstehaptır. (Şeyh İbn Cibrin) 26- Klorla karışık suyla, çamurdan ve otlardan arıtılmış suyla abdest almak zarar vermez. Zira temizlik durumu baki kalmıştır. (Şeyh İbn Baz) 27- Her abdest için istinca şart değildir. İtsince ancak, küçük ve büyük abdest bozmak ile alakalı hususlarda gereklidir. Ama yel, ferce dokunmak, uyumak gibi diğer abdest bozucularda istinca meşru olmayıp, aksine bunlarda sadece abdest alınması gerekir. (Şeyh İbn Baz) 28- Abdest ve namaz için niyeti telaffuz etmek bidattir. Bu ne peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den ne de sahabelerinden nakledilmemiştir. Niyetin yeri kalptir. “Niyet ettim abdest almaya veya niyet ettim namaz kılmaya…” diye söylemeye ihtiyaç yoktur. (Şeyh İbn Baz) 29- Uyuklamak abdesti bozmaz: Abdesti ancak kişinin etrafındakilerden şuursuz kaldığı ağır uyku bozar. —Netice olarak diyebiliriz ki: şeriat abdestsizin ve cünüp olanın mushafa dokunmasını, Kur’an okumasını yasaklamamıştır. Bu konuda yasaklayan bazı hadisler rivayet edilmişse de bunların hiçbirinin sahih olmadığı hadis uzmanlarınca tesbit edilmiştir. Lakin en faziletlisi abdestli iken okumaktır. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kendisine verilen selamı abdestsiz cevaplamak istememiş, teyemmüm ettikten sonra almıştır. Bu da bunun müstehap olduğunu gösterir. Zira hakkında emir ya da yasak varit olmayan bir konuda fiilî hadis, müstehaplık ifade eder. (Şeyh İbn Baz) 30- Temizliğinden şüphe bulunan yere seccade sermenin hükmü: Eğer necis bir yere temiz sergi serilirse üzerinde namaz sahihtir. Zira onunla necaset arasında engel vardır. (Şeyh İbn Fevzan) 31- Avretin örtülmesi abdestin sıhhati için şart mıdır?: Abdest sahihtir. Abdestin sıhhati için avretin örtülmesi şart değildir. (Şeyh İbn Baz) 32- Ölü yıkamak abdesti bozar mı?: Hayır, bozmaz. Lakin ölüyü yıkayan onun avret yerine dokunmuşsa abdesti bozulur. Ölü yıkayanın ölünün avretine arada bir engel olmadan dokunmaması gerekir. (Şeyh İbn Baz) 33- Başa kına koymak abdesti bozar mı?: Hayır, eğer bunu bitirmişse bozmaz. Başına dokunmasında da bir sakınca yoktur. Eğer üzerinde kına ve benzeri kadının ihtiyaç duyduğu sargılar varsa, küçük taharet (abdest) için sakıncası yoktur ama büyük taharet (gusül) için sakıncalıdır. (şeyh İbn Baz) 34- Sıhhi malzemelere ve hamam döşemelerine yalın ayak dokunmak abdesti bozmaz. (Şeyh İbn Baz) 35- Dişler arasında kalan yemek kırıntılarının abdest almadan önce giderilmesinin hükmü: Bunların abdestten önce giderilmesi gerekmez. Lakin kişinin, yemekten sonra dişlerinde kırıntı kalmaması için temizlemesi gerekir. Bu, dişlerin hasta olmaması için daha iyi ve daha temizdir. (Şeyh İbn Fevzan) KADIN VE GUSÜL Bu bölümde 23 cevap vardır. 1- Hayızlının gusül için saçlarını çözmesi sahih olan görüşe göre gerekmez. Ancak ihtilaftan kurtulmak için ihtiyat olarak çözebilir. (el-Lecnetud Daime) 2- Eğer kadında cünüplük varsa, sadece saçlarının dış yüzünü yıkaması caiz değildir. Aksine suyu saç diplerine (kafa derisine) ulaştırmalıdır. (Şeyh İbn Useymin) 3- Saçlar örgülü ise, yıkamak için çözülmesi gerekmez. Suyun her saça ulaştırılması gerekir. Örgü, su isabet eden yerlerin altında kalır, sonra örgülü saçlar sıkılarak suyun saçların tamamına ulaşması sağlanır. (Şeyh İbn Useymin) 4- Kadın ihtilam olur ve uyandığında ıslaklık eseri bulamazsa gusül gerekmez. 5- Eğer uyandığında ıslaklık bulursa gusletmesi gerekir. (Şeyh İbn Useymin) 6- Geçmişte ihtilam olmuş kimse, eğer ıslaklık görmemişse bir şey gerekmez. Ama görürse, kaç namaz geçtiğini araştırır ve onları kılar. (Şeyh İbn Useymin) 7- Cima olmasa bile meninin lezzet ile çıkması guslü gerektirir. (el-Lecnetud Daime) 8- Kadın, rüyasında bir erkekle cima ettiğini görürse, uyku halinde mükellef olmadığı için bunda günah yoktur. (el-Lecnetud Daime) 9- Kadın, istinca, merhem sürmek, kadın hastalığının tedavisi veya alet almak için elini fercine sokarsa gusül gerekmeyip sadece abdest gerekir. (el-Lecnetud Daime) 10- Kadın, cünüp olduğundan şüphe ederse, şüphe sebebiyle gusletmesi gerekmez. Zira aslolan cünüp olmamaktır. (el-Lecnetud Daime) 11- Cünüp olan kişi, abdest almadan uyursa bunda günah yoktur. Lakin uyumadan önce abdest alması daha faziletlidir. Zira peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem böyle yapmış ve böyle yapılmasını emretmiştir. (el-Lecnetud Daime) 12- Birden fazla gusül gerektirici (hayız ve nifas gibi) sebepten dolayı hepsine bir niyet ederek tek gusül almak yeterlidir. (el-Lecnetud Daime) 13- Cünübün bedeni temizdir. Gusletmeden önce bardak, tabak, elbise gibi eşyalara dokunması caizdir. Hayız ve nifaslının durumu da böyle olup bunların dokunması ile eşyalar necis olmaz. (el-Lecnetud Daime) Gusül, aynı zamanda abdest yerine geçer mi? 14- Eğer büyük ve küçük hadeslerden temizlenmek niyetiyle cünüplükten gusledilmişse bu, abdest yerine de geçer. Lakin faziletli olanı, peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e uyarak önce istinca edip abdest almak sonra tam bir gusül almaktır. Hayızlı ve nifaslı olan da böyledir. 15- Eğer gusül böyle alınmamışsa, Cuma guslü ve temizlenmek için yıkanmada olduğu gibi, abdest yerine geçmez. Buna niyet etmiş olsa bile, abdestin farzlarından biri olan tertibi terk ettiği için yine abdest yerine geçmez. (Şeyh İbn Baz) 16- Cünüplükten gusül ve diğerlerinde tam bir gusül şu şekildedir: — Niyet eder — Allah’ın ismini zikreder — Ellerini üç kere yıkar — Fercini ve vücudundaki meni eserlerini yıkar — Tam bir abdest alır — Gusle başlar ve önce başını üç kere yıkar. Suyu saç diplerine ulaştırır ve sonra tüm bedenini yıkar. — Yıkamaya önce sağ yanına sonra sol yanına su dökerek başlar. — Ellerini vücudunda yetiştirebildiği kadar gezdirir. 17- Duş altına girip tek seferde de olsa bütün vücuduna suyun ulaşması ile gusül yerine gelmiş olur. (Şeyh İbn Cibrin) 18- Yumurta, limon gibi şeyler içeren şampuan türleri ile yıkanmanın hükmü: Saçların ıslahı ve tedavi için bunların kullanılmasında sakınca yoktur. Yumurta, buğday gibi yiyeceklerin tedavide kullanılmasına bir engel olmayıp, hamamlarda bunlarla gusletmenin de sakıncası yoktur. (Şeyh İbn Baz) 19- Kadının saç örgülerini çözmeksizin cünüplükten gusletmesi sahih midir? Kadın başına üç sefer su saçarsa bu yeterlidir. Örgüyü çözmesine gerek yoktur. (Şeyh İbn Baz) 20- Cünüplükten gusledip bitirdiğim zaman benden meni gibi bir şey çıkarsa tekrar gusletmem gerekir mi? Gusül halin devam ettiği sürece yeniden gusletmen gerekmez. Çıkan bu meninin ise, şehvetsiz çıktığı için bir önemi yoktur. Bunun hükmü idrar gibi olup istinca etmek ve abdest almak gerekir. 21- Ama dokunma, öpme gibi şehvete sebep olan sebeplerle, şehvet ile çıkmışsa bu yeni bir menidir ve gusül gerekir. (şeyh İbn Baz) 22- Hayızlı ve cünüp olanın guslü fecir doğana kadar geciktirmesi caiz midir? Eğer kadın, fecirden önce temizlik görmüşse, oruca devam eder. Guslü fecirin doğuşundan sonrasına kadar ertelemesine bir engel yoktur. Lakin güneş doğuncaya kadar geciktiremez. Aksine, güneş doğmadan önce gusledip namazı kılması gerekir. (şeyh İbn Baz) 23- Uzun saçlı olup da saçları örgülü olmayan kimse, saçları örgülü olana kıyas edilebilir mi?: Cünüp olan veya hayızdan kesilmiş olan kişi, bütün vücuduna ve saçlarına temizlik niyetiyle su dökmelidir. Bunda saçı uzun olsun kısa olsun, örgülü ya da örgüsüz olsun fark etmez. (el-Lecnetud Daime) 24- Cünüplükten guslederken, guslün başında ve sonunda insan ne söylemelidir?: İnsan guslün başında: “Bismillah(Allah’ın ismiyle)” der. Sonunda da: “Eşhedu en la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh ve eşhedu enne muhammeden abduhu ve rasulih Allahummec’alnî minet tevvabin vec’alni minel mutatahharin (Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, o birdir, ortağı yoktur. Şehadet ederim ki Muhammed onun kulu ve rasulüdür. Allah’ım! Beni tevbe edenlerden ve temizlenenlerden eyle)” der. (Şeyh İbn Fevzan) MESTLERE MESH ETMEK Bu bölümde 7 cevap vardır. 1- Mukimin bir gün bir gece ve yolcunun üç gün üç gece mesh etmesi caizdir. 2- Mesh süresi, giyilmesinden sonra ilk mesh ettiği andan itibaren başlar. 3- Mestlere mesh etmenin şartları: Mübah olarak giyilmiş olması, temiz olması, örtücü olması, kendi başına sabit durabilmesi , taharet üzere giyilmiş olması. 4- Mestlere mesh şekli: Elini suya sokar, ayağındaki mestin dış yüzünü mesh eder, altını ve topukları değil de ön yüzünü parmaklarıyla tek seferde mesh eder. 5- Şu dört şeyden biri mestlere meshi iptal eder: — Mestlerin ayaktan çıkarılması — Cünüplük gibi gusül gerektiren haller — Mestte geniş bir delik açılması — Mesh süresinin dolması Mütercimin notu: Mestlerin örtücü olması ve kendi başına sabit durabilmesi şeklinde bir şart naslarda gelmemiştir. Bu şartlar, "Allah'ın Kitabında olmayan her şart bâtıldır." Hadisi şerifi ile reddolunmuştur. Bunun gibi, Sevrî'den gelen sahih rivayete göre Süfyan es-Sevrî: “ayağına ilişik olduğu müddetçe onun üzerine mesh et” demiş ve devamla: "Muhacirlerin ve Ensâr'ın mestleri yırtık, yamalı, parça parça değil miydi?" demiştir. (Abdurrazzak(753) Beyhaki(1/283) İbn Hazm el-Muhalla(2/100) Mütercim’in notu: Gusül gerektiren bir durum olması ve mesh süresinin dolması dışında bu sayılanlar meshi iptal eden şeyler değildir. Bunun delillerini görmek isteyen Sahih İlmihal adlı kitabıma baksın. 6- Özürsüz olarak yazın çoraplara mesh etmenin hükmü: Genel olarak sahih hadisler, mestlere ve çoraplara, yaz ve kış mesh etmenin caiz olduğunu göstermektedir. Ancak çoraplara ve başka şeylere şer’an muteber şartlar ile mesh etmelidir. (Şeyh İbn Baz) 7- Şeffaf veya ince çoraplara mesh etmenin hükmü: Çoraba mesh etmede şart olan, çorabın sık dokunmuş ve örtücü olmasıdır. Şeffaf ise üzerine mesh etmek caiz olmaz. (Şeyh İbn Baz) KADIN VE HAYIZ Bu bölümde 66 cevap vardır. 1- Hayzın tarifi: Özel vakitlerinden rahimden atılan tabii kandır. (Şeyh İbn Cibrin) 2- Hayzın Süresi: Tercih edilen görüşe göre en azı ve en uzun süresi hakkında bir sınır olmamasıdır. (Şeyh İbn Useymin) Dokuz yaşından önce hayız yoktur. Zira kadının bu yaştan önce hamile kalması mümkün değildir. Dokuz yaşına gelir ve kan görürse, nadir de olsa bu hayızdır. (Şeyh İbn Useymin) 3- Kaide: Ne zaman hayız bulunursa hükmü sabit olur ve ne zaman bundan temizlenilirse hükmü kalkar. (Şeyh İbn Useymin) 4- Düzensiz gelen kan elli günden sonra hayız kanı değil hastalık kanı sayılır. Bu kimsenin namaz kılması ve orucu tutması gerekir. (İbn Baz) 5- Hayız kanının sıfatı: Kötü kokulu ve siyah renktedir. İnce değil, yoğundur. (Şeyh İbn Useymin) 6- Başlangıç hükmü: Hayız zamanı olması mümkün olan zamanda kan gelirse, kesilinceye kadar beklenir. Zira bu hayız kanıdır. Tekrar etmesini beklemeye ihtiyaç yoktur. (Şeyh Muhammed Bin İbrahim) 7- Kadın kan hakkında şüpheye düşerse, Kadının fercinden gelen kanlarda aslolan: istihaze kanı olduğu açıkça ortaya çıkıncaya kadar onun hayız kanı olmasıdır. (Şeyh İbn Useymin) 8- Hayızda düzensizlik: Temizlik bir günden daha az sürerse bu dikkate alınmaz. Zira kan bir defasında akar, diğer seferinde kesilir. Kanın mücerred olarak kesilmesiyle temizliğe hükmedilmez. Tıpkı bir saatten az süreliğine kesilmesinde olduğu gibi. (el-Lecnetud Daime) 9- Hayızdan guslettikten sonra kan gelirse: — Eğer temizlikten sarı veya bulanık gelirse buna itibar edilmez. Bunun hükmü idrar gibidir. — Ama açıkça kan gelirse bu hayızdan sayılır ve guslün yenilenmesi gerekir. (Şeyh İbn Baz) 10- Temizlik alameti: Kadınların genelinde beyaz akıntının gelmesidir. (Şeyh İbn Useymin) 11- Kadında sarı veya beyaz akıntı olmazsa diğer hayızlık dönemi gelinceye kadar bu sadece kuruluktur. Bu bütün kadınlar için bir hükümdür. (İbn Useymin) 12- Ye’s (Menopoz): Kadının bir daha yinelememek üzere hayızdan kesilmesidir. (İbn Useymin) 13- Temizlikten sonra gusletmedikçe kadının eşiyle ilişkiye girmesi caiz değildir. (el-Lecnetud Daime) 14- Hayızlının içinde ayetler yazılı olan kitaplara dokunması: Ne hayızlıya, ne cünübe ne de abdestsiz olana bunlara dokunmak haram değildir. Zira bu Mushaf değildir. (İbn Useymin) 15- Hayızlı kadının eline, başına ve ayaklarına kına yakması caizdir, bunda bir sakınca yoktur. (İbn Useymin) 16- Hayız yapıcı haplar almak: Eğer tabip zarar vermeyeceğine karar verirse bu caizdir. (el-Lecnetud Daime) 17- Hayzı engelleyici hapları kullanmanın zararları: — Rahimin iltihaplanmasına sebep olur — Kanın değişmesine ve düzensizleşmesine sebep olur — İleride rahimin deforme olmasına sebep olur — Ve daha başka zararları vardır. (Bazı tabiplere göre bunun on dört zararı vardır.) 18- Ramazan’da ve Hac’da hayzı geciktirici hapları kullanmak: Sıhhi bir zarar vermemesi şartıyla bunda sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime) 19- Hap aldıktan sonra hayız olursa: Kadın, tabibe sorar, eğer hayız derse hayızdır. Şayet bunun hapların sebep olduğu akıntılar olduğunu söylerse hayız değildir. (İbn Useymin) 20- Kadın kendi hayzına sebep olursa, namazı kaza etmesi gerekmez. Zira ne zaman kan bulunursa hayız hükmü de sabit olur. Tıpkı hayza engel olucu hap kullanılıp hayız olunmazsa, namaz kıldığı, oruç tuttuğu gibi. Orucu da kaza etmez. Zira o hayız değildir. Hüküm illeti etrafında döner. (Şeyh İbn Useymin) 21- Hayızlı için, ehlil ve tekbir, sabah akşam zikirleri, yatarken ve uyanınca söylenecek zikirler gibi şer’î zikirleri yapması, fıkıh, hadis ve tefsir gibi ilmi kitapları okuması caizdir. (Şeyh İbn Fevzan) 22- Hükmü hayız hükmünde olmayan kanlarda tabiplere müracaat edilmelidir. (İbn Useymin) 23- Hayızlı için tıbbî nasihatler: — Mümkün olduğunca sakinliği ve rahatlığı gözetmelidir. — Hafif ve kolay işler yapmalıdır. — Çok ter atmaya nazaran şahsi temizliğe özen göstermelidir. — Karnına masaj yapmaktan sakınmalıdır. — Bu dönemde şer’an haram olan cimadan sakınmalıdır. — İç organları yıkamaya özen göstermelidir. Bu önden arkaya doğru olmalıdır. — Mecbur kalmadıkça ilaç alınmamalıdır. Aspirin gibi ilaçlardan da sakınılmalıdır. — Özellikle ağız ve diş bakımına özen göstermelidir. 24- Kadının iki şartla hayız geciktirici ilaç alması caizdir: Zarar vereceğinden korkulmaması ve kocasının izni ile olması. (İbn Useymin) 25- Hayza sebep olan ilaçların kullanılması da iki şartla caizdir: Farzların düşmesi düşünülerek yapılmamalıdır. Mesela ramazan yaklaşınca oruç tutmamak için veya namaz kılmamak için kullanılmamalıdır. Kocasının izni ile kullanmalıdır. Zira hayız olması, kocasının kendisinden faydalanmasına engel olacaktır. Eğer mutlaka bunu yapması gerekiyorsa kocasının hakkını eda etmekte acele etmelidir. (İbn Useymin) Hayızlı İle İlgili Hükümler: 26- Namaz: Hayızlının farz ya da nafile namaz kılması haramdır, kaza da etmez. (İbn Useymin) 27- Oruç: Hayızlının farz ya da nafile oruç tutması haramdır. Lakin farz orucu kaza etmesi gerekir. (İbn Useymin) 28- Kabeyi Tavaf: Farz ya da nafile tavaf yapması haramdır. Ama Safa ile Merve arasında sa’y, vakfeler, Müzdelifede gecelemek gibi diğer menasikleri yerine getirebilir. Bunlar ona haram değildir. (İbn Useymin) 29- Veda Tavafı kendisinden düşer. Eğer haccın on iki nüsükünü tamamladıktan sonra ve memleketine doğru çıkmadan önce hayız olursa, veda tavafı yapmadan çıkar. (İbn Useymin) 30- Mescitte kalmak: Hayızlının bayram namazı kılınıncaya kadar mescitte beklemesi haramdır. (İbn Useymin) 31- Cima: Hayızlı kadının eşiyle cima etmesi haramdır. (İbn Useymin) 32- Talak (Boşanma): Kocasının hayızlı eşini bu dönemde boşaması haramdır. (İbn Useymin) 33- Beraatur rahim hükmü: Hamile olmamak demektir. (İbn Useymin) 34- Gusul gerekmesi: Hayızlının, temizlik döneminin başladığı an bütün bedenini temizleyerek gusletmesi gerekir. (İbn Useymin) Hayızlı İçin Farklı Durumlar: 35- Artma ve eksilme: Mesela, kadının normal âdeti altı gün sürerken kan yedinci gün de gelebilir. Veya âdeti yedi gün iken altıncı günde temizlik olabilir. Doğrusu: Ne zaman kan görürse o hayızdır. Ne zaman da temizlik görürse o temizdir. Âdetinde artma veya eksilme olması fark etmez. (İbn Useymin) 36- Erken olması veya gecikmesi: Mesela: normal âdeti ay sonu iken hayzı aybaşında görebilir veya aybaşında iken ay sonunda görebilir. Doğrusu: Ne zaman kan görürse o zaman hayızdır. Ne zaman da temizlik görürse o temizdir. Erken olması veya gecikmesi fark etmez. (İbn Useymin) 37- Sarılık veya bulanıklık: İltihap gibi sarı kan görülürse veya sarı ile siyah arasında bulanık görürse, bunu hayız döneminde veya temizlikten önce hayza bitişik günde görmüşse onun için hayız hükmü sabit olur. Eğer temizlikten sonra görmüşse hayız değildir. (İbn Useymin) 38- Hayız dönemi içinde kesinti: Bir gün kan görür, bir gün temiz görürse, iki durum söz konusudur: Birinci durum: Bu her zaman böyle devam ediyorsa istihaze (özür) kanıdır. İstihaze hükümlerine tabidir. İkinci durum: Kadın bunu sürekli böyle görmez, bazen bu şekilde olursa, onun temizlik dönemi sahihtir. Doğrusu: Ne zaman kan, bir günden az olarak kesilirse bu temizlik değildir. Ancak âdetinin sonunda kesilme olursa veya beyaz akıntı görürse bu temizliktir. (İbn Useymin) 39- Kanda kuruluk: Kadın mücerred olarak rutubet görürse, eğer bu hayız döneminde veya temizlik döneminden önce hayza bitişik günde olmuşsa, bu hayızdır. Temizlikten sonra görülmüşse hayız değildir. Bu, sarılık ve bulanıklık görme hükmündedir. (İbn Useymin) 40- Normal döneminde hayızdan kesilen fakat sonra bir iş yüzünden kan gelirse bu hayız kanı değil, hastalık kanıdır. Namaza ve oruca engel değildir. (İbn Baz) 41- Nokta şeklinde kan: Nokta şeklinde kan gören, bunu normal adet günleri dışında görmüşse namazı ve orucu terk etmez. Zira bu hastalık kanıdır. (İbn Useymin) 42- Hayızlının Mescide dâhil olan yere girmesi caiz değildir. Eğer mescid ile arada duvar olup duvar arkasından imamın sesi işitiliyorsa cemaat ile namaz sahihtir. Zira burası da mescide tabidir. (İbn Baz) 43- Kadının hayız ve nifas günlerinde kan kesici ilaç kullanması: Kan kesici hap veya iğne kullanan gusleder, temizlik dönemlerindeki gibi namazını kılar ve orucunu tutarsa sahihtir. (İbn Baz) 44- Aylık döneminden beş gün önce benzer renkte akıntı gelirse bu esnada oruç tutabilir ve namaz kılabilir mi? Eğer bu, kan geldiği günlerden ayrı günde geliyorsa hayız değildir. Namazı kılmalı ve orucu tutmalıdır. Her namaz için ayrı abdest alır. Bu hayız hükmünde değil, idrar hükmündedir. Ama bu beş gün, hayız dönemi ile bitişik ise, hayızdan sayılır ve âdetinden hesap eder. (İbn Baz) Kadınlarda Adet Düzensizliğinin Sebepleri: 45- Hayza engel olan haplar kullanmak: Bunlar kadının âdetine etki ederek, erken olmasına, gecikmesine, artmasına veya azalmasına sebep olur. 46- Hamileliği önleyici spiral kullanmak: Bu, âdete etki ederek kanı azaltır. Fakat kanın az çıkması sebebiyle, adet müddetini artırarak yedi gün yerine on gün hayız olur. (İbn Cibrin) 47- (Kitabın orijinal metninde 47. madde sehven atlanılmış-mütercim-) 48- Adet süresinden üç gün önce kan gelirse hükmü nedir?: Kadın adetini sayı, renk ve zaman olarak bilirse, adet süresinde namazı terk eder, sonra gusleder ve namazı kılar. Adet gününden önce gelen bu kan ise hastalık kanı sayılır. Bu sebeple namaz ve oruç terk edilmez. Bilakis bu kanı yıkaması, her namaz için abdest alarak müstahaza (özürlü) gibi hareket etmelidir. (İbn Cibrin) 49- Aylık adet günlerinde iki gün hayız kanı geliyor, sonra kesiliyor, dördüncü günde tekrar geliyor. Adet günleri içerisinde olan bu üçüncü günde ne yapmalıdır?: Kadın, bildiği adet günlerinde bulunduğu sürece ondan namaz ve oruç düşer. Adet günleri içinde bazı günler kan kesilse bile, temizlik alameti olan beyaz akıntıyı görmemişse adet zamanı devam etmektedir. (İbn Cibrin) 50- Hayızlı, cünüp ve nifaslı arasındaki fark: Hayız ve nifaslının cünübe kıyas edilmesi caiz değildir. Zira vakti kısa olan cünüplüğün hilafına, bunların müddeti uzundur. Cünüplük gerektiren durumdan çıkınca gusletme imkânı vardır. (İbn Baz) 51- Adet vakti içinde veya dışında az kan: Eğer bu adet günlerinde görülürse hayız kanı sayılır ve hayız olduğunu anlar. (İbn Useymin) 52- Aynı ay içerisinde kan gelir ve kesilirse: Hayız ne zaman gelirse hayızdır. Önceki hayız dönemi ile aradaki sürenin uzaması veya kısalması fark etmez. Eğer hayızdan sonra temizlik gelir, bundan beş veya altı gün sonra ikinci defa adet gelirse, oturur namaz kılmaz. Zira o hayızdır. (İbn Useymin) 53- Müddetin artması ve rengin değişmesi: Kadın temizlik görür ve bildiğinden farklı renkte böyle bir kan görürse bu hayız kanı değildir. Bu sadece ya sarı, ya bulanık ya da bazen siyah olur. Eğer böyle ise bu hayızdan sayılmaz, namaza ve oruca devam edilir. (İbn Useymin) 54- Normal adet günlerinden iki gün sonra temizlenir de, bir veya iki gün sonra da tekrar kan gelirse: Kan gördüğü bu iki gün hayızdan sayılır. Bu günlerde namaz kılması caiz değildir. Ama temizlik gördüğü iki günde guslettikten sonra namaz kılar. (el-Lecnetud Daime) 55- Kadın, her ayın başında altı gün hayız olup sonra kan yinelerse hüküm nedir?: Her ayın başında altı gün oturur, onun için hayız hükmü sabit olur. Bunun dışındakiler özür kanıdır. Gusledip namaz kılar ve kana aldırmaz. (İbn Useymin) 56- Kan görüp namazı terk eden kadın, günler sonra gerçek adet gününün geldiğini öğrenirse: Kılmadığı namazları kılması daha faziletlidir. Ama böyle yapmazsa da sakınca yoktur. (İbn Useymin) 57- Kadın ameliyat olur da âdetinden önce siyah kan görür, sonra da âdeti gelirse: Ameliyat neticesinde gelen kan hayız kanı hükmünde değildir. Bu konuda tabiplere müracaat edilmelidir. (İbn Useymin) 58- Yaşlılıktan dolayı kadının kanı kesilir ve yolculuk esnasında kan gelirse: Bunun hayız kanı olmadığı ortadadır. Şu halde namaza ve oruca devam etmesi gerekir. Âlimlerin çoğunluğu kadının hayzının sona erme sınırını elli yaş olarak belirlemişlerdir. (İbn Useymin) 59- Kadın, dokuz veya on gün adet görüp sonra temizlenir, sonra da kesintili olarak kan görürse: Adet günlerinden sonra gelen kan, yorucu iş veya başka sebeple gelmiş olup hayız kanı değil hastalık kanıdır. Bu namaza ve oruca engel değildir. (el-Lecnetud Daime) 60- Hayızlı için faziletli olanı: Tabiatı üzere kalması, Allah’ın kendisi hakkında yazdığına razı olmasıdır. Allah’ın mani olduğu kan için ilaç almamalıdır. 61- Kadın, adet zamanında, bir gün kan görür ve gün boyunca kan görmezse ne yapması gerekir?: Zahir olan: bu temizliğin veya hayız günlerinde hasıl olan bu kuruluğun, hayza tabi olmasıdır. Temizlik sayılmaz. (İbn Useymin) 62- Hamileliği önlemek için tablet alınır ve hayzı bozan bulanıklık gelirse, tabibe sorulur: Eğer: “bu hayızdır” derse o hayızdır. Şayet: bu ilaçların sebep olduğu akıntıdır derse, hayız değildir. Şuan ki cevabım budur. (İbn Useymin) 63- Kadın kan görmezse temizlenebilir mi?: Eğer bazı kadınlarda olduğu gibi, temizliği gösteren beyaz akıntı görme adeti yoksa, o temizlenir ve orucunu tutar. Eğer beyaz akıntı görme âdeti varsa, bu beyaz akıntıyı görünceye kadar oruç tutamaz. (İbn Useymin) 64- “Aylık âdetim yedi ile sekiz gün arasında. Bazen yedinci gün ne kan ne de temizlik görmüyorum. Ne yapmalıyım?”: Kadınların bildiği temizlik alameti olan beyaz akıntıyı görünceye kadar acele etme. Kanın durması temizlik değildir. Bu ancak temizlik alametinin görülmesi ve mutad zamanında sona ermesi ile sabit olur. (İbn Cibrin) 65- Kadın, hayzı engelleyici haplar kullanır veya spiral taktırır da adet kanı artarsa hüküm nedir? — Deriz ki: kan devam ettikçe hayız kanıdır. Adet süresinde artma da olsa namazı bırakır. Böyle değilse hayız kanı sayılmaz. (el-Lecnetud Daime) — Bazı şeyhler şöyle dedi: önceki âdetinden artırmaz. Önceki âdeti yedi gün olup üç gün artmışsa: yedi günü artırmaz. Zira bu fazlalık ancak kendisinin sebep olduğu başka şeydendir. Bu yüzden namazı terk etmez. Bu ihtiyatlı olanıdır. (İbn Cibrin) 66- Engel olucu ilaç almak sebebiyle hayzın gecikmesi: Şüphesiz bu durumda namazı kılar. İki ay gecikse bile namazı kılar. (İbn Cibrin) KADIN VE İSTİHAZE (ÖZÜR KANI) Bu bölümde 8 cevap vardır. 1- İstihaze’nin tarifi: Kadında hiç kesilmeyen veya bir – iki gün gibi az süre kesintiye uğrayan kan gelmesidir. (İbn Useymin) 2- İstihaze’nin hükmü, iki şey dışında temizlik hükümleri gibidir: — Her namaz için vakit girdikten sonra abdest alması gerekir. Ama vakte bağlı olmayan bir namaz kılacaksa bu namaz için ayrı abdest alır. — Abdest almak istediği zaman kan eserini yıkaması gerekir. Kanı tutmak için fercine pamuk koyar. Bunu yaptıktan sonra çıkan kanın sakıncası olmaz. 3- İstihaze’ye benzer durumlar: Kadınlar rahim ameliyatı gibi sebeplerle kan geldiğini söylemektedir. Bunlar iki çeşittir: — Bunun, rahim aldırma ameliyatı, rahmi bağlatma veya buna benzer bir sebeple kan gelmemesi sebebiyle, hayız kanı olmasına imkân olmadığını bilirse, bu kadın için istihaze hükmü sabit olmaz. Bunun hükmü ancak temizlikten sonra sarılık, bulanıklık veya rutubet görenin hükmü gibidir. Namazı ve orucu terk edemez, cimaya engel değildir. Böyle bir kan sebebiyle gusletmesi de gerekmez. Lakin namaz vakitlerinde kan eserini yıkayıp fercine pamuk vb. koymalı, abdest almalıdır. (İbn Useymin) — Ameliyattan sonra hayz olmasının mümkün olduğunu biliyorsa, işte bunun hükmü istihaze hükmüdür. (İbn Useymin) 4- İstihazeli için hayzın kesildiği vakitte guslettikten sonra namazlar için gusletmesi gerekmez. (İbn Cibrin) 5- İstihazeli ile cima caizdir. 6- Kan çok az kesiliyorsa o istihazelidir. Sadece normal adet süresinde oturur (namaz kılmaz ve oruç tutmaz). (İbn Useymin) 7- Hac sebebiyle geciktirici hap alınır da hacdan sonra uzun süre kan gelirse?: Böyle uzun müddet kan gelen kadın hayız değil, istihazelidir. Her ayki mutad hayız günlerinde oturur, sonra gusledip her namaz vaktinde abdest almak suretiyle namazını kılar. Gücü nispetinde kanamayı durdurucu ilaç kullanır. (el-Lecnetud Daime) 8- İstihazeli için üç durum söz konusudur: a- Onun adet dönemi olur: Adet günleri geldiği zaman namazı terk eder. Sonra gusledip namazını kılar. Aylık süresi çok olsun, az olsun fark etmez. Bazı kadınların aylık süresi yirmi gün olup bunun beş günü hayız, on beş günü temizlik olarak geçer. Sonra aynı şekilde beş gün hayız olur ve on beş gün temizlik sürer. Kimisinin aylık süresi otuz beş gündür. Yedi gün hayız görür, yirmi sekiz gün temizlik görür. Hayzı ve temizliği tam birer ay süren de vardır. b- Adet dönemini unutursa: Veya adet dönemi düzenli değilse, bazen dört, bazen altı gün sürüyorsa, bundan sonra da iş kendisine karışık geliyorsa onun kanı iyi ayırt etmesi gerekir: hayız kanı siyah ve yoğundur. İstihaze (özür) kanı ise kırmızı ve incedir. Buna “mümeyyize” denir ve kanın yoğun olduğu günlerde oturur, ince olduğu günlerde namaz kılar. c- Bütün kanlar kendisine karışık gelip birini diğerinden ayıramazsa buna “mütehayyire” denir ve onun için adet günü yoktur. Bu, etrafındaki diğer kadınların: annesinin, ninesinin, kız kardeşinin v.b. adet günlerine göre hareket eder. Eğer onların âdeti yedi gün ise, yedi gün oturur. (İbn Cibrin) KADIN, RUTUBET VE AKINTILAR Bu bölümde 34 cevap vardır. 1- Sufre: Kadından çıkan sarı renkteki akıntıdır. 2- Bulanık akıntı: Kadından çıkan bulanık akıntıdır. Rengi kırmızıdır fakat net kırmızı değildir. (İbn Useymin) 3- Beyaz akıntı: Hayız bittiği zaman rahimden atılan beyaz sıvıdır. (İbn Useymin) 4- Beyaz akıntı görmeyen, fakat bir hayız döneminden diğerine bulanık akıntısı devam eden kadının temizlik alameti kanın durmasını beklemektir. Sarı akıntı olsa bile. (İbn Useymin) 5- Hayızdan önce bulanık ve sarı akıntı gelmesi: Eğer hayzın önünde gelirse bu hayızdır. Bu, hayız âdetinin gelmesi esnasındaki sancı ile bilinir. Eğer bu alametler ortaya çıkmazsa bu temizliktir. (İbn Useymin) 6- Hayızdan sonra bulanıklık ve sarı akıntı gelirse, bunun bitmesi beklenir. Zira hayız ile bitişik olan böyle akıntılar hayza dâhildir. (İbn Useymin) 7- Hayız dönemi dışında gelen ifrazat hayız hükmünde değildir. (İbn Useymin) 8- Kadının fercinden şehvetsiz olarak çıkan şey guslü gerektirmez. (İbn Useymin) — Kadının iki yolundan gelen ifrazatların tamamı abdesti bozar: 9- İdrar yolundan çıkan ifrazatlar necistir, abdesti bozar. Genelde bunlar mesane (idrar kesesin)den gelir. (İbn Useymin) 10- Çocuğun geldiği yoldan gelen ifrazat ve rutubetler temizdir, bunlarla elbise veya beden necis olmaz. Lakin abdesti bozar. (İbn Useymin) 11- Abdesti bozan her şeyin necis olduğunu söyleyemeyiz. İnsandan çıkan yel temizdir. Zira bundan dolayı Şarî istincayı vacip kılmamıştır. Bununla beraber abdesti bozar. (İbn Useymin) 12- Kadının rahminden gelip, devam eden akıntı: temizdir. Sadece namaz vaktinin girmesinden sonra abdest alır, bu vaktin namazını kılar, vakit çıkana kadar dilediği gibi nafile kılar, Kur’ân okur. Akıntının az olması ile çok olması arasında fark yoktur. Diğer vakit girene kadar abdestli sayılır. (İbn Useymin) 13- Kesintili akıntı: Vaktin girmesini bekler, abdest alır ve namaz kılar. Eğer bunun durumu açık değilse, bazen geliyor bazen gelmiyorsa, namaz esnasında akıntı çıksa bile bir şey gerekmez, sakınca yoktur. (İbn Useymin) 14- Ama bu akıntının kesildiği vakti belli ise, kesilmesini bekler. 15- Vaktin çıkmasından korkarsa, abdest alıp namazını kılar. Az olması ile çok olması arasında fark yoktur. (İbn Useymin) 16- Rahimden çıkan akıntılar: Gusletmeksizin sadece abdest azalarını yıkaması yeterlidir. Zira o temizdir. (İbn Useymin) 17- Bilmediği için bu akıntıdan dolayı abdest almayan kadın Allah Azze ve Celle’ye tevbe etmelidir. Namazı kaza etmez lakin çok nafile namaz kılar. 18- Kadın, çölde yaşayan bir kadın gibi soracak kimsesi olmayan bir yerde bulunuyorsa bu abdest bozan şeyden ötürü ona bir şey gerekmez. 19- Eğer âlimlerin bulunduğu bir yerde ise ve onlara sormamışsa terk ettiği namazları kaza etmesi gerekir. (İbn Useymin) 20- Cimadan dolayı guslettikten sonra gelen akıntı: Şehvetsiz olarak çıkmışsa gusül gerekmez ama abdest almalıdır. (İbn Useymin) 21- Kadından idrarla birlikte şehvetsiz olarak “vedî” çıkarsa, bu idrar gibi necistir. Bunun bulunduğu yeri yıkamak yeterlidir. (el-Lecnetud Daime) Vedi, Mezi ve Meni Arasındaki Fark: 22- Vedi: Genellikle idrardan sonra çıkan beyaz, yoğun, kokusuz sıvıdır. 23- Mezi: İnce, beyaz, yapışkan sıvıdır. Oynaşma esnasında, cimayı düşünmekten veya başka sebepten çıkar. Kişi bunun çıktığını bazen hissetmez. Şehvet başlangıcı esnasında çıkar. Vedi ve mezi her ikisi de necis olup abdesti bozar. Bunun değdiği yerlere su serpmek ve abdest almak gerekir. 24- Meni: Erkekte yoğun, beyaz sıvıdır. Kadında ise ince ve sarı olur. Bu sıvı temiz olup bundan dolayı gusül gerekir. 25- Kadının hayızdan temizlendiği dönemde beyaz akıntı gelirse bu abdesti bozar mı?: İki yoldan gelen her akıntı abdesti bozar. Abdestten önce istinca edilmesi gerekir. (İbn Baz) 26- Rahimde rutubet bulan kadının her namaz için abdest alması mı gerekir?: bahsedilen bu rutubet vaktinin çoğunu kaplayacak şekilde devam ederse istihazeli veya idrar akıntısı olan kimse gibi her namaz için vakit girdikçe abdest alması gerekir. Ama bu rutubet bazen oluyorsa onun hükmü idrar gibidir. Ne zaman görürse namazda bile olsa tahareti bozulur. (İbn Baz) 27- Bazen sarıya çalan açık renklerde ifrazat geliyor, namazı terk edip sonra kılıyorum. Hüküm nedir?: Kadın, hayızdan temizlik gördükten sonra sarı veya bulanık akıntı görürse bu hayızdan sayılmaz. Onun namazı kılıp orucu tutması gerekir ve kocasına helaldir. (el-Lecnetud Daime) 28- Vajinadan gelen ifrazatın hükmü nedir?: Abdesti bozar ve bedenden veya elbiseden değdiği yeri necis yapar. Kadının bundan istinca etmesi ve namaz kılmak istediği zaman abdest alması, bunun isabet ettiği yerleri yıkaması gerekir. (İbn Fevzan) 29- İfrazat akıntısı devam eden kadın, İstinca eder, fercini temizler ve ifrazatın gelmesine engel olmak için bir şey koyar, her namaz için abdest alır. (İbn Fevzan) 30- İfrazat, eşinin öpmesi veya oynaşma sebebiyle çıkmışsa gusül gerekmez. Ancak tazyik ve lezzet ile meni çıkmışsa o zaman gusül gerekir. (İbn Fevzan) 31- Uyarı: Az da olsa oruçlu iken kadından adet yolundan kan gelir ve kesilirse bu orucu bozar. Bundan dolayı gusletmeli ve daha sonra bu orucu kaza etmelidir. (el-Lecnetud Daime) 32- Bekâr veya dul kadından ihtilam olmaksızın sarı akıntı gelirse: — Eğer bu akıntı mezi ise gusül gerekmez. — Eğer meni ise ve bu şehvetle veya ihtilam ile çıkmışsa gusül gerekir. (el-Lecnetud Daime) 33- Hayızdan bir veya birkaç gün önce sarı akıntı gelirse: Hayzın başlangıcında olursa bu hayızdır. Bu, hayız âdetinin gelmesi esnasındaki sancı ile bilinir. Eğer bu sarı akıntı hayızdan önce ise ve hayız alameti yoksa bir şey değildir. Hayızdan sonra bulanık akıntıya gelince, bu bitene kadar beklenir. Hayız dönemine bitişik olarak gelen bu akıntı hayza dâhildir. (İbn Useymin) 34- Temizlikten sonra devam eden sarı akıntı: — Eğer kadın, temizlik alameti olan beyaz akıntıyı görmezse, sarı akıntı onun yerine geçer. — Kadında ne sarı ne de beyaz akıntı olmazsa, onun hükmü diğer hayız dönemi gelinceye kadar kuruluktur. Diğer kadınlarla aynı hükümdedir. (İbn Useymin KADIN VE HAMİLELİK Bu bölümde 38 cevap vardır. 1- Hamile kadından bir olay veya ağır bir şey kaldırmak gibi bir sebepten kan gelirse bu hayız değildir. Bu sadece damardan gelen bir kandır. O temiz hükmünde olup namazını kılar ve orucunu tutar. (el-Lecnetud Daime) 2- Hayızın hikmeti: Allah Teala bunu, ana karnındaki cenine gıda olması için yaratmıştır. Hamilelik gelişince genellikle hayız kesilir. (İbn Useymin) 3- Hamile hayız olmaz (İbn Baz) 4- Kanaması olan nasıl namaz kılar?: Onun hükmü bu hadiseden önceki adet dönemine göre namaz kılmadan ve oruç tutmadan oturmasıdır. Bu sona erince gusleder, namazını kılar ve orucunu tutar. (İbn Useymin) 5- Namazın şekli: Fercini tam bir şekilde yıkar ve sargı koyar. Farz namaz vakti girdiği zaman abdest alır. (İbn Useymin) 6- Kanaması olan kadının öğle ile ikindi namazını, akşam ile de yatsı namazını cem etmesi caizdir. Cem-i takdim ve cem-i te’hir yapabilir. (İbn Useymin) 7- Doğuma engel olmak için rahim aldırmak: Eğer buna mecbur kalınırsa sakınca yoktur. Aksi halde yapılmaması gerekir. (İbn Baz) 8- Rahimi bağlatmak: Zaruret halinde caizdir. Kordon bağlatılırsa tabii yoldan çocuk olmaz. (İbn Baz) 9- Hamileliği önleyici hap kullanmak: Zaruret halinde geçici olarak kullanılmasında sakınca yoktur. (İbn Baz) 10- Hamileliği düzenleyici vasıtalar kullanmakta sakınca yoktur. Lakin diğer hamileliğe zarar vermemesi için, ilk iki sene emzirme döneminde olmalıdır. (İbn Baz) 11- Sunî hamilelik: Bazı muasır âlimler bazı önemli şartlarla ve Allah’ın haram kıldıklarına düşülmemesi için önlemlerle bunu caiz gördüler. Lakin ben bu konuda tevakkuf edenlerdenim. Zira bundan sonu gelmez kötülük kapısı açılır. (İbn Baz) 12- Kürtaj: Zinadan olsa bile kadının cenini aldırması caiz değildir. Bundan dolayı bu işi ifşa etmeden Allah’a tevbe etmesi gerekir. Çocuk kocanın mesuliyetine girer. (İbn Baz) 13- Özürlü ceninin aldırılması caiz midir?: Doktor uygun görse ve: “kısa zaman sonra ölür” veya “Doğumdan sonra sakat kalır” dese bile ceninin aldırılmaması gerekir, caiz değildir. Haram olmasının sebebi masum bir cana haksız olarak kıymaktır. 14- Fetva Komisyonunun tavsiyesi: Kadın ve erkek Allah Azze ve Celle’ye hüsnü zan etmeli kadın ve bebeği için her kötülükten afiyet istemelidir. (el-Lecnetud Daime) 15- Doğum kontrolü: Kadının hamileliğine zarar verecek hastalık olmadıkça bu caiz değildir. Çocukları çok olup hamilelik kendisine meşakkatli gelirse, bu iş kendisine kolaylaşana kadar ve yetiştirme gücü olana kadar belirli süre için hap kullanmasına bir engel yoktur. (İbn Baz) 16- Tüp bebek: Âlimler, kadının kocası olan erkeğin menisi ile olsa bile, avretin açılması ve ferce dokunulması gibi sebeplerden ötürü bunun caiz olmadığına fetva verdiler. İnsanın Allah Teala’nın hükmüne razı olması gerekir. Allah Azze ve Celle buyurur ki: “Dilediğini de kısır kılar.”(Şura 50) (İbn Cibrin) Hamileliği Önleyici Şeyler Kullanmak İki Çeşittir: 17- Sürekli önlemek caiz değildir. Bununla hamilelik ve nesil kesilir. Bu ise İslam ümmetinin çoğalması yönündeki Şarî’nin maksadına zıttır. (İbn Useymin) 18- Çok ve peş peşe hamilelik gibi sebeplerden ötürü geçici süre için önlemek veya iki senede bir hamile kalmak üzere düzenlemek: Eğer bunda zarar yoksa kocasının izniyle caizdir. (İbn Useymin) Çocuk Düşürmek İki Çeşittir: 19- Düşürmekle onun telefi amaçlanır: Bu eğer ruh üflendikten sonra olursa şüphesiz haramdır. Zira bu haram bir cana haksız yere kıymaktır. 20- Ruh üflenmesinden önce olursa bunun cevazında âlimler ihtilaf ettiler: a- Kimi buna karşı çıktı b- Kimi buna cevaz verdi. c- Kimisi, alaka haline gelmemişse yani kırk günlük olmamışsa bunun caiz olduğunu söyledi. d- Kimisi de açıkça yaratılış gerçekleşmemişse caiz dedi. — İhtiyatlı olanı: annenin hasta olup hamileliği kaldıramaması gibi bir zaruret olmadıkça buna engel olunmasıdır. Eğer böyle bir durum varsa caizdir. Ancak açıkça insanın yaratılışının gerçekleştiği zaman geçmişse caiz değildir. Vallahu a’lem. (İbn Useymin) 21- Düşürmekle telef edilmesi kastedilmezse: hamilelik süresinin sonunda, anneye ve çocuğa zarar vermemek şartıyla caizdir. (İbn Useymin) 22- Uyarı: Yukarıda geçen, çocuğun alınması caiz olan durumlarda kocanın izni şarttır. (İbn Useymin) 23- Zinadan hamile kalmış bir kadınla evlenmenin hükmü nedir? “Hamile, doğuruncaya kadar evlenemez” Hadisinin kapsamında olmasından dolayı nikâh batıldır. Onunla ilişki haramdır. (el-Lecnetud Daime) 24- Hamile ile cima: Çocuğa bir zarar vermediği müddetçe bunda bir sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime) 25- Hamile için talak vaki olur mu? (boşanma geçerli midir): Evet bu talak sahihtir. Hamilelik süresinde nafaka kocaya aittir. (İbn Cibrin) 26- Hamileliğin en az süresi altı aydır. (el-Lecnetud Daime) 27- Geçim sıkıntısından dolayı hamileliğe engel olmak: Caiz değildir. Zira rızık Allah’a aittir. (el-Lecnetud Daime) 28- Hamileliğe engel olmak ve doğum kontrolünde aslolan caiz olmamasıdır. Ancak eğer hamilelikten dolayı kadına bir zarar gelecekse veya mevcut çocuğun emzirilmesi gibi durumlarda caizdir. (el-Lecnetud Daime) 29- Hamile kadının boşanma karşılığı nafaka alması sahih midir?: Bu sahihtir. Bu Hanbelî mezhebinde meşhur görüştür. (Şeyh es-Sa’dî) 30- Kişi, eşini bir talakla boşadıktan sonra onun hamile olduğunu öğrenirse dönebilir mi?: Evet doğurmadan önce ona razı olsa da, istemese de dönebilir. Ama doğurduktan sonra ona dönemez. Fakat mehir, veli izni ve şahitlerle yeni bir evlilik yaparlar. (Şeyh es-Sa’dî) 31- Eğer hamile düşük yaparsa: Yaratılışın başlangıcında düşük yapmışsa o nifas hükümlerine tabi olup oruç tutmaz. Böyle değilse istihazeli (özürlü) hükmünde olup gücü yettiğince orucunu tutar. 32- Doğum sebebiyle ölen kadının sevabı: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “…ve doğum sebebiyle ölen kadın şehittir.” Buyurmuştur. (Ebu Davud) (el-Lecnetud Daime) 33- Hamileden gelen kan: hayız değil hastalık kanıdır. Her namaz vakti girdiğinde abdest alıp namaz kılması gerekir ve kocasına helaldir. (el-Lecnetud Daime) 34- Hamile doğurur ve ondan kan gelmezse kocası ile cima etmesi caiz midir ve namaz kılabilir mi?: Eğer kadın doğum yaptığında kan gelmezse, gusletmesi gerekir, namazı kılar, orucu tutar ve gusülden sonra eşiyle cima edebilir. Genellikle doğumda çocukla beraber veya akabinde az da olsa kan gelir. (el-Lecnetud Daime) 35- Mecbur kalan kadının kürtaj yaptırması caiz midir?: Kırk günü tamamlamamış nutfenin mübah olan ilaçlarla düşürülmesi caizdir. Bu süreden sonra ise cana ciddi bir risk söz konusu olursa veya muteber doktorların kararı zarar geleceği yönünde olursa caizdir. (İbn Cibrin) 36- Üzerinden dört ay geçip ruh üflendikten sonra çocuğu öldürmenin kefareti nedir?: Bir köle azat etmektir. Buna imkân bulamazsa Allah’a tevbe olarak peş peşe iki ay oruç tutar. (İbn Fevzan) 37- Hamile olup kendisinden iki aydan beri kan gelen kadın: Bu gelen abdesti bozar ancak temizdir, değdiği elbiseyi veya bedeni necis yapmaz. (İbn Useymin) 38- Eğer kadın, ceninin ömrü yarım veya bir aylık iken düşük yapmış, bunun üzerine ameliyat olmuş, ameliyattan on bir gün sonra sürekli kan gelmeye başlamışsa ve bu sürede namazı terk etmişse: Terk ettiği bütün namazları kaza etmesi gerekir. Zira bu kan, geçirdiği kanama sebebiyledir. Eğer düşen çocuğun ömrü 81 günden az olursa, bundan sonra gelen kan sebebiyle namazı terk edemez. Bu bir kanamadır. Ama eğer düşüğün ömrü 81 gün ve daha fazla olursa düşükten sonra gelen kan nifas kanı sayılır. Bu kesilinceye kadar veya kırk gün doluncaya kadar namazı bırakır. Bundan sonra gusleder ve namazı kılar. (İbn Fevzan) KADIN VE NİFAS Bu bölümde 24 cevap vardır: 1- Nifasın tarifi: Doğum sebebiyle, doğumla beraber, birkaç gün sonra ya da birkaç gün önce rahimden atılan kandır. (İbn Useymin) Nifaslı (lohusa) için bazı durumlar söz konusudur: 2- Kırk günün tamamlanmasından önce kan kesilir ve bir daha gelmezse: Kan kesildiği zaman gusleder, orucunu tutar ve namazını kılar. (el-Lecnetud Daime) 3- Kırk günün tamamlanmasından önce kan kesilir ve kırk gün dolmadan önce tekrar gelirse: Eğer kan kesilirse gusleder, orucunu tutar ve namazını kılar. Şayet tekrar kan gelmeye başlarsa o nifastır. Oruç tutmadan ve namaz kılmadan oturur. (el-Lecnetud Daime) 4- Kırk günün tamamlanmasına kadar sürekli kan gelirse: Bütün bu süre boyunca oruç tutmaz ve namaz kılmaz. Kesildiği zaman temizlenir, orucunu tutar ve namazını kılar. (el-Lecnetud Daime) 5- Kırk günü geçerse: Bu iki şekilde olur: Birincisi: Hayız döneminde tesadüf etmiştir. Hayız süresi boyunca oturur. (el-Lecnetud Daime) İkincisi: Hayız dönemine tesadüf etmemişse kırk günden sonra gusleder, orucunu tutar ve namazını kılar. (el-Lecnetud Daime) 6- Doğumdan bir veya iki gün önce kan gelirse: Eğer bu eş boşalması ile beraber olmuşsa bu nifastır. Namazı ve orucu terk eder. (el-Lecnetud Daime) 7- Eğer eş boşalması beraberinde gelmemişse bu hastalık kanıdır. Namaza ve oruca engel değildir. (el-Lecnetud Daime) 8- Nifasın sona ermesi ile loğusanın gusletmesi gerekir. (İbn Fevzan) 9- Nifas kanının değişmesi: Akıntı devam edip açıkça temizlik görülmedikçe bu kan hükmüne tabidir. Açıkça görünceye kadar temizlik olmaz. (el-Lecnetud Daime) 10- Cerrahi ameliyat ile doğum yapan kadından gelen kan, nifas hükmündedir. Eğer kan görmezse orucu tutar ve namazı kılar. (el-Lecnetud Daime) 11- Loğusanın bedeni necis değildir, onun artığı haram olmaz. Ferc haricinde mübaşeret de haram değildir. (el-Lecnetud Daime) Ceninin Düşmesinden Sonra Çıkan Kan: 12- Eğer bu ceninde elleri, ayakları ve diğer azaları belirip, insan yaratılışı ortaya çıkmışsa kan nifas kanıdır. Namaz kılmaz ve oruç tutmaz. (İbn Useymin) 13- Eğer ceninde insan yaratılışı ortaya çıkmamışsa nifas kanı değildir. Normal adet günleri haricinde her namaz için abdest alır, orucunu tutar. (İbn Useymin) 14- Ceninin yaratılışı ne zaman tamam olur?: genellikle doksan günde tamamlanır. (İbn Useymin) 15- Eğer kadın alaka (pıhtı) veya mudga (bir çiğnem et) halinde iken düşük yaparsa, insan yaratılışı ortaya çıkmamıştır, bu nifas değildir. Bu hastalık kanı sayılır. Kanama olsa da namazı kılar ve orucu tutar. Her namaz için abdest alır, pamuk gibi bir şey koyar. (el-Lecnetud Daime) 16- Loğusanın diğer kadınlar gibi zaruri bir ihtiyaç için evden çıkmasında bir sakınca yoktur. Eğer ihtiyaç yoksa bütün kadınlar için faziletli olanı evde durmaktır: Allah Teala buyurur ki: “Sükûnetle evlerinde otursunlar, ilk cahiliye açılıp saçılması gibi açılıp saçılmasınlar.” (Ahzab 33) (İbn Baz) 17- Lohusayı boşamak caiz midir?: Caiz değildir. Hayızlı olanı boşamak gibi bidat talak olur. (İbn Useymin) 18- Nifasın en az sınırı yoktur. Doğumdan on gün sonra temizlik görülürse, gusül gerekir ve onun için temiz hükümleri geçerli olur. (İbn Baz) 19- Vaktin girmesinden sonra doğumu gelen kadın, nifastan sonra bu namazı kaza eder mi?: Eğer bu namazı kaçırmışsa kaza etmesi gerekmez. Fakat vakit daralana kadar ertelemiş, doğum bundan sonra olmuşsa, nifastan temizlendikten sonra bunu kaza eder. (İbn Baz) 20- Loğusa kırk günden önce nifastan temizlenmişse ve sonra oruçlu iken tekrar kan gelmişse?: Kan geldiği günde temizlik görünceye veya kırk gün doluncaya kadar namazı ve orucu bırakır. Zira o nifastır. (İbn Baz) 21- Nifaslının Kur’ân okuması caiz midir? Âlimlerin sözlerinden sahih olanına göre onun Kur’ân okuması, kıraat ve dua sevabından, dini hükümleri öğrenmekten geri kalmaması için caizdir. (İbn Baz) 22- Lohusanın kırk gün boyunca gördüğü sarı akıntının hükmü nedir?: Kadının doğumdan sonra gördüğü gördüğü akıntı nifas kanı gibidir. Sıradan bir kan olması ile sarı veya bulanık akıntı olması arasında fark yoktur. Zira bu kırk gün tamamlanıncaya kadar normal adet vaktinde olmuştur. Bundan sonra ise sıradan kan kesilmezse bu nifas kanıdır. Aksi halde özür kanıdır. (İbn Cibrin) 23- Nifastan temizlendikten on gün sonra nokta şeklinde kan gören kadın, adet vaktinde değilse: Eğer hayız döneminde değilse namazı ve orucu bırakmaz. Zira bu hastalık kanıdır. Nokta şeklinde kan geldiği günlerde namaz kılmamışsa bunları kaza etmesi gerekir. (el-Lecnetud Daime) 24- Doğumdan kırk gün sonra kan değişmişse kadın namazı kılıp orucu tutabilir mi?: Loğusa kadında kırk günden fazla kanama devam ederse bu kan değişmesi değil, bu zamana rastlayan hayız dönemidir. Namazı ve orucu bırakır. Eğer hayız dönemi değilse gusledip namazı kılar ve orucu tutar. (el-Lecnetud Daime) KADIN VE GİYİM Bu bölümde 61 cevap vardır. 1- Hicap (örtünmenin) tarifi: Kadının yüzü ve elleri de dâhil olmak üzere yabancıların, kendisinin vücudundan ve ziynetinden bir şey görmesine engel olacak şekilde bütün vücudunu örtmesidir. Bu tesettürü sağlayan giysi ile veya evde durmak ile olur. (Şeyh Bekir Ebu Zeyd) 2- Teberrüc (açılmanın) tarifi: Kadının ziynetini ve güzelliklerini yabancı erkeklere göstermesidir. Teberrüc şu şekillerde olur: 3- Kadının yabancı erkekler önünde vücudundan bir şey göstermesi, tesettürü çıkarması: 4- Kadının dış elbise altında kalan (ev içinde giydiği) elbise gibi ziynetlerinden bir şey göstermesi. 5- Ayaklarındaki ziynet bilinsin diye yürürken ayaklarını vurması 6- Yumuşak ve kibar konuşması 7- Erkeklerle kadınların bir yerde beraber bulunmaları, musafaha etmeleri (Bekr Ebu Zeyd) 8- “Kadın buluğ çağına gelince şundan ve şundan başkasının görünmesi uygun olmaz. Böyle derken ellerine ve yüzüne işaret etti” şeklindeki hadis zayıftır. (el-Lecnetud Daime) 9- Kadının mahrem akrabalarına yüzünü, ellerini, ayak takılarını, küpelerini, bileziklerini, gerdanlığını, başını ve ayaklarını gösterebilir. (el-Lecnetud Daime) 10- Kadının dışarıda ellerini ve bileklerini göstermesi fitne sebebiyle caiz değildir. Özellikle kadının parmağında yüzük ve kolunda bilezik varsa. (İbn Useymin) 11- Kadının hizmetçiler önünde durumu, diğer yabancı erkeklerle aynı hükümdedir, örtünmesi gerekir. Onlardan biri ile yalnız kalması caiz değildir. (İbn Baz) 12- Kadının gözleri görmeyen yanında yüzünü açması: “İddetini İbn Ümmi Mektum yanında geçir zira o a’mâdır” hadisinden dolayı bunda sakınca yoktur. Ama “Siz de mi körsünüz, onu görmüyor musunuz?” hadisi zayıftır. (İbn Baz) 13- Yüz güzelliğini, sürmeyi yabancı erkeklere göstermek teberrüce (açılıp saçılmaya) dâhildir. 14- Yaşının ilerlemesinden ötürü hayızdan ve doğurmaktan kesilen kadınların mahremi olmayanlar yanında yüzlerini açmalarında sakınca yoktur. Lakin örtmeleri daha faziletli ve daha ihtiyatlıdır. Allah Azze ve Celle buyurur ki: “…lakin iffetli olmaları kendileri için daha hayırlıdır.”(Nur 60) (İbn Baz) 15- Kafir kadın önünde müslüman kadının hicabı: Bir kadın, diğer bir kadına müslüman olsun kafir olsun fark etmeksizin, göbekten yukarısı ile dizden aşağısını gösterebilir. Göbek ile diz arası, kadının bütün kadınlara karşı avretidir. Müslüman olsun, kâfir olsun, uzak olsun, yakın olsun bu avretini hiçbir kadına gösteremez. (el-Lecnetud Daime) 16- Hizmetçi kadının hicabı: Kendisine hizmet ettiği Mütercimin notu: Bilakis bu hadis rivayet yolları ile sahihtir. Bunun zayıf olduğunu iddia edenlere Zadul Guraba ve Tesettürde Ölçüler adlı kitaplarımda cevap yazdım. Oraya bakınız. kimseden örtünmesi, onun yanında zinetini açarak teberrüc yapmaması gerekir. Delillerin umumiyetinden, onunla yalnız kalması haramdır. 17- Dar elbise giymek kadın vücudunda şu etkilere yol açar: — Ciltte alerji yapar — İç organlara basınç yapar — Kısırlığa sebep olur. — Kan basıncının yükselmesine ve damar tıkanık-lığına neden olur. 18- Beyaz elbise giymekte iki şartla sakınca yoktur: — Dikiş ve model olarak erkek elbisesine benzememesi — Bununla dışarı çıkmamak. Aksi halde bu teberrüç (açılıp saçılma) olur. (İbn Useymin) 19- Şer’î örtünmenin şartları: — Altını göstermeyecek kalınlıkta olmalı, bedene yapışmamalıdır — Bütün bedeni örtecek genişlikte olmalıdır — Yalnızca ön tarafından açılmalı, elbise yenleri dar olmalıdır. — Elbise üzerinde dikkat çekici zinet, resim, süsleme, yazı veya alamet olmamalıdır. — Kâfirlerin veya erkeklerin elbisesine benzememelidir. (el-Lecnetud Daime) Mübah olan elbiseler: 20- Gözler veya tek göz açık kalmak üzere yüzü örten peçe kullanmakta sakınca yoktur. Böylece kadın açılmamış ve ziynetini göstermemiş olur. Her kavmin âdetine göre kadının yüzünü örtmesi gerekir. Hacda peçe kullanamaz ama yüzünü yine örtmelidir. (İbn Baz) 21- Geniş yüz örtüsünden kesinlikle sakınılmalıdır. Kadının, yanaklarını, göz kapaklarını ve kaşlarını gösteren yüz örtüsü kullanması caiz değildir. Bu konuda Rabbinden sakınmalıdır. Yüzünden bir şey göstermek fitneye sebep olur. (İbn Useymin, İbn Fevzan) Şeyh İbn Cibrin dedi ki: “Yüzün burun, yanaklar ve kaşlar gibi kısımlarını göstermek bakanlar için fitne olmaktadır.” Peçe üzerine hafif bir başörtüsü örtülerek yüzün açık kalan kısımları örtülmelidir. Müslüman Kadının Giyimi: 22- Kadının tesettür şartlarına uygun renkte elbise giymesi caizdir. (el-Lecnetud Daime) 23- Kadınların durumlarından haberdar olacak yaşta gençlerin, dış örtüsü bulunmayan kadının yanına girmesi engellenir. (el-Lecnetud Daime) 24- "Herhangi bir kadın, dış elbisesini (çarşafını) kocasının evinin dışında bir yerde çıkarırsa kendisiyle Allah Azze ve Celle arasındaki perdeyi yırtmış olur." (Ahmed Bin Hanbel rivayet etmiştir) Hadisinin açıklaması: — Hadis, kadının kocasının evi dışında, dış elbisesini çıkarıp avretini açması hususunda gevşeklik gösterilmesinden yasaklamaktadır. 25- Ailesinin veya mahrem akrabalarının evi gibi güvenilir mekânlarda, kıyafet değiştirmek veya nefes almak gibi fitneden uzak mubah sebeplerle dış elbisesini çıkarmasında sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime) Yasaklanmış Elbiseler: 26- Kadının ayağına şeffaf çorap giymesi caiz değildir. (İbn Fevzan) 27- Kadının başı ve yüzü örtmeyen ince başörtüsü kullanması caiz değildir. 28- Pantolon giymek kadınlara caiz değildir. Bunda erkeklere benzemek söz konusudur. Zira pantolon erkeklerin giydiği bir elbisedir. Nitekim Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lanet etmiştir. (el-Lecnetud Daime) 29- Üzerinde insan veya hayvan resmi bulunan elbise giymek caiz değildir. (İbn Useymin) 30- Kadının avreti gösteren kısa elbise giymesi caiz değildir. (el-Lecnetud Daime) Mütercimin notu: Bbazıları zayıf tevillere giderek ve “daha iyi tesettür sağladığını” iddia ederek dış elbise altından pantolon giyilebileceğini söylüyorlar. Bu caiz değildir. Kadınlar kendi aralarında dahi olsa pantolon giyemezler. Zira bu hem tesettürü sağlamaz, hem de dış elbise altından olsa bile Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in kadınlar hakkında erkeklere benzeme hususundaki yasağına dâhildir 31- Kadının kâfirlere has elbise giymesi caiz değildir. (el-Lecnetud Daime) 32- Kadının yabancı erkeklerin bulunduğu yerde elbisesinin alt tarafını açıp baldırının görünmesi caiz değildir. Zira kadın tamamen avrettir. (el-Lecnetud Daime) 33- Kadının dışarı çıkarken elbisesini omzuna atması caiz değildir. Zira bunda erkeklere benzeme vardır. (el-Lecnetud Daime) 34- Öğrenci kızların fitnelere yol açan dar ve kısa don giymeleri caiz değildir. Zira bu orada bulunanları şehvete sürükler, fitneleri ve kötülükleri davet eder. (el-Lecnetud Daime) 35- Dikkat çekici veya bakanı güldüren şöhret elbisesi caiz değildir. (el-Lecnetud Daime) 36- Kadının yabancılara özenerek başını mendil gibi bir şeyle kapatarak saçlarının bir kısmının görünmesi caiz değildir. (el-Lecnetud Daime) 37- Kadının mahremi olmayan birisine ellerini göstermesi caiz değildir. Çünkü kadın tamamen avrettir. (el-Lecnetud Daime) 38- Kadının yabancı erkekler yanında yüzünü açması caiz midir? Kadının yabancı erkekler önünde yüzünü açması haramdır. Tesettür ancak yüzün örtülmesi ise tamam olur. Zira yüz, ziynetin toplandığı yerdir. Allah Teala buyurur ki: “..Başörtülerini yakaları üzerine salsınlar..”(Nur 31) Bu ayette başörtüsünün baş üzerinden göğse, yakalara doğru salınması emredilmektedir. Bu yüzün ve yakaların da örtülmesi gerektiğini gösterir. (İbn Cibrin) 39- Ayakları örtmeyen kısa elbisenin hükmü nedir?: Kadının yabancı erkekler yanında bütün vücudunu örtmesi gerekir. Vücudundan hiçbir şeyi, ne ellerini, ne yüzünü ve ne de ayaklarını gösteremez. (İbn Cibrin) 40- Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in: “Kadın avrettir. Dışarı çıktığı zaman şeytan onun peşine takılır.” hadisinin anlamı: Kadın evinde kaldığı sürece bu kendisi için daha hayırlı, tesettüre daha uygun ve fitneden daha uzaktır. Dışarı çıktığı zaman ise şeytan tamah ederek ona ve Allah’ın rahmet ettiği kimseler dışındaki insanlara iğva etmeye başlar. Zira onlar kendisine musallat olması için şeytana fırsat vermişlerdir. Müslüman kadının evde durmaya devam etmesi gerekir. İhtiyacı için dışarı çıktığında ise tüm bedenini örterek çıkar, süslenmeyi ve koku sürünmeyi terk eder. 41- Kadınlardan ateş ehli bir sınıf: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: "İki sınıf insan vardır ki, onlar cehennem ehlidirler: … Diğeri: giyindiği halde çıplak olan, bu elbiselerle erkekleri meylettirmek için kırıtarak yürüyen, saçlarını deve hörgücü gibi başlarında toplayan kadınlardır ki: bunlar cennete giremeyecek ve çok uzak mesafelerden bile hissedilen cennetin kokusunu dahi duyamayacaklardır.”(Müslim rivayet etti.) 42- “Giyinik çıplak” kavlinin manası hakkında denildi ki: — Vücutlarının bir kısmının örtülü bir kısmının açık olması. — Dışından içindekini gösterecek şekilde ince elbise giyinmiş olması — Veya kadının vücut hacmini belli eden dar elbise giymesidir. 43- Uyarı: Bu vasfa üzeri kabartma işlemeli, nakışlı olup tesettürü sağlamayan elbiseler de dâhildir. Aynı şekilde tamamen gözlerin etrafını ve yanakları gösteren peçe de böyledir. 44- Hadisteki “meyleden ve meylettiren kadınlar” sözü ile, onların azgın kadınlar gibi sağa sola meylederek yürümeleri veya yüksek topuklu ayakkabı giymeleri kastedilmiştir. 45- “Başlarını deve hörgücü gibi yapan kadınlar..” ifadesinden kastedilen ise, kadının saçlarını başında toplayarak deve hörgücüne benzetmesidir. (el-Lecnetud Daime) 46- Kadının mahremi olmayan kimseler önünde, zünnara benzemese bile bel kuşağı giyemez. Namazda veya namaz dışında olması da fark etmez. Zira bel kuşağı vücudun girintilerini ortaya koyar. (Şeyh Muhammed Bin İbrahim) 47- Kadının ayağa kalkarken elbisesini toplaması caiz değildir. Zira bu vücut hatlarını belli eder. (Şeyh Muhammed Bin İbrahim) 48- Üzerinde İngilizce yazı bulunan elbise giymek, bu yazının anlamının zararsız olduğunu öğrenmeden caiz değildir. Zira bu yazı şereften yoksun olabilir veya kâfirlere saygı ifade eden yazılar içerebilir. (İbn Useymin) Deri Mantolar: 49- Temizlenmekle helal olan deve, inek gibi ölü hayvanların tabaklanmış derisinden mamul giysilerin kullanılması caizdir. 50- Domuz ve köpek derisi gibi temizlemekle helal olmayan tabaklanmış derilerin temiz olmasında âlimler ihtilaf ettiler. İhtiyatlı olanı bunları kullanmayı terk etmektir. (İbn Baz) 51- Açık elbiseler hakkında tıbbi araştırmalar neticesinde şu söylenmiştir: Cilt kanserine tutulan kadınların çoğunluğu, bronzlaşmak için bedenlerini güneş ışıklarına maruz bırakanlardır. 52- Kadınların kendilerine özel mekânlarda, kendilerine özel elbiselerle yüzmeleri: Kadının kadınlar arasında diz ile göbek arasını örtmesi farzdır. Örtü sık dokunmuş olmalı ve şeffaf olmamalıdır. Dar değil geniş olmalıdır. Kadınlar arasında olsa bile avret hacmini belli etmemelidir. (el-Lecnetud Daime) 53- Giyimde başkalarından ayrıcalıklı olma sevgisi: Bundan maksat büyüklenmek ve kendilerini başkalarından üstün görmek ise bu haramdır. Ama mübah zinet ile tecemmül ise bunda sakınca yoktur. (İbn Cibrin) 54- Üzerinde ayet veya kelime-i şehadet bulunan elbise giymekte sakınca yoktur. Lakin hürmette kusur etmemeli, bu elbise ile yatmamalı, üzerinde Allah’ın ismi olan şey üzerine oturmamalı ve bununla hamama girilmemelidir. (el-Lecnetud Daime) 55- Giyinme ve süslenmeye çok para sarf etmek: Övünmek için olursa israftır ve yasaklanan harcamalara, malı zayi etmeye dâhildir. Müslüman kadın bu konuda orta yolu tutmalıdır. Kişi kıyamet gününde bu malı nereden kazanıp nereye harcadığından sorgulanacaktır. (İbn Fevzan) 56- Kadının eşinin yanında pantolon giymesinde sakınca yoktur. (İbn Cibrin) 57- “Şerefli kadının örtünmesine gerek yok” diyenin hükmü nedir?: Bu batıl iddia Kur’âna, sünnete, akla ve insan tabiatına aykırıdır. Eğer bütün kadınlar açılırsa, erkekler onlara takılarak iffetli olanına da eziyet verirler. Bazen şeytan ona iğva verir, fasıkları ona yönlendirir. Eğer kadın şerefli ise, şer’i örtünme onun şerefini artırır. (İbn Useymin) 58- Küfür devletlerinde açılmak: Kâfir beldelerinde yüzü açmak caiz değildir. Bilakis, müslüman ya da kâfir fark etmeksizin yabancı erkeklere karşı örtünmelidir. (İbn Baz) 59- Çocukların önünde kısa elbise giymek: Kadının çocukları ve mahrem akrabaları yanında kısa elbise giymesi caiz değildir. Kadın mahrem akrabaları yanında, açması fitne olmayan yerlerini açabilir. Adet olan dışında bir yerini açamaz. Kısa elbiseyi yalnızca kocası yanında giyebilir. (İbn Fevzan) 60- Kadınlar yanında dar veya şeffaf elbise giymenin hükmü: Uyulan bir adet haline gelmiş olsa da bu caiz değildir. (İbn Cibrin) Kadın Neden Açılarak Hayasız Bir Görünüşe Bürünür? Îmân zayıflığı ve Rahman’dan korkmamak: Kadın Allahın, emrine muhalefet edenlere olan cezalandırmasını unutunca dilediğini yapar. Şeytan, kötülüğü emreden nefsinin şehvetleriyle beraber kalbinin arkasından onu kötülüklere sürükler. İnsan ve cinlerden olan şeytanları ona süsler. Bu yüzdendir ki Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Cehennem ehlinin çoğunluğunun kadınlar olduğunu gördüm” buyurmuştur. (Buhari rivayet etmiştir.) Kötü terbiye: Aileler, fertlerini hayır üzere yetiştirmeyi ihmal edince sapıklık yolları açıldı. Nesil bu şekilde yetişti, annesini açık gören de açıldı. Yayın araçları: Modern yayın araçlarının yaygınlaşması ile, fazilet düşmanları hedeflerine ulaştı. Bunun en önemli sonuçlarından biri, gizli incilerin çıkarılıp rezil bataklıklara atılmasıdır. Taklit: Fitnelerin arttığı bu asırda bazı kadınlar çılgınlık derecesinde, ahlak ve faziletten yoksun olup bütün düşünceleri vücutlarını sergilemek olan batı kadınlarının huylarını taklit ettiler. Böylece müslüman kadın, batılı kadınların açık saçıklığını ve düşük ahlakını taklit eder oldu. Kötü arkadaş: Nitekim “Arkadaş sürükleyicidir” denilmiştir. (“et-Teberruc vel İhtisab Aleyh” adlı kitaptan) KADIN VE NAMAZ Bu bölümde 94 cevap vardır. Namaz İle İlgili Hükümler 1- Erkeğin Namazı İle Kadının Namazı Arasında Fark Yoktur Bazı fakihlerin bahsettiği farkların delili yoktur. “Namazı, benim nasıl kıldığımı görüyorsanız öyle kılın” hadisi umumidir. Sünnet olan: kadının namazı, rükûda, secdelerde ve kıraatte erkeklerin kıldığı gibi kılmasıdır. (İbn Baz) 2- Kadın namaz kılarken, baldır, ayak, baş gibi avretinden bir şey görünürse namazı sahih olmaz. (İbn Baz) 3- Namazda kadının elleri ve yüzü hariç her yeri avrettir. Lakin eğer yanında yabancı erkek varsa ellerini ve yüzünü de örter. (el-Lecnetud Daime) Kadın, Namazda Sesli Okur mu? 4- Farz veya gece namazı gibi nafilelerde olsun fark etmez, namazlarda kadının kıraati sesli yapması, eğer yabancı erkek tarafından sesi işitilip fitneye düşmesi gibi bir endişe yoksa veya başkasının kıraatini karıştırmasına sebep olmayacaksa müstehaptır. (İbn Fevzan) 5- Ama gündüz namazlarında kıraat sessiz olduğu için bu namazlarda sadece kendi işitebileceği şekilde okur. (İbn Fevzan) 6- Kadının, üzerinde resim gibi şeyler bulunan elbiseyi giymesi haram olmakla beraber bu elbise içinde kıldığı namaz sahihtir. 7- Namazda hapşırırsa sessizce kendi kendine “elhamdulillah” der. (İbn Fevzan) 8- Namazda işaret etmek namazı bozmaz. Mesela senden birisi bir şey ister, sen de başınla veya elinle işaret ederek istediği şeyi gösterirsen bunda sakınca yoktur. (İbn Baz) 9- Namazda fazla hareket etmek: Namaz kılan, boş şeyler için fazla hareket ederse, farz namazı iade etmesi ve bundan tevbe etmesi gerekir. Ama namazı bozan hareketi “üç hareket” ile sınırlandırmak delili olmayan zayıf bir görüştür. (İbn Baz) 10- Kadının, bir kadın veya suret önünde namaz kılması: Kadının namazda kendisini meşgul edecek her şeyden uzaklaşması gerekir. Kendisinin dikkatini dağıtacak suret bulunan bir yerde namaz kılmamalıdır. 11- Secde esnasında dirsekleri yere koymak: sünnet olan: farz veya nafile namazda dirsekleri kaldırmaktır. Secde halinde ellerine dayanmalıdır. (İbn Baz) 12- Namaz kılanın burnundan kan gelirse: eğer kan az ise bu affedilmiştir. Bunu mendil gibi bir şeyle giderebilir. Eğer kan çoksa namazdan çıkar ve bunu temizler. Sonra yeniden namaza başlar. (İbn Baz) 13- Kadın namaz kılarken kapı çalarsa: — Eğer nafile namaz kılıyorsa bunda genişlik vardır. Namazı kesip kapıya bakmasında sakınca yoktur. — Ama eğer farz namaz kılıyorsa acele etmesine gerek yoktur. Eğer önemli bir şeyi kaçırma korkusu varsa ellerini çırparak namazda olduğuna tenbih eder. (İbn Baz) 14- Kendisinden sürekli idrar akıntısı gelen kadın: Namazı terk etmez. Onun özürlü gibi her namaz vakti için abdest alması ve pamuk gibi bir şey koyarak akıntıyı engellemesi gerekir. Böylece her namazı vaktinde kılmalıdır. (İbn Baz) 15- Ruh taşıyan canlı resmi bulunan yerde namaz kılmak: Eğer müslüman namazı şartlarına uygun şekilde kılmışsa böyle bir yerde kıldığı namaz sahihtir. Lakin resim bulunmayan bir yer araştırması daha faziletlidir. (İbn Baz) 16- Bilmeden kıble dışında bir yöne doğru namaz kılmak: — Eğer çöl gibi bir yerde bulunuyorsa kıbleyi araştırıp ictihad eder. Bu şekilde kıldığı namaz sahihtir, kazası gerekmez. — Ama eğer memleketinde ise, bilmeden yanlış yöne doğru kıldığı namazı kaza eder. Zira kıbleyi sorup öğrenme imkânı vardır. (İbn Baz) 17- Eğer meşakkat vermeyecekse kadınların yatsı namazını geciktirmeleri daha faziletlidir. Lakin gece yarısından sonraya ertelemek caiz değildir. (İbn Baz) 18- Namazdan çalmak: En büyük hırsızlık suçu, namazdan çalmaktır. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Hırsızlık konusunda insanların en kötüsü namazından çalandır” buyurmuştur. Dediler ki: “Ey Allah’ın Rasulü! Kişi namazından nasıl çalar?” Buyurdu ki: “Rükûlarını ve secdelerini tam yapmaz” (Ahmed rivayet etmiştir.) Yani rükû ve secdelerde itminan miktarı kadar uzun durmaz. 19- Namazda esnemeye engel olmalıdır. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Sizden birisi namazda iken gücü yettiği kadar esnemeye engel olsun. Zira şeytan bu vesileyle girer” buyurmuştur. (Buhari) Bunun için eliyle ağzını kapamalıdır. 20- Namazda iken kadının önünden bir kadın geçerse namazı keser mi?: Evet keser. Lakin eğer namazda önüne sütre koymuş olup, kadın bu sütrenin önünden geçerse veya seccade üzerinde namaz kılıyorsa ve kadın seccadenin önünden geçerse veyahut ne sütresi ne de seccadesi yoksa ve kadın secde edeceği yerin ilerisinden geçerse bu zarar vermez. Uyarı: Eğer imamın arkasında namaz kılıyorsa namazı kesilmez. Zira imamın sütresi, arkasındakilerin de sütresidir. (İbn Useymin) 21- Eğer uçakta ise ve vaktin çıkmasından korkuyorsa, elbisesi necis olsa da namazı kılar. (el-Lecnetud Daime) 22- Uçakta namaz: Uçak havada iken vakit gelmişse ve istasyonlardan birine inmeden önce namaz vakti çıkacaksa, rükûsunu ve secdelerini güç yettiğince yapıp kıbleye yönelerek namazın eda edilmesi gerekir. 23- Ama eğer vakit çıkmadan önce havaalanına uçağın ineceğini biliyorsa, isterse kılabildiği şekilde namazı uçakta kılar, isterse öğleyle ikindiyi, akşamla yatsıyı cem eder. Âlimlerin çoğunluğu uçakta namaz kılmanın caiz olduğunu tercih etmişlerdir. (el-Lecnetud Daime) 24- Kadının namazda çocuğunu taşıması: Şu şartlarda bunda bir sakınca yoktur: a- Çocuk temizse b- Taşımadığı takdirde kendisini namazdan alıkoyması gibi sebeplerle taşımak zorunda kalmışsa. (İbn Useymin) 25- Kadının namaz kılmayan kocası ile evli kalmaya devam etmesi: Kadının namaz kılmayan kocası ile kalması, ondan çocukları olsa bile caiz değildir. Kadının nefsini ona teslim etmesi caiz değildir, zira o kâfirdir. (İbn Useymin) 26- Harem’de namaz kılarken anne, çocuğunu bulmak için namazı kesebilir mi?: Eğer namazı kesmeden çocuğunu muhafaza edebilirse bunu yapar. Eğer çocuğu kaybetmekten korkarsa namazı kesebilir. (el-Lecnetud Daime) — Eğer kadın namaz kılarken önünden veya sütre ile kendisi arasından kadın geçerse namazı keser. Ancak Mescidi Haramda bundan korunmak mümkün olmadığı için namaz kesilmez. (el-Lecnetud Daime) 27- Kız öğrencinin iki saatlik ders vaktinde namaz vakti girerse ne yapar? İki saatte öğle vakti çıkmaz: şüphesiz öğle namazının vakti güneşin zevalinden ikindi vakti girinceye kadardır. Bu zaman iki saatten uzundur. — Eğer ders arasında namazı kılabilirse kılar. — Eğer ders arası ancak vaktin çıkmasından sonra veriliyorsa ve dersten çıkmakta sıkıntı olursa öğle namazı ile ikindi namazını cem etmesi caizdir. (İbn Useymin) 28- Hasta kadın oturarak namaz kılarken yastık üzerine secde edebilir mi?: Sünnette yastık veya başka bir şey üzerine secde etmek yoktur. Aksine bu mekruha daha yakındır. Lakin başıyla rükuya ima ettiğinden fazlaca ima eder. 29- Kıyam halinde de bağdaş kurarak oturur. (İbn Useymin) 30- Hastalık sebebiyle namazı ertelemek: Caiz değildir. Kadın, namazı gücü yettiğince ayakta, oturarak veya yanı üzere yatarak kılmalıdır. Öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı cem edebilir. (el-Lecnetud Daime) 31- Namaz esnasında zihnin meşgul olması: Namaz sahihtir fakat sevabı eksik olur. — Namazda huşu gerçekleşene kadar kendini gücün yettiğince düşüncelerden korumalısın. — Namazda okuduğun surenin anlamını düşünmelisin. — İmkân nispetinde Allah’ın azametini düşünüp kendini kontrol etmelisin. — Taşlanmış şeytan’dan Allah’a sığınmayı artırmalısın (el-Lecnetud Daime) 32- Kişi, eğer bir namazı unutmuş ve ondan sonraki namazları kılmışsa, namazların hepsini iade eder mi?: Namazların iade edilmesi gerekmez. Unuttuğu namazı kılması yeterlidir. (el-Lecnetud Daime) 33- Kadın, güneş doğuncaya kadar uyuyakalırsa, sabahın iki rekat sünnetini de kılar mı?: Uyku galebe çalıp namaza uyanamayan kimse, önceki gibi sabahın sünnetini kılar ve sonra da farzını kılar. (el-Lecnetud Daime) 34- Erkek, karısını mescide gitmekten alıkoyabilir mi?: Kadın tesettürlü olup bedeninden bir şey açmadığı sürece alıkoyamaz. (el-Lecnetud Daime) 35- Hayızlı kadın mescide girebilir mi?: Hayızlı kadının mescitte veya mescidin yakınında kadınların namaz kılması için tahsis edilmiş olup “mescid” ismi verilen çadırda oturması haramdır. Fakat uğrayıp geçmesinde sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime) 36- Namazda huşu sebepleri: — Bilinmeli ki namaz, Allah ile münacattır. Allah’ın azameti ve O’ndan korku düşüncesi hazır edilmelidir. — Namazda itminan üzere olmalı, acele edilmemelidir. — Namazda okunan ayetlerin ve diğer zikirlerin anlamı düşünülmelidir. — Kıraati tertil ile (tane tane okuyarak) yapmalı sesi güzelleştirmeye çalışmalıdır. — Namaz esnasında secde yerine bakmalı, başka taraflara bakmamalıdır. — Namaz kılanı meşgul edecek şeylerden uzaklaşmalıdır. 37- Namaz esnasında gözleri yummak: Bu, namazın mekruhlarındandır. Zira bu, Mecusilerin ateşe ibadetlerinde gözlerini yummalarına benzemektir. Bunun Yahudilerin namazda yaptığı şey olduğu da söylendi. İslam geçmiş dinlerin hükmünü kaldırmıştır. 38- İhtiyaç olmadan sağa sola bakmak: Namazın mekruhlarındandır. Zira insan namaza durduğu zaman Allah Teala yüzü tarafında olur. Namazda başka yönlere dönmek kötü edeptendir ve Allah’tan yüz çevirmek olur. İhtiyaç sebebiyle olursa mekruh değildir. 39- Namazda şeytanın vesveselerle gelmesi anında üflemek: Bu üfleme, az tükürük ile karışık üflemedir. Vesveseye müptela olan Allah’a sığınmalı, kalbiyle de olsa Şeytandan Allah’a sığınarak sol tarafına üç kere üflemelidir. (İbn Cibrin) 40- Çocukları olan kadın namaz kılmıyorsa: Kadının namaz kılmayan kocasından çocukları varsa veya kendisi namaz kılmayıp, çocukları varsa, nikâhlarında mevcut olan şüpheye nispet edilirler. (el-Lecnetud Daime) 41- İnsan namazda kendisinden idrar çıktığını veya namazın bozulduğunu düşünürse: Bu düşünce ile ne abdest ne de namaz bozulmaz. Zira mücerret vesvese şeytandandır. Ta ki, kendisinden idrar çıktığından emin oluncaya kadar bu düşünce bir vesvese olarak kalır. (İbn Baz) 42- Fatiha’yı okuyup okumadığını hatırlamayan ne yapar: Eğer bu düşünce galip gelip tekrar okumak istemezse, sonra da ihtiyat olsun diye okursa sehiv secdesi gerekmez. Eğer sehiv secdesi yaparsa da sakınca yoktur. (İbn Cibrin) 43- Doğum belirtileri hissettiğim zaman namaz kılmam caiz midir? Kadın, hayız veya nifastan temiz olduğu durumlarda namaz kılar. Lakin doğum öncesi görülen kan nifas kanına tabidir. Bu durumda namaz kılmaz. Ama kan görmezse doğum belirtisi hissetse bile namazı kılar. Tıpkı hasta iken namaz kılanın sancı hissetmekle, aklı gitmediği sürece kendisinden namazın düşmemesi gibi. 44- Kadının fercinden çıkan yel namazı bozar mı?: Ön taraftan çıkan yel abdesti bozmaz. (el-Lecnetud Daime) 45- Akıntısı olan kadın farz namaz için abdest almışken, nafile namaz kılıp Kur’ân okuyabilir mi?: Diğer namaz vakti girinceye kadar dilediği gibi farz veya nafile namaz kılabilir, Kur’ân okuyabilir. (İbn Useymin) 46- Kadının Harameyn’de kıldığı namaz mı, yoksa evinde kıldığı namaz mı daha faziletlidir? Mekke’ye nispet edilene gelince: Harem dâhilinde olan her yer buna izafe edilebilir ve kadın Mekke’de evinde kıldığı namaz ile inşallah bu fazilete ulaşır. Medine’ye nispet edilene gelince: Haremlik vasfı sadece Mescidi Nebevi’dedir. Ama şayet kadın Medine’de, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in sözüne uymak için evinde kılarsa pek çok hayra kavuşması ümit edilir. (İbn Fevzan) 47- Kadın namaz kılarken peçe kullanır mı?: Kadının namaz kılarken peçe kullanması mekruhtur. Zira namaz kılan kişi alnını ve burnunu yere koyacaktır. (Kitabul Muğni) 48- Kadın, teravih namazı için mescide çıktığı takdirde evde yapması gerekenlerden bazılarını yapamayacaksa çıkmasının hükmü nedir?: O halde çıkmaz, aksine evdeki işlerini yapması gerekir. Zira ev işlerini tutması vacip, mescide çıkması ise eğer bir zarar söz konusu değilse mubahtır. (İbn Fevzan) 49- Namazda elleri ve ayakları örtmenin hükmü nedir?: Elleri ve ayaklarını, yanında erkekler olmasa bile namazda her durumda örtmesi gerekir. Zira kadın tamamen avrettir. Ancak eğer yanında mahremi olmayan erkekler yoksa namazda yüzü avret değildir. (İbn Fevzan) 50- Kadının namazda saçlarını alnı üzerine sarkıtması caiz midir?: Bunda bir sakınca yoktur. Lakin bunu giderip yere öyle secde ederse daha faziletlidir. (İbn Baz) 51- Bazen ben namaz kılarken benden beyaz bir sıvı geliyor: Bu sıvı idrar hükmünde olup necistir. Bundan dolayı itsinca edip abdest alman gerekir. Eğer şehvetsiz çıkarsa gusül gerekmez. Bedenine ve elbisene isabet eden yerleri yıkaman gerekir. (el-Lecnetud Daime) Kaçan Namazların Kazası İle İlgili Hükümler: 52- Fecirden önce temizlik gören akşam ile yatsıyı kılar mı?: Hayızlı veya nifaslı olan kadın sabahtan önce temizlik görürse akşam ve yatsı namazlarını kılmalıdır. (İbn Baz) 53- Akşamdan önce temizlenen öğle ile ikindiyi kılar mı?: Hayızlı veya nifaslı olan kadın, güneş batmadan önce temizlik görürse öğle ile ikindiyi cem ederek kılması vacip olur. (İbn Baz) 54- Sabah namazını kılmak üzere kalktığımda güneşin doğmasından sonra kan görsem namazı iade etmem gerekir mi?: Evet iade etmen gerekir. Zira zahir olan o ki, aslolan kanın çıkmamış olduğudur. Aslolan çıkmaması olduğuna göre bunun manası, hayız olmadan önceki vakte rastlamış olmasıdır. (İbn Useymin) 55- Kadının doğum sancısı tutar ve iki gün namaz kılmazsa ve kan da gelmemişse namazları kaza eder mi?: Evet kaza eder. Zira hastalık sancısı ve benzeri bir sebepten ötürü kişiden namazın vücubu düşmez. Nifas olması için de ondan kan gelmemiştir. (Şeyh es-Sa’dî) 56- Mesela kadın öğle vaktinde bir saatte hayız olsa ve öğle vaktinin girmiş olmasına rağmen o namazı kılmamışsa, onu kaza etmesi gerekir. Zira temizlendiği zaman tek namazı kaza etmesinde zorluk yoktur. (İbn Useymin) 57- Geçmiş namazların kazası: — Bir an evvel namazların kaza edilmesi gerekir. (Ertesi gün aynı namazın vaktine kadar ertelenmez.) — Allah’ın farz kıldığı şekilde tertip üzere kılmalıdır. Yani önce sabah namazını, sonra öğle namazını kılarak kaza eder. (el-Lecnetud Daime) 58- Sabah namazını güneş doğduktan sonra kılan kimsenin hükmü nedir?: Eğer bunu kasten yapmışsa ilim ehlinden bir topluluğa göre bu küfürdür. Bir müslümanın sabah namazını kılmadan seheri geçirmesi caiz değildir. (İbn Baz) 59- Kaçırılmış namazların kazası: Kasten (mazeretsiz olarak) terk edilmiş namazın kazası yoktur. Geçmişte olandan tevbe etmek ve gelecek için istikamet üzere olmak gerekir. — Ama unutmak, uyumak gibi sebeplerle terk edilen namazların kaza edilmesi gerekir. (İbn Baz) 60- Kadın sabah namazına güneş doğduktan sonra uyanır ve üzerinde kan görürse: Hayızdan temizlendikten sonra sabah namazını kaza etmelidir. (İbn Useymin) 61- Hayızlı kadın temizlendiği zaman, namaz vaktinin başından veya sonundan bir rekâtını kılabilecek kadar vakte yetişmişse o namazı kılmak üzerine vacip olur. — Mesela vaktin başına yetişmişse: Kadın güneşin batmasından sonra bir rekât namaz kılacak kadar zaman geçtikten sonra hayız olmuşsa, temizlendikten sonra akşam namazını kaza etmesi gerekir. Zira hayız olmadan önce bir rekâtını kılacak kadar vakte yetişmişti. (İbn Useymin) 62- Mesela, vaktin sonunda yetişmişse: Kadın, güneş doğmadan önce bir rekât kılacak kadar vakit geçtikten sonra temizlik görmüşse, temizlendikten sonra sabah namazını kaza etmelidir. Zira bir rekât kılacak kadar vakte yetişmiştir. (İbn Useymin) Nafile Namazlarla İlgili Hükümler 63- İşrak Namazı: Bu ilk kuşluk vaktinde kılınan namazdır. En faziletli vakti, güneşin yükselip sıcağın şiddetlendiği zamandır. En azı iki rekât olup en fazlası için sınır yoktur. (İbn Baz) 64- Tesbih Namazı: Doğrusu bu konudaki hadisin sahih olmadığıdır. Zira şaz ve münker olup, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den nafile namazlara dâhil nakledilen sahih hadislere muhaliftir. (el-Lecnetud Daime) 65- Vitir yapmadan önce sabah vakti girerse ne yapılır: Vitir güneş doğduktan sonra kuşluk vaktine ertelenir. Üç rekât kılmak âdeti olan kimse, hastalık veya uyku sebebiyle vitiri gece kılamazsa, kuşluk vaktinde iki selamla, ikişer rekâttan dört rekât kılar. Eğer vitiri beş rekât kılmak âdeti ise, üç selamla ikişer rekât, toplam altı rekât kuşluk vaktinde kılar. (İbn Baz) 66- İnsan devam ettiği zaman nafile vacip haline gelmez: Meşru olan nafile namaz veya orucu kesmek caizdir. Lakin tamamlamak daha faziletlidir. Ancak hac ve umre bundan hariçtir. Kişinin, nafile olsa da hac veya umreyi tamamlaması vacip olur. (İbn Baz) 67- Tevbe namazı: Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den sabit olmuştur: “Herhangi bir kul bir günah işler de sonra en güzel şekilde abdest alıp iki rekât namaz kılar ve günahından Allah’a tevbe ederse Allah onun tövbesini kabul eder.” (Ahmed rivayet etmiştir.) (İbn Baz) 68- İstihare namazının şekli: Diğer nafile namazlar gibi iki rekât namaz kılarsın ve selamdan sonra hadiste gelen istihare duasını yaparsın. (İbn Baz) 69- Vitir kılarken sabah ezanı okunursa: Namazın tamamlanmasında hiçbir sakınca yoktur. (İbn Useymin) 70- Gecenin başında vitir yapan, gecenin sonunda tekrar kalkarsa: Kolayına geldiği gibi ikişer rekât vitirsiz şef’ namazı kılar. Zira Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Bir gecede iki vitir yoktur” buyurmuştur. (İbn Baz) 71- İş vaktinde kuşluk namazı kılmak: Öğretmen veya idareci işlerinden boş vakit bulabilirse iki rekât kuşluk namazını kılar. (İbn Useymin) 72- Hacet namazı ve Kur’ân ezberleme namazı: Her ikisi de sahih değildir. Bu tür şeyler ancak şer’i delil ile tespit edilebilir. (İbn Useymin) Cemaat İle Namaz Hakkında Hükümler 73- Kadınların ezan ve kamet okuması meşru mudur?: Kadınlara namaz için kamet okumak sünnet değildir. Tek başına kılmaları ile içlerinden birinin imam olup kıldırması fark etmez. Aynı şekilde, onlara ezan okumak da meşru kılınmamıştır. Hadislerin gösterdiği gibi ezan ve kamet ancak erkeklere hastır. (el-Lecnetud Daime) 74- Bir kadın, diğer kadınlara imam olarak farz namaz veya teravih namazı kıldırabilir. Ancak erkeklerde olduğu gibi kadın imam safın önüne geçmez. Aksine ilk safın ortasında durur. (el-Lecnetud Daime) 75- Mescitte başka kadınlar varken bir kadının tek başına saftan ayrı olarak namaz kılması caiz olmaz. Ama tek başına ise olur. (Şeyh es-Sa’dî) 76- Sünnet, kadının evde kıldığı namazın, mescidi haramda kıldığı namazdan üstün olduğunu göstermektedir. Zira Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “…evlerinde kılmaları kendileri için daha hayırlıdır” buyurmuştur. Böyle söylerken Medine’de idi. Evleri kadınlar için tesettüre daha uygun ve fitneden daha uzaktır. (İbn Useymin) 77- Kadınların namaz kıldığı yer erkeklerden uzak olup duvar gibi bir şeyle ayrılmışsa, kadınların saflarının en hayırlısı ilk saftır. Zira böyle bir durumda fitne korkusu ortadan kalkmıştır. (İbn Cibrin ve İbn Fevzan) 78- Kadının Cuma namazı: Kadın, imamla beraber Cuma namazını kılarsa, namazı sahihtir. Eğer evinde kılarsa dört rekât öğle namazını kılar. (el-Lecnetud Daime) 79- Kadının televizyon ve radyo gibi cihazlar vasıtasıyla imama uyması: Caiz değildir. Bunda farz ile nafile namaz eşittir. İmamın kıraatini ve tekbirini işitse bile caiz değildir. (el-Lecnetud Daime) 80- Kadının eldiven ile namaz kılmasında sakınca yoktur. Zira namazda tesettür ile emrolunmuşlardır. Cemaatle Namazda Erkeklerle Kadınların Farklı Olduğu Hususlar: 81- Erkeklere cemaat ısrarla te’kid edildiği halde kadınlara cemaate gelmeleri tekit edilmemiştir. 82- Kadınların imamı kendileriyle aynı hizada durur. 83- Kadınlardan biri, erkeklerin hilafına olarak, erkek imamın yanında değil arkasında durur. 84- Erkeklerle beraber saflarla namaz kıldıkları zaman kadınların en arkadaki safı, ilk safından daha faziletlidir. (İmam Nevevi) 85- Kadının imamı ve cemaati görmediği mescitte namaz kılması: Sadece sesini işitiyorsa, cemaatin imamla kıldığı namaz sahihtir. Zira aynı mekânda olup imama uymaları mümkündür. (İbn Useymin) 86- Kadınlar arkasında namaz kılmak: Esas olan; erkeklerin imamdan sonra gelen safta olmaları, kadınların da arkada olmalarıdır. Eğer erkek, erkeklerin safına girmeye yol bulamazsa zaruretten dolayı kadınların arkasında kılar ve namazları sahihtir. (el-Lecnetud Daime) 87- Eğer erkek, hanımı ile beraber namaz kılacaksa, kadın eşinin arkasında durur. Mahremi olsun veya olmasın, kadının namazda duracağı yer erkeğin arkasıdır. (el-Lecnetud Daime) 88- Kadınların cemaatle namaz kılması caizdir: Lakin bu kadınlar hakkında sünnet midir yoksa sadece mubah mıdır?: Bu mubaha daha yakındır. Zira bunun sünnet olması sarih değildir. (İbn Useymin) 89- Kadının çocuklara imamlığı: Doğrusu kadının küçük ya da büyük erkeklere imam olmasının caiz olmamasıdır. (İbn Useymin) 90- Mescidin yakınında kadınların namaz kılmak için yer edindikleri çadır: Mescitte erkeklerin arkasında kadınların namaz kılmak için çadır edinmeleri caizdir. Mescid içinde olursa burası mescid ve namazgâh olarak isimlendirilir. (el-Lecnetud Daime) 91- Kadının mescide çıkmasının şartları: — Tam bir şekilde tesettürlü olmalıdırlar — Koku sürünmeden çıkmalıdırlar — Süslü elbise ve ziynet ile çıkamazlar — Kocasının ve çocukların haklarından bir şey ihmal etmemelidirler. — Çıkması halinde fitne söz konusu olmamalıdır. (İbn Fevzan) 92- Kadının cemaat ile kıldığı namazdaki ecri ile erkeklerin cemaatle kıldığı namazın ecri eşit midir?: Cemaat ile namaz kılmada ecrin kat kat olması erkeklere hastır. Zira onlar vacip mertebesinde cemaate davet edilmektedirler. Hadisin lafzı: “Erkeğin cemaatle kıldığı namaz, evinde kıldığı namazdan yirmi beş kat üstündür.” Binaenaleyh, kadın bu ecre ulaşamaz. (İbn Useymin) — Lakin mescide yürüme sevabını kazanır ve meleklerin mescitte namaz kılanlara ettikleri salata kavuşur. KADIN VE CENAZELER Bu bölümde 15 cevap vardır: 1- Kadınların erkeklerle beraber cenaze namazına katılmaları caizdir. Zira ibadetler hakkındaki esas, erkeklere de kadınlara da şamil olmasıdır. (el-Lecnetud Daime) 2- Cenazenin büyük ya da küçük olması fark etmeksizin, imam erkek cenazenin başı hizasında, kadının ise orta kısmı hizasında durur. (İbn Useymin) 3- Kadınların cenaze peşinden gitmeleri: Ümmü Atiye radıyallahu anha der ki: “Cenazeyi takip etmekten yasaklandık fakat bu konuda ısrar edilmedi.” (Buhari ve Müslim) 4- Ölü için çığlık atmak: Haramdır. Bu sesi yükselterek ağlamaktır. Allah Teala’nın takdirine razı olmamanın ve sabretmemenin göstergesidir. (İbn Fevzan) 5- Ölü için ağlamak: Yüksek sesle olmamak ve Allah’ın takdirine öfkelenmemek şartıyla caizdir. (İbn Fevzan) 6- Erkeğin karısını veya kadının kocasını yıkaması caizdir: Zira Ali Bin Ebi Talip radıyallahu anh eşi Fatıma radıyallahu anha’nın cenazesini yıkamış, Esma Bintu Umeys radıyallahu anha da kocası Ebu Bekir radıyallahu anh’ın cenazesini yıkamıştır. (el-Lecnetud Daime) 7- Kadının Hayızlı iken kadın cenazesini yıkaması ve kefenlemesi caizdir. (el-Lecnetud Daime) 8- Mahremi olmasa da erkeğin mahremleri yanında kadın cenazesini kabre indirmesi caizdir. (İbn Baz) 9- Kadınların kabirleri ziyaret etmesi caiz değildir. Zira hadiste: “Allah kabirleri ziyaret eden kadınlara lanet etsin” buyrulmuştur. (el-Lecnetud Daime) 10- Kadın, ziyaret etme amacı olmadan bir kabristana uğrarsa durup meşru şekilde selam vermesinde sakınca yoktur. (İbn Useymin) 11- Kadınların kabir ziyaretinden alıkonulmasının hikmeti: — Zira kadınlar akıl bakımından zayıf ve duygusal oldukları için çabuk etkilenirler. — Kadın, kabirleri ziyaret ettiği zaman bunu tekrar eder. Bunu tekrar ettikleri zaman da kabristan kadınlarla dolar. Böylece kabirler günahkârların uğrak yeri haline gelir. (İbn Useymin) 12- Kadının, sarıldığı izar, başına örtülen örtü, giydirildiği gömlek ve sargı olmak üzere beş parça beyaz elbise ile kefenlenmesi müstehaptır. 13- Ölmüş kadının saçları ne yapılır?: Üç belik örülür ve arka tarafına sarkıtılır. (İbn Fevzan) 14- Ölüye “merhum (rahmetli)” demek: Meşru olanı: ölmüş müslüman hakkında “Allah rahmet etsin” demektir. Merhum denmez, zira bunun hakikati bilinmez. (el-Lecnetud Daime) 15- Musibet anında yanakları tokatlamanın ve yaka yırtmanın hükmü: Caiz değildir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Yanaklarına vuran ve yaka yırtan veya cahiliye davasına çağıran bizden değildir.” Buyurmuştur. (Buhari ve Müslim) Musibet anında vacip olan, sabretmek ve sıkıntının geçmesini beklemektir. Bu çirkin işlerden sakınmalı, geçmişte olmuşsa bunlardan Allah’a tevbe etmelidir. KADIN VE ORUÇ Bu bölümde 63 cevap vardır: 1- Kadın buluğ çağına ulaştığı zaman oruç tutması farz olur. — Şu dört şeyden biri ile kadının buluğ çağına geldiği anlaşılır: — On beş yaşını doldurması — Veya ferc etrafında tüy bitmesi — Veya bilinen meninin inzal olması — Veya hayız ya da hamile olması Bunlardan biri olduğu zaman on yaşında olsa bile oruç tutması gerekir. (İbn Useymin) 2- Kadın güneş doğduktan sonra temizlenirse, onun oruç tutması hakkında âlimlerin iki görüşü vardır. Tercih edilen görüşe göre: günün kalan kısmında oruç tutması gerekmez. Zira güne hayızlı başladığından oruç tutması için gün sahih olmamıştır. (İbn Useymin) 3- Güneş batmadan az zaman önce âdeti gelirse: Orucu iptal olur. Eğer güneş battıktan sonra gelirse orucu sahihtir, kaza etmesi gerekmez. (el-Lecnetud Daime) 4- Hayız başlangıcı: Eğer kadın temiz iken oruçlu olduğu halde hayız başlangıcını hisseder, fakat kan ancak güneş battıktan sonra gelirse veya adet sancısını hisseder de kan güneş battıktan sonra gelirse orucu sahihtir. (İbn Useymin) 5- Hamile kadından kan gelirse, nokta şeklinde az veya çok olsun fark etmez, bu kan bir şey değildir. Bu hayız kanı olmadığı için orucu tamamlamalıdır. (İbn Baz) 6- Hayız ve nifaslı olanlar için ramazan günlerinde gizlice yiyip içmeleri daha layıktır. (İbn Useymin) 7- Hayızlı veya nifaslı kadının fecirden önce temizlik görmesi ve fecirden sonra gusletmesi halinde orucu sahihtir. Onun durumu cünüp olarak sabahlayanın haline benzer. Şüphesiz onun orucu sahihtir. (İbn Useymin) 8- Kadın, hayız olarak fecir doğarsa, fecirden sonra temizlik görse de orucu sahih olmaz. (İbn Useymin) 9- Hamile veya süt emziren kadın Ramazanda oruç tutmazsa, ister kendisi için, ister taşıdığı çocuk için korkuyor olsun fark etmez, onun yalnızca kaza etmesi gerekir. (el-Lecnetud Daime) 10- Her ikisi de oruçlu iken kocası, kadını cimaya zorlayabilir mi?: Kadının orucu sahihtir ona kefaret gerekmez. Ama kocasına cima kefareti gerekir. Bu kefaret ise: bir köle azat etmektir. Bulamazsa iki ay art arda oruç tutmak, buna da güç yetiremezse altmış miskini doyurmaktır. Ayrıca o günün orucunu kaza da etmesi gerekir. (İbn Useymin) 11- Eğer kadın cima için kocasına kendi rızasıyla itaat ederse kendisine de kaza ve kefaret gerekir. (İbn Useymin) 12- Art arda üç gün cima edene, cima ettiği günler sayısınca her biri için ayrı kefaret gerekir. (İbn Fevzan) 13- Eşiyle oruçlu iken cima eden fakat inzal olmayan kimse: İnzal olup olmaması fark etmez cima ile orucu bozulur. Ona kefaret ve kaza gerekir. (İbn Useymin) 14- Cima etmeksizin inzal olursa kefaret gerekmez fakat bunda günah vardır, günün kalan kısmını oruçlu olarak devam ettirmeli ve yerine bir gün kaza etmelidir. (İbn Useymin) 15- Oruçlu kimse eşini öper ve oynaşırsa: Bu caizdir fakat bu konuda oruçlarının bozulmayacağından emin olmalıdırlar. Eğer ince ve yapışkan bir sıvı olan mezi çıkarsa bu orucu bozmaz. (İbn Useymin) 16- Oruç esnasında krem kullanmak: Kadının yüzünü güzelleştirsin veya güzelleştirmesin fark etmez, bütün bu yağ çeşitleri orucu bozmaz. (İbn Useymin) 17- Oruçlu iken kına kullanmak: Bu orucu etkilemez. İster ele ve ayağa, ister saça kına yakılsın, orucu bozmaz. (İbn Useymin) 18- Sıvı yağlar sürünmek: Oruca zarar vermez. Zira bunlar deri altına nüfuz etmez. Bir miktar deri altına girse bile oruç bozulmuş sayılmaz. (İbn Cibrin) Üzerinde oruç borcu ile ölen: Hastalık gibi bir mazeret sebebiyle üzerinde oruç borcu ile ölen için iki durum söz konusudur: 19- Birinci durum: Devam eden hastalığı ölünceye kadar sürmüşse ona bir şey gerekmez zira o mazeret sahibidir. 20- İkinci durum: Eğer oruç tutmasına engel olan bu hastalıktan vefat etmeden önce kurtulmuşsa ve üzerinden oruç tutmadığı diğer bir ramazan ayı geçmişse, her gün için bir miskin doyurması gerekir. (el-Lecnetud Daime) 21- Adak orucu: Eğer ölünceye kadar adak orucunu tutmamışsa onun yerine tutulur. (el-Lecnetud Daime) 22- Diğer ramazan ayı girinceye kadar kaza orucunu ertelemek: Eğer ertelemesinde bir mazereti yoksa kaza ile beraber oruç borçlu olduğu her gün için bir miskin doyurması gerekir. Eğer mazereti varsa sadece kaza gerekir. (el-Lecnetud Daime) 23- Kocası yanında bulunan kadın, nafile orucu ancak kocasının izni ile tutarsa caiz olur. Eğer kocası yanında değilse veya kocası yoksa ya da kocası bu konuda müsamaha ediyorsa nafile oruç tutması müstehap olur. (İbn Fevzan) 24- Oruçlu iken dudak boyası kullanmak: Tadını aldığı bir şeyi kullanamaz. (İbn Useymin) 25- Kadın istinca için, merhem sürmek için veya bir kadın hastalığının izalesi için elini fercine sokarsa orucu bozulmaz. (el-Lecnetud Daime) 26- Yemeğin tadına bakmak: Oruçlu kadının Ramazan ayında gündüz vakti yemeğin tadına bakması caiz olup, tadına baktığı şeyi geri tükürmelidir. (İbn Useymin) Kanaması olan kadın Ramazan’da nasıl hareket eder? 27- Kadın, bu hastalık kendisine isabet etmeden önceki normal adet dönemi süresinde orucu ve namazı bırakır. Mesela hayız dönemi her ayın başında altı gün ise, ayın başından altı gün namaz kılmadan ve oruç tutmadan oturur. Bu süre geçtikten sonra gusledip namazını kılar ve orucunu tutar. (İbn Useymin) 28- Bu durumda olan kadının öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı cem edebilir. Zira o özürlü hükmündedir. 29- Temizlenmek istediği zaman da, fercini yıkayıp pamuk gibi bir şey koyarak kanamayı durdurur, sonra abdest alıp namaz kılar. (İbn Useymin) 30- Yıl orucu tutmayı adayıp sonra bundan aciz kalan kimseye yemin kefareti olarak on miskini doyurması gerekir. Her miskin için yarım sa’ hurma veya bunun ayarında beldenin âdeti olan gıdaya göre yedirir. Eğer buna imkânı yoksa arka arkaya üç gün oruç tutar. (el-Lecnetud Daime) 31- Besleyici iğne: kasten kullanırsa bu orucu bozar. Ama penisilin gibi kas ve damar içine yapılan sıradan iğne orucu bozmaz. (İbn Baz) 32- Ramazan ayı gündüz vakti sürme ve diğer güzellik malzemeleri kullanmak: Bu orucu bozmaz. Kına, makyaj ve yağlı kremler de böyledir. (İbn Baz) 33- Oruçlu iken diş macunu kullanmak: Yutmamak şartıyla bunda sakınca yoktur. 34- Aynı şekilde oruçlunun misvak kullanması da meşrudur. Eğer misvaklanırken kasıtsız olarak bir şey kaçarsa kaza gerekmez. (İbn Baz) 35- Diş temizletmek, dolgu yaptırmak ve diş çektirmek: Bunun oruca bir zararı yoktur. Yalnız, bu esnada ilaç veya kan yutmamalıdır. İhtiyatlı olanı bunları oruçlu iken yapmamaktır. (İbn Baz) 36- Göz veya kulak damlası: Bunlarla oruç bozulmaz. Eğer boğazında bunların tadını hissederse kaza etmesi vacip değilse de ihtiyat olarak kaza etmelidir. (İbn Baz) 37- Sprey kullanmak: Zaruret sebebiyle burun spreyi kullanmanın oruca bir sakıncası yoktur. Fakat ihtiyat olsun diye bunu gece vaktine ertelemelidir. Ağız spreyinde de sakınca yoktur. (İbn Baz) 38- Güzel koku kullanmak: Oruçlu için bu caizdir. Fakat tütsüyü burnuna çekemez. (İbn Baz) 39- Oruçludan kan çıkması: burun kanaması, istihaze kanı, gerektiğinde kan aldırmak gibi sebeplerle kan çıkması orucu bozmaz. 40- Ama kan bağışlamaya gelince bunun iftardan sonraya ertelenmesi ihtiyatlıdır. Zira bu iş hacamata benzemektedir. (İbn Baz) 41- Burun damlası: Oruçlu iken burun damlası kullanmak caiz değildir. Zira burun giriştir. Bunu yapan, tadını boğazında hissederse orucu kaza etmesi gerekir. (İbn Baz) 42- Ramazanda imsaki öne almak: Bunun dini bir dayanağını bilmiyorum. Aksine, kitap ve sünnet imsakin, fecirden on dakika önce olduğunu değil, fecrin doğmasıyla başladığını göstermektedir. (İbn Baz) 43- Hayızdan temizlik görmesi hususunda şüphe eden kadın oruç tutarsa: Orucu gerçekleşmez. O günü kaza etmesi gerekir. bu durumda esas olan, hayzın devam etmesi ve temizlikten emin olmadığı için güne Hayızlı olarak girmiş olmasıdır. İbadetin sıhhati için onda şüphe olmaması şarttır. (İbn Useymin) 44- Oruçlu iken fitil (supozituar) kullanmak: Bunda sakınca yoktur. Bu, hastanın arkadan veya önden koyduğu ilaç olup yiyecek ve içecek değildir. (İbn Useymin) 45- Oruçlu iken dudak çatlamasını izale etmek için merhem kullanmak: Bunda sakınca yoktur. Ama ağzına ulaşmasından sakınmalıdır. Kasıtsız olarak ulaşırsa da bundan bir şey olmaz. (İbn Useymin) 46- Ramazan’da misvak kullanmak: Oruçlunun misvak kullanması caizdir. Zira misvak kullanmak sünnettir. Lakin tükürüğünde misvakın tadı varsa bunu yutmamalıdır. Aynı şekilde misvaklanırken dişi kanarsa bunu da yutmamalıdır. (İbn Useymin) 47- Ağza su verip mazmaza yaparken su yutmuşsa, eğer bunu kasıtlı yapmamışsa orucu sahihtir, kaza etmesi gerekmez. (İbn Cibrin) 48- Oruçlunun salyasını yutmasının hükmü nedir?: Bu oruca zarar vermez. Zira bu onun tükürüğüdür. Tükürse bile yutarsa bunda sakınca yoktur. 49- Ama göğüsten veya burundan gelen balgama gelince, erkek veya kadının bunu yutmadan çıkarması gerekir. (İbn Baz) 50- Sabah ezanı vaktinde bir şey içmek: Mümin orucu konusunda ihtiyatlı olmalı ve ezanı işitince oruca başlamalıdır. Eğer bu ezanın sabaha vaktinin girmeden okunduğunu biliyorsa o zaman başka. (el-Lecnetud Daime) 51- Aşura günü orucu ile kaza orucuna bir niyet edip bu iki orucu birleştirmek sahih midir?: Üzerinde kaza borcu olanın ecel gelmesi korkusuyla bir an önce kaza etmesi gerekir. Ama eğer aşura günü veya Arafat gününe kadar kazayı ertelemişse, bu günde Ramazandan kazaya kalan oruca niyet eder ve ikisinin ecrini de kazanır. Yani ondan kaza borcu düşer ve oruç tuttuğu günün de faziletine ulaşır. (İbn Cibrin) 52- Oruçlu iken astım spreyi kullanmanın hükmü: Caizdir. Zira bu yeme ve içme anlamında olmayıp, teneffüsü sağlamak için ciğerlere gitmektedir. (İbn Useymin) 53- Oruçlu kadın eğer güneş batmadan önce veya sonra hayız olduğundan şüphe ederse: ihtiyat olarak o günü kaza eder. (İbn Cibrin) 54- Şevval ayında tutulan altı gün nafile orucun arka arkaya tutulması şart değildir. 55- Altı gün Şevval orucunu kaza etmenin hükmü nedir? Kadın, ramazan’ın başında doğum yapıp nifas (loğusa) olur ve ancak Ramazan’dan sonra temizlenirse, bundan sonra kaza etmeye başlar. Peki ramazana ait kaza oruçlarını tamamladıktan sonra, şevval ayındaki altı gün orucu da Şevval ayından sonra kaza edebilir mi?: şevval çıktıktan sonra bunu kaza etmek meşru değildir. Zira bu vaktinde yerine getirilmesi gereken bir sünnettir. Mazeretli veya mazeretsiz terk edilmiş olması fark etmez. (İbn Baz) 56- Hamilenin geçirdiği kanama orucunu bozar mı?: Orucu sahihtir. Zira o istihazeli (özür kanı olan kimse) hükmündedir. (el-Lecnetud Daime) 57- Hamileden gelen sıvı orucu bozar mı?: orucu sahihtir. Kaza etmesi gerekmez. (el-Lecnetud Daime) 58- Yaşlılık veya hastalık sebebiyle oruç tutmaktan aciz kalan: Yiyip içtiği her gün için bir miskin doyurur. (el-Lecnetud Daime) 59- Oruçlu uyur ve uykusunda ihtilam olursa: İcma ile onun orucu bozulmaz, tamamlaması gerekir. 60- Unutarak yiyip içen orucunu tamamlar. Zira onu Allah yedirip içirmiştir. Ama birinin unutarak yiyip içtiğini gören ona hatırlatmalıdır. (İbn Useymin) 61- Oruçlu iken tükmüğünü ağzından çıkmadan önce yutarsa orucu bozulmaz. (el-Lecnetud Daime) 62- Hayızlı kadının namazı değil de orucu kaza etmesinin hikmeti: Şüphesiz namaz bir gün ve gecede beş defa tekrar edilir. Bunu kaza etmek hayızlıya meşakkat verir. Oruç ise böyle olmayıp senede bir keredir. (el-Lecnetud Daime) 63- Kaza orucu tutmadan önce altı günlük şevval orucu tutulabilir mi?: Meşru olanı, kaza oruçlarının nafile oruçlardan önce tutulmasıdır. Ramazanın ardından ancak kaza borcunu tutmalıdır. Zira kaza borcunu tutması farz, altı günlük şevval orucu ise nafiledir. Elbette farza daha çok ehemmiyet vermelidir. (İbn Baz) 64- Kadının Ramazan ayında taat üzere kalmasına vesileler: 1- Allah’tan korkmak, onun kullarının her yaptıklarını ve her söylediklerini bildiğine inanmak. 2- Allah’ı zikretmeyi ve Kur’ân okumayı artırmalı, farz namazları vaktinde kılmalı ve nafileleri artırmalıdır. 3- Kadın evinde durmalı, ancak zaruret halinde tesettürü ile çıkmalı ve erkekler arasına karışmadan işini görüp acele olarak evine dönmelidir. 4- Kalbe kasvet veren ve Allah’tan uzaklaştıran günahları toplayan şeylerden uzak durmalıdır. 5- Dili gıybetten, dedikodudan, sövmekten ve haram konuşmalardan korumalı, Allah’ı zikretmekle meşgul olmalıdır. (İbn Fevzan) KADIN VE ZEKÂT Bu bölümde 18 cevap vardır. 1- Geçmiş senelere ait süs eşyası zekâtı: Kadının bunun vacip olduğunu öğrendiği zaman ödemesi gerekir. Ama öğrenmeden öncekilere zekât yoktur. (İbn Baz) 2- Elmas ve diğer kıymetli taşlar: Bunlar kullanılıyorsa zekât gerekmez. Ama ticareti yapılıyorsa altın ve gümüş değerinden hesaplanarak nisap miktarına ulaşanından zekât gerekir. (İbn Baz) 3- Süslerin zekâtı: Bu mesele ihtilaflı olup ihtiyaten zekâtı verilmelidir. (İbn Fevzan) 4- Süslerin ve altın dışındaki takıların zekatı nasıl verilir?: Bunlar tecrübe sahiplerinin ölçüsüne göre hesaplanır, galip zanna göre hareket etmek yeterlidir. (İbn Baz) 5- Ticaret malı olan süs eşyaları: Bunların hepsine diğer ticaret eşyaları gibi inci ve elmas kıymetinden hesaplanarak verilir. (İbn Baz) 6- Süs eşyaları satın alınan değerinden değil, üzerinden bir sene geçmesinden sonraki piyasa değerinden hesaplanarak zekâtı verilir. (el-Lecnetud Daime) 7- Kadının zekâtı kocasına vermesi: Eğer kocası fakirse veya ödeyemeyecek şekilde borçlu ise, kadının süs eşyalarının veya başka malının zekâtını kocasına vermesinde sakınca yoktur. (İbn Baz) 8- Kadının izni ile olursa onun zekâtını kocası, babası veya ağabeyi verebilir. (İbn Baz) 9- Zekâtı, eğer imkânı yoksa evlenmesine yardım olarak kız kardeşinin oğluna vermek caizdir. (İbn Baz) 10- Zekâtı ana babaya vermek caiz değildir. Aksine eğer muhtaç iseler onlara malından nafaka vermesi gerekir. (İbn Baz) 11- Zekâtı çocuklarına vermek caiz değildir. Zira onlara nafaka vermeye gücü yeter. (İbn Baz) 12- Kişi zekâtını, kız kardeşinin fakir kocasına vermesi caizdir. (el-Lecnetud Daime) 13- Kadının kendi özel malından ölmüş akrabaları adına kocasının haberi olmadan sadaka vermesi caizdir. Zira o kendi malından harcamaktadır. Allah’ın meşru kıldığı sınırda olmak üzere, kendi malını harcama hususunda özgürdür. (el-Lecnetud Daime) 14- Kadın, eğer kocasının karşı çıkmayacağını biliyorsa, kocasının malından sadaka verebilir. Ama kocasının mani olması söz konusu ise caiz değildir. (el-Lecnetud Daime) 15- Fakirin zimmetindeki borç: Bundan zekât yoktur. Zira fakirin bunu beklemesi gerekir. Onu istemesi ve elinde tutması caiz değildir. Lakin eline geçtikten bir sene sonra zekâtını vermelidir. (İbn Useymin) 16- Hizmetçi adına zekât: esasında zekât hizmetçinin kendisine düşer. Ama ev halkı onun yerine verirse sakınca yoktur. (İbn Useymin) 17- Müslüman olmayan hizmetçiye zekat verilir mi?: Fakir de olsalar onlara zekat vermek caiz değildir. (İmam İbn Kudame) 18- Aylık maaşın zekâtı: Eğer kişinin elinde bir kısmını harcayıp bir kısmını biriktirdiği aylık maaştan başka bir şeyi yoksa bunun zekâtını nasıl verir? Deriz ki: Maaşından biriktirmeye kalanını yazmalı, sonra her bir parçasının üzerinden bir yıl geçmesinden sonra zekâtını vermelidir. Hepsi üzerinden bir sene geçtikten sonra verirse de sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime) Kaide: Nafakası senin üzerine vacip olan malın zekâtını vermen caiz değildir. KADIN VE HAC Bu bölümde 37 cevap vardır. 1- Kocanın izni olmadan haccetmek: Yoluna imkân şartları oluştuğu zaman farz haccı yerine getirmek gerekir. Kocanın izni bu şartlardan değildir. Onun buna mani olması caiz değildir. (el-Lecnetud Daime) 2- Kadının yanında mahremi yoksa hac ona vacip olmaz. Eğer hac yapamadan ölürse onun yerine hac yapılması da gerekmez. Zira o buna imkân bulamamıştır. Allah Subhanehu haccı, imkân bulana farz kılmıştır. (İbn Useymin) 3- Mahremi olmadan hac yapan kadının haccı sahihtir fakat mahremsiz yolculuğa çıktığı için günah işlemiştir. (İbn Useymin) 4- Eğer kocasının izni varsa, kadın kocasının malıyla hacca gidebilir. (el-Lecnetud Daime) 5- Kadın mikata hayızlı iken uğrarsa: hac veya umre yapmak isteyen kadının mikatı ancak ihramlı olarak geçmesi caizdir. Eğer hayız olmuşsa ihrama giremez, temizleninceye kadar tavaf yapamaz. Diğer bütün hac amellerini yapar. (İbn Useymin) 6- Safa ile Merve arasında sa’y etmek için temizlik şartı yoktur. Zira bu yerler mescid değildir. (İbn Useymin) 7- Tavafta remel: Bu kadınlar hakkında sünnet değildir. Erkeklere hastır. (İbn Useymin) 8- Kadınlar iki yeşil bayrak arasında koşmaz. Aynı şekilde kadınların beraberinde olanlar da kadınları gözeterek bunu yapmaz. (İbn Useymin) 9- Hacerul Esvedi öpmek: Kadınların Haceru’l Esved’i öpmesi müstehap değildir. Selamlamayı ise ancak gece tavaf ederken yapar. Zira aksi halde bunda hem başkalarına zararı olur hem zarar görür. (İbn Fevzan) 10- Kadınların Mina’ya ulaşınca ayın kaybolmasından sonra Müzdelife’de Akabe cemresinde taşlamaları, zahmet korkusu sebebiyle caizdir. (İbn Fevzan) 11- Kadın saçlarını başının önüne toplayıp etrafından “bir enmile miktarı” alarak kısaltır. (İbn Fevzan) 12- “Bir enmile miktarı”: parmak uçları kadar demektir. 13- İhramlı kadının giysisi: Kadınların hac ve umrede giyinmek üzere özel elbiseleri yoktur. Adet olan şekilde bedenini örten bir elbise giyer. Bu elbisede süs olmamalı ve erkeklere benzememelidir. (İbn Fevzan) 14- Kadın ihramlı iken peçe takamaz ve eldiven giyemez. Fakat Aişe ve Esma radıyallahu anhuma hadislerinde olduğu gibi erkeklerin bulunduğu yerde başından yüzüne doğru örtüsünü sarkıtarak yüzünü örter.(Hadis) 15- Taşlamada vekâlet: Eğer kadın kalabalıktan korkarsa kendi yerine taş atılması için vekâlet verebilir. (el-lecnetud Daime) 16- İhramlının, oynaşma, cima veya cimâyı hatırlatan konuşmalarla eşinden faydalanması caiz değildir. (İbn Fevzan) 17- Erkek, bayram günü Akabe cemresini bitirdikten, tıraş olduktan, ifada tavafını yaptıktan ve Safa ile Merve arasında say yaptıktan sonra eşinden faydalanabilir. 18- Kadının yüzünden örtüyü kaldırmak için ağaç parçası gibi bir şey kullanması gerekmez. (Muhammed Bin İbrahim) 19- İhramlı kadın, abdest alırken veya guslederken başından saç düşerse, bunu kasıtsız yaptığı için zarar vermez. (İbn Baz) 20- Veda Tavafı: Hayızlı veya nifaslı kadından bu düşer. Ama ifada tavafı gereklidir. (İbn Useymin) 21- İhrama zarar veren şeyler: Kişi bunlardan birini bilmeyerek, unutarak veya zorlanarak yaparsa bir şey gerekmez. (İbn Useymin) 22- İhramlının elbise değiştirmesi: Kadının ihramlı iken ihtiyaç sebebiyle olsun veya olmasın elbise değiştirmesi caizdir. (İbn Useymin) 23- İhramlı kadının çorap giymesi: Caizdir. Zira peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kadınları bundan yasaklamamıştır. (İbn Useymin) 24- Yüz örtüsü: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kadının ihramlı iken peçe kullanmasını yasaklamıştır. Yüz örtüsü de bu yasak kapsamındadır. (İbn Useymin) 25- Yasaklandığını ve bunun sahih delilini bilmeden ihramda peçe kullanan kadına bir şey gerekmez. (İbn Useymin) 26- İhram halinde iken kadınların yanından erkekler geçerse, kadınlar elbisesinin bir parçasıyla yüzünü örterler. (İbn Useymin) 27- İhramlı kadın ifada tavafını yapamadan hayız olursa: — Eğer tekrar yapma imkânı varsa temizlendikten sonra yapar. — Eğer tekrarlamak meşakkat verecekse bu yolculukta tavaf ve say ederek devam eder. (İbn Useymin) 28- Aciz veya hasta olan: Veda tavafına güç yetiremezse, mahmul üzerinde tavaf yapar. (el-Lecnetud Daime) 29- Kadın tavaf esnasında hayız kanının geldiğini hissederse: Hayız kanı çıktığı konusunda kesin emin oluncaya kadar tavafına devam eder. Bunun hayız kanı olduğuna emin olursa ayrılıp temizlenmeyi beklemesi gerekir. Temizlendiği zaman tavafa yeniden başlar. (İbn Useymin) 30- Kocası ölen kadın iddeti bitinceye kadar evinden çıkıp hacca gidemez, caiz değildir. (İbn Useymin) 31- Kadının hac ve umre için bir erkeğe vekâlet vermesi caizdir. (İbn Fevzan) 32- Kadının hac menasiklerini yerine getirdiği esnada aylık âdetini geciktirici hapları kullanması caizdir. (el-Lecnetud Daime) 33- İhramlı iken altın takınmak: Kadının ihramlı iken israfa kaçmadan altın takınmasında sakınca yoktur. Lakin fitne korkusundan dolayı yabancı erkeklerden örtmelidir. (İbn Useymin) 34- Tavaf yerinde kalabalık olması halinde kadının tavafı tekrar etmemesi daha faziletlidir. (İbn Useymin) 35- Kadınlara nispetle haccın tekrarı: Kadınların haccı tekrar etmemelerini kendileri için daha faziletli ve daha selametli görüyoruz. Tavafta kadınlarla erkekler sıkça karışmaktadır. Çoğunluk fitneye götüren sebeplerden sakınmamaktadır. (İbn Baz) 36- Kocanın dinen, karısının hac nafakasını karşılaması gerekir mi?: Koca zengin olsa da karısının hac nafakasını dinen karşılamak zorunda değildir. Bu sadece bir iyilik kapısıdır. Hacca gitmek için nafakası olmayan kadın hac yapmak zorunda değildir. (el-Lecnetud Daime) 37- Kadının Kabenin etrafında tavaf esnasında erkeklerin kalabalığı arasına girmesi caiz midir?: Nerede olursa olsun, kadının erkek kalabalığı arasına girmesi haramdır. Kalabalık olmadığı bir zamanı gözetmesi gerekir. Ya da Kâbe’den uzak da olsa geriden tavaf yapmalıdır. Bu fitneden daha uzaktır. (İbn Fevzan) KADIN VE KUR’ÂN Bu bölümde 71 cevap vardır. 1- Baş açık Kur’ân okumak: Bunda sakınca yoktur. Tilavet secdesinde ise başı örtmek ihtiyat gereğidir. (İbn Fevzan) 2- Cemaat halinde tek sesle Kur’ân okumak: Eğer öğrenim amaçlı olursa bunda bir sakınca olmaması ümit edilir. Öğrenim amaçlı değilse meşru değildir. (el-Lecnetud Daime) 3- Kur’an hatmi sebebiyle yemek vermek veya merasim yapmak: Bu ne Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den ne de raşid halifelerden sadır olmamıştır. Şayet böyle yapsalardı mutlaka bize kadar nakledilirdi. Bu sonradan çıkarılmış bir bidattir. (el-lecnetud Daime) 4- Kehf, Secde, Yasin, Fussilet, Duhan, Vakıa, Haşr ve Mülk surelerinin “Münciyat” (kurtarıcılar) olarak tahsis edilmesi: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den bu sekiz sureye ayrıcalık verdiği ve bunları “münciyat” diye vasfettiği sabit olmamıştır. Kim müstakil olarak diğer Kur’ân surelerinden ayrı halde bunları bir araya getirirse, Osman radıyallahu anh’ın Mushaf tertibine muhalefet ettiğinden ve Kur’ân surelerini ayırdığından dolayı kötülük etmiş ve isyan etmiş olur. Kur’ân’ın bütün sureleri şifa, hidayet ve rahmettir. (el-Lecnetud Daime) 5- Kız öğrencinin erkekler yanında sesini güzelleştirmesi büyük bir fitne olduğu için caiz değildir. (İbn Useymin) 6- Ev işleriyle uğraşırken Kur’ân dinlemek: Bunda sakınca yoktur. “Kur'ân okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.” (A’raf 204) ayetine de muhalif hareket edilmiş olmaz. Zira burada imkân dairesinde susmak söz konusudur. Kur’ân dinlemekle meşgul olan da imkânı olduğu kadar susar. (İbn Fevzan) 7- İş vakitlerinde Kur’an okumak: Eğer o an işi yoksa bunda sakınca yoktur. Tesbih, tehlil ve zikir de böyledir. Bunlar susmaktan hayırlıdır. Ama Kur’ân okuması işiyle ilgili bir şeyden alıkoyarsa bu caiz değildir. (İbn Baz) 8- Kur’an okumak mı, yoksa kasetten dinlemek mi daha faziletlidir?: Okuma veya dinlemeden kalbine daha faydalı olanı ve onu daha fazla etkileyeni yapmak faziletlidir. Zira okumaktan amaç düşünüp anlamaktır. (İbn Baz) 9- Ayetlerin hayvan şeklinde, kuş ve nakış şeklinde yazılması: Caiz değildir. Bütün bunlar Allah Azze ve Celle’nin Kitabının korunması gereken abes şeylerdir. (İbn Fevzan) 10- Ayet, hadis ve Esmaul Hüsna yazılı olan levha, tabak gibi şeylerin asılması: Bunun gibi süs için veya hatırlatma için, ya da ticareti artırma vesilesi olarak asılan şeylere insanların rağbet göstermesi, İslam’ın Kur’ân ve hadislerle hedeflediği yüce amaçlardan uzaklaşmaktır. Kur’ân: hidayet, kanun, nasihat, ibret ve hükümler kitabıdır. Kur’an ayetlerinin bunlara yazılması indiriliş sebebine muhaliftir. Bizlerin Allah’ın kitabına hürmet göstermemiz ve tazim etmemiz, indiriliş sebebine uygun hareket etmemiz gerekir. O, duvarlara asılmak ve nakışlanarak yazılmak için inmemiştir. (el-Lecnetud Daime) 11- Kur’ân ayetlerinin hastaya suyu içirilmek için yazılması: Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den hastaya Kur’ân okuyup vücuduna üflediği varid olmuştur. Eğer bir suya okunup hastaya içirilirse bunda sakınca yoktur. 12- Kur’ân sure veya ayetlerinin kâğıda yazılıp, su, zaferan gibi şeylerle yıkanması ve bereket umarak bu suyun içilmesine gelince: İmam Ahmed, İbn Teymiye ve İbn Kayyım gibi bazı âlimler, Kur’ân ile şifa istemenin umumi cevazına dayanarak buna ruhsat vermişlerdir. — Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in kendisinin bunu yaptığını bilmiyoruz. Evla olanı bunu yapmamak ve Şeraitte sabit olanla yetinmektir. Sabit olan da hastaya okumak veya suya okuyup hastaya içirmektir. (el-Lecnetud Daime) 13- Tecvit hükümlerini bilmeden ve çok hata ederek Kur’ân okumak: Kadının tecvitli okuyuncaya kadar Kur’ân okumasını öğrenmesi gerekir. Doğru şekilde okuyuncaya kadar kelimeyi tekrar etmelidir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: “Kur’anı zorlanarak okuyana iki kat ecir vardır.” (Müslim) (İbn Fevzan) Tilavet Secdelerinin Hükümleri 14- Tilavet secdelerinde abdest ve kıble şart değildir. (İbn Baz) 15- Bunda tekbir ve secdeden kalkınca selam verme yoktur. (İbn Baz) 16- Okuyanın secde etmesi hariç, dinleyenin tilavet secdesi yapması meşru değildir. (İbn Baz) 17- Tilavet secdesi vacip değil sünnettir. (İbn Baz) 18- Tilavet secdesinde, diğer namazların secdesinde söylenen tesbih ve duayı okumak meşrudur. (İbn Baz) 19- Müezzin ezan okurken, Kur’ân okuyan ne yapar?: Müezzinin okuduğunu tekrar etmek sünnettir. Bu sünneti kaçırmamalıdır. Zira Kur’ân okumak için vakit geniştir. (İbn Baz) 20- Ev düzenlerken Kur’ânı taşımak: Kadının abdestsiz veya Hayızlı olsa bile Kur’ânı taşıması caizdir. (İbn Muni’) 21- Ölüler için Fatiha okumak: Bu bidattir. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ölülere okuduğu varid olmamıştır. Meşru olanı: kişinin anne babasına bağışlanması ve merhamet olunması için dua etmesidir. (İbn Fevzan) 22- Kur’anı açıktan mı yoksa gizli okumak mı daha faziletlidir?: Bu insanın durumuna göredir. Eğer hiç kimseye eza vermeyecekse ve daha huşulu olacaksa sesli okur. Eğer sessiz okumakla huşu hissedecekse sessiz okur. Eğer ikisi de eşitse dilediğini yapar. (İbn Useymin) 23- Kur’an okurken kayıt cihazının sesi devam ediyor ve bu seni tilavetinden ve okuduklarını düşünmekten alıkoymuyorsa caizdir. (el-Lecnetud Daime) 24- Hatalı mushafı ne yapmalıdır?: Yakmalı veya insanların geçmediği, üzerine çöp atılmayan temiz bir yere gömmelidir. (el-Lecnetud Daime) 25- Kadının kıraatte sesini yükseltmesi: Eğer evinde yalnızsa, mahrem akrabaları ile beraberse ya da yanında sadece kadınlar varsa kıraatte sesini yükseltebilir. (el-Lecnetud Daime) 26- Kur’ân okuma sevabını başkalarına göndermek: Bu, Kitap ve sünnette varid olmamıştır. Sahabelerden de Kur’ân okuma sevabını ana babaya veya başkalarına hediye etmenin meşru olduğunu gösteren bir delil varid olmamıştır. Allah Kur’ân okumayı, ancak ondan anlamını düşünüp ibret alarak faydalanmak için meşru kılmıştır. Bazı âlimler bunun caiz olduğunu söyledi. Ancak doğrusu birinci görüştür. Şayet bu meşru olsaydı bunu Selefi salihin yapardı. (İbn Baz) 27- Bereket ummak amacıyla arabaya veya başka bir yere Mushaf (Kur’ânı Kerim) koymak: Eğer şeytanlardan ve cinlerden koruması amacıyla koyuşsa bu meşru değildir. Ama arabasına bazen okumak için koymuşsa bunda sakınca yoktur. (İbn Baz) 28- Ayet ve hadisler içeren kasetler: Üzerinde bunlar olduğu halde tuvalete girmekte sakınca yoktur. Zira ayet ve hadisler açıkta değildir. (İbn Useymin) 29- Zorluklardan korunmak maksadıyla ayetleri yazıp taşımak: Caiz değildir. Zira Kur’ân bunun için inmemiştir. Kur’ân’ın sadece musibete uğrayana ve hastaya okunması varid olmuştur. Ama bu bahsedilen şeye delil yoktur. Zira bu gibi şeyler Kur’ân’ın imtihan edilmesine sebeptir. (İbn Fevzan) 30- İhlâs suresini üç kere okumakla Kur’ânı hatmetme sevabı kazanılır. Lakin sadece bu sureyi okuyup tekrar eden, Kur’ânın tamamını okuyan gibi olamaz. (el-Lecnetud Daime) 31- Kur’ânı mushaftan mı yoksa ezberden mi okumak daha faziletlidir?: Mushaf’tan okumak daha faziletli ve zabta daha yakındır. Eğer ezberinden okuyunca daha huşûlu olacağını düşünürse ezberden okur. (İbn Fevzan) 32- Rahmet veya azap ayetlerini tekrar etmek: Huşû ve düşünmeye sebep oluyorsa bunda sakınca yoktur. (İbn Baz) 33- Duada ağlamak ve Kur’ân dinlerken ağlamamak: Kur’ân hususunda huşulu olmak, duada huşulu olmaktan daha önemlidir. Lakin bunda kendi tercihi yoksa kendisini duada zorlayıp bazı ayetlerde zorlamamıştır. (İbn Baz) 34- Kur’ânı Ramazan’da hatmetmek: Vacip olduğuna inanarak değil müstehap olduğu düşünülerek hatmedilmelidir. (İbn Fevzan) 35- Kur’ân okurken kıbleye dönmek: İbadette kıbleye yönelmek müstehaptır. Kur’ân okurken kıbleye dönmezse de bunda sakınca yoktur. (İbn Fevzan) 36- Mushaf ile hamama girmek: Caiz değildir. Ama dışarıda bırakırsa çalınacağından korkuyorsa, zaruret sebebiyle caiz olur. (el-Lecnetud Daime) 37- Kur’ânı unutmak: Doğrusu bunun günah olmadığıdır. Lakin müslümanın Kur’ândan ezberlediğini unutmamaya çalışması gerekir. Kur’ân’ı ezberleyip sonra unutan kimseye tehdit içeren hadis ise zayıftır. (el-Lecnetud Daime) 38- Kur’ân ayetlerinin mizahta kullanılması caiz değildir. Mesela “Onu yakalayın da bağlayın” (Hakka 30) veya “Yüzlerinde nişanları vardır.”(Fetih 29) gibi ayetlerde olduğu gibi. Ama Kur’ân’dan aktarma kastı olmaksızın insanın dilinden çıkarsa bu caizdir. (el-Lecnetud Daime) 39- Kur’ân okunurken haberler gibi başka bir şeyi dinlemeye geçmek: Bunda sakınca yoktur. Zira her şeyin bir zamanı vardır. Bu Kur’ândan yüz çevirmek anlamına gelmez. (el-Lecnetud Daime) 40- Abdestsiz olarak ezberden Kur’ân okumak: Bunda sakınca yoktur. Ama Mushaf’a ancak temiz iken dokunur. (İbn Fevzan) 41- Kur’ândan uzaklaşmanın çeşitleri vardır: — Onu okumaktan uzaklaşmak — Onu düşünüp manasını anlamaktan uzaklaşmak — Onun hükümleri ile amel etmekten uzak durmak — Hastalıklara onunla şifa istemekten uzak durmak — Onu dinlemekten uzak durmak Allah Teala buyurur ki: “Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terk ettiler.”(Furkan 30) 42- Müslüman hakkında meşru olan Kur’ânı ezberlemek ve bu uzaklaşma çeşitlerinin her birinden uzak durmaktır. (el-Lecnetud Daime) 43- İçinde Kur’ân kayıtlı olan kaseti cünüp kimsenin taşımasında sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime) 44- Hayızlı kadının Kur’ân okuması: Âlimlerin görüşlerinden sahih olanına göre mushafa dokunmadan okumasında bir sakınca yoktur. Temiz bir elbise gibi bir şeyle de tutabilir. 45- Cünüp olan ise Kur’ân okuyamaz (İbn Baz) 46- Kur’ân okuyana selam vermek: Caizdir. Zira bundan yasaklayan bir delil sabit olmamıştır. Selamı aldıktan sonra kıraatine devam edebilir. (el-Lecnetud Daime) 47- Kadınlar için Kur’ân ezberleme yarışması düzenlemek ve erkeklerden oluşan hakem komisyonu kurmak: Şu şartlarda caizdir: — Kadın tertil ederken sesini yumuşatıp inceltmemelidir. — Tesettürlü olmalıdır. — Yabancı ile halvet olmamalıdır. (el-Lecnetud Daime) 48- Kur’ân öğretimi için ücret almak: Caizdir. Zira Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Ücret aldığınız şeylerin en layığı Allah’ın Kitabıdır” buyurmuştur. (Buhari) (el-Lecnetud Daime) 49- Divan üzerinde veya yerde yatarak, ayakta ve oturarak gibi her durumda Kur’ân okumakta sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime) 50- Kur’ân kıraatini bitirince “Sadakallahul azim” demek bidattir. Zira bunu çok Kur’ân okumalarına rağmen ne peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ne Raşit halifeler, ne de sahabelerden biri yapmamıştır. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Kim emrimiz olmayan bir Daha önce bu konuda bir yasağın sabit olmadığını hatta delillerin bunun caiz olduğunu gösterdiğini açıklamıştık. şey yaparsa o reddolunur” buyurmuştur. (Müslim) (el-Lecnetud Daime) 51- Kur’ân-ı Kerimi öpmek: Kur’ân-ı Kerimi öpmenin meşruiyetine dair bir delil yoktur. (el-Lecnetud Daime) 52- Mushafı yere koymak: Evla olan yüksek bir yere konmasıdır. Eğer bu kolay olmazsa temiz bir sergi üstünde yere koymak caiz olur. (İbn Cibrin) 53- Kur’ân okurken tertil ile (ağır ağır) okumak vacip değildir. Lakin Kur’ân okumanın edeplerindendir. (İbn Useymin) 54- Harflerin kaybedilmemesi şartıyla hızlı okumak caizdir. (İbn Useymin) 55- Evde sabah namazından sonra güneş doğana kadar Kur’ân okumak: Kadın, namaz kıldığı yerde sabah namazından sonra oturup güneş yükselene kadar Allah’ı zikreder veya Kur’ân okur, sonra iki rekât namaz kılar. Bunu yapmanın kazandırdığı fazilete dair hadisler gelmiştir. Bu şekilde tam birer hac ve umre sevabı kazanılır. Bu konudaki hadisler birbirini destekleyerek hasen derecesine çıkmaktadır. (İbn Baz) 56- Yasin, Duhan, Vakıa ve Mülk surelerini her gün okumak sahih sünnette sabit olmamıştır. Lakin müslümanın Kur’ânın tamamını okumayı artırması meşrudur. (el-Lecnetud Daime) 57- Sureleri Mushaf’taki sıralarına göre okumak: Yani Fatiha ile başlayıp Bakara ile ve sonra Al-i İmran suresiyle devam ederek okumak ve Nas suresi ile bitirmek daha faziletlidir. Ama öğrenmek için Nas suresiyle başlayıp sonra Felak ve İhlâs surelerini okuyarak başa doğru gitmekte de sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime) 58- Dudakları kıpırdatmadan mushafa bakarak okumakta sevap var mıdır?: Bu Kur’ân okumuş sayılmaz. Kur’ân okuma sevabına etrafındakiler işitmese bile ancak Kur’ânı telaffuz etmek suretiyle erişilir. (İbn Baz) 59- Toplantılarda Kur’ân okumak için ücret almak caiz değildir. Kim Kur’ân kıraati için ücret alırsa onun sevabını alamayacağı gibi günaha da girer. Zira Kur’ân okumak ibadettir. İbadet olan bir şeyin dünyalık vesilesi edinilmesi caiz değildir. 60- Kur’ânı okumak için alınan ücret caiz değildir fakat öğretmek için alınan ücret caizdir. (el-Lecnetud Daime) 61- Kabirlere Kur’ân okumak: Ne peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den ne de sahabelerden varit olmayan bir bidattir. 62- Ölüye kabri yanında dua etmeye gelince, bunda bir sakınca yoktur. Kişi, kabrin başında kolayına gelen şekilde dua edebilir. (İbn Useymin) 63- Üzerine Kur’ân okunmuş suyu Hayızlı veya nifaslı kadın kullanabilir. (İbn Cibrin) 64- Çocuğun başı tarafına Mushaf koymak: Eğer bu onu cinlerden vs. koruması amacıyla konmuşsa meşru değildir. (İbn Fevzan) 65- Kederli kadını Kur’ân hocalarından birine okuması için götürmek şu şartlarda caizdir: — Bu hocanın dinde salahı ve akidesinin düzgün olması ile bilinmesi gerekir. — Kendisine Kur’ân okunan kadın tesettürlü ve perde arkasında olmalıdır. — İkisi yalnız kalmamalıdır. — Hoca, fitneden korunmalı, kadına bakmamalı ve dokunmamalıdır. (İbn Fevzan) 66- Hayızlı kadın tilavet secdesi yapabilir mi?: Sahih olanı: tilavet secdesi veya şükür secdesi için abdest şart değildir. Zira bunlar namaz hükmünde değildir. (el-Lecnetud Daime) 67- Namazda mushaftan Kur’ân okumak: İhtiyaç duyulursa Ramazanda farz dışındaki namazlarda ve sesli okunan nafile namazlarda mushaftan okumak caizdir. (el-Lecnetud Daime) 68- Hayızlı kadının Kur’ân okuması: Hayızlının Kur’ân okumaktan yasaklanmasına dair hadisler sahih değildir. Bu konuda sahih bir delil sabit olmamıştır. Öğretmen veya öğrenci olması gibi ihtiyaç duyduğu durumlar dışında hayızlının Kur’ân okumaması daha layıktır. (İbn Useymin) 69- Hayızlı kadının diliyle değil de gözleriyle takip ederek Kur’ân okumasında sakınca yoktur. Nevevi: “Bu ihtilafsız olarak caizdir” demiştir. (İbn Useymin) 70- Cünüp Kur’ân okuyabilir mi?: — Gusledinceye kadar ne ezberinden ne de mushaftan okuyamaz. — Tefsir ve hadis kitaplarını ise, içinde geçen ayetleri okumaksızın okuyabilir. (İbn Baz) 71- Hayızlı kadının dua ve istiğfarını Allah kabul eder mi?: Evet, bu caizdir. Aksine, Hayızlı kadının özellikle şerefli vakitlerde dua ve istiğfarı artırması gerekir. Duanın kabul edilme sebepleri oluştuğu zaman Allah hayızlının da başkalarının da duasını kabul eder. (İbn Cibrin) KADIN VE RÜYALAR Bu bölümde 6 cevap vardır İnsan nefsi, gelecekte karşılaşacağı hadiseleri bilmeye iştiyak duyar. Gaybı ise Allah’tan başka kimse bilemez. Allah Azze ve Celle buyurur ki: “Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir.” (Nahl 16/77) Bazı insanlar gaybı öğrenmek için bazı yöntemlere başvurarak sihir yapmaktadırlar. Bu ise haramdır. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: “Kim gelecekten haber veren birine gider ve onun söylediklerini tasdik ederse, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e indirileni inkâr etmiştir.” (Ebu Davud) Allah, iman ehli için sadık rüya vererek onları hayırla müjdelemiş, şerden sakındırmıştır. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurur ki: “Nübüvvetten ancak mübeşşirat kaldı.” Mübeşşiratın ne olduğunu sorduklarında da: “salih rüyadır” buyurmuştur. (Buhari) 1- Uyuyanın gördüğü şeyler üç çeşittir: Rüya: Allah Teala’dandır ve bunda iyilik ile güzel şeyler çoğunluktadır. Hulm (düş): Bu Şeytanın insan ile oynamasıdır. Genelde abdestsiz yatan veya Allah’ı zikretmeden uyuyan kimseler görür. Hadisu’n-Nefs: uyuyan kimse bunda genellikle kafasının uyanık iken meşgul olduğu şeylere uygun suretler görür. Çok yemenin veya can sıkıntılarının sonucu olarak da böyle şeyler görülebilir. Uyarı: insanların çoğu şeytanın kendisiyle oynaması ile sadık rüyayı ayırt edemezler. Böylece şeytanın üflediği şeylerle düşünceli ve gördüklerinin etkisiyle kuruntulu olarak sabahlarlar. 2- Karışık rüyalar ve şeytanın rüyada insanla oynamasının alametleri: — Uyuyan kişi, rüyasında başını sonunu bilemediği manzaralar görür. — Hasta olan bazı insanlar rüyalarında hastalıklarıyla ilgili şeyler görürler. Mesela nezle olan kimsenin rüyasında nehirler ve kar görmesi ya da ateşlenen kimsenin rüyasında güneş ve ateş görmesi gibi. — Veya uyanık iken düşünüp konuştuğu şeyleri rüyasında görür. 3- Kötü rüya görülünce yapılacak şeyler: — Görülen şeyin şerrinden üç kere Allah’a sığınılır. — Şeytanın şerrinden üç kere Allah’a sığınılır. — Sol tarafa üç kere tükürülür. — Kimseye anlatılmamalıdır. — Kimseye tabiri sorulmamalıdır. — Yattığı tarafı değiştirmelidir. — Allah’tan bunun hayrını istemelidir. — Bu rüyanın zarar vermeyeceğine inanmalıdır. — Bu rüyadan sonra namaz kılmalıdır. 4- Güzel rüya görünce yapılması gereken edepler: — Bu rüyanın Allah’tan olduğuna inanmalıdır. — Bunun için Allah’a hamd etmelidir. — Tabirini öğrenmelidir. — Sadece sevdiklerine anlatmalıdır. 5- Sadık rüyanın alametleri: — Daha önce anlatılan kötü rüyanın alametleri bulunmamalıdır. — Rüyayı gören doğru sözlülüğü ile bilinmelidir. — rüyanın başı ile sonu bilinmeli, bağlantılı olmalıdır. — taatin sevabı ile müjdeleyen veya günahtan sakındıran bir içeriği olmalıdır. 6- Rüya anlatırken yalan söylemenin haram oluşu: Bunda büyük günah vardır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Yalanların en kötüsü, kişinin görmediği şeyi gözüyle görmüş gibi anlatmasıdır.” (Buhari) 7- Rüyanın tabiri kime sorulur? İlmine ve dininde salahına güvenilen kimseye sorulmalıdır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Sizden biriniz gördüğü rüyayı ancak bir nasihatçiye veya bir âlime anlatsın” buyurmuştur. (Hâkim rivayet edip sahih dedi. Zehebi de ona muvafakat etti.) 8- Mülahaza: Müslümanın bu konuda hatalardan sakınması gerekir. Gördüğü karışık rüyaları çok sormamalıdır. Ancak tabiri hak eden rüyayı sormalıdır. Eğer rüyasını tabir ettirmezse bunda hiçbir sakınca yoktur. 9- Uyarı: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den insanın rüya görmesi için okuması gereken sure veya zikir tayin ettiği sabit olmamıştır. Bütün bunlar bidattir. KADIN VE VESVESELER Bu bölümde 23 cevap vardır: 1- Vesvesenin tarifi: Nefiste itminan vermeyen ve kararsız olarak dolanan düşüncelerdir. 2- Vesveselerin sebepleri: İlmin azlığı: İlim kişiden vesveseyi ve onun tehlikesini giderir. Cehalet ise kişiyi zarar verecek şeylere iter. İman zayıflığı ve Allah’ı az zikretmek: Bunun salih amellerin azlığı, günahların çokluğu gibi pek çok sebepleri vardır. İmanın kuvvetli olması ise bunun aksidir. Şeytan ondan kaçar ve ona vesvese vermeye bir yol bulamaz. Kuruntulara dalmak: Şüphesiz kuruntular ve çok düşünmek, insanın vesveselere kapılmasına sebep olur. Böylece şeytanın ona musallat olma yolu açılır. 3- Sessiz okunan namazlarda kulun vesveseyi uzaklaştırmak için sesli okumasında sakınca yoktur. Namaz kılanın sol tarafına namazda iken üfleyip üç kere şeytandan Allah’a sığınması meşrudur. Sesli okurken kendi işitebileceği şekilde sesini yükseltmelidir. (İbn Baz) 4- Uyarı: Namazda üç mü, yoksa dört mü kıldım diye şüpheye düşen kimse, üç rekât kıldığını varsayıp namazını tamamlamalıdır. Sonra da selamdan önce sehiv secdesi yapmalıdır. (İbn Baz) 5- Vesvesenin çokluğu sebebiyle namaz iade edilmez. Bilakis eğer gerektirecek bir şey yapılmışsa sehiv secdesi edilir. (İbn Baz) 6- Yel çıktığından şüphe etmek: Eğer ön veya arka tarafından yel çıktığından şüphe ederse abdesti bozulmaz. Buna aldırmamalıdır. Zira bu şeytanın vesvesesidir. (İbn Baz) Vesveselenenlerin Çeşitleri: 7- Akide hususunda vesvese: Hadiste geçtiği gibi şeytan insana: “şunu kim yarattı, şunu kim yarattı” diye sorar. Sonunda: “Allah’ı kim yarattı?” der. Bunun çaresi: — Ben Allah’a ve rasulüne iman ettim demek. — İhlâs suresini okumak — Sol tarafına tükürüp şeytandan Allah’a sığınmak — Sonra da vesveseye son vermektir. 8- Kazayı hacet hususunda vesvese: Bazı kadınlar uzun süre hamamda dururlar. 9- Abdestin bozulduğu hususunda vesvese: Bazı kadınlar kendilerinden abdest bozucu bir şeyin çıkıp çıkmadığından şüphe ederler. Bunların çaresi: Bir ses veya koku hissedene kadar bu şüphelere aldırmamalıdır. 10- Suyun temizliği hususunda vesvese: Bazı insanlar temiz olup olmadığını bilmediği bir şey düşünce elbisesini değiştirir veya onu yıkarlar. Doğrusu yıkaması gerekmediğidir. Zira eşyada aslolan temizliktir. 11- Abdest alırken vesvese: Abdest alırken şeytan insanın kalbine mesela başını mesh ederken ağzına su vermediği veya abdeste niyet etmediği düşüncesini atar. Bunun çaresi: Ona deriz ki: “abdestim tamdır, Allah’a sığınırım, bu vesveselere aldırmam.” 12- Yerin temizliği hususunda vesvese: Bunda kişi, abdestten yürüdüğü yerlerden dolayı ayağını yıkar, sadece özel bir seccade üzerinde namaz kılar. Doğrusu: yeryüzü tamamen temizdir. 13- Namaz hakkında vesvese: Şeytan bazı kadınlara gelir, Fatihadan sonra bir sure okuduktan sonra “sen Fatiha’yı okumadın” der ve kıldığı rekât sayısı hakkında onu şüpheye düşürür. Ya da niyette ve başlangıç tekbirinde şüpheye düşürüp tekrar ettirir. Bunun çaresi: Şeytandan Allah’a sığınıp bu vesveselere son vermektir. 14- Uyarı: Ey vesveseye müptela olan!: niyet: bir şeyi yapmaya kasıt ve ona azmetmektir. Yeri kalptir. Bunun dil ile bir alakası yoktur. Kim abdest almaya oturmuşsa, buna niyet etmiş demektir. Kim namaza kalkmışsa niyet etmiş demektir. Kendini zora sokma. 15- Vesvesenin ilacı: Din ilmini öğrenmektir. Bu kişiyi dinde aslı olmayan şeylerden alıkoyar. Bu durumda şeytan ondan daha uzak olur. Vesveseler dini bilmemekten kaynaklanır. İmanı takviye etmek ve Allah’ı zikretmeye devam etmek: Zikir, koruyucu bir kale ve engelleyici bir settir. Şeytana karşı bir silahtır. Özellikle sabah akşam okunacak zikirlere, uyumadan önce, eve girip çıkarken okunacak zikirlere devam etmelidir. Kuruntularla mücadele etmek: Bunu bir meşguliyet haline getirmemelidir. Zira bununla uğraştıkça daha çok yerleşir. Eğer onunla mücadele ederse Allah’ın izniyle kaybolur gider. Allah’a sığınıp dua etmek: Allah Teala buyuruyor ki: “Ne zaman şeytandan bir kötü düşünce seni dürtüklerse, Allah'a sığın”(A’raf 200) Allah’a sığındığı zaman şeytan bir sinek gibi olur. Vesveseyi kovmada en etkili sebeplerden biri de duadır. Şüphe durumları: 16- Birinci durum: Kalbinde gezen mücerred kuruntu. Elini yıkayıp yıkamadığından şüphe etmek gibi. Buna önem vermemeli ve aldırmamalıdır. 17- İkinci durum: Çok şüpheye düşmek. Mesela her abdest alışta şüpheye düşmek gibi. Ayağını yıkarken başını mesh edip etmediğinden şüphelenir. Bu şüpheye de kıymet vermemelidir. 18- Üçüncü durum: Abdest, namaz gibi bir ibadeti bitirdikten sonra şüpheye düşmek: aynı şekilde buna da önem vermemelidir. Bu üç durumda şüphelere itibar edilmez. 19- Dördüncü durum: Çok şüphelenen bir kimse olmayıp hakiki şüpheye düşmek. İbadeti bitirmeden önce başlar. Buna itibar edilebilmesi için kesin emin olmak gerekir. (İbn Useymin) 20- Temizlik hususunda vesveseye müptela olan kadın: Bu vesveselere göre hareket etmeyi bırakmalıdır. Şeytandan Allah’a sığınmalıdır ve Allah’tan kendisini bu halden kurtarmasını istemelidir. (İbn Baz) 21- Uyarı: Şeytan, müslümanın abdest, namaz gibi ibadetlerini bozmaya çalışır. Onunla savaşmak için vesveselerine boyun eğmemek ve onun tuzaklarından Allah’a sığınmak gerekir. (İbn Baz) 22- “Bazen aklımdan beni dinden çıkarmasından korktuğum düşünceler geçiyor. Bunu savuşturmak için ne yapmalıyım?” Bu düşünceler şeytanın müslümanı şaşırtmak için insanların göğsüne attığı vesveselerdir. Kişi bunu hissettiği zaman Allah’a sığınmalı ve gaybe ait meseleleri düşünmeye son vermelidir. (İbn Cibrin) 23- Farz namazı kıldıktan sonra eksiklik olabileceği düşüncesiyle ihtiyat olsun diye namaz kılmak: Meşru değildir. Lakin namazda kalp hazırlığı ile huşulu olmak gerekir. Eğer bazı düşünceler gelirse tekrar namazı düşünmeye dönmek gerekir. İnşallah bundan zarar gelmez. (İbn Fevzan) KADIN VE AŞK Bu bölümde 7 cevap vardır: 1- Aşk ve zararları hakkında birkaç cümle: — Bazı hikmet sahipleri şöyle derler: “deliliğin çeşitleri vardır. Aşk da onun çeşitlerindendir.” — Yine derler ki: “nice âşıklar maşukları uğruna mallarını, şereflerini ve canlarını telef ettiler. Ailelerini, din ve dünya maslahatlarını da yitirdiler.” — Âlimlerden birine aşkın şeklini sordular. Dedi ki: “kalpler Allah’ı zikretmekten gafil olduğu zaman Allah onları kendisinden başkasına kulluğa müptela eder.” Kalp gafil olduğu zaman şeytana mekân olur. — Âşık olanlar insanların en bahtsızları, en zelilleri, en meşgulleri ve Rablerinden en uzak olanlarıdırlar. — İbnul Kayyım aşk hakkında dedi ki: “bütün tabipler bunun bir vesvese hastalığı olduğunu söylemişlerdir… Sebebi ise nefsin güzel görmeye çalışması ve bunu düşünmesidir…” 2- Küfür ve şirke götüren aşkın alametleri: Aşık olduğu kimsenin hoşnutluğunu Allah’ın rızasının önüne geçirmek. Mesela âşık olduğu kimsenin hakkı ile Rabbine taat hakkı çelişirse maşukunun hakkını, Allah’ın hakkının önüne geçirmek. (İmam İbnul Kayyım) 3- Aşkın sebepleri: — Ruhun ve canın Allah’ın zikrinden ve muhabbetinden boş olması. Kim kalbini Allah’ın korkusu ve muhabbeti ile doldurursa başka şeyler o kalbe girmeye yer bulamaz. Allah bu kalpte her şeye bedeldir. — İbnul Kayyım der ki: “Aşka, Allah Teala’nın muhabbetinden boş olan kalpler müptela olur.” Yayın araçları: Çirkin filmlerin ve aşk hikâyelerinin ifsat edici etkileri vardır. Bunlar faziletin yıkılmasına ve rezaletin yayılmasına sebep olur. Sevgi ve aşk kavramlarının tahrif edilmesi: Aşk ve sevginin sahibini kör edip onu ayılamayacağı bir sarhoşluğa götüreceğini zannederler. Fakat bu kimseler en büyük, en şerefli ve en faydalı sevginin, Allah’a, rasulüne ana babaya, ev halkına, temizliğe, iffete, eşine ve üstün ahlaka karşı sevgi beslemek olduğunu unutmuşlardır. Telefonda karşılıklı konuşmalar (Dil zinası) : Aşka sürükleyen en önemli sebeplerden biridir. Bakışları serbest bırakmak: Aşkın başlangıcı genellikle güzelliklere bakmakla olur Kör taklit: Bazı insanlar aşk hikâyeleri okur veya içinde aşktan bahsedilen şarkılar dinler. Bir müddet sonra da aşka düşer. 4- Çareler: Allah Azze ve Celle’ye yalvararak dua etmek, samimiyetle Allah’a yönelmek… Bu hastalıktan Allah kurtarır. İnternet vesilesi ile “chat” dedikleri mesajlaşmalar da bu kapsamdadır. Sevgiliden uzaklaşmak: Onu görmemek, sesini duymamak, onu hatırlatan şeyleri görmemek. Âşık olduğu kimseden başkasıyla da olsa evlenmek: Zira evlilikte kendisine yetecek bereket vardır. Salih ameller işlemeye ve Allah’ı zikretmeye devam etmek: Allah Azze ve Celle buyurur ki: “Şüphesiz namaz kötülüklerden ve çirkinliklerden alıkoyar.”(Ankebut 45) Ölümü ve şiddetini düşünüp hatırlamak: Kabri, karanlığını, Allah Azze ve Celle’nin huzurunda durduruluşu hatırlamak. Faydalı şeylerle meşgul olmak: Şüphesiz aşkın sebeplerinden biri de boş kalmaktır. Nitekim şöyle demişlerdir: “Aşk, boş duran insanların meşguliyetidir.” Eğer kalp, gerekli olan şeylerle meşgul edilirse böylece aşkın unutulması sağlanır. KADIN VE (KONUŞMA, GÖRÜŞME GİBİ) ZİNA VESİLELERİ 1- Hedef cümleler: Kadın sedef gibidir. Yerinden alınıp yola atıldığı zaman bir daha oraya dönemez. Kadın da bunun gibidir, iffeti gittiği zaman bir daha onunla alakası kalmaz. — Bil ki bütün gençler tesettürlü bir kadın gördükleri zaman ona bir sultanmış gibi hürmet ederler. Ama açık bir kadın gördüklerinde ise tam aksine, baktıkça bakarlar. “şu kadından birkaç dakikalığına da olsa yararlanayım” diye düşünürler. — Keşke Allah’ın zina edenleri cehennemde nasıl cezalandırmakla tehdit ettiğini bilselerdi. Şüphesiz bu büyük bir şeydir! Alt tarafı geniş, üst tarafı dar bir fırın! Alt tarafından ateş çıkar. Zina eden erkekler ve kadınlar çıplak halde bu ateşte yanarlar. Bu ateşin yakıcı şiddetinden ötürü bağırıp dururlar!... — Namusunu, ailenin namusunu ve güzelliğini verdiğin şahıs bütün bunlara müstahak oluyor değil mi? Ben inanıyorum ki, o seni izlediği için bunu hak etmiştir. Zira o bunu tek başına yapamaz. — Akıl sahibi kadın, şayet bir arabada iken ruhunun alındığını düşünse, varacağı yerin neresi olacağını da düşünmez mi? Karanlık kabirde onun hali nasıl olacaktır? Cehenneme çukurlarından bir çukurda mı, yoksa cennet bahçelerinden bir bahçede mi olacak? 2- Dil ve El Zinasının Sebepleri ve Çareleri: — Allah’a imanın zayıf olması: Rahman olan Allah’ı murakabe şuurunun olmaması, ahireti, ölümü ve cehennemi unutmak. İnsanlardan çekinenler, Allah’tan korkmuyorlar mı?! Çaresi: Allah’ı murakabe etmek, şüphesiz Allah kulunun her anından haberdardır. Ölümün de ne zaman geleceği belli değildir. — Evde kötü terbiye: Bununla beraber kız evlat bundan dolayı mazur değildir! Zira onun kendi aklı, fikri, dini ve vicdanı vardır. Çaresi: Salih bir gidişata dönmek, film seyretmeyi, düşük dergiler okumayı ve şarkı dinlemeyi terk etmek. — Kadının ihtiyaç ve zaruret olmadan evden sık dışarı çıkması: Bu kadınların erkeklerle karışmasına ve günahkâr bakışlara sebep olmaktadır. Çaresi: Evde durmakta sabretmeli, dışarı çıkmak zorunda kaldığı zaman da süslenmeden, tesettürü ve vakarı ile çıkmalıdır. — Kötü arkadaş: Nice genç kızlar kötü arkadaşları sayesinde kötülüklere sürüklenmiştir. Nitekim denilmiştir ki: “Kuşlar kendileri gibi olanın peşine düşer.” Yine: “Arkadaş, sürükleyendir” denilmiştir. Çaresi: Saliha arkadaşlar edinmektir. Unutma! - Dünya kalacak yer değil, son bulacak bir uğrak yeridir. - Ölüm ve onun sarhoşluğunu, kabir ve onun karanlığını, haşir ve dirilişi, cehennemi ve onun azabını unutma! - Önceki ve sonrakilerin önüne serilecek ayıpları ve âlemlerin rabbinin soracağı hesabı unutma! Masum bir genç kızın hikâyesi: Telefon numarasını çevirdi ve ona ulaştı… “Beni nereden tanıyorsun?” dedi. Dedi ki: “İlk bakışta âşık oldum” o da gafil bir şekilde onu tasdik etti. Böylece onu zehirli telefon hançeri ile utanma duygusundan koparmaya sevk etti. Cehennemi mesken edinenlerin ahlakını kendisine hayat tarzı yapan ne kazanır? Ey gizli inci! Seninle konuşanı aptal zannetme! Hayır, bilakis o çok zekidir! Önünde seni gece gündüz sevdiğini söyleyerek ağlar. Fakat bu yalancı bunu onlarca kıza yapmış, sana söylediklerini onlara da söylemiştir. 3- Dil ve el zinasının üslupları: — Geç saatlere kadar telefon görüşmeleri — Derece derece konuşmayı ilerletmeleri — Onların da bu ilerlemiş konuşmaya katılması üzerine çıkma teklifinde bulunması — Maddi açıdan baskı yaparak onu kullanmak Şunlardan sakın! Tecrübelerin gösterdiği gibi, kadın ve erkeklerin birbirleriyle görüşmeleri bulaşıcıdır. Kadın ve erkeklerin birbirleriyle görüşmeleri, nice evleri bozmuş, nicelerine büyük suçları güzel göstermiştir. Kadın ve erkeklerin birbirleriyle görüşmeleri ifsat edicidir. Bu hikmeti yeniden düşün, nice bir anlık lezzet uzun süren hüsranlara götürmüştür. KADIN VE DÜĞÜN Bu bölümde 20 cevap vardır. 1- Kadınların arasındaki düğüne damadın götürülmesi caiz değildir. Zira bu hayâsızlık ve edepsiz kimselere benzeme göstergesidir. (İbn Cibrin) 2- Düğün günlerinde def çalmanın şartları: Defin sadece tek tarafına deri gerilmiş olmalı, davul gibi çift taraflı olmamalıdır. Zira davul bir müzik aletidir ve bütün müzik aletleri haram kılınmıştır. Şarkı, şehvete iten düşük sözler gibi haram unsurlar bulunmamalıdır. Kadınların sesinin erkeklere ulaşacak şekilde yükselmesi gibi fitne unsurları bulunmamalıdır. Hoparlör gibi şeylerle ses yükseltilerek hiç kimseye eziyet verilmemelidir. (İbn Useymin) 3- Çalgıcı kiralamak ve bunun kötülükleri: Hakikatte, şarkıcılar genelde günahların galip geldiği şarkılar söylerler Enstrümanlarının ve garip müziklerinin sesini hoparlör ile yükseltiyorlar. Bu çalgıcılar davetlileri karşılayıp mal toplayarak, kendilerine zillet yazılmış aşağılık kimselere saygı gösterirler. (İbn Baz) 4- Uyarı: Şarkı söyleyen kadın sıradan, düğün gecesi fazla vakit almadan, sevinç izhar etmek için şarkı söylemesinde, erkeklerin bulunmaması veya seslerini duymamaları şartıyla sakınca yoktur. 5- Çok mal harcayarak övünmek ve geç vakte kadar düğünle meşgul olup sabah namazını zayi etmek caiz değildir. (İbn Baz) 6- Gelinlikte şart olanlar: — Kadının düğün gecesinde kadınlara mahsus gelinlik gibi elbise giymesi şu şartlarda caizdir: — Tesettürü sağlamalıdır. — Erkek elbisesine benzememelidir. — Kâfir kadınların elbiselerine benzememelidir. (el-Lecnetud Daime) 7- Bu elbise, ayakları da örtmeli, yerde sürünen kısmı bir karış miktarı uzun olmalıdır. (İbn Baz) 8- Gelinliğin yerde sürünen kısmının daha fazla uzatılmasında israf vardır. Caiz değildir. (İbn Baz) 9- Gelin elbisesine güzel koku sürülmesinde sakınca yoktur. 10- (Düğün salonları ve) Otellerde düğün yapılmasının kötülükleri: Mesela beyaz gelinlik âdeti kâfirlerden geçmiştir. Aynı şekilde zamanımızda yaygın çirkinliklerden birisi de gelinin erkeklerinde görebileceği yerde bulunması ve kadın erkek karışık düğünler düzenlemektir. Bunlar haramdır — Bu tür düğünlerde genelde gereksiz harcamalarla fazlaca israf yapılır. — Kadınlarla erkekler karışık bulunur. (İbn Baz) 11- Damadın, süslenmiş şekilde düğünü kutlamaya gelmiş namahrem kadınlar önünde gelinin yanına gitmesi caiz değildir. Doğru olanı: kişinin eşinin yanına özel olarak hayâlı bir şekilde girmesidir. 12- Kameraya düğün görüntülerinin çekilmesine ve bu görüntülerin herkese gösterilmesine akıl sahibi bir mümin razı olmaz. Bu caiz değildir. Fasık gözler bundan faydalanır. (İbn Useymin) 13- Damadın fotoğrafçı ile beraber kadınların yanına girmesi caiz değildir. (İbn Baz) 14- Eğer kadının mani olamayacağı bazı kötülükler içeriyorsa bu tür bir merasim düzenlemek caiz değildir. (el-Lecnetud Daime) 15- Kadınların düğünlerde oynaması: Şu şartlarda sakıncasızdır: yalnızca kadınların bulunduğu bir yerde olması, seslerini yükseltmemeleri, tam bir tesettür içinde olmaları ve avretinden hiçbir yerin açılmaması gerekir. adet olduğu üzere kadınların kendi aralarında baldırlarını, pazılarını açmaları caiz değildir. (İbn Fevzan) 16- Sevinç çığlığı: Kadının erkeklerin duyabileceği yerde sesini yükseltmesi caiz değildir. Zira onun sesinde fitne vardır. (İbn Fevzan) 17- Davete icabet: Müslüman kadının, İslam kardeşinin düğün yemeğine davetine icabet etmesi gerekir. şu şartlar yerindeyse bu daveti geri çevirmek caiz değildir: — Kocası çıkmasına izin vermişse — Düğün yemeğinde caiz olmayan unsurlar yoksa — Veya kötülüğe engel olma imkânı varsa. Eğer bu şartlar yerine gelmemişse davete icabet etmemesi günah olmaz. (el-Lecnetud Daime) 18- Düğünde veya başka zamanlarda müzik kasetleri dinlemek ve kadınların bununla raks etmesi caiz olmayan kötülüklerdir. (el-Lecnetud Daime) 19- Düğün evinde elbise değiştirmenin hükmü: Kadının avretini koruması ve ziynetini gizlemesi gerekir. Özellikle de gizli kamera gibi vesilelerin çıkmasından sonra. (İbn Muni’) 20- Fakihler düğünlerde bir şeyler saçmanın mekruh olduğunu söylemişlerdir. Zira bunda düşüklük ve yiyecekleri hor görmek vardır. Eğer bu iki önemli mahzur bulunmazsa bunlar adet olduğu için sakınca yoktur. KADIN VE ZİNET Bu bölümde 89 cevap vardır. Kadının süslenmesinde dini kaideler 1- Süs, kaş aldırmak, dövme, diş düzelttirmek gibi dinen yasaklanmış bir şey olmamalıdır 2- Kâfirlere benzememelidir. 3- Herhangi bir açıdan erkeklere benzememelidir. 4- Hayat boyunca giderilemeyecek bir şey olmamalıdır. 5- Dövme ve kaş aldırmak gibi Allah’ın yarattığını değiştirecek bir şey olmamalıdır. 6- Tırnak oyası gibi suyun altına ulaşmasına engel olan bir şey olmamalıdır. 7- İsraf ve malı zayi etmek gibi şeylere sebep olmamalıdır. 8- Uzun süre vakit almamalıdır. 9- Kibir ve böbürlenme vesilesi olmamalıdır. 10- Kocası için süslenmelidir. 11- Tırnak uzatmak gibi fıtrata mugayir olmamalıdır. 12- Avretin açılmasına sebep olmamalıdır. 13- Bu süslerle yabancı erkeklere gözükmemelidir. Zira fitne bakıştan gelir. Tütsü ve koku sürünmek: 14- Kadının güzel koku süründüğü halde dışarı çıkmasında fitne vardır, bu caiz değildir. (İbn Useymin) 15- Evden dışarı çıkarken koku sürünmek: Kadın evden çıkar çıkmaz mahreminin arabasına binecek ve yabancı erkeklerin bulunmadığı bir yere gidecekse sakınca yoktur. (İbn Useymin) 16- Uyarı: Bazı kadınlar ramazan günlerinde koku sürünüp mescide çıkıyorlar ki bu caiz değildir. Zira yolda kokularının başkasına ulaşma ihtimali vardır. (İbn Useymin) 17- Kadınlar arasında ziyaretleşmede koku ikram etmeleri: Caiz değildir. (İbn Useymin) 18- Karısına güzel koku hediye etmekte sakınca yoktur. Bu muhabbet ve sevgiyi artırır. Fakat kadın bunu dışarı çıktığında kullanacaksa caiz değildir ve ona koku hediye etmek günahta yardımlaşmak olur. (İbn Baz) Modern güzellik malzemeleri: 19- Güzellik malzemelerinin kullanılmasında şunlara dikkat edilmelidir: — Kâfirlere benzeme gayesi olmamalıdır. — Kullanılması bedene zarar vermemelidir. — Aşırıya kaçmamalıdır. — Abdest ve gusülde suyun altına ulaşmasına engel olan şeyler olmamalıdır. Yüze pudra sürmek: 20- Eğer bu yüze zarar vermeyecekse sakınca yoktur. 21- Eğer siyahlık kalacak veya bir zarara sebep olacaksa bunu yapmamalıdır. (İbn Baz) 22- Tıbbın zararlı kabul ettiği bazı güzellik maddeleri: — Bazı yüz pudraları cilde zarar vermektedir. — Bazı besleyici kremler genç görünme isteğine sebep olur. — Bazı yüz kremleri böceklerden yapılmaktadır. — Makyaj malzemelerinin cilde zararı vardır. Bunlar kurşun, çinko gibi ağır madenlerin yağ gibi eritilmesinden elde edilmektedir. — Yüz pudraları yatmadan önce soğuk gülsuyu ile yıkanmalıdır. Takma kirpik ve göz boyaları: 23- Takma tırnak kullanmak caiz değildir. 24- Takma kirpik kullanmak caiz değildir. 25- Renkli lens takmak: Bbunda vücuda zarar vermek, aldatmak ve Allah’ın yarattığını değiştirmek vardır. (el-Lecnetüd Daime) Göz boyalarının tıbbi zararları 26- Bu boyaların bileşiminde kalıcı hastalıklara sebep olan maddeler vardır. Bu maddeler çeşitli göz iltihaplarına sebep olur. Vücutta bulunan mikropların kuvvetlenmesine ve kirpiklerin dökülmesine neden olur. Dişleri düzelttirmek: 27- Müslüman kadının güzelleşmek için dişlerini düzelttirmesi haramdır. (İbn Fevzan) 28- Ama dişlerinde ameliyatla giderilmesi gereken bir sorun varsa bunda sakınca yoktur. Zira bu tedavidir. (İbn Fevzan) Kaş aldırmak ve inceltmek: 29- Kaşları alıp boya ile suni kaş yapmak, Allah’ın yarattığını değiştirmek olup haramdır. 30- Kaşları keserek veya kopararak almak, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yapana lanet ettiği büyük günahlardan biridir. 31- Nams: kaş kılından almaktır, caiz değildir. 32- Kadının yüzünde biten sakal veya bıyık tüyünü ya da kol ve baldırındaki tüyleri alması caizdir. 33- Çeşitli yollarla kaş kıllarını almak sonra da özel kalemlerle ve cilt makyaj malzemeleri ile kaş yapmanın zararlı olduğu tıbbi takrirlerdendir. Bu makyaj malzemelerinin bileşiğinde ağır madenler vardır. 34- Kaşları kumrallaştırmak: Şeyh İbn Cibrin’e göre caiz değildir. Şeyh İb Munî’ ise caiz demiştir. 35- Gözlere kadar inecek şekilde kaşlar fazla ise, eza verdiği için bunu gidermekte sakınca yoktur. (İbn Useymin) 36- Kadının kocasına güzel görünmek için kaşlarını hafifletmesi caiz midir? Bu caiz değildir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kaş alanlara lanet etmiştir. (İbn Cibrin) Tüyler şu üç kısma ayrılır: 37- Birincisi: Din’in alınmasını yasakladığı erkeklerin sakalı ve kaş gibi tüyler. 38- İkincisi: dinin alınmasını istediği koltukaltı ve etek kılları. 39- Üçüncüsü: dinin hüküm belirtmeyip insanın tercihine bıraktığı kollar ve bacaklardaki kıllar. (İbn Useymin) Kadının yüzünde biten kılların giderilmesi: 40- Eğer bunlar sıradan tüyler ise giderilmesi caiz olmaz. 41- Ama sakal ve bıyık gibi kadının yaratılışından olmayan kılları gidermekte sakınca yoktur. (İbn Baz) Dövme: 42- Tarifi: Uzva kan akıncaya kadar iğne batırılır ve buraya sürme, mürekkep gibi boyalar konularak yeşil ya da mavi bir renk alması sağlanır. Bunu yapmadaki amaç güzelleşmek veya dikkat çekmektir. 43- Hükmü: Haramdır. Nitekim Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu yapana lanet etmiştir. Büyük günahlardandır. 44- Haram oluşunun hikmeti: Bunda Allah’ın yarattığını değiştirmek vardır. 45- Küçük kıza kendi isteği olmadan dövme yapılmışsa ona bir günah yoktur. Fakat bunun günahı bu dövmeye yapanadır. (İbn Useymin) Dövmenin giderilmesi için ilaç kullanmak: 46- Dövmenin giderilmesi için kullanılacak olan ilaç telefe veya uzvun kaybedilmesine sebep olacaksa gidermesi gerekmez. Bu durumdan Allah’a tevbe etmekle yetinmelidir. 47- Eğer böyle bir zarara uğraması söz konusu değilse onu bir an evvel gidermesi gerekir, geciktirmesi isyandır. (İbn Baz) 48- Beyaz saçları sarartmak ve saçları uzatmak için kına kullanmak caiz midir? Beyaz saçları sarartmak ve diğer mubah işler için kına kullanmakta sakınca yoktur. Kınanın saçların uzaması ve dökülmemesi için faydası vardır. 49- Saçları erkeklere benzeyecek şekilde kısaltmak haramdır. (İbn Useymin) 50- Kâfir ve günahkâr kadınlara benzeyecek şekilde saçları kısaltmak haramdır. (İbn Useymin) 51- Bunlardan başka şekilde kısaltmaya gelince bunda ihtilaf vardır. Kimisi cevaz verirken kimisi de mekruh görmektedir. (İbn Useymin) 52- Kadının saç ekletmesi (peruk kullanması) haramdır. 53- Herhangi bir zararı gidermek için ihtiyaç sebebiyle saç kısaltmak caizdir. (el-Lecnetud Daime) 54- Peruk kullanmak: Suni olması ya da başka bir kadının saçı olması fark etmez. Allah’ın yarattığını değiştirme, yalan ve kandırma illeti devam ettikçe hüküm değişmez. 55- Peruk haramdır. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu hadisinin yasağı kapsamındadır: “Allah saç ekleyene ve ekletene lanet etsin” (İbn Useymin) 56- Peruk kullanmak ne zaman caiz olur: Kadının başında hiç saç yoksa veya dökülmüşse bu kusuru örtmek için peruk kullanması caizdir. (İbn Useymin) 57- Kocasının izni ile olsa bile peruk kullanmak haramdır. (İbn Useymin) 58- Baş üzerine saçları topuz yapıp koymak caiz değildir. Ama boynuna koyarsa caizdir. Fakat bu halde dışarı çıkarsa bu teberrüc olur. Zira örtüsünün altından belli olur. (İbn Useymin) 59- Saçları toplayıp bağlayarak arkaya salmak: Örgülü veya örgüsüz olsun, başkalarına göstermedikçe bunda sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime) 60- Tec’adid: Saçları dalgalı yapmak için kullanılan aletlerdir. 61- Şu şartlarda kadının saçlarını kıvırcık yapması mubahtır: — Kâfirlere benzemek söz konusu olmamalıdır. — Mahremi olmayan erkeklere göstermemelidir. — Bunu bir kadına yaptırmalıdır. (İbn Fevzan) 62- Kısa ya da uzun süreli olması fark etmeksizin kadının saçlarını kıvırcık yapması caizdir. (İbn Fevzan) 63- Saça kırmızı, sarı, altın rengi v.b. meç yapmak caizdir. Ama siyah boya caiz değildir. (İbn Useymin) 64- Kâfirlere benzemeksizin ve yüksek ücret verip malı zayi etmek gibi unsurlar bulunmaksızın kadının saçlarını modern usullerle düzelttirmesi caizdir. (İbn Useymin) 65- Kadın, erkeklerin sarığı gibi saçlarını başının etrafında toplar veya sararsa bu erkeklere benzemek olup caiz değildir. (el-Lecnetud Daime) 66- Üzerinde canlı resmi veya müzik aleti bulunan kurdele takmak: Caiz değildir. Zira elbiselerde veya başka şeylerde resim kullanmak haramdır. Eğlence aletlerinin de kırılması vaciptir. (İbn Fevzan) 67- Başı büyük gösteren kurdeleler: Saçların düzeltilmesi için buna ihtiyaç varsa sakıncası yoktur. (İbn Fevzan) 68- Kellik bulunan kimsenin saç ektirmesi caizdir. Zira bu güzelleşme değil kusuru giderme babındandır. Allah’ın yarattığını değiştirmek olmaz. (İbn Useymin) 69- Kadının hastalık gibi bir sebep haricinde saçlarını kestirmesi caiz değildir. 70- Saç taramakta aşırı gitmek caiz değildir. (İbn Fevzan) 71- Kaşlar arasındaki kılları gidermek caizdir. Zira bu kıllar kaşlardan sayılmaz. (el-Lecnetud Daime) 72- Yüksek topuklu ayakkabı giymek şu sebeplerden ötürü caiz değildir: — Kadını tabii şeklinden farklı gösterir. — Kadının tökezlemesine sebep olur. İnsan kendisini tehlikeden korumakla emrolunmuştur. — Kadının boyunu ve kalçasını olduğundan fazla gösterir. — Tabipler, yüksek topuklu ayakkabıların uzun süre kullanılması halinde rahime, bacak kaslarına ve bedene zararlar vereceğini söylemişlerdir. (el-Lecnetud Daime) 73- Kadının altın, gümüş, mücevherat gibi takılar ile süslenmesi, israfa kaçmamak şartıyla caizdir. (İbn Useymin) 74- Altın bilezik kullanmak: Kadının altın bilezik ve diğer takıları kullanması şu ayetin kapsamında olduğu için caizdir: “Süs içinde yetiştirilip savaş edemeyecek olanı mı istemiyorlar? (Onları Allah'ın parçası mı sayıyorlar?)” (Zuhruf 43/18) Hadiste de altın ve ipek hakkında: “Bu ikisi ümmetimin erkeklerine haram, kadınlarına helaldir” buyrulmuştur. (İbn Baz) 75- Kadının yüzüğü hangi parmağa takacağı hususunda, âdet olan şekline bir sınırlama getirilmemiştir. Bu konuda genişlik vardır. (el-Lecnetud Daime) 76- Kadınların mahremi olmayan erkeklere takılarını göstermesi caiz değildir. Bilakis evden çıkarken bunları örtmeli, erkeklerin bakışlarından gizlemelidir. (İbn Fevzan) 77- Evlilik münasebetiyle alyans takmak: Müslümanların adetlerinden değildir. Eğer bunun eşler arasında muhabbete sebep olacağına ve çıkarılması halinde aile ilişkilerini etkileyeceğine inanılırsa bu şirkten sayılır. (İbn Fevzan) 78- Buruna hızma takmak: Kadınların takınması adet olduğu şekilde bunu kullanması caizdir. Bu konuda küpe gibi şeyleri takmak için kulağını delmesi de caizdir. (İbn Cibrin) Aksine bu hususta hadislerde küçük parmak yüzük parmağı olarak belirlenmiştir. Halk arasında yüzük parmağı olarak bilinen parmağa ancak küçük parmağa da bir yüzük takılması halinde ruhsat verilmiştir. Aynı şekilde bu parmağa iki yüzük birden takılması da yasaklanmıştır. İşaret parmağı ve orta parmağa yüzük takmak da yasaklanmıştır. Bu hadislerde erkekler ile kadınlar arasında bir ayrım söz konusu değildir. Enes radıyallahu anh: Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzüğü şunda idi, demiş ve sol elinin küçük parmağına işaret etmiştir.(Müslim hadis no: 2095) Erkeğin yüzüğünü küçük parmağına takmasının sünnet olduğu hususunda bütün ulema müttefiktir. Kadın ise parmaklarına müteaddit yüzükler takar. Ali radıyallahu anh der ki:. “Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni şu ve şu parmağıma yüzük takmaktan menetti. Ve orta parmağı ile ondan sonra gelene işaret etmiştir. (Müslim-2078) Ali radıyallahu anh’den diğer rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yüzüğü şehadet parmağıma, orta parmağıma ve onun yanındaki parmağıma takmayı yasaklamıştı. (Nesai zinet 80, Ebû Davud, Hatem: 4: İbn Mâce, Libas: 43) (mütercim) 79- Halhal kullanmak: kocasının, mahremlerinin ve kadınların yanında takınmasında sakınca yoktur. Zira bu kadınların ayaklarına taktığı takı çeşitlerindendir. (İbn Baz) 80- Tırnakları uzatmak: Caiz değildir. Zira peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem tırnakların kısaltılmasını emretmiş, Müslümanların tırnaklarını kısaltmaları, bıyıklarını kısaltmaları, koltuk altlarını yolmaları ve etek traşı olmalarını kırk günden fazla ertelememelerini vakit olarak belirlemiştir. Kadınların tırnaklarını uzatmaları bazı hayvanlara ve kafir kadınlara benzemektir. (el-Lecnetud Daime) 81- Hamamda tırnak kesmek: Bunda günah olmasa da ona ikram edip böyle yapmamak daha iyidir. (İbn Useymin) 82- Kişinin kesmiş olduğu saç ve tırnakları gömmesi: Buna dair şer’i bir delil bilmiyoruz. Bu hususta genişlik vardır. Dilerse gömer, dilerse atar. (el-Lecnetud Daime) 83- Koltuk altlarını özel bıçaklarla tıraş etmek caizdir. Fakat eğer zor olmayacaksa yolmak daha faziletlidir. (el-Lecnetud Daime) 84- Kadının sürmelenmiş halde çıkması: Caiz değildir. Kadının herhangi bir süsünü kocasından ve mahremlerinden başkasına göstermesi caiz değildir. (el-Lecnetud Daime) 85- Kadının yüzündeki çilleri gidermesi için yumurta, bal ve süt gibi malzemeler kullanması: Eeğer ilaç olarak bunları kullanmak gerekiyorsa bunda sakınca yoktur. Allah Azze ve Celle: “O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı.” (Bakara 29) buyurmuştur. Ama güzelleşmek için bunlar kullanılacaksa başka maddeler kullanılması daha iyi olur. (İbn Useymin) 86- Ellere kına ile nakış yapmak: Adet olan şekliyle bu caizdir. Kadın kocası için elinden geldiği gibi süslenir. Eşler arasında muhabbeti kuvvetlendirecek şeyler uygundur. (İbn Useymin) Güzelleşmek için (Estetik) ameliyat iki kısma ayrılır: 87- Bir kusurun giderilmesi: Sonradan meydana gelen veya başka türlü bir kusurun giderilmesinde sakınca yoktur. 88- Güzelliği artırmak: Bu kusuru gidermek için değil, güzelliği artırmak için yapılır ki haramdır. (İbn Useymin) 89- Güzelleşme ve süslenmede aşırılık şu neticeleri verir: 1- Fitnenin vuku bulması: Kadınlar arasında cinsi sapıklık olabilir. 2- Nazar değmesi: Şüphesiz her şey Allah’ın emri ve kaderi ile olmaktadır. Ancak kişi Allah’a samimi bir şekilde tevekkül ederek sebeplere sarılmalıdır. 3- Kişisel zararlar: Herkes bir diğerinden daha güzel olmak için uğraşır. Herhangi bir kimse kendisinden üstün olursa ona öfkelenip haset etmeye başlar. Böylece sadece Allah’ın bildiği bazı düşüncelere tutulur. |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:30 .
http://www.islamportali.com
|
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.5 |
|
ExForum |
Rüya Tabirleri |
Dini Hikayeler