![]() |
![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#1 (permalink) |
|
KADINLAR İÇİN 1.000 FETVA (2. BÖLÜM)
KADIN VE EVLİLİK Karı Koca Hakları İle İlgili Meseleler NİKAHTA SAKINCALI OLAN ŞEYLER Çok Eşlilik ile İlgili Meseleler Evliler İçin Altın Öğütler Evlilik Sorunları ve Çözümleri Ailelerin Yıkılmasında Önemli Etkenler Bazı Eşlerin Kötü Sıfatları KADIN VE BOŞANMA KADIN VE İDDET KADIN VE ÇOCUK KADIN VE SÜT EMZİRME KADIN VE İHDAD SIKINTILAR HAKKINDA BİR KAÇ CÜMLE KADIN İLE ERKEK ARASINDAKİ AÇIK FARKLAR KADIN VE ALIŞVERİŞ Kadınlar İçin Dar Elbise Satmak KADIN VE ÇEŞİTLİ CEVAPLAR Bina Yapımının Bitmesi Üzerine Kurban Kesmek Gelen Etler İçin Üç Durum Söz Konusudur Jelatinlerin Hükmü KADIN VE MEDRESE KADIN VE ÇOK YEMİN ETMEK Yemin Kefareti Nasıl Yerine Getirilir? Adağın Kısımları KADIN VE TABİP KADIN VE GAYRİMÜSLİMLERLE İLİŞKİSİ KADIN VE ENDİŞELERE MUKAVEMET KADIN VE AHİRET HAZIRLIĞI İBADETLE DOLU BİR GÜN KADIN VE BOŞ VAKİTLER KADIN VE EVLİLİK Bu bölümde 140 cevap vardır. Nikâh Talebi ile İlgili Meseleler: 1- Kadının bir hastalığı varsa, kendisine talip olana bunu bildirmeli midir?: Velisinin talip olan kimseye onun kusur veya hastalığını bildirmesi gerekir. eğer bildirilmezse aldatma söz konusu olur. (el-Lecnerud Daime) 2- Eğer kadın kendisine talip olan ile evlenmeye razı ise bunu velisine bildirmesi gerekir mi?: Velisinin salahı ve emanetine güvendiği kimse hakkında kızına danışmasında sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime) 3- Kadın evlenmek için kendisini arz edebilir mi?: Bunda sakınca yoktur. Nitekim Hadice radıyallahu anha bunu yapmıştır. Ömer radıyallahu anh de kızı Hafsa radıyallahu anha’yı Ebu Bekir radıyallahu anh’e sonra da Osman radıyallahu anh’e evlenmesi için arz etmiştir. (el-Lecnetud Daime) 4- (Nişanlı) Erkek, evlilik öncesinde onunla evlenmek istemediğini anlarsa, nikâh akdinden önce bildirmesi gerekir. (el-Lecnetud Daime) 5- Kızın doğurganlığı hususunda sorun varsa talip olana haber verilmeli mi?: Eğer bu sorun başka kadınlarda da bulunup geçici bir şeyse bildirmesi gerekmez. Bu hastalık ağır olup kalıcı ise, bunun bildirilmesi gerekir. (el-Lecnetud Daime) 6- Kadının küçüklüğünde başına gelen bir hadise sebebiyle bekareti bozulmuşsa bunun bildirilmesi gerekir mi?: Dinen bunun gizlenmesine bir engel yoktur. Duhulden sonra bunu sorduğu zaman hakikatini bildirir. (el-Lecnetud Daime) 7- Talip olanın kadına bakması: Başına, yüzüne, ellerine ve ayaklarına bakmasında sakınca yoktur. Bazı ilim ehli dediler ki: ellere ve yüze bakması yeterlidir. Lakin birinci görüş daha doğrudur. Lakin yalnız kalmamaları gerekir. (İbn Baz) 8- Kızın kendisine talip olan hakkında görüşü: Baba ile anne ihtilaf eder, anne birini, baba birini tercih ederse bu işi kıza sormaları gerekir. zira onunla beraber yaşayıp hayatını paylaşacak olan odur. 9- Ama eğer kız, din ve ahlak bakımından dengi olmayan birini tercih ederse onun görüşüne bırakılmaz. (İbn Useymin) 10- Erkek ve kadın için evlenmeye uygun yaş: Kadının evlilik için uygun olan eşi beklemesi gerekir. Eğer Salih ve uygun birisi talip olursa, kendisinden büyük olsa bile muvafakat etmesi gerekir. Erkek ve kız Salih iseler yaş bir mazeret ve bir kusur sayılmamalıdır. (İbn Baz) 11- Evlilikten önce tıbbi muayeneye gerek yoktur: Her ikisinin de Allah’a hüsnü zan etmeleri gerekir. Muayene doğru olmayan sonuçlar verir. Allah bizleri ve sizleri her kötülükten korusun. (İbn Baz) 12- Müslüman kadının bir kâfirle evlenmesi caiz değildir, nikâh batıldır. (İbn Baz) 13- Evlilik ve öğrenim: Kadının dengi olan talibine muvafakat etmesi, öğrenim görüyor olmasının buna mani teşkil etmemesi gerekir. Özellikle bu asırda evliliğin pek çok faydaları vardır. (İbn Baz) 14- Şer’i bir özür bulunursa evlenmemek caiz midir?: Kadın için meşru olan evlenmesidir. Zira bunda namusun korunması, gözün haramdan sakınılması, neslin çoğalması söz konusudur. Evlenmemekte ise büyük tehlikeler vardır. Zira bunda sünnete muhalefet vardır. Kadının kendisine münasip bir talibi olduğu zaman evliliği geciktirmesi layık değildir. Fakat sadece kendisinin bilip insanların bilmesini istemediği, buna arzusu olmaması veya evliliğe engel başka bir özrü varsa, evlenmemesinde sakınca yoktur. (İbn Baz) 15- Kadın için evlilik gerekli midir?: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ibadetini sormaya gelenlerin kıssasında, onlardan biri: “Ben kadınlardan uzak duracak, hiç evlenmeyeceğim” demişti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ise bu görüşü: “Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir”(Buhari) buyurarak reddetmiştir. — bu kıssada Yahudi ve Hıristiyanların ruhbanlık olarak evlilikten uzak durmalarından sakındırmaya işaret vardır. Kadının da evlilikten uzak durması uygun değildir. (el-Lecnetud Daime) 16- Kızların evlenme taleplerini gazete sayfaları ve dergilerde özelliklerini belirterek ilan etmeleri: Hayâya ve tesettürün haşmetine aykırıdır. Bu Müslümanların âdeti olmayıp terk edilmesi gerekir. (el-Lecnetud Daime) 17- Talip olan kişinin kızla konuşması: Eğer nikâh için maslahat gereği ise caizdir. Bununla beraber daha evla ve ihtiyatlı olanı bunu velisi ile konuşmasıdır. (İbn Fevzan) 18- Evlilikten önce buluşma: Eğer nikâh akdinden sonra fakat düğünden önce buluşmak isterlerse bunda sakınca yoktur. Zira düğün merasimi yapılmamış olsa bile nikâh akdi ile onun eşi olmuştur. 19- Ama nikâh akdinden önce söz kesilmişken veya bundan önce görüşmeleri haramdır. Kişinin mahremi olmayan kadınla konuşması, ona bakması, yalnız kalması caiz değildir. (İbn Useymin) 20- Nişanlısı ile halvet: Kadının nişanlısı ile nikâh akdinden önce yanlarında mahremi olmadan beraber çıkması caiz değildir. Zira bu fitne vesilesidir. (el-Lecnetud Daime) 21- Eğer kıza velisi razı olduğu birisini takdim ederse, diğer akrabalarının onunla evlenmesine itiraz etme hakları yoktur. Zira onlar velayet sahibi değillerdir. (el-Lecnetud Daime) 22- Talip hakkında kendisine danışılan kişi gerçeği söylemeli midir?: Kendisine danışılan kişinin tanıdığı kimse hakkında bildiği gerçeği söylemesi gerekir. Yalan söylemesi caiz değildir. 23- Kadına kan vermek: aralarında mahremlik sağlamaz. Her biri diğeri ile evlenebilir. 24- Kızın: “Velim bu kimseden razı ise ben de razıyım” diyerek talepte bulunması sahihtir. 25- Anne babası razı olsa bile, kızı razı olmadığı kimse ile evlenmeye zorlamak caiz değildir. 26- Gizli nikâh: İslam’da evlilik nikâhın ilan edilmesine bağlıdır. Gizlemek caiz değildir. Bunun meşruiyeti için ilan edilip gizlenmemesinde önemli hikmetler vardır. Bunların en önemlilerinden biri: zina ile evliliğin ayırt edilmesidir. Zira zina gizli yapılır. Evliliğin şahitlere ilan edilmesi yeterlidir. (el-Lecnetud Daime) 27- Kadını babasının vekâleti olmadan abisi evlendirirse nikâh batıldır. Bunu sahih hale getirmek için babasının yeni bir nikâh akdi yapması veya vekâlet vermesi lazımdır. (Muhammed Bin İbrahim) 28- Eğer kadın talibinden okumasına engel olmaması şartını isteyerek evlenmişlerse bu şart sahihtir. Kocasının buna engel olma hakkı yoktur. Eğer engel olmaya kalkarsa kadın serbesttir. Dilerse onunla kalır, dilerse şer’i hâkime giderek nikâhın feshini isteyebilir. (İbn Baz) 29- Erkeğin kadına, kocasının ölümünden sonra evlilikten uzak durması şartı koşması caiz midir?: Caiz değildir. Zira bu peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımlarına özeldir. Kocasının bu şartı koşması caiz değildir. Buna itaat de gerekmez. (el-Lecnetud Daime) 30- Resmi nikâh ve örfi nikâh: Şer’i şartlar yerine geliyorsa resmi nikâhta sakınca yoktur. Her Müslüman erkek ve kadının şer’i nikâh ile evlenmesi gerekir. Bu nikâh ise nikâh rükünlerini ve şartlarını kapsıyorsa şer’i nikâh sayılır. Bu şartlar: veli, mehir, şahitler ve eşlerin rızasıdır. (İbn Baz) 31- Eğer eşler kadının belirlenmiş bir sürede ailesinde kalması hususunda ittifak etmişlerse, nikâh da gizlenmeyip ilan edilmişse bunda sakınca yoktur. (İbn Baz) 32- Talip olan kadının taliplisi önünde süslü elbise ile veya makyaj ile süslenerek çıkması: Caiz değildir. Zira onun namahremidir. Zira talipli onu süslü halde görür, sonra kadın bu halini değiştirir, onun gözünde de durumu değişir. (İbn Useymin) Mehir ile İlgili Meseleler: 33- Mehir: Kadının hakkıdır. Reşit olduğu halde kendisine ne zaman verilirse bu sahih olur. Eğer mehirini bağışlamamışsa ondan bir şey almak caiz değildir. (İbn Baz) 34- Mihr-i müeccel: Mihri ertelemek caizdir. Bilinen belirli bir süre verilmişse bu sürede verilmelidir. 35- Eğer belirli bir süre tayin edilmemişse, boşanma, nikâhın feshi ve ölüm gibi ayrılık durumlarında hak edilir. (İbn Useymin) 36- Eğer kocası zenginse kadının mihri müeccelden zekât vermesi gerekir. Fakirse gerekmez. (İbn Useymin) 37- Eğer reşit ise kadının ertelenmiş mehiri bağışlaması caizdir. Ama eğer buna zorlanırsa veya yapmadığı takdirde boşanma ile tehdit edilirse mehir hakkı çıkmaz ve buna zorlamak caiz değildir. (İbn Useymin) 38- Eğer malı yoksa mihrin kadına Kur’ân öğretmek olarak nikâh anında belirlenmesi mümkündür. (el-Lecnetud Daime) 39- Mihr olarak Mushaf vermek caizdir. Âlimlerin görüşlerinden sahih olanına göre Mushaf alım satımı caizdir. (el-Lecnetud Daime) 40- Kadının mihr olarak umreyi şart koşmasında sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime) 41- Babanın, kızının mihrinden bir şey alması caiz midir?: babasının, kızının mihrinden ona zarar vermeksizin alması caizdir. (el-Lecnetud Daime) 42- Kadının mihre hak sahipliği nikâh ile başlar ve ilişki, halvet veya ikisinden birinin ölümü ile tamamlanır. (İbn Fevzan) 43- Zifaftan veya halvetten önce boşarsa, mihrin yarısı gerekli olur. Fakat ikisinden birinin bundan vazgeçmesi caizdir. (İbn Fevzan) 44- Nikâh sebebiyle alınan babasına, kardeşine elbise gibi şeyler mihre dâhildir. (İbn Fevzan) 45- Nikâh kıyılmış fakat mehir belirlenmemişse nikâh sahihtir. Bu “tefviz” diye isimlendirilir ve mihri misil uygulanır. (ibn Fevzan) 46- Eğer zifaftan önce talak ile ayrılırlarsa kocanın kendisine zor gelmeyen bir mut’a ödemesi gerekir. 47- Eğer zifaftan önce kadın tarafından bir ayrılık olursa ona bir şey gerekmez. 48- Evlilikteki bereketin büyüklüğü kolay olmasındadır: Mihrde aşırı gitmek dine aykırıdır. En bereketli evlilik kolay olanıdır. Ondaki masraf azaldıkça bereket artar. Bu çoğunlukla kadınlara bağlı olmaktadır. Zira kadınlar kocalarını ağır mihir yükü altına sokmaktadırlar. (İbn Useymin) 49- Hayız halinde nikâh akdi: Caiz ve sahihtir. Lakin temizleninceye kadar onunla zifafa giremez. Boşanmada ise aksi geçerlidir. Hayız halinde talak caiz değildir. (İbn Useymin) Karı Koca Hakları İle İlgili Meseleler: Kocanın Hakları: 50- Kadının, kocasının emrettiği meşru hususlarda gücü yettiği kadarıyla itaat etmesi gerekir. 51- Kocasının namusunu, malını, çocuklarını muhafaza etmesi, onun ailesinin haklarını gözetmesi gerekir. 52- Kendisini yatağa çağırdığı zaman çekinmemesi gerekir. 53- Evden kocasının izni olmadan çıkmaması gerekir. 54- Ev işlerinden üzerine düşeni yapması gerekir. (el-Lecnetud Daime) Ve son olarak: Güzel geçinmesi, ona güzel muamelede bulunması, aralarında sevgi ve ünsiyet yerleşene kadar kötülüğü iyilikle karşılaması gerekir. (el-Lecnetud Daime) 55- Koca, eşinin ana babasını evde kabul etmesine engel olamaz. Ancak onların ziyaretleri bir zarar ve fesada sebep olacaksa buna engel olabilir. (el-Lecnetud Daime) 56- Eşlerden birinin diğerini şer’i hakkından alıkoymasının hükmü: Kadının zarar vermedikçe ve farzdan alıkoymadıkça kocası için her zaman hazır olması ve ilişkide istekli olması gerekir. Aynı şekilde kocanın da eşiyle ilişkiye uzun süre ara vermesi caiz değildir. (İbn Cibrin) Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: “Kişi karısını yatağa çağırır ve kadın buna yanaşmayıp onu kızdırmış halde akşamlarsa sabaha kadar melekler ona lanet eder.” (Buhari, Müslim) Kadına arkadan ilişki: 57- Bu dinen caiz değildir. Allah’a tevbe etmesi, bağışlanma dilemesi ve bunu bir daha yapmamaya azmederek pişman olması gerekir. 58- Bu işten dolayı kadın kocasından boşanmaz. 59- Âlimlerin görüşlerinden sahih olana göre dübürden ilişkiye kefaret yoktur. 60- Bu büyük kötülükte (arkadan ilişkide) kocaya itaat edilmez. 61- Eğer tövbe etmezse bundan dolayı nikâhının fesih edilmesini talep etmesi gerekir. (İbn Baz) 62- Eşlerin birbirlerine bakmasında mubah olan: Kadının, kocasının bütün vücuduna bakması caizdir. Aynı şekilde koca da karısının her yerine bakabilir. (İbn Useymin) 63- Kocaya hizmet vaciptir: Nitekim hanım sahabeler, kocalarına hizmet ederlerdi. Esma radıyallahu anha kocası Zübeyr radıyallahu anh’e hizmet edişini haber verdiği gibi, Fatımatuz Zehra radıyallahu anha da Ali radıyallahu anh’e hizmet etmiş, ona yemek yapmış, elbiselerini, bulaşıklarını yıkamış ve evini temizlemiştir. (el-Lecnetud Daime) 64- Kadının yüksek talepte bulunması halinde kocanın ödemesi gereken nafaka miktarı: Kadının güç yetmeyecek nafaka istemesi caiz değildir. Gücü yetse bile maruf olandan fazla istememelidir. Zira Allah Azze ve Celle buyurmuştur ki: “Onlara maruf ile muamele edin”(Nisa 19) (İbn Useymin) 65- Kadının kocasına ve evine hizmetten çekinmesi caiz değildir. Zira bu ona kötü muameledir. Buna sabredip üzerindeki hakkı eda etmelidir. (el-Lecnetud Daime) 66- Kadının kocasının malından izinsiz alması caiz değildir. Zira Allah Azze ve Celle kullarının birbirlerinin mallarını almalarını haram kılmıştır. (İbn Useymin) 67- Kadının kocasının malından onun haberi olmadan almasının hükmü: Kadının, kocasının malından israf etmeden ve savurganlık yapmadan meşru şekilde, onun haberi olmadan kendisi ve çocukları için alması caizdir. Bundan fazla alamaz. Eğer nafakalarını vermiyorsa kendisine ve çocuklarına gerekenden fazla nafaka alamaz. (İbn Useymin) 68- Kocanın, karısı razı ise onun malından alıp kendi malına katması caiz midir?: Eğer kocasına bu konuda müsamahalı ise bu caizdir, kendisine helal olur. Ama karısı buna izin vermezse caiz değildir. Aynı şekilde malından vermediği için karısına kötü muamele etmesi de caiz değildir. (İbn Cibrin) 69- Erkeğin, karısının malını harcaması hususunda itiraz hakkı var mıdır?: Kadın malının sahibidir. Bunda tasarruf hakkı ona aittir. Hediye eder, sadaka verir ya da borç verir. Eşi akil ve baliğ ise kocası ona itiraz edemez. (İbn Cibrin) 70- Kocasının malından onun haberi olmadan biriktirmek için almak caiz midir?: Nafakası konusunda cimrilik etmedikçe biriktirmek için kocasının haberi olmadan cebinden almak caiz değildir. Binaenaleyh, bu şekilde biriktirilmiş olanı da ona geri vermek veya haber vermek zorundadır. (İbn Cibrin) 71- Şahsi bir durumu sebebiyle kocasından imtina eden kadın günaha girmiş olur mu?: Kadının, kocası yatağa çağırdığı zaman icabet etmesi gerekir. Ama kocasına mukabele edemeyeceği şahsi bir hastalığı varsa, kocasının bunu istemesi helal olmaz. Zira Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Zarar vermek de, zarara uğratmak da yoktur” buyurmuştur. (İbn Useymin) 72- Eşlerden birinin diğerini kendisine mahrem olan akrabalarına benzeterek çağırması, “anne, kardeşim,” ya da “baba, ağabey” şeklinde seslenmesi mekruhtur. (el-Lecnetud Daime) 73- Kadının kocası evde olmadığı zaman eve yabancı alması caiz midir?: Kocasının arkadaşı ve güvenilir biri olsa dahi caiz değildir. Zira bunda kadının yabancı ile halveti söz konusudur. Aynı şekilde erkeğin de, arkadaşının hanımından kendisini eve almasını ve bir işini görmek istemesi haramdır. Bunda şeytanın her ikisine vesvese vermesi korkusu vardır. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Sizleri kadınların yanına girmekten sakındırırım!” buyurunca: “Ey Allah’ın rasulü! Hamv hakkında (Kaynı gibi akrabalarına) ne dersin?” dediler. Bunun üzerine: “Kayın ölümdür!” buyurdu. (Buhari) Hadiste geçen “hamv” kelimesi kocanın erkek kardeşi ve akrabalarıdır. Başkalarından sakınmak ise daha önceliklidir. (İbn Cibrin) 74- Kocası cennetlik değilse, kadın cennette kocasının yerini alır mı?: Şüphesiz ahiretteki sevap erkekler ve kadınlar hakkında umumidir. Allah Azze ve Celle buyurur ki: “Erkek veya kadın kim mümin olarak salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler.” (Nisa 124) Eğer kadın birden fazla evlilik yapmışsa eşlerinden en güzel ahlaklısını tercih ederek onunla cennete girer. (İbn Cibrin) 75- Kız evlenir ve zifaftan sonra bakire olmadığı görülürse ne yapılır?: Bunun çeşitli sebepleri olabilir. Bekâret zina dışında bir sebeple de bozulmuş olabilir. Dış görünüşünde istikamet sahibi ise ona hüsnü zanda bulunmak gerekir. Nitekim bekâret, hayzın şiddeti ile veya bir yerden bir yere atlamak ile de bozulabilmektedir. Eğer çirkinlik yapmış sonra da tevbe edip hayırlı ameller izhar etmişse bunda zarar yoktur. (İbn Baz) 76- Kocanın karısından uzun süre uzak kalması: eğer karısı razı olursa, dört ay, altı ay, bir sene veya iki sene uzaklaşması şu şartlarda zarar vermez: — Karısı razı olduğu, güvenilir ve rızkı hususunda zorluk çekmeyeceği bir yerde olmalıdır. — eğer güvenilir bir yerde değil ve orada kalmaktan razı değilse bu helal olmaz. Eşine maruf ile muamele etmelidir. (İbn Useymin) 77- Kadın, kocasına: “Sen ağabeyim, babam ve her şeyimsin” derse, bunu kocasına söylemesi ile ona haram olmaz. Zira bunun anlamı: “sen benim nazarımda saygınlık ve riayet bakımından baba ve ağabey menzilesindesin” demektir. Bundan kastı onun babası ve ağabeyi gibi mahrem olması değildir. Bunun hükmü yemin gibidir, zıhar değildir. Kadının bundan dolayı yemin kefareti vermesi gerekir. bu da on fakiri doyurmaktır. Her bir fakire memleketinin âdeti olan yiyecekten yarım ölçek verir. (İbn Useymin) 78- Uyarı: Kocanın karısına zıhar yapması gibi, kadının kocasına zıhar yapması söz konusu değildir. (İbn Useymin) 79- Kadının yatak sırrını ifşa etmek: Karı koca arasında yatak sırrı varsa bu bir emanettir. Bunun ifşa edilmesi, mürüvvetin, insanlığın ve aklın azlığını gösterir. Bu kötü bir ahlaktır. (Muhammed Bin İbrahim) 80- Kocanın karısının maaşından bir şey alması ancak onun izni ve rızası dâhilinde caizdir. (İbn Baz) 81- Kadın evlendikten sonra kocasında razı olmadığı şeyler görür ve ayrılmak isterse: boşanmayı istemesi caizdir. Bu durumda ondan aldığı her şeyi geri vermesi gerekir. Zira zifaftan önce bazı şeyler gelmiştir. Eğer bu konuda müsamaha gösterirlerse sakınca yoktur. (İbn Fevzan) 82- Cima anında zikretmek erkeğe mi özeldir?: Eşlerden her birinin cima edecekleri zaman: “Allahın ismiyle, Allah’ım! Şeytanı bizden uzaklaştır ve şeytanı bizi rızıklandırdığın şeyden de uzaklaştır” demeleri müstehaptır. (Buhari’nin rivayet ettiği hadiste geçer.) (el-Lecnetud Daime) 83- “Ben kısır bir adamım fakat eşim bilmiyor”: Bunu eşine söylemen gerekir. Aksi halde onu aldatmış olursun. (el-Lecnetud Daime) 84- Ramazan ayında evlilik: Bunun mekruh olduğuna dair bir delil yoktur. (el-Lecnetud Daime) 85- Balayı: Caiz değildir. Zira bu gayrimüslimleri taklittir. Bunda malın ziyan edilmesi ve özellikle gayri İslami ülkelerde din işlerinin zayi edilmesi söz konusudur. (İbn Useymin) 86- Kocanın annesine hizmet gerekir mi?: Dinde kadının kayınvalidesine hizmet etmesinin gerektiğine dair bir delil yoktur. Ancak kocasıyla geçimine katkı sağlanması için meşru ölçüde, takati sınırında yaparsa güzeldir. (el-Lecnetud Daime) 87- Düğünden önce nikâh akdi yapılmışsa: Eşiyle cimada: din açısından bir sakınca yoktur. Ama bu kötü neticeler verecekse bundan uzak durmalıdır. (el-Lecnetud Daime) 88- Koca, eşinin kendi malından lüks harcama yapmasına engel olabilir mi?: Bu ona gerekmez. Fakat eğer israf eder veya haram bir şey satın alırsa onu israftan ve Allah’ın haram kıldığını işlemekten alıkoyması gerekir. (el-Lecnetud Daime) 89- Karısından kendisiyle beraber gecelemesini isterse: Kadının kocasına meşru hususlarda itaat etmesi gerekir. Eğer kocası kendisiyle gecelemeye çağırır da bu sebeple sabah namazını vaktinde eda edemeyecekse veya bir münker olan bir şeyse ona itaat gerekmez. Ama bunun dışında gece namazını kaçırması söz konusu olsa bile itaat etmesi gerekir. Zira gece namazı sünnet olup kocasına itaat etmek vaciptir. (el-Lecnetud Daime) 90- Kocasının izni olmadan evden çıkmak: Ne ana babasına ne de başka bir yere kocasının izni olmadan çıkması caiz değildir. Zira bu onun haklarındandır. Ancak çıkmaya mecbur kalmışsa dinen genişlik vardır. (el-Lecnetud Daime) 91- Nafaka kocaya aittir: Karısının iyi bir maaşı olsa da böyledir. Zira kocasının nafakası, kendisinden faydalandığı içindir. Ancak kadın kendi isteğiyle müsamaha gösterir ve geçimde yardımcı olursa tercih kendisinindir. (İbn Useymin) 92- Edeplendirmek amacıyla eşinin yatağından ayrılmak: Kadın, kocasının hakkını yerine getirmede aksilik ederse, ona nasihat eder. Yaptığından vazgeçmezse yatağını ayırması gerekir. Bunun anlamı onunla yatmaması ve konuşmamasıdır. Yaptığından dönünceye kadar ondan yüz çevirir. Bu, müslümanın müslüman kardeşine üç gün küs kalması hakkındaki yasakla çelişmez. Zira bunda yasaklanan günah sebebiyle olmayan küslüktür. Kadının aksilik yapması ise masiyet olduğu için kendisine kocasının küsmesini mubah kılar. (İbn Fevzan) 93- Kadını kocasına karşı kışkırtmak: Kadını kocasına karşı kışkırtıp aralarını bozmak haramdır. Bu işi yapanın akrabası olması da fark etmez. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Kadını kocasına karşı, köleyi de efendisine karşı kışkırtan bizden değildir” buyurmuştur. (Ebu Davud) Bunun anlamı: Onun ahlakını bozup aksilik etmesine sebep olmaktır. (el-Lecnetud Daime) 94- Koca, eşine nafaka bırakmadan gitmişse, geçmiş nafakayı da karşılaması gerekir. 95- Kadın kocasından izinsiz sefere çıkmışsa veya onunla beraber sefere çıkmayı reddetmişse ya da onunla yatmaktan yüz çevirmişse ona nafaka hakkı yoktur. Zira o naşize gibi asidir. 96- Nüşuz: Kadının kocasına karşı yapması gerekenlerde isyan etmesidir. 97- Zina edenlerin birbiriyle evlenmesinde şu iki şartla sakınca yoktur: — Her biri bu suçtan dolayı Allah’a tövbe etmelidirler. — Bu kötü fiillerinden pişmanlık duymalıdırlar. — Bir daha bunu yapmamaya azmetmelidirler. — Salih amelleri artırmalıdırlar. Uyarı: Evlenmek istedikleri zaman nikâhtan önce hayızdan beri olmalıdır. Eğer hamile kalmışsa doğurmadıkça nikâh geçerli olmaz. (el-Lecnetud Daime) 98- Erkek, karısı hakkında çocuğun kendisine benzememesinden dolayı şüphe ederse buna aldırmamalıdır. Zira atalarından veya eşinin atalarından birine benzediğini bilemez. Eşi istikamet üzere olmaya devam ettikçe şüphe etmemeli, buna aldanmayıp taşlanmış şeytandan Allah’a sığınması gerekir. (İbn Useymin) 100- Koca, eşinin annesine hala veya teyze diyebilir bu caizdir. (el-Lecnetud Daime) 101- Koca, eşinin babasına da amca veya dayı diyebilir, caizdir. (el-Lecnetud Daime) NİKAHTA SAKINCALI OLAN ŞEYLER Nikâhta sakınılması gereken durumlar şunlardır: 102- Nikâh akdinde mihr belirlenmemesi: Nikâhta mihrin belirlenmesi gerekir. Eğer belirlenmezse mihri misil vacip olur. Bunun nikâh akdinde zikredilmesi gerekir. Zira bu çekişmeyi ortadan kaldırıcı ve kadın için daha yararlıdır. 103- Kadının velisi olmadan evlenmesi: Kadının evlenmesinde veli şarttır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Velisiz nikâh olmaz” buyurmuştur. İmam, (yani halife, idareci) velisi ve akrabası olmayanın velisidir. 104- Şehadet: Nikâh akdi ancak Müslüman mükellef ve adil olan iki erkek şahidin şahitliğiyle gerçekleşir. 105- Her iki eşin birbirlerinden razı olmaları gerekir. 106- Eşlerden her biri diğerini bilmelidir. 107- Kocanın, karısına sabrı ve güzel hizmetine karşılık hayatında ve sıhhatli iken dilediğini bağışlaması caizdir. Eğer bunu diğer varislere zarar vererek yapmazsa, malının dörtte biri şeklinde sınırlandırılamaz. 108- Aynı şekilde kadın da kocasına malından dilediği gibi bağışlayabilir. (İbn Cibrin) 109- Karısının malından alıp ölümünden sonrası için vasiyet etmek: hayatında aldığı mala karşılık ise bu caizdir. Eğer vasiyet ettiği miktar, zimmetinde sabit olana eşitse, onu alır, kalan mirasın üçte biri olmaz. (el-Lecnetud Daime) 110- Eşlerin aralarında geçenleri anlatmaları şiddetle haramdır. Bunu ne din, ne akıl ne de tabiat kabul etmez. Bundan uzak durmak, namusu ve mahremiyeti korumakta gayretli olmak vaciptir. Bu imandan ve fıtratın doğruluğundandır. (el-Lecnetud Daime) 111- Kocaya, eşinin bütün vücudundan faydalanması, göğsünü emmesi caizdir. Midesine onun sütünün ulaşması ile mahremlik oluşmaz. (el-Lecnetud Daime) 112- Dübüründen olmamak şartıyla eşiyle arkasından ön tarafına cima etmesi caizdir. (el-Lecnetud Daime) 113- Kocası içki içiyorsa kadının onunla yatmaktan uzak durmasında günah var mıdır?: Onun günahına katılmadan ona nasihat etmesi gerekir. Eğer bu kabahatinde ısrar ederse ondan boşanmasını ister, kötülükten uzak durur. (el-Lecnetud Daime) 114- Kadının kocasına sesini yükseltmesi: Eşlerden birinin diğerine sesini yükselterek veya başka şekilde haksız yere eziyet vermesi caiz değildir. Nafaka Kadından Ne Zaman Sakıt Olur? 115- Kadın kendisini kocasından alıkoyarsa, kocasının kendisinden faydalanma hakkına mani olduğu için nafaka sakıt olur. (İbn Fevzan) 116- Kocasına, yatağına gitmemek ve izinsiz evden çıkmak gibi onun hakkı olan hususlarda isyankârlık ederse sakıt olur. (İbn Fevzan) 117- Özel ihtiyacı için onun izniyle sefere çıksa bile veya kocasının izni olmadan sefere çıksa nafaka hakkından bu düşer. (İbn Fevzan) 118- Kadın hamile olsun veya olmasın vefat ettiğinde mal varislerine intikal eder. (İbn Fevzan) 119- Evde kalmışlara nasihat: Kendilerine dini ve ahlakı hususunda razı olacakları bir kimse nasip etmesi için Allah Azze ve Celle’ye dua ve tazarru ile sığınsınlar. Eğer insan Allah’a sadık bir şekilde sığınır, duanın edeplerine riayet ederse, duası kabul görür, Allah Subhanehu ona icabet eder. (İbn Useymin) 120- Eşlerin arasında bağlılık için sihir yapmanın hükmü: Haramdır, caiz değildir. Buna “atf” denilmekte, aralarını ayırmak için yapılana da “sarf” denilmektedir. Her ikisi de haramdır. Bu ya küfür ya da şirk olur. (İbn Useymin) 121- Eşlerin birbirilerine sevmeleri veya birbirini seven eşlerin ayrılmaları için yazılan şeyler sihirdir. (İbn Fevzan) 122- Şüphe edercesine eşini kıskanan: Müslüman kadında asıl olan adaleti ve nezahetidir. Mücerret şüphe, şeytandan gelen vesveseler veya bozguncu dedikoducuların lafıyla Müslüman eşi hakkında şüpheye düşmek caiz değildir. — Kocasına böyle bir psikolojik hastalık isabet eden kadın sadakat ve iffeti ile sabretmelidir. Kocasının bu düşünceleri ona zarar vermemelidir. Zira psikolojik hastalıktan kaynaklanan bu tür hastalıklar Allah’ın izni ile geçicidir. (İbn Fevzan) 123- Kocası sılayı rahim yapmasına engel olursa: kocanın eşini, eğer bir fesada sebep olmayacaksa, ana babasını ve akrabalarını ziyaret etmekten alıkoyması caiz değildir. (İbn Fevzan) 124- İkinci evlilik yapan kişinin, ilk eşine davranışı: Kocanın her iki eşi arasında nafaka, mesken, giyim, beraber geceleme gibi hususlarda adaletli olması gerekir. Zenginlik ya da fakirlik bunda fark etmez, zira her ikisi de eşidir. (İbn Fevzan) 125- Kadının, sorunlardan uzaklaşmak için kocasının ailesiyle oturmaktan ayrılması: bu durumda olan kimse için kocası, eşiyle ailesinin arasını düzeltmelidir. Bu mümkün olmazsa ayrı eve çıkmasında sakınca yoktur. Ailesiyle de bağlarını koparmaz, aksine onlara sılayı rahim yapar ve güzel muamele etmelidir. Eşine de ailesine de gereken güzel muameleyi yapmalıdır. (İbn Useymin) 126- Karısının izni olması, cimada azil yapmak için şarttır. Azil: meniyi ferc dışına akıtmaktır. Doğrusu: sebepsiz yere azil yapmak şu şartlarda sakıncasızdır: 1- Hür eşinin izni olması: Zira onun çocuk sahibi olma hakkı vardır. 2- Karısının izni olmadan azil yapmak, onun hakkından bir eksikliktir. Kadının faydalanma hakkı ancak azil yapmayıp inzal vaki olunca tamam olur. (İbn Useymin) 127- Evlenme talebinde olan kişi faizli bankada çalışıyorsa: Evla olanı: durumu bu olan talipli ile evlenmemektir. (İbn Baz) 128- “Kocam bana maruf şekilde muamele etmiyor”: Kadına gereken buna sabretmesi, ona en güzel şekilde nasihat etmesi, Allah’ı ve ahiret gününü hatırlatması, onun hidayeti için dua etmesi gerekir. Senin de nefsini hesaba çekmen, Allah’ın hakkı, kocanın hakkı ve başkalarının hakkı olan hususlarda yaptığın hatalardan tevbe etmen gerekir. Muhtemelen bu musibet, kendi işlediğin günahlar sebebiyle de başına gelmiş olabilir. Allah Azze ve Celle buyuruyor ki: “Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder”(Şura 42/30) Çok Eşlilik ile İlgili Meseleler: 129- Çok eşliliğin hikmeti: 1- Eğer sayılacak olursa, doğan kızların erkeklerden fazla olduğu ve savaş vb. sebeplerle ölen erkeklerin kadınlardan fazla olduğu görülür. 2- Şüphesiz kadınlar hayız olur, hamile kalır, doğum yaparlar, onlardan bir müddet loğusa kanı gelir. Eğer erkek bir eşten fazlasıyla evlenmezse, fercini haramdan koruyamaz. — Şayet çok eşlilik yasaklanırsa, evde kalan kadınların sayısı artar, faydalanma haklarını elden kaçırırlar, cinsel arzularını şerefe ve saygınlığa layık şekilde doyuramazlar. Son olarak: Çok eşli olan kimsenin yanında bulunanlara merhametli, sevecen, hikmetli davranması gerekir. “O (Allah) yaptığından sorgulanmaz ama onlar sorgulanacaktır.” (el-Lecnetud Daime) 130- Birden fazla evlilikte ilk eşin rızası şart mıdır?: Erkek, ikinci evlilik yapmak istediği zaman ilk hanımının rızasını alması farz değildir. Ancak onun gönlünü almak ve iyi davranmak güzel ahlaka dâhildir. Bunun için razı olmasını kolaylaştıracaksa ona mal vermelidir. (el-Lecnetud Daime) 131- Eşler arasında adalet: Nafakada ve cimada söz konusudur. Ama sevgi konusunda adaleti güç yetmeyecek iştir. (İbn Baz) 132- Hayız ve nifaslı olana da pay (kasame) vermesi gerekir. Zira hepsi de onun eşidir. (Hanbelî mezhebi) 133- Eğer bakire ile evlenirse onun yanında bir hafta kalır, sonra diğer eşleriyle kasame yapar. Eğer dul ile evlenirse onunla üç gün kalır. 134- Kendisine ait gece dışında karısının yanına girmek: Doğrusu: adet olan zamanda ona dönmektir. Eğer başka bir gecede veya günde onun yanına girerse insanlar onu zalim sayamaz. Delil olmayan meselelerde adete müracaat etmek büyük bir esastır. (Şeyh es-Sa’dî) 135- Kadının kocasıyla geceleme hakkını, kocasının diğer hanımı için bağışlaması caizdir. Zira bu onun hakkıdır. Ne zaman bu bağışından vazgeçerse, kocasının tekrar ona kasame yapması gerekir. (el-Lecnetud Daime) 136- Kocanın, meşru bir mazeret olmadan diğer eşlerini bırakarak bir eşine bağışta bulunması caiz değildir. Ancak fazladan hizmetine karşılık olarak ona vermişse bunda sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime) 137- İnsanların hoşlanmaması sebebiyle çok evlilikten hoşlanmamanın hükmü: Müslüman’ın Allah’ın meşru kıldığı ve insanların nefret ettiği bir şeyden hoşlanmaması caiz değildir. Bu İslam dininden dönmek anlamına gelir. Zira Allah Azze ve Celle şöyle burmuştur: “İşte böyle: çünkü onlar, Allah'ın indirdiğini çirkin (kerih) gördüler, bundan dolayı, O da, onların amellerini boşa çıkardı.” (Muhammed 9) Bu çok tehlikelidir. Bunun sebebi de İslam’dan nefret eden kâfirlerin çağrılarından etkilenmektir. Onlar İslam şeriatının hikmetlerini, bunda kadının maslahatının erkekten öncelikli oluşunu bilmezler. (İbn Fevzan) 138- Yolculuğa çıkarken hanımlarından birini götürecekse kura çekmelidir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yaptığı gibi, kurada çıkanı yolculuğa götürür. Yolculuk esnasında bu hanımı ile geçirdiği zamanı diğer hanımlarına da taksim etmesi gerekmez. Zira aralarında kasame mevcut bulunduğu zamanlar, hac ve umre gibi diğer yolculuklar içindir. Bunlarda kuradan kaçınılamaz. (el-Lecnetud Daime) 139- İkinci evlilik yapan için birinci hanımına da mihr vermesi gerekmez. Ancak onun da gönlünü almak için bazı takılar alırsa bu güzeldir. (el-Lecnetud Daime) 140- Eğer kadın hükmünü biliyorsa ve ikinci hanım aldığı takdirde onu boşamasını şart koşmuşsa bu şart geçersizdir. Eğer hükmünü bilmiyorsa nikâhın feshi hakkına sahiptir. (Muhammed Bin İbrahim) Evliler İçin Altın Öğütler: Bu bölüm, Salih el-Gazali’nin “el-Kamus Fi Ma Yahtac İleyhil Arus” adlı kitabından alınmıştır: 1- Bazı kadınların yanlış bir inancı vardır. Kocanın kendisine infakını sevginin biricik göstergesi zannederler. Nafakayı artırdıkça sevgisinin de arttığını, azalttıkça sevgisinin de azaldığını düşünürler. 2- Akıl sahibi bir kadının bütün insanlara yaptığı tasarrufları, kocasına yapmaması şaşılacak işlerdendir. 3- Kadının hatalarından biri de kocasını eve döndüğü sırada kötü karşılamaya devam etmesidir. 4- Bakış, konuşma, dokunma ve güzel koku etkileme vesilelerindendir. 5- Eşlerden her birinin diğerine karşı müsamahalı olmayı şiar edinmesi gerekir. 6- Aşırı kıskançlıktan sakınmalısın! Zira bu boşanma anahtarıdır. Eşine karşı süslenmelisin. Süslerin en güzeli sürmedir. Güzel koku sürünmelisin. Kokuların en güzeli güzelce abdest almak, temizlenmektir. 7- Bazı kadınların kötü bir adetleri vardır. Bir kadın diğeriyle oturduğu zaman yabancı da olsalar büyük küçük aile sırlarını açarlar. 8- Kadın, kocası kendisini sevse de sevmese de düşüncesinde orta yolu pek bulamaz, aşırı gider. Eğer kadın kocasının kendisini sevmediğine inanmışsa vay onun haline ve vay kocasının haline!.. 9- Eşler arasındaki sorunların çoğu, bir bakıma ikisinin veya ikisinden birinin zariflikte kusur etmeleri sebebiyledir. Diğer sorunlar bundan kaynaklanır. Diğer sorunlardan önce bu sorunun aşılması problemin çaresidir. 10- Akıl sahibi kadın, diğer kadınlardan kocalarını methe dair her duyduğunu tasdik etmemelidir. Zira bu kendi kocası hakkında kötü etki yapar. Bazen onlar sadece övünmek ister ya da seni kıskandıkları için sıkıntı vermek isterler. Veya seninle kocan arasına düşmanlık sokmak isterler. 11- Evlilerin muhabbeti muhafaza etmesi hakkında deneyimli kişilerden biri şöyle nasihat ediyor: — Hediyeleşmek: en güzel hediye hoş sözdür. — Telefonla hal hatır sormak — Nezih bir yerde onunla baş başa sohbet etmeli. 12- Evlilik hayatı her iki eş için, sabır, hikmet, tahammül, vefa, sevgi, güven ve İslam’ın doğruları ışığında hataları düzeltme gibi pek çok haslete muhtaçtır. 13- Eşlerden pek çoğu, eşlerinin uzun süre evde olmadıkları zaman bundan şikâyet ederler. Fakat buna kendilerinin sebep olduğunu unuturlar… Böylece ev bir ateş parçasına döner. Kocası da eve kalmayı sevmez olur. Evlilik Sorunları ve Çözümleri Problemi olmayan evlilik yoktur. Tabiatlar yaklaştıkça anlaşmazlıklar da ortaya çıkar. Lakin sabır, gayret, kusurları görmezden gelmek, güvenmek, hayat ortağına hüsnü zan etmek gibi hasletler eşler arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesinde önemlidir. Evlilikte karşılaşılan bazı problemler ve çözüm şekilleri: 1- Kocasının ailesi ve akrabalarıyla ilgili sorunların çözümü: Şuurlu kadının şunu idrak etmesi gerekir: her ikisinin anne ve babaları, bu insan ile mutlu bir ilişki kurmasında üstün bir yere sahiptirler. Kadının onlara hürmet, sevgi ve takdirle muamele etmesi gerekir. 2- Kadının annesinin aile meselelerine karışması: Bazı anneler kızlarının evlilik hayatına karışırlar. Böylece o, kadının kocasıyla olan hayatında bir danışman olur. Bu da kocasının öfkelenmesine neden olur. Zira hayatları başkalarına açıklanmıştır. Bunun çaresi: kadının ona danışmayı azaltması, kocasının güvenini kazanması, hayat sırlarını gizlemesi gerekir. Bu büyüklerden ve tecrübelilerden nasihat almamak anlamında değildir. 3- Kocanın evden uzak durması, kaba davranması ve karısından yüz çevirmesi, onunla oturup ünsiyet ederek konuşmaması ile ilgili sorunlar: Uyarı: Her iki eşin kendi kendine: “Ben nerede hata ettim de evlilik hayatımız bu duruma geldi?” diye sorması gerekir. Çare: Bu durumu düzeltmesi için Allah’tan yardım istemelidir. Günah ve isyanlardan uzak durmalıdır. Nitekim tesettüre riayet etmemek, müzik dinlemek, gıybet, namazı geciktirmek, haset gibi günahlar Allah’ın kadını, kocasının kendisinden yüz çevirmesi olarak cezalandırmasına bir sebeptir. Allah’tan bağışlanma dilemeyi artır. Zira kim istiğfara devam ederse Allah onu tasalardan kurtarır ve sıkıntılardan bir çıkış verir. Aile meclisinde nüşuz sebebini öğrenmeye çalış ve bunları tasfiye et. Ey evli kadın! Kocanı yanlış anlama! Zira hayatın meşguliyetleri, zorlukları ve sorumlulukların fazlalığı her zaman tatlı konuşmayı unutturmaktadır. Şekil, konuşma, yemek çeşitleri, giyim gibi günlük karşılama şekilleri ev içindeki durumları etkileyen şeylerdir. Kocana sadık ol, senden bıkmasın. Onun ehemmiyet verdiği şeylere sen de önem ver. 4- Nafaka, malın azlığı, kadının israfı veya kocanın cimriliği gibi maddi sorunlar: Çaresi: Allah Teala buyurur ki: “Yiyiniz, içiniz israf etmeyiniz”(A’raf 31) Eşlere harcamalarında orta yolu tutmalarını, daha önemli olanı, önemli olanın önüne geçirmelerini öğütleriz. Maaşlarından ihtiyat olarak bir miktar saklamaları gerekir. İhtiyaçları için yapacakları harcamayı tespit etmeli buna göre harcama yapmalıdırlar. 5- İki önemli şeyin bilinmemesine bağlı sorunlar: — Eşler arası dini hukuku bilmemek ve bu konuda kusurlu davranmak — Kadın ve erkeğin yaratılışlarını ve kişisel özelliklerini bilmemek. Yani erkeğin kadın tabiatını, kadının da erkek tabiatını bilmemesi. Bu her birinin diğerine nasıl davranacağını bilememesine sebep olur. Sorunsuz bir aile: Basit anlaşmazlıklar dışında sorun yaşamayan bir aile, sorunların zamanında çözümü ile mümkündür. Bunun hoş etkileri şu şekildedir: — Eşler arasında sevgi ve merhametin çokluğu. Bundan sonra bu bütün aile fertlerine yayılır. — Allah Azze ve Celle’nin emrettiği gibi iyi geçim. — Çocuk terbiyesinde ihtimam. — Taat işlemek için boş vakitler kalması. Evde problem olmazsa işte o zaman aile fertleri Salih ameller için bol fırsatlar bulurlar. Problemlerini halleden bir ailenin diğer bir ailedeki sorunları çözmede nasıl yardımcı olabileceğini düşünebilir miyiz? (Mektebul İstişaratil Usriye) Ailelerin Yıkılmasında Önemli Etkenler: 1- Erkek ile kadın arasındaki alakanın Allah Azze ve Celle’ye taat dışındaki bir sebeple kurulması. 2- Seçimde acele davranmak. 3- Her iki tarafın (evlilikten önce) birbirini aldatması. Bazı Eşlerin Kötü Sıfatları: 1- Maddi talepler peşindedirler. 2- Başkalarını taklit ederek ihtiyaçtan fazlasını isterler. 3- Eşinin maksadına aykırı iş yapmakta ısrarlıdırlar. 4- Eşine veya onun akrabalarına karşı sözünü sakınmaz, dili uzundur. 5- Söz taşıyıcı olurlar ya da aile sırlarını yırtacak şekilde konuşurlar. 6- Eşini cimrilikle vasıflayarak başkaları önünde onu kusurlu göstermeye çalışırlar. 7- Sıkça evden çıkarlar, evlerini karargâh edinmezler. Öyle ki neredeyse onları evde bulmak mümkün olmaz. 8- Kaba bir kimsedirler. 9- İyilikleri inkâr eder, nankörlük yaparlar. 10- Bazı kadınlar evi temizlemek, yemek yapmak gibi ev işlerini tutmazlar. 11- Bazı kadınlar kocalarının sırlarını öğrenmeye çabalarlar. 12- Bazı kadınlar uygun olmasa bile, ailelerinin evinde olanın aynısını kocalarının evinde uygulamak isterler. (el-Kamus Fi Ma Yahtac İleyhil Arus) KADIN VE BOŞANMA Bu bölümde 45 cevap vardır. 1- Kişi: “Eşimi boşadım” dediği zaman ona bildirmese bile talak vaki olur. Karısı bilsin veya bilmesin, boşamış olur. Üç defa hayız geçirdikten sonra bunu öğrenirse tamamen ayrılmış olurlar. (İbn Useymin) 2- Boşamaya niyet eder fakat bunu telaffuz etmez ve yazmazsa eşini boşamış olmaz. (İbn Useymin) 3- Bazı boşanma sebepleri: — Eşler arasında sevgi olmaması. — Karı koca haklarının yerine getirilmemesi, içlerinden birinin veya her ikisinin isyana düşmesi. — Bir sorun olduğu zaman aralarında hikmetli siyaset uygulamamaları. — Kadının temizliğe riayet etmemesi, eşine giyim, koku, konuşma, güler yüzle karşılama gibi hususlarla yardımcı olmaması. (İbn Baz) 4- Kişi zinaya düşünce karısı ondan boş olmaz. Lakin onun Allah’tan korkması, fercini Allah’ın haram kıldığı şeylerden koruması gerekir. (İbn Baz) 5- Eğer kadın, kocasının namazı terk ederek kafir olduğuna inanıyorsa onunla evli kalması caiz değildir. (İbn Useymin) 6- İçki içen koca ile muaşeret: Kadının içki içen kocası ile muaşereti haram veya yasak değildir. Zira içki içmekle o kâfir olmaz. Fakat ona nasihat etmesi gerekir. 7- Ama onunla yatmaktan uzaklaşmaya gelince: Bunda içkiyi terk etmesi için maslahat varsa caizdir. Eğer bunda bu maslahat yoksa yatağını ayırması helal olmaz. Zira onun yaptığı, kendisini ona haram kılacak bir sebep değildir. (İbn Useymin) 8- Tek cümlede üç talakla boşamak: “Sen üç talakla boşsun” demek gibi. Bu tek talak sayılır. İddet dönemi içerisinde talakından geri dönme hakkı vardır. İddet dönemi çıkarsa yeni nikâh kıymaları gerekir. (İbn Baz) 9- Boşanmış kadına mustehap olan evinde durması, ancak zaruret halinde dışarı çıkmasıdır. 10- Boşama için şahit tutmak sünnettir. Fakat şahitsiz boşama da sahihtir. 11- Talakta veya şartında şüphe edene talak gerekmez. Eğer sayısında şüphe ederse bu tek talak sayılır. Kadının Boşanmayı İstemesinin Caiz Olduğu Durumlar: 12- Kocası nafakasını vermezse 13- Kocası, sövmek, dövmek veya kötülüğe zorlamak gibi, birlikte yaşamaya devam etmeye dayanamayacağı bir zarar veriyorsa. 14- Kocasının yokluğunda kendisi hakkında fitneye düşmekten korkuyorsa. 15- Kocası onu uzun müddet hapsediyor ve kendisinden uzak durarak zarar veriyorsa. 16- Kadın kocasında kısırlık, cinsel iktidarsızlık veya tehlikeli bir hastalık gibi bir kusur görürse 17- Sünni talak: Kocanın, eşini cima etmediği temizlik döneminde bir talak ile boşamasıdır. Bu durumda iddet dönemi içerisinde geri dönme hakkı vardır. 18- Bid’î talak: Aşağıdaki örneklerde olduğu gibi meşru olana muhalif olan boşamadır: 19- Hayız ve nifas dönemlerinde boşamak 20- Veya cima ettiği bir temizlik döneminde boşamak. 21- Ya da tek cümlede üç talak ile boşamak. “Sen üç talakla boşsun” demek gibi. Yahut bir meclis içinde “sen boşsun, sen boşsun, sen boşsun” demek gibi arka arkaya üç kere boşamak. 22- Ric’î talak: Kocanın, eşini tek talak ile boşayıp iddet dönemi içerisinde dönüş hakkının olmasıdır. 23- Ric’î talaktan dönüşte, veli, mehir, kadının rızası, kadının bilmesi veya yeni bir nikâh akdi şartı yoktur. 24- Ric’i talak ile boşanmış kadının hükmü: O hala kocasının eşidir. Ona bakması, yalnız kalması, iddet devam ettiği sürece ona hizmeti caizdir. Kadının iddet tamamlanana kadar kocasının evinden ayrılmaması gerekir. 25- Kişi, eşini ric’î talak ile boşayıp, onu davet eder de kadın onu yalanlarsa, iddetin bitişinden önce döndüğüne dair delil getirene kadar söz kadına aittir. 26- Bain talak: Kadının kocasından nihai olarak ayrılmasıdır. Bu da iki kısma ayrılır: 27- Bainu Beynuneti Suğra: Üç talaktan az olan boşamadır. Eşini bir veya talak ile boşar ve iddet bitinceye kadar dönmezse bu “Bainu beynuneti suğra” olarak adlandırılır. Tekrar dönmeleri için yeni bir nikâh akdi ve mehir gerekir. 28- Bainu Beynuneti Kübra: Üç talakın tamamlanmasıdır. Üç talak ile boşadığı zaman nihai olarak ayrılmış olurlar. Karısı başkasıyla devam niyeti ile şer’î nikah ile evlenmedikçe ve cima etmedikçe tekrar evlenmeleri helal olmaz. İki talakla boşadığı zaman iddet süresinin dolmasıyla, başkasıyla evlenmesinde olduğu gibi, ilk kocasına yeni bir nikâh ve mehir ile dönmesi caiz olur. 29- Hulu’ ile ayrılmak: Kadın, kocasının tabiatini, ahlakını, dindeki eksikliğini, ihtiyarlığını, zayıflığını veya buna benzer sebeple beğenmezse ve hakkının verilmemesinden dolayı günaha düşmekten korkarsa, kendisinden telafi bedeli olarak fidye vermek suretiyle kocasından hulu’u (ayrılması) mubahtır. 30- Hul’, Hayızlı iken, temizken her vakitte caizdir. Hul’ ile ayrılan kadın bir hayız dönemi iddet bekler. Âlimlerin cumhuruna göre: bid’î talak haram olmakla beraber boşanma gerçekleşir. Bütün talak hükümleri geçerli olur. 31- Kocasından boşanan kadının iddetin bitmesinden önce miras alması: — Eğer ric’î talak ile boşanmışsa, mirastan şer’i payını alır. (İbn Baz) — İddet dönemi bitmişse ona varis olamaz. Aynı şekilde bain talakta da varis olamaz. (İbn Baz) — Kocası, ölüm hastalığında, eşini kasıtlı olarak mirastan mahrum etmekle itham ediliyorsa, kadın iddeti döneminde ve ondan sonra evlenmezse bain talak ile boşanmış olsa bile varis olur. Kocasının amacına aykırı muamele edilir. (İbn Baz) 32- Kendisini herhangi bir şey yapmaktan alıkoymak üzere talak ile yemin: Bu durumda talak gerçekleşmez. Ona yemin kefareti gerekir. Mesela: “eğer bir daha sigara içersem karım boş olsun, eğer falan ile konuşursam karım boş olsun” demek gibi. Bunlarda amacı karısını boşamak değil, kendisini o fiilden alıkoymaktır. Bundan dolayı talak gerçekleşmez. 33- Uyarı: Müslüman için meşru olanı, böyle bir şey yapmamaktır. Zira birçok ilim ehli de, bundan kastının talak olmamasına rağmen talakın vaki olacağı görüşündedirler. (İbn Baz) 34- Kadının mazeretsiz olarak boşanmak istemesi caiz değildir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Bir kadın herhangi bir mazereti olmadan kocasından boşanmak isterse, cennetin kokusu ona haram olur” buyurmuştur. (Ebu Davud, Tirmizi) (el-Lecnetud Daime) 35- Boşama yetkisinin erkeğe verilmesindeki hikmet: — Aklı ve iradesindeki kuvveti: kadının aksine, erkek işlerin sonucuna bakar. — Nafakayı ikame etmesi: Evinde emir ve yasak yetkisinin sahibidir. — Mehir ödemek kocaya aittir ve kadının tamah etmemesi için boşama yetkisi de onun elindedir. Aksi halde tamahkâr kadın birisiyle evlenir, onun mihrini yer, sonra bir başkasından mihr almak için onu boşar, böylece koca zarar görür. (el-Lecnetud Daime) 36- Eşini boşamak hususunda anneye itaatin hükmü: Annen sana eşini boşamanı emrediyorsa, eşin de dininde istikamet sahibi ise ve annene eziyet vermiyorsa onu boşaman gerekmez. Ama dininde istikamet sahibi değil veya annene eziyet veriyorsa ona nasihat etmen gerekir. Eğer uymazsa onu boşaman gerekir. (el-Lecnetud Daime) 37- Karısını boşarsa, iddet süresini kocanın evinde geçirir: Bu kadının kocasının evinde oturması gerekir. İddet tamamlanıncaya kadar evden ayrılması haramdır. (el-Lecnetud Daime) 38- İddet süresi dolana kadar kocasının evinden çıkması haramdır. Ancak açık bir kötülük yaparsa bu hariçtir. (el-Lecnetud Daime) 39- Ama adam karısını bain talakla boşamışsa, mesela zifaftan önce ya da bedel ile zifaftan sonra boşamışsa, o kendisine artık yabancı kadın hükmünde olur. Kendisine ancak onun rızasıyla yeni bir nikâh ve mehir ile helal olur. (el-Lecnetud Daime) 40- Talak hakkını kadına vermek caiz midir?: — Talakta aslolan boşama yetkisinin erkekte olmasıdır. Lakin erkek kendisinden boşanma vekâletini karısına verirse, kadın da onu boşarsa, talak vaki olur. (el-Lecnetud Daime) — Ancak erkek, nikâh akdinde, “ne zaman dilersen benden boşsun” diye şart koşarsa bu batıldır. Zira bu nikâh akdinin gereğine muhaliftir. (el-Lecnetud Daime) 41- Namaz kılmayan kadının talakı: Ona nasihat ettiği halde hala namaz kılmıyorsa onu boşamak vacip olur. Zira o kâfirdir. (el-Lecnetud Daime) 42- Kocasının ikinci bir kadınla evlenmesi üzerine kadının ondan boşanma istemesinin hükmü: Kadına Allah’tan korkup sabretmesini, boşanma istememesini tavsiye ederiz. Allah ona sıkıntıdan kurtuluş verecektir. Allah Teala buyuruyor ki: “Kim Allah’tan korkarsa ona bir çıkış yolu ihsan eder.” (Talak 2) (İbn Baz) 43- Kadın boşandığı zaman onun, kocasından uzun süre uzak kalmış olsa bile iddet beklemesi gerekir. (İbn Baz) 44- Adam, karısını tek talakla boşarsa ve iddet süresi içinde ikinci talakla tekrar boşarsa, birinci talakın iddet süresinin dolmasıyla hanımı kendisine haram olur. (el-Lecnetud Daime) 45- Kadın, kumasını boşamasını şart koşarsa bu şart bağlayıcı değildir. Kadının sana ilk eşini boşamanı şart koşması fasittir. Eğer onu ric’i talak ile boşamışsan, iddet süresi içinde ona dönebilirsin. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurur ki: “Kadın kuma kardeşinin talakını isteyemez.” (Buhari) (el-Lecnetud Daime) KADIN VE İDDET Bu bölümde 17 cevap vardır. 1- İddet: Kadının kocasının ölümü veya ondan ayrılması üzerine evlenmeden bekleyeceği süredir. Bu süreyi beklemesi vaciptir. 2- Meşruiyetinin hikmeti: — Rahimin beraatının tekit edilmesi. — Eşlerin tekrar evliliklerine dönebilme fırsatı. — Eşler arasındaki ilişkilerin saygınlığı. 3- Zifafa girilmemiş kadın boşandığı takdirde onun iddet beklemesi gerekmez. 4- Kadın kocasıyla zifafa girmeden kocası vefat ederse, kocasına vefa olarak dört ay on gün iddet beklemelidir. İddet Bekleyenler Altı Sınıftır: 5- Birinci sınıf: Kocasının ölümü veya boşanma sebebiyle iddet bekleyen hamile kadının iddeti doğuruncaya kadardır. (el-Lecnetud Daime) 6- İkinci sınıf: Kocası ölen ve hamile olmayan kadın, kocasının öldüğü günden itibaren dört ay on gün iddet bekler. (el-Lecnetud Daime) 7- Üçüncü sınıf: Hayızlı kadının iddeti üç küru’ (üç hayız) süresi beklemektir. (el-Lecnetud Daime) 8- Dördüncü sınıf: Gerek küçük oluşundan gerekse ihtiyar oluşundan dolayı hayız görmeyen kadının iddeti üç aydır. İstihazelinin hükmü de böyledir. (el-Lecnetud Daime) 9- Beşinci sınıf: Hayzı yükselen kadın bunu bilemezse onun iddeti bir yıldır. Zira imam Şafii şöyle demiştir: “Bu Ömer radıyallahu anh’ın muhacirler ile ensar arasında verdiği hükümdür. İçlerinde herhangi birinin buna karşı çıktığını bilmiyoruz.” (el-Lecnetud Daime) 10- Altıncı sınıf: Kocası mefkud (kayıp) olduğu için iddet bekleyen kadın, kocasına vefa olarak dört ay on gün bekler. (el-Lecnetud Daime) 11- Boşanma iddeti ne zaman başlar?: Talak iddeti, erkek kadını boşadığı andan itibaren başlar. Boşanma evraklarının hazırlanmasıyla değil! (el-Lecnetud Daime) İddet Bekleyenlerin Nafakası: 12- Ric’î talakla boşanan kadının, hamile olsun olmasın, sükna (kocasının evinde kalma), nafaka ve kisve (giyim) hakkı vardır. Zira o hala eşidir. 13- Bain talakla boşanan hamile kadın, hamilelik süresince eşi gibi nafaka alır. 14- Ama hamile değilse ne nafaka ne de sükna hakkı yoktur. 15- Hamile olan naşiz (asi kadın), asi olmayan kadınlar gibidir. Zira çocuğun nafakası, anasının asi olmasıyla sakıt olmaz. 16- Kocası ölen hamile kadın: Taşıdığı çocuktan dolayı nafaka, giyim ve mesken haklarında eşi gibidir. Bunda etkili olan cenindir. Başka türlü nafaka gerekmez. Ancak akrabalıkla cenine varis olan başka. Aksi halde ne nafaka ne de mesken hakkı yoktur. 17- Fasit nikâhla veya zina ile ilişkiye girmiş olma şüphesi bulunan kadının iddeti: Evli olsun veya olmasın boşanmış kadınınki gibidir. KADIN VE ÇOCUK Bu bölümde 91 cevap vardır. 1- Kız çocuk istememek cahiliye işlerindendir. Bu, Allah’ın kaza ve kaderine öfkelenmenin bir çeşididir. Kim bilir kız çocuğu pek çok erkek evlattan kendisi için daha hayırlıdır. (İbn Useymin) 2- Çocuk ana babasına şefaatçi olur. 3- Salih evladın amelleri: Çocuk vefat ettiği zaman anne babasına şefaat eder. Ecri ne babasının ne de başkasının değil kendisinindir. Ancak, babası onu öğretmesi ve hayra yönlendirmesinden ecir alır. (el-Lecnetud Daime) 4- Çocuğun doğum gününü kutlamak: Dinen caiz değildir. Böyle bir merasimde bulunmak, onları kutlamak, onlara bu konuda yardım ve yaptıklarını ikrar olacağından caiz değildir. (İbn Useymin) 5- Küçüklük resmini saklamak: Duvara asılmasa bile caiz değildir. Bu sadece pasaport ve benzeri durumlarda gerekirse caizdir. (el-Lecnetud Daime) 6- Çocuklara nazardan, cinden, hastalık ve benzerlerinden korumak amacıyla muska, nazarlık v.s. takmak: Caiz değildir. Bazıları bunları camia, (cevşen), hırz, hicab diye adlandırırlar. (İbn Baz) 7- Çocuğa isim koyma vakti: Bunda genişlik vardır. Eğer doğduğu gün veya yedinci gün isim koyarsa uygundur. Buna delil olabilecek şeyler varid olmuştur. (el-Lecnetud Daime) 8- İsim koymak babanın hakkıdır: lakin annesi ile istişare etmesi de, gönüllerin hoş tutulması ve kalplerin ülfeti için müstehaptır. (İbn Baz) 9- “Abdunnebi”, “abdurresul” gibi Allah’tan başkasına kulluk ifade eden isimler koymak caiz değildir. (İbn Baz) 10- Çocuğa isim verme kutlaması: Bu ne Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinde, ne de sahabelerin uygulamasında yoktur. 11- Adet olduğu için değil de sünnet olduğu için akika yemeği vererek sevinç izhar etmekte bir sakınca yoktur. (el-Lecnetud-Daime) 12- Abd ile başlayan isimleri “Ubeyd, abbud, ruhaym, uzeyz, azuz gibi tasgir etmek: 13- Bunda sakınca yoktur. Bu konuşmalarda çok olan bir şey olduğu halde, ilim ehlinden birinin bunda sakınca gördüğünü bilmiyorum. 14- Uyarı: Lakin bundan o kimse hoşlanmıyorsa haram olur. Zira bu Allah’ın Kitabında yasakladığı: kötü lakapla anmaya girer. Ancak sadece bu şekilde tanınıyorsa sakınca yoktur. (İbn Baz) 15- Talihle münasebeti olmadığı için isim değiştirmek: 16- Talihe bakmak caiz değildir. Bilakis bu kehanete dâhildir. Sırf bu yüzden isim değiştirmek caiz değildir. Zira bu kâhini tasdik etmek olur. (el-Lecnetud Daime) 17- Kerim, Aziz gibi Allah’ın isimleri ile isimlenmek: 18- Eğer “el-Kerim” “el-Aziz” gibi marife takısı olan “el” eki bulunursa bu yalnızca Allah’a mahsus isimlerdir. Allah’tan başkasına bu isim verilemez. 19- Ama marife takısı olan “el” eki bulunmazsa bundan sıfat manası kastedilmediği için sakınca yoktur. Hakiym ismi gibi. Nitekim sahabelerden birinin ismi: Hakiym Bin Hızam’dır. (İbn Useymin) 20- Ayet isimleri ile isimlenmek: bunda sakınca yoktur. Mesela el-âlâ: nimetler, Efnan: dallar gibi mahlûk isimleri de böyledir. (İbn Baz) 21- “Hüda”, “Rahmet”, “Bereket”, “İman” gibi isimlerde, “Salih” ve “Said” isimlerinde olduğu gibi bir sakınca yoktur. (İbn Baz) 22- Allah’ın en sevdiği isimler: “Abdullah” ve “Abdurrahman”dır. (Müslim rivayet etmiştir.) 23- Erkek çocuğunu yedinci günde isim verip başını tıraş etmek sünnettir. Ama kız çocuğu tıraş edilmez. (İbn Baz) 24- Akika müekked bir sünnettir. Allah’a çocuk nimetini verdiği için şükür olarak doğumunun yedinci gününde kurban kesmektir. Erkek çocukta iki koyun, kız çocukta bir koyun kesilir. (İbn Useymin) 25- Akika kesmeye imkânı olmayan kimseden bu sakıt olur. (İbn Useymin) 26- Akikada faziletli olanı: yedinci günde kesilmesi, bu kaçırılırsa 14. gün, bu kaçırılırsa 21. günde kesmektir. Bundan sonra gün sayılmaz. Fazilet sıralaması itibariyle bu şekildedir. Fakat hangi gün dilerse keser, bunda sakınca yoktur. (İbn Useymin) 27- Düşük çocuk için akika — Eğer çocuk dört aylık olmuşsa o diri çocuk hükmündedir. Çünkü: — Dört ay tamamlandığı zaman ona ruh üflenir. Bundan sonra düşerse yıkanır, kefenlenir, cenaze namazı kılınır, Müslümanların kabristanına gömülür, isim verilir ve akika kesilir. (İbn Useymin) — Ruh üflenmesinden önce düşen çocuk için, cinsiyeti belli olsa bile akika yoktur. (el-Lecnetud Daime) 28- Cenin canlı doğar ve yedi gün olmadan önce ölürse: Yedinci günde onun için akika sünnettir. Bu konudaki sabit hadisler umumi olduğu için, bir ay, bir sene ya da daha fazla süre geçse de akika kesilebilir. (el-Lecnetud Daime) 29- Erkek çocuk için iki koyun kesmek sünnettir. Tek koyun kesilse de inşaallah yeterlidir. İki koyunu farklı zamanlarda kesmek de caizdir. (İbn Cibrin) 30- Çocuğun akikasını dedesi, abisi veya bir başkası kesse de bu sünnet yerini bulur. Babasının kesmesi şart değildir. Onun değerinde bir şeyi başkasına verse de olur. (İbn Cibrin) 31- Akikanın üçte birini yemek, üçte birini arkadaşlarına dağıtmak ve üçte birini de Müslümanlara sadaka olarak vermek sünnettir. (İbn Cibrin) 32- Akika için arkadaşlarını ve akrabalarını davet edip hepsine dağıtmak caizdir. (İbn Cibrin) 33- Çocuğun idrarı: Gıdası süt olan çocuğun idrarı hafif necasettir. Temizlenmesi için bevlettiği yerin üzerine çitilemeden su dökülse yeterlidir. (İbn Useymin) 34- Çocuğunun necasetini yıkamak abdesti bozar mı?: Çocuğun fercine dokunmadıkça bundan dolayı abdest bozulmaz. (el-Lecnetud Daime) 35- Çocuğun idrarını yaparak ıslattığı elbisesine dokunmak: abdesti bozmaz. (İbn Baz) 36- Kız çocuğunun idrarını yıkamak gerekir. (İbn Useymin) 37- Kadının kız veya erkek çocuğunu yıkarken onun fercine dokunmuşsa abdest alması gerekir. Bu cumhuru ulemanın görüşüdür. (el-Lecnetud Daime) Bu konudaki diğer bir görüş ise bunun abdesti bozmadığıdır. (İbn Useymin) 38- Çocuğun üzerinde bulunan yaş necasete dokunmak: Bu yaşlığın izini bulursa, bedeninde ve elbisesinde bu rutubetin değdiği yeri yıkaması gerekir. Yemek yiyerek besleniyorsa erkek veya kız çocuk olması fark etmez, böyle yapılır. Ama yemek yeme çağında olmayan erkek çocuğun necasetinin değdiği yere su serpiştirmek gerekir. 39- Ama eğer yaşlık yoksa değdiği yer temiz kabul edilir. (el-Lecnetud Daime) 40- Hitan (Sünnet olmak) erkekler hakkında vaciptir. (İbn Useymin) 41- Kızların sünnet olması ise vacip değil müstehaptır. (İbn Baz) 42- Sünnet olma vakti: bu işte genişlik vardır. Bunda çocuğun maslahatı gözetilir. (el-Lecnetud Daime) 43- Sünnet düğünü yapmak sonradan çıkmış bir bidattir. 44- Çocukların mushafa dokunması hakkında âlimlerin farklı görüşleri vardır: — Buluğ çağına gelmemiş çocuğun mushafa dokunması haram değildir. Zira o mükellef değildir. — Bazıları dedi ki: Küçük çocuğun mushafa abdestsiz dokunması caiz değildir. Abdestli olanın da olmayanın da mushafa bir örtü ile dokunması caizdir. Bu ihtiyatlı olanıdır. (İbn Useymin) 45- Çocuğun üzerinde ayet yazılı olan sayfaya veya kitaba dokunması: Ayetlerin harflerine dokunmaması şartıyla caizdir. (İbn Useymin) 46- Kadının mescide çocuklarıyla beraber gitmesinin hükmü nedir? Bu mesele detaylıdır: eğer yedi yaşına ulaşmışsalar onları namaza alıştırmak için mescide götürür. — Eğer yedi yaşından küçük iseler, ancak namaz kılanlara eza etmeyeceklerinden ve mescide zarar verip kirletmeyeceklerinden emin ise, evde durmaları halinde onlar hakkında korktuğu için bu gerekiyorsa götürebilir. (İbn Fevzan) 47- Yedi yaşına ulaşmış çocuklar ve daha büyük çocuklar buluğa ermiş olanlar gibi imamın arkasında safa dururlar. Eğer bu durumda olan sadece bir kişi ise, imamın sağ tarafına durur. (el-Lecnetud Daime) 48- Namaza aklı eren çocuğun imamlığı sahihtir. (el-Lecnetud Daime) 49- Yetimin malında tasarrufta bulunmak: yetimin velisi için onun malında onu artırmak için ve yetimin maslahatı için tasarrufta bulunması caizdir. Ama onun malını eksiltecek veya zarar verecek tasarrufta bulunması caiz değildir. (İbn Useymin) 50- Küçük çocuğun haccı: nafiledir, bundan ecir de alır. Lakin farz olan hac ondan düşmez. (İbn Baz) 51- Yedi yaşından küçük çocuğun ihrama niyet etmesi: onun için niyet geçerli değildir. Aksine onun yerine onu hacca götüren annesi, babası veya bir başka velisi niyet eder. 52- Ama yedi yaşına gelmiş veya daha büyük çocuğa velisi niyeti ve diğer amelleri öğretmelidir. (İbn Baz) 53- Eğer mümeyyiz ise taşıyan ve taşınan kimsenin niyeti ile tavaf yerine getirilmiş olur. (el-Lecnetud Daime) 54- Çocuğun İhrama girmesi: Sahihtir. Velisi ise ondan mesuldür. Ona elbise giydirir ve ihramını bağlar. Onun adına nüsüklere niyet eder, telbiye yapar, tavafta ve say’de elinden tutar. Küçük olup aciz ise veya süt emiyorsa onu taşımakta sakınca yoktur. Sahih olan görüşe göre taşıyan ve taşınan için bir tavaf yeterlidir. Çocuk bilmeden giyinme, başını kapatma gibi mahzurları yaparsa kastı olmadığı için ona fidye gerekmez. Ama soğuk gibi sebeplerle elbise giymek gibi bir kasıt varsa onun adına velisi fidye verir. (İbn Cibrin) 55- İhramlı iken çocuğa sarılan şeyler dikişli elbise sayılmaz, giydirilmesi caizdir. (Abdulaziz Aluş-Şeyh) 56- Annesi yanında süt emen çocuğun uyurken ölmesi: Çocuğunun vefat sebebini bilmediği sürece ona bir şey gerekmez. Zira insan uykusunda iken ölür. Beraatı zimmet asıldır. Vücup sebebi hakkında kesin emin olunmadıkça ona bir şey gerekmez. — Ama eğer ağır örtülerle onu aşırı örtmüşse onu öldürmüş demektir. Bu durumda çocuğun veresesi olarak diyet vermeye borçlu olur. Kefaret olarak köle azat etme imkânı yoksa arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. (İbn Useymin) 57- Küçük çocuğu, çiğnenerek ölürse: — Eğer çocuk, babası ile beraber yürürken kendisini arabanın önüne atmışsa ve arabada duramamışsa babasına tazmin ve kefaret gerekmez. — Ama bu meselede babanın bir kusuru varsa ona diyet ve kefaret gerekir. Diyet: Varislerine verilir. Kefaret ise: arka arkaya iki ay oruç tutmaktır. Eğer buna güç yetiremezse mutlak olarak ona bir şey gerekmez. (İbn Useymin) 58- Kadın çocuğundan gaflet eder ve onun üzerine kahve cezvesi düşürüp çocuk ölürse: Eğer zannı galibine göre çocuğu kendi haline bırakmasından dolayı böyle olmuşsa, buna annesi sebep olduğu için kefaret gerekir. Bu da bir köle azat etmektir. Buna imkân bulamazsa arka arkaya iki ay oruç tutar. (el-Lecnetud Daime) 59- Kız çocuklarına iyilik: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kimin iki kızı olur da onlara ihsan (iyilik) ederse, onlar kendisi için cehenneme karşı perde olur.” Buyurmuştur. Onlara İslami terbiye verir, iffetleri hususunda gayretli olur ve onları açılmak gibi Allah’ın haram kıldığı şeylerden uzaklaştırırsa, Allah’a ve rasulüne itaat, haramlardan uzak durmak üzere yetiştirirse bu hadiste geçene nail olur. Hadiste kastedilen mücerret olarak yalnızca yedirmek, içirmek ve giydirmek ile ihsan değildir. (İbn Baz) 60- Çocuklar arasında adaletli davranmak: Anne ve babanın mirasta olduğu gibi, hayatları döneminde de erkek çocuklara, kız çocuğunun iki misli miras payı gibi bağış yapmaları vaciptir. Zira Allah mirası onlara böyle emretmiştir. Allah Subhanehu adalet ve hikmet sahibidir. Çocuklardan birini diğerine üstün tutmak, birine bağış yapıp diğerine yapmamak caiz değildir. (İbn Baz) 61- Kadının, kız veya erkek evlatlarından birine diğerlerinden ayrı olarak tahsiste bulunması caiz değildir. Aksine mirasta olduğu gibi aralarında adil davranmalı veya hiçbirine vermemelidir. Ancak reşit ve baliğ olan diğer çocuklar bu tahsise razı olurlarsa sakınca yoktur. 62- Çocuklarından biri hastalık gibi herhangi bir sebepten dolayı kazanmaktan aciz ise: ve devlet ona maaş bağlamamışsa, onun ihtiyacı kadar infak etmek gerekir. (İbn Baz) 63- Çocuğa lanet etmek ve sövmek: Büyük günahlardandır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Mümine lanet etmek onu öldürmek gibidir.” Buyurmuştur. (Buhari ve Müslim) muayyen bir şahsa, bir hayvana vb. lanet etmek caiz değildir. 64- Annenin Allah Subhanehu ve Teala’ya tevbe etmesi, dilini çocuklarına sövmekten koruması ve onların hidayet ve ıslahı için duayı artırması gerekir. (İbn Baz) 65- Çocuklara beddua etmek: Caiz değildir. İcabet vaktine tesadüf edebilir. Annenin, öfkelenince tahammül göstermesi, çocuklarına beddua etmede acele etmemesi gerekir. Onları dövmesi ve edeplendirmesi, hastalanmalarına veya ölümlerine dua etmekten daha layıktır. (İbn Cibrin) 66- Küçük çocuk, baliğ oluncaya kadar mahremlik söz konusu olmaz. (İbn Fevzan) 67- Doğum için çocuğa ve annesine hediye vermek: Adet böyle devam ediyorsa, akrabalarının ve tanıdıklarının doğum yapan kimseye, bunda Allah’a ibadet düşüncesi taşımaksızın hediyeler vermesinde, sakınca yoktur. (İbn Useymin) 68- Çocukların avunması için kuşlar edinmek: Yedirip içiriyorlarsa bunda sakınca yoktur. Bunun aksine bir delil de bilmiyoruz. (İbn Baz) 69- Resim içeren oyuncaklar: — Yaratılış sureti tam değilse, göz, burun, ağız yoksa bunun caiz oluşunda şüphe yoktur. Bu, kız çocuklarının Aişe radıyallahu anha ile oynadıkları oyuncak türlerindendir. — Ama yaratılış bir insan gibi tam şeklinde ise, ben bunun caiz olması hususunda içimde bir sıkıntı hissediyorum. Zira bu Allah’ın yarattığına benzemektedir. — Lakin kesin olarak haram olduğunu söyleyemem. Zira bu meselelerde büyüklere tanınmayan ruhsat, küçüklere verilmiştir. (İbn Useymin) — Bu meselede âlimlerin diğer görüşü ise: üzerinde mücessem suret bulunan oyuncakların haram olduğudur. (İbn Cibrin) 70- Takı için çocuğun kulağını veya burnunu delmek: Bunda bir sakınca yoktur. Zira bunda amaç mübah olan süslenmektir. (İbn Useymin) 71- Küçüğün çaldığı şeyi sahibine ulaştırıp iade etmek gerekir. (İbn Baz) 72- Çocuk şarkıları: Dini ve milli içerikli olsa da çalgı eşliğinde oldukları takdirde caiz değildir. (el-Lecnetud Daime) 73- Çocuğa yemin verip onu yerine getirmemek: Kişi bir şeyi yapacağına yemin edip onu yapmazsa, yemin kefareti gerekir. 74- Üzerinde resim olan elbise giydirmek: Büyük için de, küçük için de üzerinde resim bulunan elbise giymek caiz değildir. Hatıra olması için resim çektirmek de caiz değildir. Ancak pasaport, kimlik gibi zaruret olduğu zaman caizdir. (İbn Useymin) 75- Küçük kızlara kısa ve dar elbise giydirmek: kişinin kızına bu tür elbise giydirmesi yakışmaz. Zira bunu adet edindiği zaman onda etkisi kalır ve emrine de itaat etmez. Ama küçüklüğünde haşmeti (utanma duygusunu) adet edinmesini sağlarsa bunun etkisi büyüklüğünde de devam eder. (İbn Useymin) 76- Küçük kızın başörtüsüz namaz kılması: Namazı sahih olmaz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah hayız çağına gelmiş kadının namazını, başörtüsüz kabul etmez” buyurmuştur. (Ebu Davud, Tirmizi) küçük çocuk için başörtüsüyle namaz kılması daha faziletlidir. (el-Lecnetud Daime) 77- Kız çocuğu ve tesettür: Kız çocuğu, erkeklerin nefisleri ve şehvetlerini ilgilendirecek sınıra gelmişse, onun fitne ve kötülüklere karşı korunması gerekir. Bu hadde gelmeleri konusunda kadınlar farklıdırlar. Kimisi çabuk yetişir, güzel bir genç kız olur, kimisi de böyle değildir. (İbn Useymin) 78- Derslerde kadın – erkek karışması: Bu büyük bir fesat ve kötülük vesilesidir. Caiz değildir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kız ile erkek çocuklarının yataklarının ayrılmasını emretmiştir. Zira biri diğerine on yaşında ve daha büyük iken yakın olduğu zaman, kızlar ile erkeklerin bir arada olması kötülüğe düşmelerine vesiledir. (İbn Baz) 79- Çocuklara eğitimin ilk safhasında kadınların öğretmenlik yapmasının tehlikesi: Şüphesiz bu ihtilata (kadın erkek bir arada bulunmaya) götürür ve bunu bir sonraki safha izler. Çocuk on yaşına geldiğinde tam bir delikanlı sayılır ve tabii olarak kadınlara meyleder. Zira onun gibisinin evlenmesi mümkündür ve büyük erkeklerin yaptığını yapabilir. (İbn Baz) 80- Öğrencilerin öğretmen için ayağa kalkması: Bunda en hafif hüküm şiddetle mekruh olmasıdır. (İbn Baz) 81- Televizyon ve çocuklar üzerinde kötü etkileri: Eğer bir kimse televizyon edinip onu müzik dinlemek, kadınlarla erkeklerin bir arada bulunduğu, açık saçık kadınlar gösteren programlar, müstehcen filimler izlemek gibi Allah’ın haram kıldığı hususlarda kullanırsa televizyon almak caiz değildir. Zira televizyon aldığı takdirde ailesi, çocukları bu sakıncalı programları izlemekten uzak duramazlar. Böylece haram işlemekte onlara yardımcı olmuş olur. Bu kişinin kıyamet gününde hesaba çekileceği kötü terbiyedir. (İbn Useymin) 82- Öğretmen, öğrenciden ruh taşıyan bir canlının resmini çizmesini isterse bu caiz değildir. Öğretmenin araba, ağaç gibi cansız resimleri çizmesini istemesi mümkündür. Bu insanların şeytan vasıtasıyla düştüğü bir beladır. (İbn Useymin) 83- Kişinin çocuğuyla oynarken el çırpması veya sınıfta öğrencilerden el çırpmalarının istenmesi yakışık almaz. Bu şiddetle mekruh olup cahiliye hasletlerindendir. Aynı şekilde bu, kadınların yanılan imamı uyarmak için yapmaları gereken, onlara mahsus bir özelliktir. (el-Lecnetud Daime) 84- Evlat edinmek ve hükmü: Evlat edinmek, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in gönderilmesinden önce, cahiliye döneminde bilinen bir şey idi. Kişi öz çocuğu olmayan birini evlat edinir, çocuk ona nispet edilip varisi olurdu ve akrabalık mahremiyetinin hükümleri onun için geçerli olurdu. Bilcümle evlat edinilen çocuk, bütün meselelerde gerçek çocuğu gibi kabul edilirdi. (el-Lecnetud Daime) — İslam gelince evlat edinen ile evlat edinilen arasında hüküm verasete koyarak, her birinin diğerine hayatlarında iyilik etmelerini, vefat ettikten sonra da iyilik vasiyet edenin vasiyetiyle hak sahibi olunmasını ve vasiyet edenin malının üçte bir sınırını aşmamasını öngördü. — Allah, evlat edinen için, ayrılmaları halinde evlatlığının eşiyle evlenmesini mubah kıldı. Bu cahiliye döneminde haram sayılıyordu. (el-Lecnetud Daime) 85- Kişinin yaşça kendisinden küçük bir kimseyi şefkat yoluyla “oğlum” diye çağırması caizdir. (el-Lecnetud Daime) 86- Kişinin yaşça kendisinden büyük bir kimseye saygı olarak “baba” diye hitap etmesi caizdir. (el-Lecnetud Daime) 87- Babanın, işlerinde çalışan itaatkâr oğluna yabancı işçisi gibi, çalıştığının karşılığı olarak aylık maaş tahsis etmesi caizdir. Bununla beraber ona nafaka veriyorsa bunu vermeye de devam edebilir. Böyle yapması diğer evlatlarına zulüm olmaz. (İbn Baz) 88- Çocuk elbisesine kusarsa: Namaz için onu yıkamak gerekir. Zira bazı âlimler bunun necis olduğunu söylediler. (İbn Cibrin) 89- Kadının cünüp iken çocuğunu emzirmesinde sakınca yoktur. Bu iş için gusletmesi veya abdest alması şart değildir. (İbn Cibrin) 90- Çocuğun namaz kılan kimsenin önünden geçmesi: Etraftakilerin buna engel olması gerekir. Fakat çocuk dinlemez de önlerinden geçerse bundan dolayı bir şey gerekmez. Zira namazı ancak, namaz kılan kişi ile sütresi arasından baliğ kadın, eşek veya siyah köpek geçerse keser. (el-Lecnetud Daime) 91- Kabiliyetli çocuğa “Şatır” (kurnaz, düzenbaz, hilekâr anlamlarında) kelimesini kullanmak: Şatır kelimesinin Arap lügatinde yol kesici hırsız anlamında kullanıldığını bilmezler mi? El-Asmaî der ki: “Şatır: haktan ayıran, yani haktan uzaklaşan kimsedir.” O halde neden bunun yerine: “mücid” (seçkin), “müctehid” (çalışkan) veya “mümtaz” (güzide) tabirleri kullanılmıyor? 92- Sana iyilik etmesinde çocuğuna yardımcı ol: Şu üç şeyde çocuğunun sana iyilik etmesine yardımcı ol: — Onlara şefkatli davran — Hatalarında güzelce uyarıda bulun — Yapması gereken şeylere de güzelce uyararak yönlendir. KADIN VE SÜT EMZİRME Bu bölümde 12 cevap vardır: 1- Süt emzirme sınırı: Göğsünü emip nefes alırsa veya doyarsa yahut emmekten bıkarsa veya birini bırakıp diğer göğsünü emerse rada (süt emme) hükmü sabit olur. Tek mecliste geri çekilip ikinci sefer emse bile hüküm budur. 2- Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Süt emme, nesep ile haram olanları haram kılar.” Buyurmuştur. (Buhari ve Müslim) 3- Süt emme hükmü, dindarlığından razı olunan, dürüstlüğü bilinen bir kadının şahitliği ile sabit olur. Şahitlik eden bu kadının bizzat emzirmiş olması ile olmaması fark etmez. 4- Süt emme hükmü ancak şu iki şartla sabit olur: a- Beş defa veya daha fazla doyuruncaya kadar emzirmek b- (Çocuğun) iki yıllık emzirme döneminde emzirmiş olmak. 5- Süt emzirme hususunda veya beş kez emzirdiğini tamamladığında şüphesi varsa bu Beyyine değildir ve haramlık sabit olmaz. Zira aslolan emzirmemiş olmaktır. 6- Rada (süt emme) ile terettüp eden hükümler: Kadın bir çocuğu emzirdiği zaman, o kendi çocuğu için: a- Nikahı haram olur b- Ona bakması mübah olur c- Onunla halvet caiz olur. d- Kendisine mahrem olur. 7- Radâ (süt emme) ile terettüp etmeyen hükümler: a- Süt emzirenin ona nafaka vermesi vacip olmaz b- Aralarında varislik olmaz c- Onun velisi olmaz. 8- Süt emzirme dışında sütü çocuğun midesine ulaşırsa: Mesela ağzına damlatılırsa veya bir kap ile içirilirse bu da süt emzirme hükmünde olur. Zira süt emzirme hükmü, beş sefer olmak şartıyla kadının sütüyle çocuğun gıdâlanmasına bağlı olarak hâsıl olur. 9- Süt emzirme etkisi sadece süt emziren kişi ve çocuğu, çocuğunun çocuğu gibi fer’leri ile devam eder. Usulü ve havaşi’i ile devam etmez. 10- Süt emme mahremiyeti babaları, anaları, amcaları ve dayıları gibi kendisinden yukarıdakilere yayılmaz. 11- Aynı şekilde, erkek ve kız kardeşleri gibi havaşi’leri derecesindekilere de yayılmaz. 12- Süt emzirenin mahremleri: babaları, evlatları, anneleri, kardeşleri, amcaları ve benzeri gibiler, süt emen için mahremlerdir. Bu bölüm, Fevzan’ın: “el-Mulahhasul Fıkhî” kitabından alınmıştır. KADIN VE İHDAD Bu bölümde 69 cevap vardır: 1- İhdad’ın (yas tutmanın) tarifi: Boşanmış kadının İddet döneminde nikâhı çağrıştıracak her şeyden ve kendisine bakıldığı zaman istek uyandıran takı, sürme, koku ve güzel elbise gibi şeylerden kaçınmasıdır. 2- Hükmü: Vaciptir. 3- Dört ay on günlük sürede ihdadın hikmeti: Şüphesiz bu süre eğer hamile ise ceninin yaratılışının tamamlanması ve ona ruhun üflendiği süresidir. Rahimin beraatı ancak bu şekilde şüpheye mahal bırakmadan ortaya çıkar. (Şeyh Bessam) 4- İhdad (yas tutma) halindeki kadın iddetten çıkınca ona bir şey gerekir mi: Avamdan bazılarının zannettiği gibi bir şey gerekmez. (İbn Fevzan) Yas Tutan Kadının Kocasının Evinden Ayrılması Ne Zaman Caiz Olur? 5- Evde kalması halinde kendisi hakkında korkarsa 6- Mecbur edilirse 7- Kiralık bir evde oturur da sahibi onu çıkarırsa veya fazla kira isterse. (İbn Fevzan) 8- Güzelleşmek için ziynet konusunda her zaman ve her mekânın örfüne müracaat edilir. Herhangi bir elbise veya şekil tayin edilmez. Bir kavme göre ziynet olan bir şey, diğer bir kavme göre ziynet olmayabilir. Bu hususta insanların adetlerine ve örflerine müracaat edilir. (Şeyh Bessam) 9- Hamile olsun veya olmasın yas tutan kadın için nafaka yoktur. Zira mal varislere intikal etmiştir. 10- Yas tutma ne zaman başlar?: ölüm haberi sonradan ulaşmış olsa bile kocasının öldüğü tarihten itibaren başlar. Yas Tutmanın Kısımları: 11- Kadının kocasından başkası için yas tutması: Bu üç gün ile sınırlıdır. İman etmiş kadının bundan fazla yas tutması caiz değildir. 12- Kadının vefat etmiş kocası için yas tutması: Süresi dört ay on gündür. Yas Tutmanın Hikmeti: 13- Kocanın hakkına saygı göstermek ve aşiretini muhafaza etmektir. 14- Kocasının akrabalarının gönlünü hoş tutmak, onların duygularına uyum göstermek 15- Bu müddet içinde Rahimin beraatını öğrenmek. Kocası İçin Yas Tutana Gerekli Hükümler: 16- Kocasının vefat ettiği sırada ikamet ettiği evde kalması gerekir: Ancak zaruri bir ihtiyacı için gündüz vakti çıkabilir. Mesela hastalanınca hastaneye gitmek, çarşıdan bir ihtiyacını almak için çıkması gibi. (İbn Baz) 17- Buhur (tütsü), yağ gibi kokulardan uzak durmalıdır: Ancak hayızdan temizlendikten sonra hayız etkisiyle kalan kötü kokuyu gidermek için buhur gibi kokuları kullanabilir. (İbn Baz) 18- Her türlü takılardan uzak durması gerekir: Ele, göğse, ayağa, kulağa veya başa takılan her türlü takı bu hususta eşittir. Altın, gümüş ya da elmas olması fark etmez. (İbn Baz) 19- Bütün ziynetlerden sakınır: Sürme, dudak boyası, kına ve benzerleri gibi süslerden uzak durmalıdır. (İbn Baz) 20- Güzel elbiseden sakınmalıdır: Başka türlü elbiseler giymelidir. (İbn Baz) 21- İddeti bitinceye kadar açık bir şekilde yas tutan kadına nikâh talebinde bulunmak caiz değildir. Fakat açık ifade olmaksızın imada bulunmakta sakınca yoktur. (İbn Baz) 22- İddet ve yas süresini kasten artırmak caiz değildir. Ama unutarak olmuşsa sakınca yoktur. (Şeyh Muhammed Bin İbrahim) 23- Yas tutan kadın hac için yolculuğa çıkamaz. (İbn Fevzan) 24- Kadın nikâh akdiyle evlenir fakat kocası zifaftan önce vefat ederse onun da İddet beklemesi ve yas tutması gerekir. Zira nikâh akdi ile onun eşi olmuştur. (el-Lecnetud Daime) 25- İster kocası olsun, ister başkası olsun, ölü için hüzün anlamına gelen siyah elbise giymek caiz değildir. (İbn Useymin) 26- Meşru bir sebep olmadan yas tutan kadının İddet süresi bitene kadar kocasının evinden taşınması helal olmaz. Eğer meşru bir mazeret olmadan çıkmışsa, çıktığı eve geri dönmesi gerekir. (Şeyh Muhammed Bin İbrahim) 27- Vaktin dolmasından sonra İddet: Eğer kocasının ölüm haberi dört ay on günden sonra ulaşmışsa ona İddet beklemesi gerekmez. Zira vakti geçmiştir. (İbn Useymin) Kocası İçin Yas Tutan Kadına Mubah Olanlar: 28- Su, sabun ve sidr ile dilediği gibi yıkanması caizdir. (İbn Baz) 29- Akrabalarıyla konuşması, mahremleriyle beraber oturması, onlara kahve, yiyecek gibi şeyler sunması caizdir. (İbn Baz) 30- Diğer kadınlar gibi, ev işlerini tutması caizdir. Yemek yapması, elbise dikmesi, evi süpürmesi, çamaşır yıkaması gibi işleri yapabilir. (İbn Baz) 31- Diğer kadınlar gibi dolunayı görmesi caizdir. (İbn Baz) 32- Misafirlerine ve çocuklarına güzel koku ikram edebilir fakat kendisi kullanmaz. (İbn Baz) 33- Saat takmak: Kadının yas tutma süresinde güzellik için değil de vakti bilmek için saat takması caizdir. Takılara benzediği için bunu terk etmesi daha layıktır. (el-Lecnetud Daime) 34- Kocası ölen kadının, o beldede akrabaları bulunmuyorsa, velisinin evine veya kendisinin güvenliği için başka bir yere taşınması caizdir. 35- Ama bulunduğu yerde güven içindeyse taşınması caiz değildir. Bilakis yas tutma müddeti çıkana kadar orada kalması gerekir. (el-Lecnetud Daime) 36- Yas tutma sadece kadınlara özeldir. Erkekler hakkında değildir. Erkeklerin ölü için yas tutması caiz değildir. (İbn Fevzan) 37- Telefon: Ölen kocası için yas tutan kadının, diğer kadınlarla veya mahremleriyle telefon görüşmesi yapması caizdir. (el-Lecnetud Daime) 38- Yas tutan kadının telefonla veya başka bir yolla mahremi olmayanlarla, şer’i bir sakınca içermeyen şekilde konuşması caizdir. (el-Lecnetud Daime) 39- Yas tutan kadının, güzel olmaması ve üzerinde ziynet olmaması şartıyla dilediği renkte elbise giymesi caizdir. (İbn Cibrin) 40- Memure veya öğrenci olan kadının iddeti nasıl olur?: Onun işi için gündüz çıkması caizdir. Zira bu önemli ihtiyaca dâhildir. Eğer gece bir ihtiyacı olursa zaruret miktarı çıkması caiz olur. (İbn Baz) 41- Yas tutan kadının mahremi yanında adet olduğu şekilde saçını açmasında sakınca yoktur. 42- Vefat iddeti bitince kadın gusleder mi?: Bu hususta onun gusletmesi belirlenmiş bir şart değildir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Kim bizim emrimiz olmayan bir şey çıkarırsa o reddolunur” buyurmuştur. (Buhari ve Müslim) (el-Lecnetud Daime) 43- Yas tutma süresinin çıkmasından sonra velime yemeği vermek: — Kadına ikram olarak adet bu ise bunda sakınca yoktur. — Fakat bunun dinden olduğu inancıyla, meşru olduğuna inanılarak yapılırsa caiz değildir, bidattir. (el-Lecnetud Daime) 44- Yas tutan kadının gece çıkması: Cumhura göre: gecenin başında ve sonunda çıkması caizdir. Ancak sadece evinde gecelemelidir. Herhangi bir zaruret halinde çıkması hangi vakitte olursa olsun caizdir. (İbn Baz) 45- Yeni bir eve geçilirse yas tutma için iskân hükümleri sabit olur mu? — Eğer mazeret sebebiyle yeni bir eve geçilmişse, oradan çıkma yasaklığı da bu yeni menzile intikal eder. Zira bu, önceki evin yerine geçmiştir. (İbn Useymin) 46- İbnul Kayyım der ki: “İhdad (yas tutma) karısı için vacip olup, başkalarına caizdir. Akrabası olsun olmasın her ölen için yas tutması caizdir. Yalnız üç günden fazla yas tutamaz. (İbn Baz ve İbn Useymin) 47- Mecbur kalmışsa yas tutan kadının sürme kullanması: zaruret halinde ziynet olarak değil de tedavi olarak sürme kullanması caiz olur. Gece sürme çekip gündüz silmelidir. (Dört imamın görüşü) 48- Yas tutan kadının ipek giymesi: mutlak olarak caiz değildir. Zira yas tutan kadın süslenmekten yasaklanmıştır. Fakat alerji gibi bir rahatsızlık sebebiyle ihtiyaç olursa bunda sakınca yoktur. (İbn Useymin) Elbise İki Çeşittir: 49- Süs ve güzelleşme elbisesi: yas tutan kadının giymesi caiz değildir. 50- Ziynet olmayan takım elbise: bazen renkli de olsa bunda sakınca yoktur. (İbn Useymin) 51- Kocasının ölüm haberi kadına başka bir evde iken gelirse bunun hükmü hakkında ilim ehlinin iki görüşü vardır: âlimlerin çoğunluğunun görüşü olan ve tercih edilene göre: kadının kocasının vefat ettiği esnada ikamet ettiği evde iddeti geçirmesi gerekir. Eğer haber, kadın başka bir yerde iken ulaşırsa oraya dönmesi gerekir. Zira Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Evinde bekle” buyurmuştur. (Ebu Davud) 52- Güzel kokulu bir şey yemek: Yas tutan kadının görünüşte yiyecek olan güzel kokulu bir şey yemesi caiz değildir. Safranlı kahve içmesi de caiz değildir. Zira buda güzel kokudur. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Kokuya dokunma” buyurmuştur. (İbn Baz ve İbn Useymin) 53- Güzel koku olmayan yağların hükmü: Tercih edilen görüşe göre yas tutan kadın için bunda sakınca yoktur. Zira nas bunu kapsamaz. Bunun yasaklığına dair delil yoktur. (Maliki ve Hanbelî mezhepleri) 54- Ancak, İmam Malik, İmam Şafii ve bir rivayette İmam Ahmed bunların başa sürülmesinde sakınca görmüşlerdir. Zira bu yasaklanan süslenmeye girer. 55- Süslenmek için kullanılan yağlar yas tutan kadın için yasaktır. Zira kadının yas döneminde süslenmesi yasaklanmıştır. 56- Sabun ve şampuan gibi güzel kokulu şeyler: Yas tutan kadının bunları kullanması caizdir. Zira sabun güzel koku değildir. Bunun kullanılmasındaki amaç kokulanmak değildir. Ancak ihtilaftan sakınmak için ihtiyatlı olan bunları kullanmamaktır. Vallahu a’lem (İbn Baz ve İbn Useymin) 57- Yas tutan kadının mescide çıkması caiz midir?: Bu ona caiz değildir. Namazı evinde kılmalıdır. Zira bu evden çıkmasını mübah kılacak bir ihtiyaç değildir. (el-Lecnetud Daime) 58- Yas tutan kadının, eğer hepsi tek bir evde iseler ailesinin veya oğullarının evlerine çıkmasında sakınca yoktur. Zira bu tek ev hükmündedir. (el-Lecnetud Daime) 59- Kocası gurbet diyarında ölen kadın nerede İddet bekler?: Eğer zorluk olmayacaksa, güvende olacaksa ve yanında kendisini koruyacak mahremi bulunursa kocasının vefat ettiği yerde iddet bekler. Aksi halde kocasının memleketine dönerek, kocasının bu yolculuktan önceki evinde İddet bekler ve yas tutar. (el-Lecnetud Daime) 60- Yas tutan kadının bedenine veya elbisesine koku sürünmesi, güzel kokulu şeyler yemesi ve içmesi caiz değildir. Zaferan da bunlardan birisidir. (el-Lecnetud Daime) 61- Yas tutan kadının vücuduna eziyet veren bir şeyi gidermesi: Bunda sakınca yoktur. Tırnaklarını kesmesi, bedeninde alması meşru olan etek ve koltuk kıllarını gidermesi sünnettir. (el-Lecnetud Daime) 62- Yas tutan kadının saçlarını taraması caizdir. (el-Lecnetud Daime) 63- Yas tutan kadının tedavi için sefer yapması: Bu ona, vefat iddeti hükümlerini muhafaza etmesiyle beraber caizdir. (el-Lecnetud Daime) 64- Yas tutan kadının, annesinin hastalığı sebebiyle iddetinin bir kısmını annesinin yanında geçirmesi: Kadının iddetini kocasının evinde tamamlaması gerekir. Annesinin hastalığı sebebiyle bir kısmını onun yanında geçirmesi caiz değildir. 65- Ama mücerret olarak, kendisine ihtiyacı olduğundan dolayı annesini ziyaret etmesi, sefere çıkmak zorunda kalmayacaksa caizdir. (el-Lecnetud Daime) 66- İddet veya yas tutmayı kasten terk etmenin kefareti nedir?: Ona kefaret gerekmez. Allah’tan çokça bağışlanma dileyerek tevbe etmeli ve hayırlı amelleri artırmalıdır. (el-Lecnetud Daime) 67- Yas tutma döneminde kadının, vefat etmiş kocasının malından harcamasının hükmü: Eğer diğer varisleri müsamaha gösterirse, bütün harcadıkları kendi payına düşen mirastır. (İbn Baz) 68- Koca, eşinden yas tutmayı kaldırma yetkisine sahip midir?: Hayır değildir. Eğer ondan önce vefat ederse, kadının onun için yas tutması gerekir. (el-Lecnetud Daime) 69- Yas tutma döneminde bazı sakıncalı davranışlarda bulunan kimseye bir şey gerekir mi?: Allah’a tevbe edip bağışlanma dilemesi gerekir. Bu konuda belirlenmiş bir kefaret yoktur. (el-Lecnetud Daime) SIKINTILAR HAKKINDA BİR KAÇ CÜMLE Ey mübarek kadın! İctimaî, maddi veya kişisel bir problemle karşılaştığın zaman şu adımları izle: 1- Kadere razı ol, sabret, endişelenme: Kalbinle, dilinle veya organlarınla Allah’ın takdirine öfke ifade eden davranışlarda bulunma. Allah’ın kazasına razı ol ve dilinle O’na hamd et. De ki: “Her durumda Allah’a hamd olsun. Allah’tan afiyet dilerim.” 2- Şöyle demelisin: “Biz Allah’tan geldik ve O’na dönücüleriz. Allah’ım! Şu musibetimin ecrini ver ve bunun ardından daha hayırlısını ver.” Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu diyenler hakkında “Mutlaka Allah bunun ardından daha hayırlısını verir” buyurmuştur. (Müslim) 3- Bağışlanma dilemeyi artır: eserde (sahabe sözünde): “Kim istiğfara devam ederse Allah ona her türlü tasadan kurtuluş ve her sıkıntıdan çıkış yolu verir…” buyrulmuştur. 4- Namaza koş: Abdest al ve iki rekât namaz kıl. Nitekim Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e bir iş sıkıntı verince namaz kılardı. 5- Allah ile arandaki bağları ıslah et: Bu O’nun emirlerine uyarak ve yasaklarından sakınarak mümkün olur. Şöyle bir hikmetli söz var: “Kim Allah ile arasını ıslah ederse Allah da onunla diğer halkın arasını ıslah eder.” 6- Dua et: Allah Azze ve Celle: “Bana dua edin, size icabet edeyim” (Mü’min 40/60) buyurmuştur. Ali Bin Ebi Talib radıyallahu anh der ki: “Ansızın gelen belaları dua ile karşılayın.” Tasa için dua: "Allahumme innî abdüke ibnu abdike, ve ibnu emetike, Nâsiyetî biyedike. Madin fiyye hükmüke. Adlün fiyye kazâuke. Es'elüke bikülli ismin huve leke, semmeyte bihî nefseke ev enzeltehû fî kitâbike ev allemtehû ehaden min halkıke ev iste'serte bihî ilmi'l-ğaybi indeke en tec'ale'l-kur'âne rebîa kalbî ve nura Sadrî ve cilâe hüznî ve zehâbe hemmî.” “Allah’ım! ben Senin kulunum, erkek kulunun ve dişi kulunun da oğluyum. Boynum senin elindedir. Hükmün bana ge¬çerlidir. Hakkımdaki hükmün adalettir. Kendini adlandırdığın özüne has bütün isimlerle yahut kitabında indirdiklerinle yahut yaratıklarından bi¬rine öğrettiğin isimlerle yahut katında seçtiğin gayb ilmindeki isimlerle Senden istiyorum ki, Kur'ân'ı, kalbimin neşesi, göğsümün nuru kederi¬min izalesi ve üzüntümün gidişi yapasın.” (Ahmed rivayet etmiştir.) KADIN İLE ERKEK ARASINDAKİ AÇIK FARKLAR A- Dini Farklılıklar: Erkeğe özel olanlar: 1- Evlerde koruma ve riayet bakımından hâkimdirler. 2- Peygamberlik ve risalet erkeklerdendir. 3- Nikâh velayeti erkeklere hastır. 4- Cihad erkeklere farzdır. 5- Cuma erkeklere farzdır. 6- Mescidlerde cemaat erkeklere farzdır. 7- Ezan ve ikamet erkeklere hastır. 8- Boşama yetkisi erkeğindir. 9- Çocuk babasına nispet edilir. 10- Erkeklerin payı miras, diyet, şahitlik ve akikada kadınlardan fazladır. 11- Devlet reisliği, hüküm, şura meclisleri erkeklere aittir. B- Bedeni Farklılıklar: 1- Kadınların boyu erkeklerden kısadır. 2- Erkekler kadınlardan kemik yapısı olarak daha ağırdırlar. 3- Kadınların kalbi erkeklerinkinden daha küçüktür. Ağırlığı daha azdır, hızlı çarpar ve nabızları erkeklerden fazladır. 4- Kadının kanındaki alyuvarlar erkeklerinkinden fazladır. Bununla beraber sayı olarak daha azdır. 5- Erkeklerin kanındaki akyuvarlar kadınlarınkinden fazladır. 6- Kadınların teneffüsü, erkeklerin teneffüsünden hızlıdır. 7- Kadının sindirim sistemi erkekten daha az yemeğe ihtiyaç duyar. 8- Kadının hayız olması, hareket ve intikal gücünü erkekten daha az hale getirir. 9- Kadın kasları erkek kaslarından daha zayıftır. Yaklaşık olarak üçte biri kadardır. 10- Kadın vücudu şişmanlamaya ve gelişmeye erkekten daha müsaittir. 11- Kadının fiziki yapısı gereği hareketlerinde erkeğe nazaran itidalden uzaktır. KADIN VE ALIŞVERİŞ Bu bölümde 18 cevap vardır. 1- Altın karşılığında çek vermek: Bunda sakınca yoktur. Zira eğer çek tasdiklenmişse, satıcının çeki alması, bedelini alması hükmündedir. (el-Lecnetud Daime) 2- Kullanılmış altın ile yeni altını değiştirirken işçilik ücreti olarak fazladan ödemek: Caiz değildir. Bu işte yapılması gereken: altın satıcısının kullanılmış altını alıp ücretini vermesi, bundan sonra da alıcının bu ücretle yeni altını almasıdır. (İbn Useymin) 3- Altının altınla satışında meşru olan yol: — Kadın, beraberinde getirdiği altını, almak istediği altından daha az ücret ile satar. Ücretini eline aldıktan sonra bu ücreti vererek altını satın alır. — Altının altın ile misli misline, gramı gramına, dengi dengine, elden ele olarak satılmasında sakınca yoktur. Altının eski veya yeni olması fark etmez. (İbn Baz) Teslim halinde işçilik ücreti ödemek gerekir mi? 4- Gerekmez. Zira bu ücret iş içindir. Teslim halinde kabzederse böyledir. Ancak ne zaman teslim ederse sahih olur. (İbn Useymin) 5- Eğer satıcı, müşteriye eskiyi aldığı takdirde yeni altın satın almasını şart koşarsa bu caiz değildir. Zira bu, altını altın karşılığında satmada fark almanın hilesidir. (İbn Useymin) 6- “Altın alıp kıymetinin bir kısmını vermek ve kalan kısmını getirmek için bankaya gitmek: evla olanı: kalan kısmı getirdikten sonra akit yapmaktır. Zira ücreti hazırlamadan önce akid yapmaya davet edemez. (İbn Useymin) 7- Uyarı: Ücretinin bir kısmının ödenmesi halinde altını vermemek caiz değildir. Bilakis ücretini tam olarak ödemek zorunludur. (İbn Useymin) 8- Üzerinde canlı suretleri olan altın almak: Kelebek, yılanbaşı gibi suretler olan altının alım satımı, kullanılması haramdır. Zira suretin giderilmesi vaciptir. (el-Lecnetud Daime) 9- Yabancı erkeğin kadının eline altın koyması caiz değildir. Bunun satıcı olması veya başkası olması fark etmez. (el-Lecnetud Daime) 10- Satın aldıktan sonra altını fark alarak geri satmak: Caiz değildir. Bunun misali büyük eşya iade edip farkını alarak küçük eşya almak gibidir. Zira altını altınla fazladan dirhem vererek satmıştır. 11- Meşru olan yol: Akdin feshedilmesi ve sattığı şeye uygun olmayan eşyanın iade edilip: sonra ilkinden az ücretle eşyaların satın alınmasıdır. (el-Lecnetud Daime) 12- Altın ücreti ödemesinde, müşterinin banka hesabından satıcının hesabına anında aktarmak suretiyle makine (kredi kartı) kullanmakta sakınca yoktur. Ancak bu işlem karşılığında ücret alınamaz. Bu, bir mecliste elden ele kabzetmek hükmündedir. (el-Lecnetud Daime) 13- Kullanılmış altını yenilemek ve müşteri bilmeden onu yeni gibi satmak caiz değildir. Zira bu aldatma türlerindendir. (el-Lecnetud Daime) 14- Altın biriktirmek: Altını saklayıp sonra aldığı fiyattan daha az veya daha fazla fiyata satmak caizdir. Farz olan zekâtını öderse bu yasaklanmış kenz’e girmez. (el-Lecnetud Daime) 15- Altın satın alıp ücretini ertelemek veya bir kısmını ödemek: Bütün ücretini veya bir kısmını erteleyerek altın satmak caiz değildir. Vadenin belirli olması ile olmaması fark etmez. Eğer satış yapılırsa batıldır, bu akit haramdır. Bu işi yapanlar büyük günah olan faizi irtikab etmiş olurlar. (el-Lecnetud Daime) 16- Altın işçiliğine ücret almak: Eğer satış bedeli ile birlikte olursa, altın cinsinden olmayan gümüş veya para gibi başka bir şey karşılığında satılmasında sakınca yoktur. Ama altının altın karşılığında satılması halinde işçilik ücreti caiz değildir. (el-Lecnetud Daime) Kadınlar İçin Dar Elbise Satmak: 17- Herhangi bir durumda üzerine giymesi haram elbisede: Tacir bunun ticaretini yapabilir. Başkası yanında giymesi caiz olmayıp yalnızca kocası yanında giymesi caiz olan kısa elbise gibi, bunu kadın sadece helal olan yerde giymesi gerekir. (el-Lecnetud Daime) 18- Her durumda üzerine giymesi haram olan, erkek elbisesine veya kâfir elbisesine benzeyen elbise: Tacir bunun ticaretini yapamaz ve bu giyilemez. (el-Lecnetud Daime) KADIN VE ÇEŞİTLİ CEVAPLAR Bu bölümde 136 cevap vardır: 1- Kadının sesi: Aslı avret değildir. Konuşmayı artırmazsa ve sesini yumuşatmazsa onun sesini duymak haram değildir. Aksi halde kocasından başkalarına haram olur. (el-Lecnetud Daime) 2- Bir kadının diğer bir kadınla aynı örtü altında yatması caiz değildir. Hadisi şerifte: “Yatakta aralarını ayırınız” buyrulmuştur. 3- Ahlaksız dergiler ve zararları: — Dergiler fitneye düşürücü resimleri kapsayan bir pakettir. — Kadınlar en kamil şekilde süsleriyle fitneye taşınırlar. — Adi aşk hikâyeleri anlatılır. — Mümine kadınlara açık saçık elbiseler sunulur. Cevap: Böyle bir derginin yayınlanması, hangi aşamasında olursa olsun bu dergi için çalışmak, reklâmını yapmak, almak, satmak ve edinmek haramdır. (el-Lecnetud Daime) 4- Şoförün arabada veya başka bir yerde bir kadınla yalnız kalması: Ccaiz değildir. Zira mahremi olmayan erkek ile yalnız kalmak haramdır. Bunun evde, arabada, çarşıda, dükkânda olsun fark etmez. Ama yanlarında iki veya daha fazla kadın varsa sakınca yoktur. Zira bu güvenilir olması ve yolculukta olmamaları şartıyla halvet değildir. (İbn Cibrin) 5- Halvet olmaması için üçüncü kişinin çocuk olması yetmez, büyük olmalıdır. (İbn Fevzan) 6- Erkeğin yabancı kadına, musafaha etmeksizin, yalnız kalmaksızın ve tebessüm etmeden selam vermesinde sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime) 7- Kadının çalışmasının şartları: — Yalnızca kadınların bulunduğu bölümde çalışması — Erkeklerle kadınların bir arada olduğu bir yerde çalışmaması — Yabancı erkekle yalnız kalmaması, çalışmasına kocasının izninin olması — Tam anlamıyla şer’i tesettüre uyması (el-Lecnetud Daime) 8- Hizmetçi edinmenin şartları: — Dine riayet eden Müslüman kadın olması, evdeki erkeklere karşı tam anlamıyla tesettürlü olması. Yüzünü açması veya açılıp saçılması caiz değildir. — Ev sahibinin hizmetçiyle yalnız kalması haramdır. — Onunla beraberinde yanlarında mahrem birisi bulunması gerekir. (İbn Useymin) 9- Kadının, güvende olsa bile yanında mahremi olmadan uçağa binerek sefere çıkması caiz değildir. (İbn Useymin) 10- Münkeratla dolu bir yerde yaşayan genç kızlar: Güçleri yettiğince hoş sözlerle ve yumuşaklıkla kötülüklere engel olmalı, onların yaptıklarına iştirak etmemeli ve mümkün olduğunca onlardan uzaklaşmalıdır. (İbn Baz) 11- Riya korkusuyla insanlara nasihat etmeyi terk etmek: Bu şeytanın Allah’a davetten alıkoymak için kurduğu tuzaklardandır. Mümin bir kadının Allahın vacip kıldığı bir şeyi riya korkusuyla terk etmesi caiz değildir. (İbn Baz) 12- Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Halık’a (Allah’a) isyan olan hususta mahluka itaat yoktur” buyurmuştur. Bu ister anne baba, ister başkaları olsun eşittir. (İbn Baz) 13- Bazı dualarda müzekker (erkek sıfatı) olan ibareler geçiyor. Bunları kadın söyler mi?: Mesela: “Allah’ım! Ben senin kulunum, erkek kulunun oğluyum ve kadın kulunun oğluyum…”duasında olduğu gibi. İnşallah bu konuda genişlik vardır. “Allah’ım ben senin kadın kulunum, erkek kulunun kızıyım ve kadın kulunun kızıyım…” demesi güzel olur. Fakat hadiste geldiği şekilde okursa bir zararı olmaz inşallah. Zira o da Allah’ın kullarından bir kuldur. (İbn Baz) 14- “Yedi kişi Allah’ın gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı günde Allah’ın gölgesinde olacaktır..” hadisinin kapsamına kadınlar da girer. Ancak imamet (yöneticilik) erkeklerin özelliklerindendir. Aynı şekilde cemaatle namaz da erkeklere has olup, kadının namazı evde kılması daha faziletlidir. (İbn Baz) 15- İslam, kadınların haklarının korunması, mertebesinin yüceltilmesi, mirasta erkeklere ortak olması, nikâhta izninin alınması, reşit ise malında mutlak tasarruf sahibi olması, kocasına karşı pek çok haklara sahip olması, yabancıların bakışların karşı tesettürün farz kılınması ve bunun gibi diğer hususlarda onlara ikramda bulunmuştur. (İbn Baz) 16- İhtiyar kadın ile örtü ardından musafaha etmek: Mahremi değilse eldiven giymiş olsa bile onunla el sıkışmak caiz değildir. Kötülüklerin önüne engel koymak hakkındaki delillerin genelliğinden ötürü arada bir örtü olsa da caiz değildir. (İbn Baz) 17- Kadının televizyondaki erkeğe bakması: Kadın için hayırlı olanı erkekleri görmemesi, onların da kendisini görmemesidir. Bu konuda güreş, maç, filimler veya başka yerde görmesi fark etmez. Zira kadının tahammülü zayıftır. Çoğunlukla bakışlar şehvetlere sebep olur ve fitne ortaya çıkar. Bunun sebeplerinden uzaklaşmak selamete en yakın olanıdır. (İbn Cibrin) 18- Dergilerdeki çıplak kadın resimlerine bakmak caiz değildir. (İbn Cibrin) 19- Anneler günü: Bu ve diğer bidat bayramları kutlamak caiz değildir. (el-Lecnetud Daime) 20- Kadınlar cehennem halkının çoğunluğunu teşkil eder: Zira onlar çokça lanet eder, söver, hakaret eder, kocalarına nankörlük ederler. (Buhari rivayet etmiştir.) 21- Akıl ve dindeki eksiklikten maksat: — Aklın eksikliği: hafızalarının zayıflığı bakımındandır. İki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliği yerine geçer. — Dindeki eksikliği: Zira onlar hayız ve nifas dönemlerinde namaz kılamaz ve oruç tutamazlar. Orucu kaza ederler fakat namazı kaza edemezler. Bu da dindeki eksiklikleri sayılmıştır. (İbn Baz) Uyarı: Bu eksiklikten dolayı kadınlar sorumlu tutulmazlar. Bu ancak Allah’ın meşru kılmasıdır. 22- Aklı ve dinindeki eksiklik her konuda eksik oluşunu gerektirmez. Aynı şekilde her konuda erkeklerden aşağı oldukları ve erkeklerin her konuda kadınlardan üstün oldukları anlamına da gelmez. (İbn Baz) 23- Müminin her hususta kadını eksiklikle suçlaması, her konuda dindeki eksikliğiyle suçlaması yakışmaz. Peygamber sallallahu aleyhi ve selemin sözünü uygun manaya hamletmeli ve ona güzel davranmalıdır. (İbn Baz) 24- Televizyon seyretmek: Onu eve hiç koymamayı tavsiye ederim. Lakin ondan hayırlı istifade edebilme kuvvetine sahipse ve onunla şerre sürüklenmeyecekse bunda bir engel yoktur. Ondan hoş şeyler dinleyip şarkılardan ve filmlerden uzak durabilir. Lakin genellikle televizyon kötülüklere sürüklemektedir. (İbn Baz) 25- İnsan mecbur olduğu ve muhayyer olduğu durumlar: — Mecbur olduğu durumlar: Allah’ın yazılmış kaderi hasebince mecburdur. Şüphesiz Allah kaderlerin takdir edicisidir. Gökleri ve yeri yaratmadan elli bin sene önce âlemde olacaklara hükmetmiştir. — Muhayyer olduğu durumlar: Allah’ın kendisine bağışladığı akıl, irade ve ihtiyar bakımından muhayyerdir. Hayrı veya şerri yapmak arasında tercih sahibidir. (İbn Baz) 26- Ölüye hediye etmesi caiz olan ameller: Sadaka, dua, borcun ödenmesi, hac ve umre bütün bunlar dinde ölüye hediye edilmesi varit olan amellerdir. (İbn Baz) 27- Ölüye hediye etmesi caiz olmayanlar: Namaz, tavaf, Kur’ân okumak. Bu hususlarda delil olmadığı için terk edilmesi daha faziletlidir. Bazı alimler dua ve sadakaya kıyas ederek cevaz verdiler ise de terk edilmesi ihtiyatlı olanıdır. (İbn Baz) 28- Kişinin hayatta olan ana babası adına sadaka vermesi caiz midir?: Bu caizdir. Kalp ile buna niyet etmesi yeterlidir. Eğer dil ile: “Allah’ım! Bu sadakayı babamdan kabul et” derse sakınca yoktur. (İbn Cibrin) 29- Kalp ile zikir, her zaman ve her yerde meşrudur: Allah’a tazim gereği hamam gibi yerlerde dil ile zikretmek mekruhtur. (İbn Baz) 30- Bir kimsenin gıybetini yapmanın hükmü: Gıybet haramdır. Büyük günahlardandır. Gıybet edilen husus o şahısta mevcut olsun veya olmasın hüküm aynıdır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gıybet hakkında sorulunca: “Kardeşini hoşlanmayacağı şekilde anmandır” buyurmuştur. (İbn Baz) 31- Gıybet ve dedikodu meclisleri: Kadının münkere karşı çıkması gerekir. Kabul etmezlerse oradan ayrılıp onlarla oturmaması gerekir. (İbn Baz) 32- Gıybetin kefareti: Gıybetini yaptığı kimseden müsamaha etmesini talep etmelidir. Aksi halde bu ona başka türlü ulaşırsa mefsedet daha büyük olur. Onun için bağışlanma dilemesi, onda olan şeylerle övmesi yeterlidir. (İbn Fevzan) 33- Şu kıssadan ibret al: Anlatılır ki yaşlı bir kadın insanların gıybetlerini yaparak etlerini yermiş. Ölüm anında oğlu kadının başı hizasında durup kelime-i şehadeti telkin etmiş. O da reddetmiş. Birkaç defa tekrar edildikten sonra ikrar etmiş ve demiş ki: “Vallahi ey oğul! Bunu söylemek bana çakılı dağlardan daha ağır geldi.” La havle vela kuvvete illa billâh. 34- Besmelenin kâğıda yazılmasının meşruiyeti: Üzerinde Allah zikri olan veya ayet olan kâğıdın çöp gibi yerlere atılması caiz değildir. (İbn Baz) 35- Üzerinde ayetler veya Allah zikri olan gazete kâğıtlarını sofra altı olarak kullanmak veya ambalaj yapmak caiz değildir. (İbn Baz) 36- Üzerinde ayetler yazılı olan gazete, dergi vb. ne yapılır?: Bunlar lazımsa saklanır. Değilse yakılır veya insanların uğramadığı bir yere gömülür. (el-Lecnetud Daime) 37- Veya bir torba içinde bağlanıp diğer ev atıkları ile beraber uzak bir yere atılır. (İbn Useymin) 38- Musiki de içeren faydalı şeyleri dinlemek: Müzik başladığı anda bitene kadar sesi kapatılırsa bunda sakınca yoktur. (İbn Baz) Nükteler Hakkında Tafsilat: 39- Eğer içeriği doğru ise fazla olmamak şartıyla şakayı tasdiklemekte sakınca yoktur. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mizah yapar ve ancak doğru söylerdi. 40- Ama şaka yalan içeriyorsa bu caiz değildir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “İnsanları güldürmek için yalan söyleyene yazıklar olsun” buyurmuştur. (Ebu Davud) (İbn Baz) 41- İşlemeksizin haramı düşünmenin hükmü: İnsan nefsi kötü düşüncelere düşer de bir şey yapmazsa bu ondan affedilir, günahı işlemedikçe yazılmaz. (İbn Baz) Nazik Davranışlar İle İlgili Tafsilat: 42- Eğer bu nezaket hakkı inkâr veya batılı ispat içeriyorsa caiz olmaz. 43- Ama böyle bir şey söz konusu değilse, herhangi bir kimsenin hakkına tecavüz yoksa bu güzel söz kapsamında olur. Bunda bir sakınca olduğunu bilmiyorum. (İbn Baz) 44- Günahlar bereketin yok olmasına sebep olur. Bu aynı zamanda Allah’ın gazap etmesinin, yağmurların kesilmesinin ve düşmanların musallat olmasının sebeplerindendir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyuruyor ki: “Şüphesiz kul işlediği günah yüzünden rızıktan mahrum bırakılır.” Kadının, günahlardan sakınması, geçmiştekilerden tevbe ederek Allah’a hüsnü zanda bulunması gerekir. (İbn Baz) Bina Yapımının Bitmesi Üzerine Kurban Kesmek: 45- Bununla maksat onu cinlerden veya kötülüklerden korumak ise caiz değildir. 46- Eğer Allah’ın nimetlerine şükür olarak kesilip, akrabalarını ve komşularını toplarsa bunda sakınca yoktur. (İbn Baz) 47- Altın ve gümüş kaplar: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurmuştur ki: “Altın ve gümüş kaplardan yiyip içen kimse, ancak cehennem ateşini midesine indirmiş olur.” (Müslim) Bu yasak, büyük küçük bütün altın veya gümüş kapları, çay kaşığı, çatal gibi şeyleri kapsamaktadır, bunları kullanmak caiz değildir. (İbn Baz) 48- Hastalık sebebiyle ağlamak, başkalarına bunu anlatmak: eğer sesli değil de sadece gözyaşları ile ağlıyorsa bunda sakınca yoktur. Bununla beraber Allah’a hamd ve şükreder, O’ndan afiyet ve sabır ister. (İbn Baz) 49- Hatırlamak amacıyla resimleri saklamak: Caiz değildir. İnsan, hayvan gibi ruh taşıyan canlıların resimlerin yok edilmesi vaciptir. Ama dağ, ağaç, manzara gibi resimlerde sakınca yoktur. (İbn Baz) 50- Resim asmak: Ruh taşıyan canlıların resmini asmak caiz değildir. (İbn Baz) 51- Kabirlere yazı yazmak: Ne Kur’ân ayetlerini ne de başka bir yazı yazmak levha üzerine veya başka bir şey üzerine olsun fark etmez, caiz değildir. (İbn Baz) 52- Şaban ayının ortasındaki gece (Berat gecesi): Bu konuda sahih bir hadis yoktur. Bu gecenin bir özelliği yoktur. Bu gece için ne özel bir kıraat ne de özel bir namaz varit olmamıştır. Bu konuda gelen bütün hadisler zayıftır. (İbn Baz) 53- İmanı kuvvetlendiren vesileler: — Kur’ân okumak, onu düşünüp dersini yapmak — Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in sünnetinin derlerini yapmak, din bilgilerini detaylıca öğrenmek — Allah’ı kalpte murakabe ederek azametini düşünmek. — Ahiret gününü, orada karşılaşılacak şeyleri, hesabı, amellerin karşılığını, cezayı hatırlamak — Salih kimseler arasına katılıp günahkâr kimselerden uzaklaşmak. (el-Lecnetud Daime) 54- İnsan, cinlerin eziyetinden ve kötülüklerinden nasıl korunur? — Allah Tealayı her durumda zikrederek — Sabah, akşam ve uyumadan önce okunacak zikirleri okumaya devam etmek — Günahlardan uzak durup vacipleri yerine getirmek (el-Lecnetud Daime) 55- Sigorta: Araba, sağlık, hayat ve mal sigortası caiz değildir. Zira bunda garar (yanıltma) vardır. Sigorta yaptıran, az mal verip çok mal almaktadır. Nitekim şirket büyük zarara uğradığında bir şey alamaz. (İbn Baz) 56- Ömrün uzaması için dua etmek: Bunda sakınca yoktur. Faziletli olanı: faydalı olacak olanı isteyerek dua etmektir. Mesela: “Allah falanın ömrünü Allah’ın taatinde uzatsın” demek gibi. Malumdur ki, dua kaderi değiştirmez. Bilakis bu da kaderdendir. Allah’ın şer’ine muhalif olmayan bütün sebepler kaderdendir. (İbn Baz) 57- Hayvanların ve kuşların içini doldurmak: Caiz değildir. Bunda hayvan doldurmak için mal harcayarak zayi etmek vardır. Allah israftan yasaklamıştır. Ayrıca bu ruh taşıyan canlının suretini asmaya vesile olmak söz konusudur. (el-Lecnetud Daime) 58- Ölüm anındaki kimseye Yasin suresi okumak: Bu konudaki hadis zayıftır. Bu durum için Yasin suresini tahsis etmeye delil yoktur. (İbn Baz) Faizli Bankalarda Para Durdurmak 59- Faiz, büyük günahlardan ve haramlardandır. Allah faiz yiyene, müvekkiline, kâtibine ve şahidine lanet etmiştir. (hadis) 60- Bankadan aldığın fazlalığı kullanamaz ve geri iade edemezsin. Aksine onu fakirlere sadaka gibi iyilik yolunda vermelisin. (İbn Baz) 61- Faizsiz yatırım da olsa, faizli bankaya para bırakmak caiz değildir. (İbn Baz) 62- Ev, ilaç, evlenme veya borçları kapama gibi kıymetli işler için de olsa Faizli borç (kredi) almak caiz değildir. (İbn Baz) 63- Hasta ziyaret eden kimseye: “tahammül edilmez” demenin hükmü: Caiz değildir. Zira bu, kullarının durumlarını en iyi bilen Allah’a itirazdır. Meşru olanı: “Sakınca yok, temizliktir inşaallah” demesidir. (İbn Baz) 64- Hastaya çiçek hediye etmek: Caiz değildir. Zira bunda malı haksız yere savurmak ve bu işte Allah’ın düşmanlarına benzemek vardır. (el-Lecnetud Daime) 65- Kadının çarşıya çıkmasının şartları: — Şer’i tesettüre tamamen riayet etmek — Dini edepleri gözetmek — Erkekler arasına karışmaktan uzak durmak — Kocasının izni (el-Lecnetud Daime) 66- Yeni ürünleri bilmek için çarşıya gitmeyi tekrarlamak: Bu, evden çıkmasını gerektirecek bir ihtiyaç değildir. Bunda büyük tehlike vardır. Özellikle de kötülüklerin attığı bu zamanda. Kadınlardan talep edilen şey, evinde kalması, işlerini tutması, ancak zaruret halinde çıkmasıdır. (İbn Fevzan) 67- Kadının çarşıya çıkmasında yanında mahremi bulunması şart değildir. Ancak fitneden korkulması halinde yanında kendisini koruyacak bir mahremi bulunmalıdır. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında kadınlar çarşıya yanlarında mahremi olmadan çıkıyorlardı. (İbn Useymin) 68- Müslümana darılıp ayrılmak: Dini bir sebep olmadan müslümandan darılıp ayrılmak haramdır. (İbn Cibrin) 69- Kâğıt üzerinden dua okumak: Eğer ezberleyemiyorsa buna bir engel yoktur. Lakin ezberlemesi kolaysa ve kalp huzuru ile huşuyu sağlayacaksa bu daha iyidir. Ama namazda layık olanı ezberden okumaktır. Ezberlemesi zor oluyorsa kâğıttan okumasında sakınca yoktur. (İbn Baz) 70- Kadınlar Erkeklerin Şıklarıdır: Ebu Davud’un rivayet ettiği bu hadis sahihtir. Allahu a’lem bunun anlamı şudur: Haklar ve yükümlülükler hususunda kadınların statüsü erkeklerin aynısıdır. Ancak Şarî (Allah) miras, şahitlik vb. delil gelen konularda onları istisna etmiştir. (İbn Baz) 71- Allah’a tevbe: Tevbe: Allah’a isyandan, o’nun taatine dönmektir. Şartları: — Allah için ihlâs: bundan Allah’ın rızasını, sevabını ve azabından kurtuluşu amaçlamak — İşlediği günahtan pişman olmak, bundan dolayı üzülüp bir daha işlememeyi temenni etmek — Günah işleme düşüncesini atmak, eğer bir mahlukun hakkında işlenmişse onun hakkından kurtulmak veya ondan müsamaha etmesini istemek — Bu günaha ileride dönmemeye azmetmek. (İbn Useymin) 72- Tevbe edip de sonra tekrar günah işlemenin hükmü: Eğer tövbesi sahihse ve bu günahı bir daha işlememeye azmetmişse, bu günahı tekrar işlediği zaman ilk tövbesini bozmuş olmaz. Aksine tövbesi sahihtir. Günahından her tevbe edişinde Allah onun tövbesini kabul eder. (İbn Useymin) 73- Burçları okumak ve fincan kapamak: Bütün bunlar kehanete ve göz bağcılığındandır. Bu sihir ve gayb ilmini iddia etme türündendir. İnsanların akidelerini bozmaya yönelik hiledir. (İbn Fevzan) 74- “Kadın eğri kaburga kemiğinden yaratılmıştır” Hadisinin anlamı: bu hadisteki eğrilikten maksat, kadının huy olarak kaburga kemiği gibi eğri olması, onu düzeltmek isteyenin boşamadıkça buna güç yetirememesidir. Meşru olanı onun eğriliklerine sabretmesi, tekrarlaması halinde nasihat ederek onu yönlendirmesidir. (el-Lecnetud Daime) 75- Recep ayında oruç tutmak: Özellikle recep ayına mahsus orucun faziletine dair hadisler sabit olmamıştır. (el-Lecnetud Daime) 76- Tesettür ile alay etmek: Kim Müslüman kadın ile, İslam dinine tutunduğu için dalga geçerse o kafirdir. (el-Lecnetud Daime) 77- Görüş hürriyeti denen şey batıldır, İslam’da aslı yoktur. Bilakis batıla mani olmak, hakka müsamaha göstermek vaciptir. Hiç kimsenin şialığa, putçuluğa, zinaya, kumara ve bunun gibi kötülüklere çağırmaya müsamaha göstermesi caiz değildir. Aksine mani olunması ve tedip edilmeleri gerekir. (İbn Baz) 78- Burçlara inanmayı neşreden gazeteler: Burçlar, güneşin menzilleridir. Koç, arslan, ikizler burcu gibi on iki burç zikredilir. Bunlar sıradan aylardır. Allah’ın bunlarda ne meydana getireceği bilinmez. Her kim “Boğa burcunda şu olacak, akrep burcunda şu olacak..” gibi bir iddiada bulunursa o, Allah’tan başka kimsenin bilmediği gaybı bildiğini iddia etmiş olur. (İbn Cibrin) 79- Bahisin hükmü: Bu, iki kişinin bir işte sözleşip birinin diğerine: eğer şu iş dediğim gibi olursa şöyle şöyle yap, eğer senin dediğin şekilde olursa şöyle şöyle yap der. Bu haramdır. Zira kumardır. (İbn Useymin) 80- İnsanların en şerlisi ikiyüzlü olandır: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki: “İnsanların en şerlisi olarak ikiyüzlüleri bulursunuz. Şunlara bir yüzüyle gelir, bunlara bir yüzüyle gelir.” Bunun anlamı şudur: dünyalık bir amacına ulaşmak için kişiyi yüzüne karşı över, sonra onun arkasından insanlara onu kötüler. Bu münafıkların sıfatıdır. (İbn Cibrin) 81- Gizli adet: Bu el ile istimna etmek olup haramdır. Uzman Tabiplerin de belirttiği gibi bunun büyük zararları vardır ve kötü sonuçlara götürür. Bunu yapanın gusletmesi gerekir. (İbn Baz) 82- Sılayı rahim yapılması gerekenler: Bunlar ana ve baba cihetinden akrabalardır. Şu ayette anlatıldığı gibi: “Rahim sahipleri (anne tarafından akrabalar) da Allah’ın Kitabında birbirlerine öteki mü'minlerden ve Muhacirlerden daha yakındırlar.”(Ahzab 6) Ama kocasının akrabalarına gelince bunlar böyle değildir. Fakat aralarında akrabalık varsa o başka. (İbn Baz) 83- Şu beş şey ölümlerinden sonra ana babaya iyiliktir: — Onlar için dua etmek — Onlar için bağışlanma dilemek — Vasiyetlerini yerine getirmek — Onların arkadaşlarına ikramda bulunmak — Onlar vasıtasıyla akraba olduğu kimselere sıla yapmak (İbn Useymin) 84- Kazancı haram olan baba: Ona nasihat etmek gerekir. Eğer bu tesir etmezse onun kazancından sadece zaruret miktarı alınır. Bu durumda size günah olmaz. Lakin kazancı haram olan kimsenin kazancından yemedeki şüpheden dolayı ihtiyaç fazlasını almamanız gerekir. (İbn Useymin) 85- Faiz alıp verenin davetine icabetin hükmü: Eğer davet edenin yemeğinin tamamının faiz veya başka bir haramdan olduğunu biliyorsan onun davetine icabet etmen ve yemeğinden yemen caiz değildir. 86- Ama yemeğinde haram ile başkası karışıksa ve onun haramdan olduğunu bilmiyorsan o yemekten yemende sakınca yoktur. (İbn Fevzan) 87- Müslümanın müslümana: “ey ahmak ey budala” diye hitap etmesi: Mümin için meşru olanı, Müslüman kardeşine güzel sözlerle ve kendi isimleriyle hitap etmesidir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki: “Mümin hakaret edici, lanet edici, çirkin ve müstehcen konuşan bir kimse değildir.” (Tirmizi) (İbn Baz) 88- İsraf hayatın kötülüklerindendir: Mümin, her işte orta yolu tutmalıdır. Nitekim Allah Sübhanehu ve Teala saçıp savuranları şöyle anlatıyor: “Gereksiz yere de saçıp savurma. Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdırlar. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.”(İsra 17/26-27) Saçıp savurmak: Malı, gerek günah için gerekse faydasız oyun eğlence için gereksiz yere harcamaktır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem malı zayi etmekten yasaklamıştır. (İbn Baz) 89- Üzerinde Allah’ın adı yazan kâğıtla hamama girmek: Bu kâğıt açıkta değil de örtülü ise caizdir. Genellikle Abdullah gibi isimlerde olduğu gibi Allah’ın adı (nüfus cüzdanı gibi belgelerde) bulunur.(İbn Useymin) 90- Üzerinde Allah’ın ismi bulunan kolye takmak: Caizdir fakat terki daha uygundur. Zira zaruret halinde hamama girmesi gerekebilir. Bu kolye ile girmesi caiz olmaz. Allah’ın ismini hafife almamış olmak için yatarken de çıkarılması gerekir. (İbn Cibrin) Gelen Etler İçin Üç Durum Söz Konusudur: 91- Eğer şer’i olarak, üzerine Allahın ismi anılarak kesildiğini biliyorsak bu helaldir. 92- Eğer şer’i olarak kesilmediğini biliyorsak yenmesi caiz değildir. 93- Nasıl kesildiğini bilmiyor ve şüphe ediyorsak, bu etteki hüküm helal olmasıdır. Nasıl kesildiğini, besmele çekilip çekilmediğini araştırmamız da gerekmez. (İbn Useymin) Jelatinlerin Hükmü: 94- Eğer domuz gibi veya onun derisi, kemiği vb. parçaları gibi haram bir şey bulunuyorsa bu haramdır. 95- Ama jelatinin yapısında haram bir şey yoksa bunda sakınca yoktur. (el-Lecnetud Daime) 96- Kadının yanında mahremi olmadan kendi memleketi dışında ikameti: Eğer bir tehlike söz konusu değilse, erkeklerden ayrı olup kadınlar arasında Allah’ın mübah kıldığı bir işte çalışıyorsa bunda sakınca yoktur. (İbn Baz) 97- Kalbin temiz olduğu öne sürülerek erkeklerle kadınların bir arada bulunması: Bu caiz değildir. Zira bu önüne geçilemeyen kötülüklere sebep olur. Bunun iş yerinde, yemekte, aile toplantısında olması fark etmez, kadın erkek karışması haramdır. (İbn Baz) 98- İki cinsin yazışması: Caiz değildir. Zira bu ikisinin arasında şehvete, buluşma isteğine sebep olur. (İbn Cibrin) 99- Telefonda kadınla konuşmak: Yabancı kadınla telefonda konuşmayı incelterek, şehvete sebep olacak şekilde, cilveli konuşmak caiz değildir. Ama kötülükten selamette olacak şekilde zaruret gereği konuşmakta sakınca yoktur. (İbn Cibrin) 100- Telefon konuşmasında “Alo” kelimesini kullanmak: Bu kelimenin Fransızca olup diğer dillere geçmiştir. Kullanmak gerekmez. (Bekr Ebu Zeyd) 101- Kadın kurban kesmek isterse taranması veya yıkanması caizdir. Eğer kılı düşerse bunda sakınca yoktur. Zira bundan maksat, kasten kılı gidermektir. (İbn Cibrin) 102- İnsan bir şeye şaşırınca ne yapar?: Erkek veya kadının etkileyici bir şey gördüğü veya duyduğu zaman el çırpmadan tesbih ve tekbir etmesi meşrudur. Bu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e uymaktır. Zira o, kendisini şaşırtan bir şey gördüğü veya duyduğu zaman “Subhanallah” veya “Allahu ekber” derdi. Münker bir şey işittiği zaman da böyle yapardı. (el-Lecnetud Daime) 103- Resim haram mıdır?: Eğer bununla ağaçların, denizlerin, yıldızların vb. ruh taşımayanların resimleri kastediliyorsa bu caizdir. Ama insan, deve, kuş gibi ruh taşıyanların resmi haramdır. (İbn Useymin) 104- İçerisinde suretler bulunan kitapları ve dergileri saklamak: İçinde bazı resimler de olsa bunları saklamakta bir engel yoktur. Ama kadın resimleri varsa bunları silmek gerekir. Erkek resimlerinde başının silinmesi yeterlidir. (İbn Baz) 105- İçerisinde resimler olan faydalı gazete ve dergileri okumanın hükmü: Bu tür dergi ve gazeteleri okuyup dini, edebi ve ahlaki konularda istifade edebilirsin. Ama resimleri mürekkep ile kapatmalı, yüz suretlerini gidermelisin. Veya bunları kapalı halde bırakıp dolaba, sandığa kilitleyebilirsin. Eğer ihtiyacın yoksa bunları yakmalısın. (İbn Cibrin) 106- Kadının asansörde bir erkekle yalnız kalması halvet olur mu?: Halvet: bir kadınla bir erkeğin başkalarının görmediği bir yerde kalmalarıdır. İnsanın şüpheli yerlerden sakınması gerekir. (İbn Mun’î) 107- Borçlu olduğu kimseyi bulamamak: Gücün yettiği kadar onu araman, eğer bulamazsan da alacaklı adına o malı sadaka vermen gerekir. Eğer bundan sonra o gelirse durumu haber verirsin. Eğer razı olursa sevabı ona aittir. Eğer razı olmazsa ona malını verirsin, sadakanın sevabı da sana ait olur. İnşallah. (el-Lecnetud Daime) 108- Müzik melodileri kullanmak: Cep telefonu ve diğer cihazlarda müzik kullanmak caiz değildir. (el-Lecnetud Daime) 109- Fotoğrafın hükmü: Delillerin gösterdiği sahih olan görüşe ve âlimlerin cumhuruna göre ruh taşıyan canlıların sureti ister fotoğraf makinesiyle çekilsin, ister el ile çizilsin, ister heykel şeklinde olsun, ister olmasın haramdır. Bu konudaki yasak umumidir. (el-Lecnetud Daime) Nazar Değen Çocuk Nasıl Tedavi Edilir? Meşru tedavi şekli ile beraber şunlar uygulanmalıdır: 110- Muavvizateyn (Felak ve Nas surelerini), Ayetel Kürsi, Kafirun, Fatiha ve Bakara suresinin son iki ayetini (Amener Rasulü) okumak 111- Gözü değen kimsenin yıkandığı sudan, nazar değen kimseye serpmek. (İbn Useymin) Haram Kelimesinin Kullanımı 112- Allah’ın haram kıldığı bir şey içinse: Mesela: “Şu adam zina etmekle haram işledi” demek gibi. Bu işi haram diye vasıflamak doğru olur. 113- Eğer haram olmayan bir şeyse: Ona kelime olarak da olsa haram demek caiz değildir. Zira bu Allah Azze ve Celle’nin helal kıldığı şeyin haram olduğunun zannedilmesine sebep olur. (İbn Useymin) 114- Müslüman olmayanlara sadaka vermenin hükmü: Caizdir, eğer buna muhtac iseler bunun ecrini de alır. Lakin vacip olan sadaka yani zekât müellefe-i kulub dışında gayri Müslimlere verilmez. Sadaka verirken de o gayri müslimin, Müslümanlara karşı savaşan birisi olmaması lazımdır. (İbn Useymin) 115- Sihiri sihirle çözmenin hükmü: Sihir en büyük günahlardan, hatta eğer büyücü, sihrinde şeytani hallerden yardım alıyorsa küfürdendir. Büyülenmiş kimseden sihri çözmek iki çeşittir: 116- Ama mübah olan dualar ve Kur’ân ile büyü çözülürse bu caizdir, sakınca yoktur. 117- Büyüyü, büyü ile çözmek caiz değildir. (İbn Useymin) 118- Sihir gerçek midir? Evet gerçektir. Sihirbazlar şeytanlara kulluk ve itaat ederler. Allah Teala, şeytanlara garip güçler vermiştir. (İbn Cibrin) 119- Psikolojik rahatsızlıklar temaim ile tedavi edilmez. (Temaim: fayda temin etmek veya zararı def etmek için boyuna asılan muska, nazarlık gibi şeylerdir.) Bu rahatsızlıklar ancak şu şekilde tedavi edilir: — Kur’ân-ı Kerim okumak ve Sahih hadislerde gelen duaları okumak — Allah’ı zikretmeyi ve Salih amelleri artırmak — Günahlardan ve masiyet ehlinden uzaklaşmak. Bütün bunlar rahatı, huzuru ve mutlu hayatı sağlayan şeylerdir. (İbn Cibrin) 120- Sigara içmenin hükmü: Pek çok zararı olduğu için caiz değildir. (İbn Baz) 121- Sevgililer gününü kutlamak: caiz değildir. Zira bu İslam dininde aslı olmayan bir bayram olup aşka ve tutkulara çağırır. Müslümanın, dini ile izzet sahibi olması, her sesin peşinden giden bir uydu olmaması gerekir. (İbn Useymin) 122- Riyanın tarifi: Riya: Kişinin Salih bir ameli insanların kendisini görüp övmeleri için yapmasıdır. Bu amel geçersiz olduğu gibi bundan dolayı ceza da vardır. Bu kalpte olan bir şeydir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bunu “gizli şirk” olarak isimlendirmiştir. Alametlerinden bazısı: Kişinin, insanların gördüğü yerde amelini dinç bir şekilde yapması, yalnız kaldığı zamanlarda ise tembelce yapması veya terk etmesidir. (İbn Fevzan) 123- Kadın, kocasının akrabaları yanında şu şartlarda oturursa sakınca yoktur: — Halvet (erkekle yalnız kalması) olmamalıdır. — Eller ve yüz de kapanmak şartıyla tam bir tesettür içinde olmalıdır. — Konuşması ve oturmasında ciddiyet içinde olmalıdır. (İbn Fevzan) 124- Şeytanın tuzakları nelerdir?: Bütün günahlar, haram şehvetler, vesveseler, imanda şüphe, kötülerle arkadaşlık, müstehcen filmlere bakmak gibi bakması caiz olmayan suretlere bakmak, harama götüren bütün vesileler, dinlemesi caiz olmayan: müzik, gıybet, dedikodu, hakaret… Bütün bunlar şeytanın insanları avlayıp cehenneme düşürmek için kurduğu tuzaklardır. (İbn Fevzan) 125- Tesettür gibi zahir olan bir şeye ikaz edildiğinde “İman kalptedir” diyenin hükmü: Bu söz bazı cahiller tarafından söylenmektedir. Bu batılın kastedildiği hak bir sözdür. Bunu söyleyen kişi, yaptığı kötülüğü temize çıkarmak peşindedir. Böylece, işlemesi gereken taatleri yapmadığında veya bazı günahları işlediğinde kendisine kalpte bulunan imanın yeteceğini iddia etmektedir. Bu saçmalığı ortada olan bir demagojidir. Zira iman sadece kalpte olmaz. Bilakis iman ehl-i sünnet vel-cemaatin tarif ettiği gibi: “dil ile söylemek, kalp ile inanmak ve organlarla amel etmektir.” Günah işlemek ise kalpte iman zayıflığının ve eksikliğinin göstergesidir. Zira iman, taat ile artar ve günah işlemekle eksilir. (İbn Fevzan) 126- Sorunları çoğalan bir ailenin hizmetçisinin çantasında bazı saçlar bulunursa: Bunlar alınıp yok edilir, hizmetçiden bunun açıklaması istenir ve şehirden uzaklaştırılır. Ne kendi haline, ne yanlarında ne de başkalarının yanında bırakılmaz. (İbn Fevzan) 127- Riya korkusu ile Salih amel terk edilir mi?: Riya korkusu ile Salih amelin terk edilmesi caiz değildir. Zira bu şeytanın bir yanıltmasıdır. Müslümanın Salih ameli işlemesi ve amelinde niyetini Allah için halis kılması gerekir. (İbn Fevzan) 128- İnsanın hayatında yaptıkları ile ölümünden sonraki yoluna hükmedilebilir mi? Salih ameller ve taatler, kişi için hayırlı akıbet ummanın sebeplerindendir. Aynı şekilde günahlar işlemek ve vacipleri terk etmek de kötü sondan korkulmasına sebeptir. Kötü son da, iyi son da şüphesiz Allah’ın kaza ve kaderine bağlıdır. Kişinin güzel sonuca götüren amellere sarılması, kötü sona götüren amellerden sakınması gerekir. Herkese, takdir olunduğu şey kolaylaştırılır. (İbn Fevzan) 129- Kalbinde haset olanın çaresi: — Bil ki haset ettiğin bu nimet, Allah’ın bir fazlıdır. Haset ise Allah’ın takdirine öfkelenmektir. — Bil ki, haset etmekle eline ancak kötülüklerinin artması ve iyiliklerinin azalması geçer. — Bil ki, hased, haset ettiğin kişiden nimetin gitmesini sağlamaz. Bunun faydası yoktur. Bilakis Allah kuluna nimetini artırdıkça senin tasan artar. (İbn Useymin) 130- Kâhinlere ve benzerlerine gidip çare aramak: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki: “Kim bir arrafa veya kâhine gider de onun söylediğini tasdik ederse Muhammed’e indirileni inkâr etmiştir.” (Tirmizi) — Kâhinler, arraflar (medyumlar) ve büyücüler aynı hükümdedir. İnsanları kandırırlar ve Allah hakkında gerçek dışı şeyler söylerler. Onlardan sakınmak, bir şey sormamak ve onlardan çare ummamak vaciptir. (İbn Baz) 131- Uyarı: Kim hastanın adını ve hastanın annesinin adını sorarsa o cinlerle irtibat kurmaktadır. (İbn Baz) 132- Bir kimsenin bir şey yerken, başkasının ona bakması sebebiyle onu atması: Bu fasit bir inançtır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şu hadisine de aykırıdır: “Biriniz lokmasını düşürürse, onu alıp üzerindeki ezayı temizlesin ve yesin” (Müslim) (İbn Useymin) 133- Nazar değmesi için tütsü yakmanın hükmü: Caiz değildir. Zira bu nazarın sıradan çaresi değildir. Bu işte şeytanları ve cinleri razı etmek, onlardan şifa için yardım istemek amaçlanır. Nazar ancak meşru yollarla tedavi edilmelidir. (el-Lecnetud Daime) 134- Eşiyle cima etmesi bağlanan kişinin çaresi: 1- Yedi tane yeşil sidr (Zizyphus Jojoba: Arabistan kirazı veya dağ selvisi olarak bilinir) yaprağı alınır, taş gibi bir şeyle dövülür, bu bir kaba koyularak üzerine yıkanmaya yetecek kadar su dökülür. 2- Bu kaba Ayetel Kürsi, muavvizateyn, ihlas ve kafirun sureleri, sihir çözme ayetleri olan: A’raf 117-122. ayetleri, Yunus 79-82. ayetleri ve Taha 65-69. ayetleri okunur. 3- Bunlar okunduktan sonra bu suyun bir kısmı içilir, kalanı ile gusledilir. Allah’ın izni ile bu şifa olur. Eğer gerekirse bu şifa buluncaya kadar birkaç kez tekrarlanır, bunda bir sakınca yoktur. (İbn Baz) 135- Suya nefes vermenin hükmü: bu iki kısma ayrılır: 1- Bununla, nefes verenin tükürüğü ile teberrük etmek amaçlanırsa şüphesiz haramdır. Bu bir şirk türüdür. Zira insan tükürüğü bereket ve şifa sebebi değildir. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem dışında kimsenin izleri ile teberrük edilemez. 2- Kişi Kur’ân-ı Kerim okuyarak suya üflerse bunda sakınca yoktur. Nitekim bu bazı selef tarafından yapılıp Allah’ın izni ile faydası tecrübe edilmiştir. Peygamber sallallahı aleyhi ve sellem yatarken ellerine felak ve nas surelerini okuyup üfler, vücudunu bunla mesh ederdi. (İbn Useymin) Uyarı: Bu meselede, bazı kadınların nefeslerinin bereketli olduğunu zannederek bazı şeyhlerden Kur’ân okuyup üflemesini istemelerinin yanlışlığına uyarıda bulunmamız da gerekir. 136- Meşru Rukyenin (Hastaya Okumanın) şartları: — Rukye, Allah’ın kelamını, isimlerini veya sıfatlarını içermelidir. — Arapça veya manasını bildiği bir dilde olmalıdır. — Rukyenin bizzat etkili olduğuna değil de, Allah’ın şifa verdiğine inanmalıdır. — Rukye haram bir surette olmamalıdır. Mesela yabancı erkek ile kadın yalnız kalmamalı, hastanın avreti açılmamalıdır. Aksine tesettüre dikkat etmek vaciptir. KADIN VE MEDRESE Bu bölümde 18 cevap vardır. 1- Kız öğrencileri eğitmek amacıyla dövmek: edeplendirilmesi gerekeni, yapması gerekeni yapmadığı için üstün ahlaka dönünceye kadar tedip etmekte sakınca yoktur. Fakat maksat hâsıl olacak şekilde, hafifçe dövmelidir. (İbn Baz) 2- Öğretmenlerle mizah yapmanın, onlarla alay etmenin hükmü: Müslümanın, diğer Müslümanlara eza verecek veya değerlerini düşürecek şeylerden dilini tutması gerekir. Allah Teala buyuruyor ki: “Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın” (Hucurat 49/11) ve “Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi âdet edinen herkesin vay haline!”(Hümeze 104/1) Müslümanın değerini düşürücü şeyler söylemek ve ona eza vermek haramdır. (İbn Cibrin) 3- İlim öğrenmek mi yoksa ev işlerine hizmet etmek mi daha faziletlidir?: Bu işte adil taksim yapman gerekir. Az da olsa fıkıh için vakit ayırabilir ve ev işlerine de yeteri kadar vakit ayırabilirsin. (İbn Fevzan) 4- İngilizce sınavında (kopya çekerek) aldatmak: Hangi konuda olursa olsun şu hadisten dolayı aldatmak caiz değildir: “Bizi aldatan bizden değildir.” Bu hadisteki “aldatmak” ifadesi her şey hakkında kapsayıcıdır. (İbn Cibrin) 5- Gözleri görmeyen erkeğin kız öğrencilere ders vermesi: Öncelikli ve ihtiyata uygun olanı kadınlara kadın öğretmenin ders vermesidir. Zira bu fitneden daha uzaktır. İhtiyaç halinde gözleri görmeyen adamın veya gören birisi ise perde arkasından ya da ekrandan kız öğrencilere ders vermesi caizdir. (İbn Fevzan) Müderriselere Hediye: 6- Öğretmene gereken, öğrencilerden hediye kabul etmeyi tamamen terk etmesidir. (İbn Baz) 7- Eğer müderrisenin medrese değiştirmesi sebebiyle ona hediye verilmişse bunda zarar yoktur. (İbn Baz) 8- Eğer derslere ara verdikten sonra veya müderrisenin emekli olması üzerine verilmesi halinde bunda sakınca yoktur. (İbn Baz) 9- Eğer hediye derece veya diploma aldıktan sonra verilirse bunda sakınca yoktur. (İbn Baz) 10- Çalışmasına bağlı olarak hediye almak caiz değildir. Zira bu emanetin ihlal edilmesine vesiledir. (İbn Baz) 11- Cemiyet nedir?: Müderriselerden bir cemaat her ay sonunda maaşlarından mal toplayıp içlerinden belirli bir kadına verirler. İkinci ay diğer bir kadına verirler. Hiç kimse için bunda fazladan bir menfaat şart koşulmaması şartıyla bunda sakınca yoktur. (İbn Baz) 12- Erkek öğrenci ile kız öğrencinin beraber ders görmesi: Gençlerin bir sınıfta, bir okulda ve bir masada ders görmeleri caiz değil, bilakis büyük bir fitne sebebidir. (İbn Baz) 13- Öğrencilerin müderriseye saygı için ayağa kalkmaları: Gereksizdir. En azından şiddetle mekruhtur. (İbn Baz) 14- Kadınların hendese ve kimya öğrenmesinin hükmü: Kadının bu konuda uzmanlaşması onun işi değildir. Onun önünde kendisine uygun olan pek çok ihtisas alanları vardır. Ama Kimya, Hendese, Mimarlık, Astronomi ve Coğrafya gibi alanlarda ihtisas yapması kendisine uygun değildir. Kendisine ve topluma faydası olacak bir tercihte bulunmalıdır. (İbn Baz) 15- Sahte diploma alarak çalışmanın hükmü: Onun yaptığından dolayı pişman olarak Allah’a tevbe etmesi gerekir. Vazifesi ve kendisine verilen görevleri yerine getirdiği sürece aldığı ücret sahihtir. (İbn Baz) 16- Müderrisenin dersi geciktirmesi: Muallimenin ders ilan edilmesinden sonra sınıfa girmeyi geciktirmesi caiz değildir. Allah Teala buyurmuştur ki: “Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.”(İsra 34) (İbn Useymin) 17- Öğrenciler muhalefet ederlerse, onlara nasihat etmek gerekir. Nasihat fayda etmezse bunun sorumlulara bildirilmesi gerekir. Bu laf taşımak sayılmaz. Aksine bu, nasihate dâhildir. (İbn Useymin) 18- Tesettürlü genç kızların tanıdıkları erkeklere, özellikle genç erkeklere bakması caiz midir?: Kadının erkeklere bakması, fitneden korkuluyorsa caiz değildir. Ama sıradan bakış, özellikle yaşlılara bakmaları, bakışlar kısılırsa ve fitneden emin iseler, daha hafiftir. Fitne korkusundan dolayı kadının erkeklere bakışlarını dikmemeleri gerekir. (İbn Cibrin) KADIN VE ÇOK YEMİN ETMEK Bu bölümde 31 cevap vardır. 1- Kişinin öfkeli halde yemin etmesi: Yemin kefareti gerekir. Mesela: “Vallahi falancayla mutlaka konuşacağım” veya “Vallahi onu mutlaka ziyaret edeceğim” der de yemin ettiği şeyi yapmazsa, söylediğinin de şuurunda ise ona yemin kefareti gerekir. Ama öfkesinin şiddetiyle şuursuz olarak yemin etmişse yemin yerine gelmiş olmaz, kefaret gerekmez. Eğer bunda maslahat varsa, yemin ettiği şeyi yapmaması ve yemin kefareti vermesi gerekir. Yemin kefaretini yerine getirmede acele etmekte veya geciktirmekte sakınca yoktur. (İbn Baz) 2- Bir anne çocuklarına çok yemin ediyor ve genelde çocukları söz dinlemiyor, yemin kefareti gerekir mi?: Bu yemini “yemin-i lağv” olarak görürüz. Bu kasıtsız yemindir. Genelde korkutmak veya tehdit etmek için böyle yemin edilir. Bunda kefarete gerek yoktur. (İbn Cibrin) 3- Allah adına yalan yere yemin edip tevbe etmek: Yalan olduğunu bildiği bir şeye yemin etmişse günah işlemiştir. Bundan dolayı Allah’a tevbe etmelidir. Bunun kefareti yoktur. Bazı âlimler buna “Yemin-i Gamus” dediler. Zira bu yemin sahibini günaha ve ateşe batırır. (İbn Useymin) 4- Yemin-i Gamus: Haramdır. Bu, geçmişte yalan olduğunu bildiği bir şeye yemin etmektir. Büyük günahlardan olup kefareti yoktur. Zira buna kefaret olacak bir şey yoktur. Kişinin bundan dolayı Allah’a tevbe etmesinden başka bir yol yoktur. 5- Lagv Yemin: Kasıtsız olarak dilden çıkan yemindir. “Hayır vallahi, evet vallahi” demek gibi. Buna kefaret gerekmez. 6- Allah’tan başkası adına yemin etmek: Caiz değildir. Kâbe’ye, emanete, şerefe, zimmete, başa vs. yemin etmek bunların hepsi birdir. 7- “Sana yemin ederim ki “demek yemin midir?: Bu söz yemin hükmünde değildir. Yemin, Allah’ın isimlerinden veya sıfatlarından biri ile kasem etmektir. “Vallahi, Rabbul izzete yemin olsun” demek vb. gibi. (İbn Cibrin) 8- Bir şeyi yapmayacağına yemin edip de unutarak onu yapan: Ona kefaret gerekmez. Zira bunu unutarak yapmıştır. Eğer hatırladığı halde kasten yaparsa yemin kefareti gerekir. (el-Lecnetud Daime) Yemin Kefareti Nasıl Yerine Getirilir? 9- Gıdalarına göre doyuncaya kadar yedirmektir. Eğer pişmemiş yiyecek verecekse, o beldenin gıdasına göre her miskin için yarım kilo miktarında verir. (İbn Useymin) 10- Giydirmede: namaza yeterli olan izar ve rida elbisesi verir. 11- Yedirmek yerine nakit vermek bunu karşılamaz. Yiyecek cinsinden olması zorundadır. 12- Eğer sayısını bilmiyorsa birden fazla yeminin kefareti nasıl ödenir?: Bozduğu yeminlerin sayısını belirlemek hususunda gayret eder, yaklaşık olarak bir tahminde bulunur, sonra yaklaşık sayısına göre kefaretlerini yerine getirir. (el-Lecnetud Daime) Allah’a bir şey için söz verdim, sonra onu yapamadım: 13- Şayet bu sözü: “Vallahi, Tallahi, Billahi” gibi yemin cümleleri ile verdiysen sana yemin kefareti gerekir. 14- Eğer verdiğin söz, bu cümlelerle değilse, Allah’a tevbe etmen gerekir. Yemin etmemişsen sana kefaret gerekmez. (İbn Baz) 15- Nezirin (adağın) tarifi: Kişinin, üzerine dinen vacip olmayan bir şeyi Allah Teala için kendisine yüklenmesidir. 16- İslam’da adağın hükmü: Mekruhtur. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurmuştur ki: “Şüphesiz bu (adak) hayır getirmez…” Bazı insanlar hastalandığı zaman mesela sadaka vermeyi veya kurban kesmeyi adar. Hastalıktan kurtulunca da Allah’ın kendisine bu adak sebebiyle şifa verdiğine inanır. (İbn Cibrin) 17- Kadın, sınırlı bir vakitte kurban kesmeyi adamışsa ve buna imkân bulamamışsa sadaka vermesi yeterli olur mu? Yerine getirmeyi geciktirmiş de olsa, nezrine vefa göstermelidir. Nezrini geciktirdiği için de yemin kefareti gerekir. Sadaka vermek onun adağını karşılamaz. Zira adak olarak kurban tayin etmiştir. (İbn Fevzan) 18- Adağın cihetinde değişiklik yapmak: Kişi bir yer hakkında bir şey adar ve başka bir yerin Allah’ın kulları için daha faydalı olduğunu görürse, adağını daha faziletli olan cihete çevirmesinde sakınca yoktur. (İbn Useymin) 19- Adak adayanın kendi adağından yemesi caiz midir?: Nezrini niyet ettiği şeye uygun olarak din sınırlarında harcar. Eğer fakirlere et vereceğini adamışsa ondan kendisinin yemesi caiz değildir. Eğer ailesine yedirmeyi adamışsa kendisi de ondan yiyebilir. Zira o da aileden biridir. (el-Lecnetud Daime) 20- Allah’tan başkası için nezir caiz midir?: Şirktir. Batıl bir adaktır. Adanan kurban da murdardır. Kim Allah’tan başkası için: kabir, melek, peygamber veya veli için adak adarsa Allah’a şirk koşmuş olur. (el-Lecnetud Daime) Adağın Kısımları: 21- Mutlak nezir: Mesela “Allah için adak adadım” der de ne adadığını belirtmezse yemin kefareti vermesi gerekir. (İbn Fevzan) 22- İnat ve öfkeyle nezir: Adağı bir şeyin olmamasına, bir şeyi yüklenmeye, tasdike veya yalanlamaya bağlamaktır. Mesela: “eğer konuşursam” veya “”eğer şu haber doğruysa..” demek gibi. Bu durumda adağını yerine getirmek ile yemin kefareti vermek arasında muhayyerdir. (İbn Fevzan) 23- Mubah nezir: Mesela elbisesini giymeyi veya bineğine binmeyi adar. Bunu yapar ya da yapamazsa yemin kefareti verir. (İbn Fevzan) 24- Günah nezir: İçki içmeyi adamak gibi. Günah olan adağı yerine getirmek caiz değildir. Bunda kefaret konusunda âlimler ihtilaf etti. Cumhurun kavline göre buna kefaret gerekmez. (İbn Fevzan) 25- Teberrür nezri: Namaz kılmak, oruç tutmak gibi taatleri adamaktır. Mesela: “Allah için namaz kılacağım veya oruç tutacağım” der veya bir şeyin olmasına bağlar: “Allah bana bu hastalıktan şifa verirse Allah için şunu yapacağım…” demek gibi. Şart yerine geldiği zaman bu adağın yerine getirilmesi gerekir. Eğer yerine getiremezse yemin kefareti gerekir. (İbn Fevzan) 26- “Sana yemin ederim ki” demek yemin midir?: Bu cümle yemin değildir. Yemin, Allah’ın isimlerinden veya sıfatlarından biri ile kasem etmektir. “Vallahi, Rabbul izzete yemin olsun” demek vb. gibi. (İbn Cibrin) 27- Yemini Allah’ın dilemesine bağlamak: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki: “Kim yemin eder de sonra “İnşallah: Allah dilerse” derse, bu yeminini bozmuş olmaz.” Hadisin anlamı: kişi bir şeye “Vallahi Allah dilerse şu işi mutlaka yapacağım” diyerek yemin eder de sonra onu yapmazsa ona kefaret gerekmez. Zira o “inşallah: Allah dilerse” demiştir. Uyarı: Bir şeye yemin eden kişinin, “inşallah” diyerek bunu Allah’ın dilemesine bağlaması gerekir. Ta ki yeminini yerine getirmek mümkün olmadığında üzerine kefaret gerekmesin. (İbn Useymin) 28- Kefareti yerine getirirken yemek yedirmekten önce oruç ile başlamak Caiz değildir. Zira oruç, yemek yedirmek, giydirmek veya köle azat etmekten aciz kalan kimse hakkındadır. Bütün bunlardan aciz kalan kimse kefaret olarak üç gün arka arkaya oruç tutar. (İbn Baz) 29- Bir tek şeyi yapmak için tekrar yemin etmek: Mesela: “Vallahi Zeyd’i ziyaret edeceğim, vallahi Zeyd’i ziyaret edeceğim” derse ona tek kefaret gerekir. (el-Lecnetud Daime) 30- Birden fazla şey için yeminin tekrarı: Mesela: “Vallahi falancayla konuşmayacağım, vallahi yemeğini yemeyeceğim, vallahi şuraya gitmeyeceğim” derse her bir yemini için ayrı kefaret gerekir. (el-Lecnetud Daime) 31- Çok yemin etmek mekruhtur. Allah Teala: “Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin).”(Maide 89) buyurmuştur. KADIN VE TABİP Bu bölümde 14 cevap vardır. 1- Zaruret olmadıkça doktorun, kadını görmesi ve ona dokunması helal değildir. (el-Lecnetud Daime) 2- Kadının, tedavi esnasında zaruret olmadıkça tesettür içinde olması vaciptir. (el-Lecnetud Daime) 3- Tedavi için dahi olsa kadının tabiple yalnız kalması caiz değildir. Yanlarında bir mahremi, kocası veya bir hemşire bulunmalıdır. (el-Lecnetud Daime) 4- Eğer kadının Müslüman kadın doktorun yanında tedavi olması mümkün ise, Müslüman dahi olsa erkek doktorun yanında tedavi olması caiz olmaz. (el-Lecnetud Daime) 5- Eğer Müslüman kadın tabip bulunmaz ve tedavi zorunlu hale gelirse, fitneden emin olmak için kadının yanında kocası veya bir mahremi bulunması şartıyla Müslüman doktora gidebilir. (el-Lecnetud Daime) 6- Hemşirelerin ve kadın doktorların dar elbise giymesi: Kadın doktorların ve diğer tüm kadınların vücut hacimlerini veya avretlerini belli eden elbise giymeleri caiz değildir. Bilakis ne çok geniş, ne dar, fitneye engel olacak şekilde şer’i tesettürü sağlayan elbise giymeleri gerekir. (İbn Baz) 7- Doktorun doğurgan olmayan kadının avretini açması caiz midir?: Erkeğin, zaruret ve zorunluluk olmadıkça kadının avretini açması caiz değildir. Bu meselede ise zaruret yoktur. Kadın hastalıkları konusunda uzman olan kadın doktor bulunana kadar –ki çokça mevcuttur- bunu ertelemesi gerekir. (İbn Cibrin) 8- Kocasının eşini tedavi ettirmesi dinen vacip midir?: Kocasına, karısının tedavi, ilaç ve doktor ücretini karşılaması vacip değildir. Zira bunlar mutad olan zaruretlerden değil, sonradan ortaya çıkan durumlardandır. Kocasına bu gerekmez. Fakihlerin zikrettiği budur. Lakin bu zamanda âdete göre bu işleri kocası üstlenir. Eğer yaparsa bu bir ikramdır, hakkı ikame etmektir. Vallahu a’lem. (İbn Cibrin) 9- Doktorun hemşire ile yalnız kalması: Erkek doktorun hemşire ile yahut kadın doktorun sağlık memuru ile yalnız kalması, yüzlerini ve başka yerlerini açmaları caiz değildir. Zira bu Allah’ın merhamet ettikleri dışındakileri fitneye düşürür. 10- Tedavi için avretini açmak: erkeklerin yalnız erkekler yanında, kadınların da yalnızca kadınlar yanında açması gerekir. (İbn Baz) 11- Kadının tedavi için kadın doktor bulunduğu halde uzman olduğu için erkek doktora gitmesinin hükmü: Erkek doktor ile kadın doktorun uzmanlıkları aynı seviyede ise kadın, erkek doktora gidemez. Zira bunda zaruret yoktur. 12- Ama erkek doktorun uzmanlığı daha ileride ise ve kadının bunu mubah kılan zorunluluğu varsa ona gitmesinde sakınca yoktur. (İbn Useymin) 13- Kâfir hemşireyi “sister” diye çağırmak: Bu kelime İngilizcede kız kardeş anlamındadır. Kâfir, müslümanın kardeşi midir? Müslümanın ölçülü kelimeler kullanması, Allah’ın kendisini İslam ile aziz kılmasından sonra kendisini zillete düşürmemesi gerekir. (Bekr Ebu Zeyd) 14- Diş tedavisinde kadının erkeğe tedavi uygulaması: Kadın doktorların kadınlara özel tedavi yapması, erkek doktorların da erkek hastalara özel tedavi yapması gerekir. Ancak zaruret durumunda bütün fitnelerden uzaklaşılması ve kadın erkek ihtilatından sakınılması hali müstesnadır. (İbn Baz) KADIN VE GAYRİMÜSLİMLERLE İLİŞKİSİ Bu bölümde 22 cevap vardır. 1- Müslümanın komşusu kâfir ise: Ona iyilik yapılması, kötü davranılmaması, fakat onunla ünsiyet edilmemesi gerekir. (İbn Fevzan) 2- Dinen mübah olan işler olması şartıyla kafirlerle birlikte çalışmak, alış veriş vb. yapmakta sakınca yoktur. (İbn Fevzan) 3- Eğer onlara eman (güvence) verirsek, onlara düşmanlık yapmamız, zarar vermemiz caiz değildir. Onlarla adalet ile davranıp onlara zulmetmememiz ve haklarını vermemiz gerekir. (İbn Fevzan) 4- Kâfirleri sevmek caiz değildir. Zira onlar Allah’ın ve rasulünün düşmanları olup, bizim de onlara düşman olmamız gerekir. (İbn Fevzan) 5- Müslümanın kâfire nazik davranması veya yaptıklarına muvafakat etmesi caiz değildir. (İbn Fevzan) 6- Kâfirlerin bayramlarını kutlamak caiz değildir. Zira bu onların batıl işlerini ikrar etmek olur. (İbn Fevzan) 7- Kâfirin hediyesini kabul etmek caizdir. Zira peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kafirin hediyesini kabul etmiştir. Mesela Mısır kralı Mukavkıs’ın hediyesini almıştır. 8- Faziletli olanı, kâfirlerle beraber ikamet etmemek ve onların arasına karışmamaktır. Eğer bunda zaruret varsa müslümanın dinini muhafaza etmesi şartıyla, bir kâfirle bir odada kalmasına, beraber yemek yemesine engel yoktur. 9- Hıristiyanların miladi tarihine iştirak edilmez. Müslümanların kâfirlerin adetlerinden müstakil olması gerekir. Sahabeler (Allah hepsinden razı olsun) miladi tarih mevcut olmasına rağmen onu kullanmıyorlardı. Onun yerine hicri takvimi kullanmışlardır. (İbn Fevzan) 10- Kâfir ülkelerine yolculuk şu şartlarda caiz olur: — Dini ve Allah’ın vacip kıldığı şeyleri izhar etmek, dininde tavizcilik etmemek, Allah’ın vacip kıldıklarında tembellik etmemek — Bu yolculuk tedavi ve eğer kendi ülkesinde imkanı yoksa öğrenim gibi zaruretler sebebiyle olmalıdır. — Ama gezmek için gitmek caiz değildir. (İbn Fevzan) 11- Kâfirlere selam vermek: Mutlak olarak önce selama başlamamalıdır. Eğer önce o selam verirse “ve aleyküm” diye cevap vermek gerekir. Bundan sonra “nasılsın, çocukların nasıl” gibi konuşmalara bir mani yoktur. (İbn Baz) 12- Kâfirle arkadaşlık: Eğer ona İslam’ı tebliğ edip Müslüman olması umulursa bunda sakınca yoktur. Onların Müslüman olması ümidi yoksa onlarla beraber yaşamamalıdır. Zira onlarla beraber yaşamak günaha düşmeye sebep olur. (İbn Useymin) 13- Hıristiyanların bayramlarına katılmak: Caiz değildir. Zira kim bir kavme benzerse onlardandır. Herhangi bir şeyde onlara yardım edemez. (İbn Baz) 14- Kâfiri yemek pişirme ve yıkama işinde görevlendirmek: Caizdir. Zira sahabeler kâfir köleler kullanmışlardır. Lakin yemek yapmadan önce onların kaplarının yıkanması hakkında hadis gelmiştir. Zira içinde içki içmiş veya domuz eti pişirmiş olabilirler. (İbn Cibrin) 15- Gayri Müslim hizmetçi edinmenin hükmü: Arap yarımadasında gayri Müslim hizmetçi kadın veya erkek, gayri Müslim şoför, gayri Müslim işçi edinmek caiz değildir. Zira peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Yahudi ve hristiyanların buradan çıkarılmalarını, burada sadece Müslümanların kalmasını emretmiştir. — Şüphesiz kadın veya erkek, Müslüman olmayan hizmetçilerin Müslümanların akidelerine, ahlaklarına ve çocuklarının yetişmesine kötü etkileri vardır. (İbn Baz) 16- Ehli Kitabın kestiklerini yemek: Meşru olmayarak kesildiğini bilmiyorsak caizdir. Zira bunda aslolan: müslümanın kestiği gibi helal olmasıdır. (İbn Baz) 17- Ehli Kitap dışındaki Mecusi, putperest ve komünist gibi kâfirlerin kestiğini yemek caiz değildir. (İbn Baz) 18- Nasrani ile Mesihî kelimeleri arasındaki fark: Mesihi (yada İsevî) kelimesi Mesih İbn Meryem a.s.’a nispettir. Onlar kendilerini İsa aleyhisselam’a nispet etseler de, İsa a.s. onlardan beridir. Layık olan onlara, Allah’ın Kur’anda verdiği isim gibi: “nasara (hristiyan)” demektir. (İbn Baz) 19- Hıristiyan veya Yahudi ile musafaha etmek abdesti bozar mı?: Bunlarla veya başka kafirlerle musafaha etmek abdesti bozmaz. Lakin onlarla musfaha etmemeli, selama önce başlamamalıdır. (İbn Baz) 20- Kâfirin düğün yemeğine daveti ve yemek yedirmek: — Eğer kâfirler İslam’a rağbet ettirilmek ve onlara nasihat etmek için veya yanında misafir oldukları için davet edilirse bunda sakınca yoktur. — Ama onlara sadaka olması ve ünsiyet kurmak için yemeğe davet edilmeleri uygun olmaz. (İbn Baz) 21- Hıristiyan komşuya nasıl muamele edilir?: Onların iyiliklerine iyilikle karşılık verilir. Onlar mubah bir hediye verirlerse kabul etmelidir. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hıristiyan olan Rum büyüğünün hediyesini ve bir Yahudi’nin hediyesini kabul etmiştir. 22- Müslüman kadının, kâfire kadınlar yanında, Müslüman kadınların önünde göründüğü şekilde görünmesi caizdir. (İbn Baz) KADIN VE ENDİŞELERE MUKAVEMET Sıkıntıların gideren ve saadeti çeken önemli nasihatler: 1- Allah’ı gözet ki Allah da seni muhafaza etsin. Allah’ı gözet ki, onu her yerde yanında bulasın. Bir şey istersen Allah’tan iste, bir yardım umarsan Allah’tan yardım bekle. Bil ki, bütün ümmet sana bir fayda vermek için bir araya gelseler Allah senin için yazmadıysa sana bir fayda veremezler. Yine sana bir zarar vermek için bir araya gelseler, Allah sana yazmadıysa bir zarar veremezler. Kalemler kalkmış ve sayfalar kurumuştur. 2- Huzur bulmak, Allah’ı zikretmektedir: “Onlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d 28) 3- Allah’a tevekkül: tevekkülünü güzel yap, işi Allah’a havale et, O’nun hükmüne razı ol, O’na sığın, O’na güven. O sana yeter. Kim Allah’a tevekkül ederse O, ona yeter. Şüphesiz Allah’ın emri ulaşıcıdır, Allah her şeye bir kader takdir etmiştir. 4- Bugünün işini yarına bırakma: vacip olana öncelik ver. 5- Günahlardan sakın! Zira bu tasaların ve üzüntülerin kaynağıdır. Bu, felaketlerin sebebi ve musibetlerin kapısıdır. 6- Allah teala’nın şu ayetini düşün: “Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.”(İnşirah 5-6) Bir zorluk iki kolaylığa galip gelmeyecektir. 7- Cesur, kalbi kuvvetli, nefsi sabit, yüce himmet sahibi ve azimli ol. 8- Ana babaya iyilik etmekte gayret et. Bu büyük bir mutluluk kapısıdır. Bunun ganimetiyle kurtul. 9- Bil ki, tereddüt ve kararsızlık, tedirginliğin sebeplerindendir. İstihare ve istişareden sonra kararını ver ve azmet. 10- Şu sıkıntı duasını ezberle: “La ilahe illallahul azimul halim, la ilahe illallahu rabbul arşil azim, la ilahe illallahu rabbussemavati ve rabbul ard ve rabbul arşil kerim. (Azim ve Halim olan Allah’tan başka ilah yoktur. Arş-ı azim’in rabbi olan Allah’tan başka ilah yoktur. Göklerin rabbi, yerin rabbi ve kerim arş’ın rabbi olan Allah’tan başka ilah yoktur.) ” (Buhari rivayet etmiştir.) 11- Bu konuda diğer bir dua: “La ilahe illa ente subhaneke inni küntü minez zalimin (Senden başka ilah yoktur. Sen noksanlardan münezzehsin. Muhakkak ki ben zalimlerden oldum.)” (Tirmizi) 12- Bil ki, saadet, asalette, soyda, mal ve altında değildir. Saadet ancak dinde, ilim ve edeptedir. 13- Kur’ân okuyucusu ol. Kur’ân okuyan tedirginlikten şikâyet etmez. Bıkkın olmaz, boş kalmaz ve canı sıkılmaz. 14- Endişeyi çeken şeyler: vakti zayi etmek, tevbeyi ertelemek, insanlara güvenmek, ana baba hakkına riayet etmemek ve sırrı yaymaktır. 15- Allah’tan bağışlanma dilemek, kederi, endişeyi kovar, kilitleri açar, göğse genişlik sebebi olur. (Galakut Talibat adlı risaleden) İntihar etmenin hükmü: İntihar; kişinin kasten kendi canına kıyması olup büyük günahlardandır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “Kim kendisini bir şeyle öldürürse cehennemde ebediyen onunla azap edilir.” buyurmuştur. (İbn Useymin) KADIN VE AHİRET HAZIRLIĞI Ey Allah’ın kadın kulu! Allah’tan kork ve onu gözet: bugün hesap değil amel günüdür. Yarın ise amel değil hesap günüdür… Bil ki insan oyun ve eğlence içinde iken ölüm gelebilir. Uyanık ol! Bunun için şöyle denilmiştir: Hayat uykudur, ölümse uyanış, Kişi rüyadadır bu ikisi arasında Ruhun gırtlağından alınırken, bacak bacağı dolaştığı zaman, koca eşinden, çocuklarından ve sevdiklerinden ayrıldığı zaman durumun nasıl olur ey Allah’ın kulu! Omuzlarda taşınırken ve üzerine toprak örtüldüğü zaman halin nice olur?! Karanlık ve dar kabirde kaldığın zaman! Münker ve nekir gelip yanına oturduğunda ve seni hesaba çektiklerinde nasıl olursun! Kabirden kalkış ve mahşere sürülüş gününde ne durumda olursun?! Sayfalar uçuşup sırat ve mizan konulduğunda ne olursun peki?! Allah! Allah! Ey Allah’ın kulu! İşte varılacak yer, işte son durak: “Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında: "Rabbim! Der, beni geri gönder:" Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım. Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.”(Müminun 99-100) Şair der ki: Bugün canının istediğini yaparsın Yarın ölürsün, kalemler kaldırılır Eş-Şafii şöyle derken ne doğru söylemiş: Kıyamet gününde ne mal ne evlat olur Kabre konunca düğün gecesi unutulur (Kelimatun Âbira Lil Mer’etil Müslime adlı risaleden) İBADETLE DOLU BİR GÜN Âlimlerin tarif ettiği şekilde ibadet: Şeyhul İslam İbn Teymiye der ki: “İbadet, bütün Allah’ın sevdiği ve razı olduğu sözler, gizli ve açık amelleri kapsayan bir isimdir.” Eğer bu tanımı iyi kavrarsak, insan hayatında ibadet için ayrı bir vakit, ibadet dışındaki şeyler için ayrı bir vakit olmadığını anlarız. Zannedilir ki, ibadetin vakti, beş vakit namazın vakitleri veya Allah’ın orucu farz kıldığı Ramazan ayı yahut haccı eda etme vakti yahut da islamın rüknü olup belirli vakit tayin edilen amellerini zamanından ibaretdir. Onlar ibadeti yalnız bu şekilde anlarlar. Onlar yanlış anlamışlardır. Evet, bu sayılanlar dinin esası olan şeylerdir. Lakin ibadet kelimesinin kapsamı bundan daha geniştir. İbadet kavramının doğru anlamı: Kişi namazın içinde veya dışında, gizlide veya açıkta, topluluk içindeyken ve yalnız iken daima Allah’ın kulu olduğunu düşünürse, Müslüman o zaman Allah’a kulluk içinde olduğunu anlar. Bu yüzden yaptığı her amelde, Allah’ın tarafını gözetmeye devam ettikçe, Allah Teala’yı murakabe şuuru devam ettikçe Allah’a kulluk (ibadet) içinde sayılır. Hatta eşine verdiği nafaka, şehvetini helal yoldan eşiyle gidermesi bile Allah’a ibadet dâhilindedir. İşte o zaman ibadet kelimesini doğru şekilde anlar, vakitlerimizi fayda veren amellerle değerlendirmeyi başarabiliriz. Hatta işte o zaman faydasız şeylerle zayi ettiğimiz vakitlerimizi, doğru ibadet anlayışının süzgecinden geçirebiliriz. Sen Ey Müslüman Kadın!... Evinde, kocanın sana bıraktığı emanet malında, şerefinde, çocuklarının terbiyesinde ve evde üzerine düşen diğer hususlarda Allah’ın senden riayet etmeni istediği şeyleri muhafaza etmeye devam et! İşte o zaman sağlıklı, seçkin bir hedefin olur, yaptıkların da birer ibadete dönüşüp bunlardan sevap kazanırsın. (“Müslüman Kadın Vaktini Nasıl Değerlendirir?” adlı risaleden) KADIN VE BOŞ VAKİTLER Abdullah Bin Mesud radıyallahu anh der ki: “Üzerime güneşin batıp ömrümün azalmasına rağmen o günde amelimi artıramadığıma pişman olduğum kadar hiçbir şeye pişman olmadım.” İnsanın gerçek ömrü, doğumundan ölümüne kadar yaşadığı seneler değildir. Gerçek ömrü ancak Allah katındaki gözcüsünün yazdığı Salih ameller ve hayırlı işler kadardır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki: “Kıyamet günü getirilen her kul şu dört hasletten sorulacaktır…” bunlar arasında “Ömrünü nerede geçirdiğinden” sorulacağını da saymıştır. Hayat düşünüldüğü gibi günlük yiyip içmeler, uyku ve eğlence, oyun ve oyalanma, ziynet ve övünme değildir. Bu ancak gafil kimselerin hayatıdır. Sen ancak bir şey için, ortağı olmayan, bir olan Allah’a kulluk için yaratıldın. Kadının Zamanını İstifade Edemeden Harcamasının Etkenleri: 1- Tul-i emel (uzun vadeli planlar) ve (hayırlı amelleri) ertelemek: Kişi bir amel işlemek istediği zaman şeytan ona gelerek “yarın yaparsın, sonra yaparsın” diyerek onu ertelemesini sağlar. Böylece erteleyerek ömrünü dediklerini yapmadan geçirir. Ertelemeye son vererek amel etmeye başla. 2- Önemsiz şeylerle meşgul olmak: Hatta bazen bu işler haram da olabilir. Faydasız şeylerle vakti zayi etmenin şekillerinden bazıları: ahlaksız gazete ve dergileri takip etmek, haram olan kasetleri dinlemek, düşük dizi filimleri seyretmek, uzun telefon konuşmalarına dalmak, çokça çarşıya çıkmak. Ey mübarek kadın! Vakitlerinden dini kitaplar okuyarak, peygamberlerin kıssalarını ve Kur’an-ı Kerim okuyarak istifade et. Bundan sonra bereketi, temizliği, iffeti evinde bulacaksın. 3- Kötü arkadaşları örnek almak: Bazı kadınlar vakitlerini kendilerinden daha az değerlendirenlere bakar, kendisinden daha iyi değerlendirene bakmazlar. Falan kadın vaktini benden fazla zayi ediyor diye bir de kendisini eleştirir. 4- Eksikliğini ve zayıflığını düşünmek: Bazı kadınlar gücü yerinde olup vaktinden istifade etmeye kudreti olduğu halde kendi kendini yıkar. Ne zaman bir amel işlemeye karar verirse, bunu yapmayacağını düşünür. Çaresi: Allah’tan yardım istemek ve bunun şeytanın bir vesvesesi olduğunu bilmektir. Nefsi adım adım amele alıştırmalıdır. Allah Teala buyurmuştur ki: “Ama bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz.”(Ankebut 69) Kendini hazırla: Günlük program hazırla: Sabahtan akşama kadar vaktinin her anından istifade etmek için kendine bir günlük Mütercimin notu: İmam Kurtubi,(13/432) bu ayetin tefsirinde Abdullah bin Abbas radıyallahu anhuma’nın şöyle dediğini nakleder: “Bize itaat yolunda cihad edenleri elbette Biz de mükâfat yollarımıza ileteceğiz.” plan yap. Gücün yettiği kadarıyla bu programa her gün devam et ki, vaktini farkına varmadan zayi etme. Zira geçen vakit bir daha geri dönmez. Günlük zikirleri ezberle. Zira halkın Allah’a en sevgili olanı, dili Allah’ı zikretmekten dolayı nemli kalmaya devam eden kimsedir. (“Müslüman Kadın Vaktini Nasıl Değerlendirir?” adlı risaleden.) Halid el-Huseynan Tercüme: Ebu Muaz Seyfullah Erdoğmuş |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:30 .
http://www.islamportali.com
|
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.5 |
|
ExForum |
Rüya Tabirleri |
Dini Hikayeler