.:: Tavan Arası ::.

Geri git   İslamportali.com - İslami Forum > Sağlık > Sağlıklı Yaşam > Kanser
Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 03-27-2008, 20:31   #1 (permalink)
Administrator
 
hakkof - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Dec 2007
Cinsiyet:
Mesajlar: 6.722
Seviye: 57 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 560 / 1401
Güç: 2240 / 16918
Deneyim: 7%
İletisim
hakkof - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Çernobil tehlikesi cepte

Sağlık Bakanı Recep Akdağ Karadeniz’de kanser araştırmasının sonuçlarını açıkladı
Çernobil tehlikesi cepte
Çernobil Nükleer Santrali kazasının etkilerine ilişkin iki yıldır Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen araştırmanın sonuçları açıklandı. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Karadeniz Bölgesi’nde kanser vakalarının diğer bölgelerden farklı bir artış göstermediğini söyledi.
Çernobil kazasından etkilendiği düşünülen bölgelerin kanser hastalığı yönünden son durumunu ortaya koymak amacıyla yürütülen ‘Karadeniz Bölgesi Kanser ve Kanser Risk Faktörleri Araştırması’nın sonuçları bilim adamları, akademisyenler ve Sağlık Bakanı Akdağ’ın katılımıyla açıklandı.
Araştırmanın sonuçlarına ilişkin bilgi veren Bakan Akdağ, gazetecilerin ”gönül rahatlığıyla ‘Çernobil Karadeniz Bölgesi’nde kanseri tetiklememiştir’ diyebiliyor musunuz?” şeklindeki sorusuna, ”bu sorunun cevabını çok değerli bilim adamları verdiler. Evet, Çernobil Türkiye’de riskli olduğu düşünülen bölgelerde kanser sayısında artışa neden olmamıştır” yanıtını verdi.
Bakan Akdağ, Ulusal Kanser Danışma Kurulu ve çeşitli üniversitelerin katkılarıyla dört aşamalı olarak yürütülen çalışmanın, 1986 tarihli Çernobil kazasının ardından yapılan en kapsamlı araştırma olduğunu belirtti.
”Bakanlığım tümüyle tarafsız kalmış, bilimsel veriler neyse ortaya konmasına azami özen gösterilmiştir” diyen Akdağ, toplumda ‘Çernobil kazasının Türkiye üzerinde çok önemli etkileri olduğu, devletin buna seyirci kaldığı ve hatta gerçekleri görmezden geldiği’ şeklinde bir inanış olduğunu söyledi.
Akdağ, araştırmanın bu düşünceleri ortadan kaldıracak nitelikte olduğunu ifade etti ve çalışmanın aşamalarına ilişkin şu bilgileri verdi:

* Birinci aşama: Özellikle Karadeniz Bölgesi olmak üzere son 10 yılı kapsayan kanser kayıtları incelendi.
* İkinci aşama: Çernobil faciası sonrası radyoaktivite artışının yoğun görüldüğü yörelerdeki 20 bin haneyi kapsayan hane halkı araştırmasıyla risk faktörleri ve kanser hastalık yükü belirlendi.
* Üçüncü aşama: Radyasyondan etkilendiği bilinen tiroid kanseri örnekleri incelendi.
* Dördüncü aşama: Yeni tanı konmuş hastalar ve yakınlarında biyolojik doz tayini yapıldı.
“Artış kayıtların tutulmasından”
Ülke genelinde görülen kanser sayılarındaki artışın büyük ölçüde kanser kayıtlarının çok daha titizlikle tutulmasından kaynaklandığını belirten Akdağ, ”Karadeniz Bölgemizde kanser vakaları diğer bölgelerimizden farklı bir artış göstermemektedir. Ülkemizin tüm bölgelerinde görülen kanser sayılarındaki artış, büyük ölçüde kanser kayıtlarını çok daha titizlikle tutmamızla ilgilidir. Ancak bazı kanserler için gerçek artışın önemli bir sebebi yaygın sigara tüketimidir” dedi.
Akdağ, Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında Türkiye’de sigara ile ilgisi ispatlanmış, bronş-akciğer, mesane ve gırtlak kanserlerinde diğer kanserlere göre ciddi bir fazlalık bulunduğuna işaret etti.
Toplumda kanser konusunda farkındalık yerine korkunun hakim olduğuna işaret eden Akdağ, toplumun bilinçlenmesinde televizyon programlarının önemli katkı sağlayabileceğini vurguladı.
“Çernobil, cebinde sigara taşıyan her vatandaşın cebinde”
”Bilim insanlarımız, tiroid kanserinde hücresel düzeyde yapılan çalışmalar ve doz tayini sonucunda Karadeniz Bölgesi’nde radyoaktivite ile kanser arasında bir ilişkinin olmadığı sonucuna varmışlardır” diyen Akdağ, “özellikle biyolojik doz tayini verileri bizlere hazır gıda (gıda katkı maddeleri), sigara kullanımı, medikal
uygulamalar (röntgen, tomografi, anjiyografi), ilaç kullanımı, suni gübreler, tarım ilaçları, evsel atıklarla gelen deterjan kalıntıları, petrol ve türevleri gibi çevresel etkilere yönelik çok daha dikkatli olunması gereğini ortaya koymaktadır” dedi.
Akdağ, bundan böyle dikkat ve enerjilerini kanser konusunda asıl ciddi tehlike olan sigarayla savaşa vermek zorunda olduklarını ifade etti.
Akdağ, ”Çernobil, cebinde sigara taşıyan her vatandaşın cebindedir” dedi.
Bakan Akdağ, bir katılımcının nükleer enerji kullanımına yönelik sorusu üzerine de, gelişmiş ülkelerin büyük bölümünün bu enerji türünü kullandığını belirtti ve Türkiye’nin en yüksek teknolojiyi, en güvenli şekilde kullanması gerektiğini söyledi.
View hakkof's Resim Albumu hakkof isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-25-2008, 11:30   #2 (permalink)
Yeni Kullanıcı
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jul 2008
Cinsiyet:
Mesajlar: 1
Seviye: 1 [♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 0
Güç: 0 / 0
Deneyim: 0%
İletisim
Standart

Gıda Mühendisi İsmail Erbay’ın bir makalesinde :

Kanser ve hızla çoğalan hastalık çeşitlerinin , hızla yok olan canlıların ve çevre felaketlerinin baş müsebbibi DETERJANLARDIR, yani sentetik temizlik mamulleridir.

“Sentetik temizlik ürünlerinin başlıcaları, Çamaşır ve Bulaşık deterjanları, Sıvı sabunlar ve Şampuanlardır. Sıvı sabunlar, bulaşık deterjanları ile şampuan hammaddelerinin orantıları değiştirilmiş halidir. Sabunun sıvılaştırılmışı değildir.

Bu temizlik mamullerinin içerisindeki kimyasallar insan vücudunda karbon yapımızı kırarak veya oksijeni tüketerek tamiri imkânsız hastalıklara yol açarlar. ‘’DETERJAN KADAR İNSAN SAĞLIĞINA ZARAR VEREN BİR MADDE YOKTUR’’

Sentetik temizlik ürünleri vücuduma dokunmasın gitsinler istiyorsanız yapılacak bir şey vardır:
1-Çamaşır makinesinde: Çamaşırlarınızı 8.000 kg ( 8 ton) su ile durulamanız gerekir.
2-Bulaşık makinesinde: Bulaşıklarınızı 6.000 kg (6 ton) su ile durulamanız gerekir.
3-Banyoda: Şampuan veya body jel kullanmışsanız 2.000 kg (2 ton veya 250 orta boy kova dolusu) su ile durulanmanız gerekir.

Küçük çocuğu olup ta boğaz enfeksiyonu geçirtmeden, bademcik problemsiz büyütebilen anne var mı? İnanın bu işin baş müsebbibi bulaşık deterjanlarıdır.
Rahim-meme ve prostat kanserinin, mide kanserinin en büyük tetikleyicisi deterjanlardır.

Bu mamulleri kullandığınız zaman bir diğer tesir ve etkisi ise çevre kirliliğidir. Bunların içerisindeki kimyasalların başlıca özellikleri bulundukları yerde oksijeni tüketmeleridir. Oksijensiz bir yerde ise hayat olmaz.

Nitekim 1978 yılında Marmara denizinde 126 balık çeşidi varken bu gün bu sayı 25 çeşide inmiştir. 2050 yılına kadar da denizlerdeki canlıların %98 inin yok olacağı tahmin edilmektedir.(Oxford başta olmak üzere amerikan üniversitelerinin açıkladıkları raporlardır.)

Zerrelerin hesabına dönecek olursak bu sentetik ürünleri kullanmanın da bir hesabı vardır. Kimin nereye ne kadar sıkıntı çektirdiği nelere sebebiyet olduğunun ‘’zerre mıskal hayrın-zerre mıskal şerrin’’ hesabının verileceği bir ahiret gününe doğru gidiyoruz.

Bizim kullanmamamız belki çok bir şeyi değiştirmeyecek ama bizim bu hesabı verenlerin içerisinde olmamamız gerekmektedir. Temizliğin tabii yollarla yapılması gerektiğini sevdiklerimize tanıdıklarımıza bildirmek bir VAZİFEDİR-GÖREVDİR.” Dedikten sonra, Sabun kullanımı ile ilgili şu bilgileri vermektedir:

TABİİ (DOĞAL) TEMİZLİK: SABUN

YAĞ + KOSTİK= SABUN
Bildiğiniz ve aklınıza gelen tüm yağların kostikle muamelesinden sabun elde edilir.

KOSTİK: Bir damlası insanın gözünü kör edebilir. 2 Damla kulaktan içeriye akıtılsa insanın beynini parçalamaya yeterlidir.
Ama sabun yapılırken yağın yağ özelliği kalmadığı gibi kostiğin de bu parçalayıcı özelliğinden eser kalmaz.

Kostik, Tuzruhu ve Çamaşır suyu aynı hammaddelerin ve tesislerin mamulleridir.
ELEKTRİK ENERJİSİ+ TUZ = KOSTİK + TUZRUHU + ÇAMAŞIR SUYU
Dünyadaki tüm ülkeler bu mamulleri elde etmek için aynı sistemi kullanırlar.(Klor-alkali tesisi).Kapalı bir tuzlu su havuzunda, arada yarı geçirken bir zar vardır, elektroliz uygulanmasıyla elde edilir. Su ve tuz iyonlarına ayrışır ve bu maddeler elde edilir.

Türkiye ve tüm dünyada zeytinyağlı sabunun en kaliteli sabun olduğu bilinir. Marketlerde ise birçok sabun ambalajının üzerinde ‘’%100 DOĞAL-Zeytinyağlı ‘’ ibaresi ve bir de zeytin dalı bulunur.
İstanbul Kasımpaşa’da bir zamanlar et sucuğu imalatı oldukça yaygınmış. Bu konunun üstatlarından birisi aşırı rekabetten bıkar ve bir tabela asar: %50 bıldırcın etinden et sucuğu diye. Bıldırcın eti en lezzetli et olduğu için sucuğu da mükemmel olacaktır. Herkes başına toplanır. Üstat bu işi nasıl yaptın diye. Cevap hazırdır: bir danaya bir bıldırcın, kullandım der.

İşte marketlerdeki sabun etiketi de budur. Normal sabunun içerisine katılan az biraz zeytinyağı o sabunun tamamının zeytinyağlı gibi anlaşılmasına yeterlidir. İlk başta da bahsettiğimiz gibi tüm sabunlar, hangi yağdan yapılırsa yapılsın, tabiidir, doğaldır.
Dış dünya ile irtibatımızı sağlayan en önemli elbisemizin, cildimizin temizliğinden bahsediyoruz. Çok hassas ve titiz davranmak zorundayız. Sadece %100 zeytinyağlı sabun kullanmakla beraber bu sabunda aranacak bir diğer özelliğin ise kesinlikle kimyasal veya sentetik bir dolgu veya katkı maddesi katılmamış bir sabun olması gerekmektedir. Basit bir misal verelim: Normalde bir koku açıkta bırakılsa uçar gider. Ama sabun veya şampuanlarda aylarca da kalsa koku gitmez. İşte kokunun uçmayıp kalmasını sağlayan özel kimyasal katkı maddeleri vardır. Bu kimyasal maddenin ise en kolay eriyeninin erime noktası 260 derecedir. Bu malzemeyi vücudunuzdan uzaklaştırmak isterseniz vücudunuza 260 derecelik birkaç yüz kg su dökmeniz icap eder. Ancak bu sayede bu kimyasalın zararlı etkilerini uzaklaştırmış olabilirsiniz. İnsan kemiği ise 230 derecede erir.

Piyasada görmüş olduğunuz rengârenk mis kokulu sabunların en az %85 i hayvansal iç yağından üretilmiştir. Bu yağın HINZIR (DOMUZ) dan elde edilmiş olabilmesi de ayrıca bir risktir. Bundan dolayı da %100 zeytinyağlı sabun kullanımı çok önemli bir değer daha kazanmaktadır.

ÇÖZÜM: Birçok kez deterjanlar zararlı denildi, yazıldı-çizildi. Ama yerine alternatif olarak neyin-nasıl kullanılacağından çok bahsedilmedi.

-Her marka her çeşit sabunu rendeleyipte kullanabilirsiniz.(İçerisinde AKTİF-OKSİJENLİ yazan toz sabunlara dikkat edin ve almayın).Bize telefon acın nasıl kullanacağınızı anlatalım.

- Gerek çamaşır gerekse bulaşık makineleri için [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] adresinden de temin edebilirsiniz. Kapınıza kadar teslim gönderiyorlar.

Yani çaresiz-çözümsüz değilsiniz.
View yalcin's Resim Albumu yalcin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:09 .
http://www.islamportali.com

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2
islamportali islamportali.comislami portal

Hosting Hizmetleri ExForum | Rüya Tabirleri | Dini Hikayeler
islamportali| islami Sohbet