![]() |
![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#1 (permalink) |
|
(ERZURUM)
Doğu Anadolu Bölgesi’nde il merkezi olan Erzurum’un kuzeyinde Artvin-Rize, batısında Gümüşhane-Erzincan, güneyinde Bingöl-Muş, doğusunda Ağrı -Kars illeri bulunmaktadır. Erzurum, Fırat nehrinin başlangıcı olan Karasu’nun yukarı havzasında kendi adı ile anılan Erzurum Ovası’nın güneydoğusundaki Palandöken dizisinin Eğerli Dağı (2.974 m.) eteğinde bulunmaktadır. Erzurum’un doğu ve batısında Pasinler ve Erzurum Ovaları bulunmakta olup, kuzey ve güneyi dağlık bir görünümdedir. Pasinler ve Erzurum ovaları tektonik olaylar sonucu, kırılmalardan meydana gelmiş çöküntü alanlarıdır. İlin kuzeyinde doğudan batıya doğru Çilligül, Yeniköydüzü, Ziyaret Tepesi, Kargapazarı, Gavur Dağlarının uzantısı olan Dumlu Tepesi, Yeşerçöl ve Kop dağları; güneyinde ise Akbaba, Sakaltutan, Nalbant, Şahveled, Alibaba, Dumanlı, Turnagöl, Palandöken ve Karagöl Dağları bulunmaktadır. Türkiye’nin en yüksek ili olan Erzurum’un toprakları sıradağlar ve yüksek yaylalarla kaplıdır. Erzurum akarsu bakımından da çok zengindir. Özellikle karların erimesi ile birlikte akarsular, yataklarının derinliğinden ötürü taşkınlık meydana getirmezler. İl topraklarında Çoruh, Aras ve Fırat Nehirleri kaynaklarını Erzurum dağlarından alırlar. Erzurum Ovası’nın kuzeydoğusundaki Dumlu Dağı’nın eteklerinden doğan Karasu, Gürcü Boğazını geçtikten sonra, Kargapazarı Dağından gelen küçük bir akarsu ile birleşerek Erzurum Ovasına girer. Bundan sonra Ovacık Yaylasından gelen Serçeme Deresi ile birleşerek 60 km. uzunluğundaki Aşkale Boğazına girer. Daha sonra da Tuzla Suyu ile birleşir. Mescit Dağının batı yamaçlarından doğan ve derin olmayan bir vadide Çoruh Nehri akmaktadır. Gümüşhane il topraklarından geçen bu nehir, Bayburt’tan sonra Erzurum’dan da geçerek Artvin’e ulaşır. İki ana koldan oluşan Oltu Çayının bir kolu Kargapazarı Dağlarından doğarak Oltu ilçesinden geçer ve Sarıkamış’ın batısındaki Allahuekber Dağlarından çıkan ikinci bir kolla birleşir. Erzurum Oltu ilçesini sulayan bu akarsu daha sonra Çoruh Irmağı ile birleşir. Bölgedeki diğer akarsulardan Tortum Çayı Mescit Dağlarından çıkarak ilçenin bulunduğu havzanın bütün sularını toplayarak Tortum Gölüne dökülür. Bingöl Dağları’nın Erzurum il sınırları içerisinde kuzey yamaçlarından doğan Aras Irmağı ise Tekman yaylasının bütün sularını toplar, kuzey yöne akarak Pasinler Ovasından gelen suları da içerisine alır ve il sınırları dışına çıkar. Bingöl Dağlarının doğu yamaçlarından çıkan Hınıs Çayı da Hınıs Ovasından geçerek il sınırları dışında Murat Irmağı ile birleşir. Erzurum’un en önemli gölü Tortum Gölü olup, Tortum Çayının yakınındaki Kemerlidağ’dan toprak kayması sonucu oluşmuştur. Buradaki çağlayan hidroelektrik enerji üretimi için değerlendirilmiş ve turizm yönünden de önem kazanmıştır. İl toprakları eğimli bir yüzeye sahip olup, denizden 1850-1980 m. yüksekliktedir. Yüzölçümü 25.066 km2., toplam nüfusu ise 242.391’dir. Erzurum’da şiddetli ve uzun bir kış mevsimi hüküm sürmektedir. Bölge genellikle Sibirya antisiklonu ve Basra siklonu etkisi altındadır. Kış aylarında Sibirya antisiklonunun etkisinde bulunmaktadır. ilkbaharda, Sibirya antisiklonunun etkisi yavaş yavaş azalmaya başlar, kararsız bir rüzgar ve sıcaklık hüküm sürer. Erzurum’da en erkan 20 Ekim’de kar yağmaya başlar ve 15 Mayıs’a kadar devam eder. İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, madencilik, sanayii ve ormancılığa dayalıdır. Türkiye’nin önemli ticaret yolları üzerinde bulunuşu, özellikle hayvan alım satımı ile doğunun önemli bir merkezi konumundadır. Erzurum, Anadolu-Kafkasya-İran demiryolu bağlantısında olup, Ortaçağdan beri, İran-Hint ve Orta Asya ticaretinin Akdeniz ülkelerine giden önemli bir konaklama ve ticaret merkezidir. Tiflis-Kars üzerinden gelen Kafkas yolu ve Tebriz-Doğubeyazıt’tan geçen Kuzey İran yolu; diğer taraftan Sivas üzerinden Diyarbakır-Irak-Suriye-Basra körfezine ve Akdeniz kıyılarına giden yollar ile, yine Sivas üzerinden Ankara-İstanbul, Ankara-İzmir’e giden yollar burada birleşir. Kuzey Anadolu dağlarını Kop ve Zigana geçitleri üzerinden aşarak Trabzon’da Karadeniz’e ulaşan transit yolu da Erzurum’dan geçmektedir. Bu tarihi yolların yanı sıra Erzurum İspir üzerinden Rize’ye, Bingöl üzerinden de Diyarbakır iline bağlanmıştır. İlde yetiştirilen tarımsal ürünler, buğday, arpa, şeker pancarı, patates, sebze ve meyvedir. Sebzecilik ve meyvecilik ilin Karadeniz Bölgesi’ne yakın Çoruh Vadisi ile ona açılan küçük vadilerde yoğunlaşmıştır. Oltu, Tortum, İspir ve Olur’da kış sebzeleri ile elma, armut, dut ve kızılcık yetiştirilir. XIX.yüzyıldan itibaren hayvan ve hayvansal ürünlerin satışını yapan Erzurum aynı zamanda başta İstanbul olmak üzere büyük kentlerin bu yöndeki gereksinimini karşılamaktadır. Özellikle sığır, mor karaman ırkı koyun ile keçi yetiştirilir.Cumhuriyet sonrasında kurulan Ilıca Atçılık Aygır Deposunun at yetiştirilmesine büyük katkısı olmuştur. Tavukçuluk ve arıcılık da yaygındır. Et, yağ, peynir ve yoğurt, yapağı ve deri üretimi de önem taşımaktadır. Erzurum 1968’de kalkınmada öncelikli yöreler arasına alınmıştır. Bununla birlikte özel imalat sanayii gelişmemiştir. Büyük kuruluşlar kamuya ait olup, başlıca imalat dalları gıda, dokuma, metal eşya ve makinadır. İlde süt , şeker, ispirto, yem, briket, bitkisel yağ, linyit fabrikaları ve bütan gazı dolum tesisleri bulunmaktadır. Oltu taşı işlemeciliği, ev dokumacılığı gibi el sanatları da yaygındır. Erzurum maden yönünden oldukça zenginse de bunların çoğu işletilememektedir. Şenkaya yakınlarında bakırlı prit, Aşkale yakınlarında alçıtaşı, Pasinler yakınlarında perlit, Merkez’de tuğla ve kiremit hammaddesi, Aşkale, Çat, Tortum, Tekman, Hınıs, Narman ve Şenkaya’da tuz, İspir, Aşkale, Şenkaya, Oltu ve Pasinlerde linyit yatakları bulunmaktadır. İlin pek çok yerinde de kaplıcalar ve maden suyu kaynakları vardır. Erzurum yöresindeki Hasankale’de 1942 yılında başlatılan yüzey araştırmalarında Paleolotik Çağın obsidyen ve bazalttan yapılmış aletleri bulunmuştur. Bunun ardından Ilıca’nın yakınlarındaki Karas Höyüğünde Kalkolitik ve İlkçağın çanak çömlekleri ile karşılaşılmıştır. Erzurum’un 20 km. güneybatısındaki Pulur Höyüğünde yapılan kazılarda da MÖ.4000’e inen bir yerleşim ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca Erzurum’un 15 km. kuzeydoğusundaki Güzelova Köyündeki kazılar sonucunda MÖ.3000’lerde hayvancılıkla uğraşan insanların yaşadığı anlaşılmıştır. Bütün bunlar Erzurum yöresinde ilk yerleşimin tarih öncesi çağlara indiğini göstermektedir. Bugünkü Erzurum’un bulunduğu yerde, daha önce tarihin çeşitli dönemlerinde Karin, Karna, Garin, Kornoi, Kalai ve Karnak olarak isimlendirilen bir kentin bulunduğu bilinmektedir. Yine aynı dönemlerde Erzurum Ovası’nın batı bölümünde Erzen, Erzeron isimli bir kentin var olduğunu tarihi kaynaklar ortaya koymuştur. Erzurum’da Hitit döneminden kalma tabletlerle karşılaşılmıştır. Boğazköy tabletlerinde yörenin bir çok savaşa sahne olduğu belirtilmiştir. MÖ.IX.yüzyılda Urartular, sonra Persler buraya egemen olmuşlar, MÖ.331’de de Makedonyalıların eline geçmiştir. Erzurum yöresi MÖ.II.yüzyılda Romalılar ile Partların MÖ.III. yüzyılda Sasaniler ile Bizanslılar arasında sürekli savaşlara sahne olmuştur. Bizans İmparatoru II. Teodosious (M.S. 408-450) döneminde Erzurum Ovası’nı doğudan gelen Pers saldırılarından korumak amacıyla, bugünkü Erzurum’un olduğu yerdeki Karin şehrine hakim bir tepe üzerinde bir kale inşa edilmiştir. Bundan sonra buraya imparatorun adına izafeten “ Teodosiopolis” ismi verilmiştir. Bizans kaynaklarında Teodosipolis olarak geçen şehre, Araplar Kalikala adını vermişlerdir. Arap tarihçilerden Belazuri’ye (ö. 892)göre, şehir bu ismi kurucusundan almıştır. Bizans döneminde bölgeyi ele geçiren bir beyin karısı olan Kali, bir şehir yaptırmış ve şehre de Kalikala adını vermiştir. M.S.1048 ‘de Bizans topraklarına giren Selçuklu Türkleri , Yinaloğlu İbrahim Bey komutasında, ovanın batısında ki Erzen’i (Arze) ele geçirmişlerdir. Erzen’in bu kuşatmada bi harabe halini almasından sonra, geride kalanlar bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerdeki Kalikala’ya sığınmışlar ve şehre de Erzen ismini vermişlerdir. Saldırılar sonucunda harap olmuş asıl Erzen şehrine ise Türkler , Kara Erzen demişlerdir. Bu isim zamanla halk dilinde Kara Arza, Kara Arz ve sonunda Karaz’a dönüşmüştür. Bundan ötürü de Erzurum’la ilgili çeşitli tarihi metinlerde, kitabelerde ve basılan paralarda Erzi-i Rum, Erzen-ir Rum , Arz-ı Rum isimleri kullanılmıştır. Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra, Erzurum ve çevresi büyük Selçuklu Sultanı Alparslan tarafından Ebl-ul Kasım’a verilmiştir. Eb-ul Kasım, Melik Danişment Ahmet Gazi ve Emir Mengücek gibi, Doğu Anadolu’nun fethi için Büyük Selçuklu Sultanı tarafından görevlendirilen bir Selçuklu komutanı idi. Erzurum’ da kurulacak ve sonradan Eb-ul Kasım’ın torunlarından birisi olan Saltuk Bey’in adı ile anılacak olan beyliğin kurucusu olan Eb-ul Kasım, yörenin Selçuklu egemenliğine girmesi yönünde büyük çabalarda bulunmuştur. Gazan Mahmut Han zamanında (1304 –1317) İlhanlıların hakimiyetine girmiştir. Gazan Han’dan sonra yerine geçen Olcaytu Han zamanında, Erzurum şehri büyük ölçüde imar edilmiştir. Ebu Said Bahadır Han zamanında ise Erzurum’un yönetimi Sultanın veziri Emir Çoban’ın oğlu Timurtaş’a verilmiştir. Emir Çobanla İlhanlı Sultanı ile arası açılınca, Bahadır Han, İrencin Noyan adlı komutanını Erzurum üzerine gönderdi, bu durumdan korkan Timurtaş Mısır’a kaçmış, Erzurum’un yönetimi de Eretna Bey’e verilmiştir. Eretna Beyleri tarafından 50 yıl yönetilen Erzurum 1385’Karakoyunluların hakimiyetine geçmiştir. Timur Karakoyunlu egemenliğine 1387’de son vermiş, Erzurum’a vali olarak torunu Gıyaseddin Sagar’ı göndermiştir. Timur’ un ölümünden sonra (1404), Erzurum, Karakoyunlular ve Akkoyunlularla, Timur’ un oğlu Şahruh arasındaki çarpışmalara sahne olmuş, bu dönemde şehir tahrip edilmiştir. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Gürcistan seferi sırasında Erzurum’dan geçmiş, 1468’de de kente hakim olmuştur. Yöre kısa bir süre Safavilerin hakimiyeti altında kalmış Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi dönüşünde 1517’de Osmanlı topraklarına katılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Erzurum kalesi ve şehir yeni baştan imar edilmiştir. Kanuni’nin 1534 ve 1548 yıllarında İran üzerine düzenlediği seferlerde, Erzurum şehri, Osmanlı ordusunun önemli bir askeri üssü olmuştur. Kanuni’nin İran seferi dönüşünde (1535) Dulkadirli Mehmet Han’ı Erzurum Beylerbeyliğine tayin etmiş, Erzurum şehri de Erzurum Beylerbeyliğine bağlı bir sancak durumuna getirilmiştir. Ali Cevad Memalik-i Osmaniye’nin Tarih ve Coğrafya Lügatı isimli eserinde, XIX.yüzyıl Erzurum’undan “Doğu Anadolu’nun en önemli şehirlerinden biri ve vilayet merkezi” diye söz etmiştir. Erzurum Ruslar tarafından Temmuz 1829’da işgal edilmiş, Edirne Antlaşması (14 Eylül 1829) uyarınca da işgal kaldırılmıştır. Ruslar 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sırasında yine Erzurum önlerine kadar gelmişlerdir. Şehir güçlü bir direnişten sonra Rusların eline geçmiştir. Bu savaşta direnişçiler arasında bulunan Nene Hatun savunmanın simgesi olmuştur. Berlin Antlaşması ile (13 temmuz 1878) bu işgal sona ermiştir. Ruslar Şubat 1916’da yeniden Erzurum’a girmiş, ancak Sovyet İhtilali sonrasında Aralık 1917’de kentten çekilmişlerdir. Brest-Litovesk’da yapılan antlaşmayla (3 Mart 1918) Erzurum yeniden Osmanlı topraklarına katılmıştır. I.Dünya Savaşı’ndan sonra Mustafa Kemal Paşa, 9.Ordu Müfettişliğine tayin edilerek 3 Temmuz 1919’da Erzurum’a geldi ve 4 Temmuz’da da Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni ziyaret etti. Erzurum Kongresi 23 Temmuz 1919’da çevre illerinden gelen 56 delegenin katılımı ile yapıldı. Mustafa Kemal Paşa ile Hüseyin Rauf Bey istifa eden iki delegenin yerine seçilerek kongreye katıldı. Kurtuluş Savaşı’nın ilk aşamasını oluşturan ve 7 Ağustos’a kadar çalışmalarını sürdüren Erzurum Kongresi’nde önemli kararlar alındı: 1- Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür ayrılık kabul edilemez; 2- İşgal ve müdahaleler sonucu Osmanlı Devletinin dağılması halinde millet tek vücut olarak yurdunu savunacaktır; 3- Vatanın bağımsızlığını korumaya İstanbul Hükümeti’nin gücü yetmediği takdirde, geçici bir hükümet kurulacaktır. 4- Bu hükümet milli kongre tarafından seçilecektir; 5- Kongre toplantıda değilse bunu Heyet-i Temsiliye üstlenecektir; 6- Kuvâ-yı Miliyeyi etken ve milli iradeyi hakim kılmak esastır; 7- Hıristiyan azınlıklara siyasî hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez; 8- Manda ve himaye kabul edilemez; Milli Meclis’in hemen toplanmasını ve hükümet işlerinin meclis denetiminde yürütülmesini sağlamak için çalışılacaktır. Kongre çalışmaları sonunda Heyet-i Temsiliye ismi altında bir yürütme organı seçildi. Bu heyette Mustafa Kemal Paşa, Hüseyin Rauf Bey, İzzet Bey, Raif Efendi, Servet Bey, Şeyh Fevzi Efendi, Bekir Sami Bey, Sadullah Efendi ve Hacı Musa Bey bulunuyordu. Erzurum’da günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; V.yüzyılda Bizans İmparatoru II.Theodosios zamanında yapılan kalenin kalıntıları, Erzurum Kalesi, Oltu Kalesi, Avnik Kalesi, Hasan Kale, XII.yüzyılda yapılan İzzeddin Saltuk’un Kale Mescidi, Saltuklu yapısı olan Tepsi Minare (Saat Kulesi), Erzurum Ulu Camisi, Lala Mustafa Paşa’nın Lala Mustafa Paşa Camisi, Kuyucu Murat Paşa Camisi, Gürcü Kapısı Camisi (Ali Ağa), Boyahane Camisi, Caferiye Camisi, Kurşunlu Cami (Feyziye), Pervizoğlu Camisi, Derviş Ağa Camisi, Gümrük Camisi, Bakırcı Camisi, Ali Paşa Camisi, Narmanlı Camisi, İbrahim Paşa Camisi, Abdurrahman Gazi Camisi, Ayas Paşa Camisi, Şeyhler Camisi, Cennetzade Camisi, Esat Efendi Camisi, Kasımpaşa Camisi, Ane Hatun Türbesi, Ebu İshak’ı Kâzuruni Türbesi, Abdurrahman Gazi Türbesi, Alaeddin Ali Türbesi, Emir Şeyh Türbesi, Habip Baba Türbesi, Mahmut Paşa Türbesi, Hatuniye Medresesi (Çifte Minareli Medrese), Yakutiye Medresesi, Ahmediye Medresesi, Kurşunlu Medrese, Pervizoğlu Medresesi, Şeyhler Medresesi, Emir Saltuk Kümbeti, Karanlık Kümbet, Gümüşlü Kümbet, Cimcime Sultan Kümbeti, Rabia Hatun Kümbeti, Üç Kümbetler, Rüstem Paşa Kervansarayı, Çoban Köprüsü, Aziziye Anıtı, 1293 Savaş Anıtı bulunmaktadır. Ayrıca 1965 yılında heykeltıraş Hakkı Atamulu’nun yaptığı Atatürk Anıtı vardır. Erzurum'da Türk sivil mimarisi özelliklerini gösteren evler bulunmaktadır. GEZİLECEK YERLER Palandöken Kayak Merkezi 3185 m. zirveye sahip Palandöken dağları, Erzurum'un güneyinde yer alır ve doğu-batı yönünde uzanır. Türkiye'de kış turizmi için yapılan ilk ciddi ve kapsamlı proje Erzurum-Palandöken Kış Sporları ve Turizm Mastır Plan Çalışmasıdır. Yapılan çalışmada Palandöken Dağlarının doğal yapısı ve iklimi ile uluslararası kış sporları merkezi niteliğine sahip olduğu tespit edilmiştir. Projede, üç alan üzerinde gün toplam 32 bin kişinin kayak yapabileceği, uluslararası yarışmalar hatta kış olimpiyatlarının düzenlenebileceği, 6 bin kişinin doğrudan istihdam edilebileceği öngörülmektedir. Ulaşım: Erzurum'a Ankara ve İstanbul'dan her gün uçak seferleri bulunmaktadır. Kayak Merkezi Erzurum Şehir Merkezine 5 km. uzaklıktadır. Hava alanına ise yalnızca 10 dakika mesafededir. Kış mevsimi boyunca şehir merkezinden halk otobüsü seferleri bulunmaktadır. Coğrafya: Erzurum Türkiye'nin en yüksek ve soğuk illerinden biridir. Sert kara iklimi hüküm sürer. Yılın 150 günü karla örtülüdür. Normal kış koşullarında 2-3 metre kar yağışı almaktadır. Hakim rüzgar yönü güney ve batı yönlerindedir. Kayak alanı 2200 - 3176 m. yükseklik kuşağı üzerinde yer almaktadır. Karasal iklim nedeniyle, mevsim boyunca "toz kar" üzerinde kayak yapılmaktadır. 10 Aralık-10 Mayıs arasındaki dönem kayak etkinlikleri için en uygun zamandır. Konaklama ve Diğer Hizmetler: 4 ve 5 yıldızlı konaklama tesisleri, kayak evi, günübirlik tesisler ve lokantalar bulunmaktadır. Kayak dersi ve malzeme kiralama hizmetleri verilmektedir. Mekanik Tesisler ve Pistler: Palandöken Kayak Merkezindeki pistler dünyanın en uzun ve dik kayak pistleri arasında yer almaktadır. En uzun pisti 12 km. olan kayak pistlerinin toplam uzunluğu 28 km.yi bulmaktadır. Başlangıç yeriyle varış noktası arasındaki yükseklik farkı 1000 m. olan Palandöken'de Slalom ve Büyük Slalom yarışmaları için 2 adet tescilli Kayak Pisti mevcuttur. (Ejder Pisti ve Kapıkaya Pisti) Kayak Merkezinde 5 adet telesiyej (toplam 4500 kişi/saat kapasiteli), 1 adet teleski (300 kişi/saat kapasiteli ), 2 adet baby lift ( toplam 1800 kapasiteli ) ve 1 adet gondol lift (1500 kişi/saat kapasiteli) hizmet vermektedir. Müzeler Erzurum Arkeoloji Müzesi Adres: Yenişehir Caddesi No: 11 Tel: (0442) 233 04 14 Faks: (0442) 233 04 15 Erzurum Atatürk Evi Müzesi Adres: Cumhuriyet Caddesi Tel: (0442) 234 20 37 Faks: (0442) 233 04 15 Erzurum - Türk İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi (Yakutiye Medresesi) Adres: Cumhuriyet Caddesi Tel: (0442) 235 19 64 Faks: (0442) 233 04 15 Erzurum - 23 Temmuz Kongre Salonu Müzesi Örenyerleri Erzurum Kalesi Adres: Yenişehir Cad. No:11 Erzurum Tel: (442) 218 14 06 Erzurum Çifte Minareli Medrese Üç Kümbetler Kuleler ve Kaleler Saat Kulesi: İç kale mescidine minare olarak yaptırılan Saat Kulesi, Tepsi Minare ve Kule diye de adlandırılmaktadır.Şehre hakim bir tepe üzerinde kurulu bulunan Erzurum Kalesi'nin surlarındaki Saat Kulesi her taraftan çok rahatlıkla görülebilmektedir. Erzurum Kalesi: Erzurum İli'ne 79km uzaklıktaki Horasan-Pasinler-Erzurum tarihi İpek Yolu üzerindedir. İlk inşa tarihi kesin olarak bilinmeyen Erzurum Kalesi'nin M.S. 5.yy ilk yarısında Bizanslılar tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Camiler ve Kiliseler İl merkezindeki Lalapaşa Cami, Üç Kümbetler ve Ovşank Kilisesi görülmeye değerdir. Üç Kümbetler: Üç kümbetlerden sekiz köşeli plan üzerine oturtulmuş olan Saltuklu Devleti'nin kurucusu Emir Saltuk'a ait olduğu sanılmaktadır. Tamimiyle kesme taştan yapılmış olan kümbetlerin diğer ikisini kimlerin yaptığı bilinmemektedir. Kümbetlerin genel olarak 13 üncü yüzyıl sonu ve 14 üncü yüzyıl başına ait oldukları kabul edilmektedir. Üç kümbetler Türklere ait diğer kümbetlere nazaran değişik planları, kullanılan malzeme ve süslemeleri açısından ayrı bir yer tutar. Medreseler Çifte Minareli Medrese: 13'üncü yüzyılın sonlarında İlhanlılar tarafından yaptırılmıştır.Anadolu Selçuklu Mimari geleneğinde açık avlulu, iki katlı ve iki minareli eğitim kurumu, Anadolu'nun en büyük medresesidir. Yakutiye Medresesi: Hoca Celaleddin Yakut tarafından MS 1310 yılında inşa edilmiştir.İlhanlı döneminden günümüze kalan nadir eserlerden birisidir. İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır. Köprüler ve Bedestenler Çobadede Köprüsü: 1297-98 yıllarında İlhanlıların Veziri Emir Çoban Salduz tarafından yaptırılmıştır.Aras nehri üzerinde 7 kemer gözlü olarak inşaa ettirilen önemli bir yapıttır. Rüstempaşa Bedesteni: Kanuni Sultan Süleyman'ın Sadrazamı Rüstem Paşa tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan iki katlı bina halen çarşı olarak kullanılmaktadır. Çarşıda daha ziyade oltu taşı satıcıları faaliyet göstermektedir. Mesire Yerleri Tortum Çağlayanı: Tortum Gölü'nün son kısmında, Tortum Çayı'nın 48 m yüksekten düşmesiyle meydana gelen çağlayan vadideki bir dağın heyelan sonucu çayın önünü kapatmasıyla oluşmuştur. Erzurum'a 120 km mesafededir. Baharda suyun bol olduğu mevsimde tabii manzarası ve heybetiyle seyrine doyum olmaz. Kaplıcalar Pasinler Termal Turizm Merkezi Yeri: Pasinler ilçe merkezinde ve Erzurum-Tahran uluslar arası geçiş yolu üzerinde yer alır. Ulaşım: İlçe merkezindedir. Suyun Isısı: 39oC -45oC PH Değeri: 6,5 Özellikleri: Bikarbonatlı, Klorürlü, Sodyumlu, Karbondioksitli, kısmen radyoaktif bir bileşime sahiptir. Yararlanma Şekilleri: İçme ve banyo kürleri Tedavi Ettiği Hastalıklar: Romatizma, sinir ve kas yorgunluğu, sinirsel hastalıklar, eklem ve kireçlenme gibi hastalıklara olumlu etki yapar. Konaklama Tesisleri: Konaklama tesisleri yeterli konfora sahip değildir. Kuş Gözlem Alanı Doğu Karadeniz Dağları Erzurum Ovası Sportif Etkinlikler Rafting: Erzurum'un İspir ilçesi sınırlarından geçen Çoruh Nehri rafting yapmaya en elverişli akarsulardan birisidir. Derin kanyonları ile ilgi çeken Çoruh, her yıl turistlerin akımına uğrar. 1993 yılında Dünya Rafting Şampiyonası Çoruh Nehrinde yapılmıştır. Trekking: Erzurum'un kuzeyinde yer alan Dumlu Dağları üzerinde yabancı turistler tarafından günü birlik doğa yürüyüşleri yapılmaktadır. Bu yürüyüşe gidenler üç saatlik bir yürüyüşle Dumbu Baba diye adlandırılan ve Fırat Nehri'nin önemli kollarından biri olan Karasu'nun kaynağı durumundaki soğuk su gözesine varırlar, burada bir süre dinlenen ziyaretçiler dönüş yürüyüşüne Kırkgöze Köyü üzerinden yaparlar buna benzer dağ yürüyüşleri Erzurum'un güneyinde bulunan Palandöken Dağları üzerinde de yapılmaktadır. COĞRAFYA Erzurum ili, Türkiye'nin orta ve batı kesimlerine göre, yükseltinin fazla olduğu illerinden biridir. Doğu Karadeniz Dağlarının doğu uzantıları olan Rize Dağları, ili kuzeyden çevreler ve Rize ile sınırını oluşturur. Karadeniz'e paralel düzenli sıralar durumunda uzanan bu dağlar, geçit vermez ve yüksektir. En yüksek noktaları 3937m. yüksekliğindeki Kaçkar Tepesi ile Verçenik Tepesi'dir. Dumlu Dağından doğuya doğru uzandığında iki yüksek dağ sırasına ulaşılır. Tortum'a doğru olanı Güvercin Dağıdır; Pasinler Ovası ile Gürcü Boğazı arasını doldurmuş olanı ise Karga Pazarı Dağlarıdır. Erzurum şehrini doğudan çevreleyerek Palandöken Dağlarına ulaşır Erzurum şiddetli karasal Doğu Anadolu iklimi bölgesinde yer alır. İlin yıllık sıcaklık ortalaması 6.0 derece kadardır. Erzurum Köprüleri Altın Halkalı Köprüsü (Merkez) Erzurum’da Aras Nehri üzerindeki Altın Halkalı Köprüsü’nün kitabesi günümüze gelemediğinden ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı kesinlik kazanamamıştır.Bununla beraber XIII.yüzyılda yapıldığı mimari üslubundan anlaşılmaktadır. Evliya Çelebi köprünün Çobaniyandan Melik Gazi tarafından yaptırıldığını yazmıştır. Ayrıca köprü yıkılır veya harap olursa onarılması için de mermer üzerine altından bir halka konulduğunu belirtmiştir. Bu yüzden de köprüye Altın Halkalı Köprü ismi yakıştırılmıştır. Kesme taştan yuvarlak kemerli bir köprüdür. Murat Köprüsü (Merkez) Erzurum’da şehir içinde Murat Suyu üzerinde bulunan köprü Narmanlı ve Sıvırcık mahallelerini birbirine bağlamaktadır. Köprü Sultan IV.Murat’ın (1623-1640) Erzurum’u imar ederken bu köprünün yapılmasını istemiştir. Kitabesi bulunmamaktadır. Ancak yapı üslubundan XVII.yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Köprü kesme taştan ve tek kemerli olarak yapılmıştır. Çoban Dede Köprüsü (Köprüköy) Erzurum-Varto karayolu üzerinde Hasankale’nin 15 km. doğusundadır. Köprü İlhanlı hükümdarı Gazan Han’ın (1295-1304) zamanında yörede yapılan imar çalışmaları sırasında Veziri Salduzlu Emir Çoban Noyin tarafından l297-1298 yıllarında yapılmıştır. Köprünün yapı formu ve baş kısmındaki bezmeler Selçuklu ve İlhanlı üslubunu yansıtmaktadır. Karga Pazarı ve Aras nehirlerinin birleştiği yerde yapılan köprü 128.00 m. uzunluğunda 8.50 m. genişliğindedir. Köprünün en büyük kemer açıklığı l3.00m olup en yüksek noktası da 30.00 m.dir. Yedi yuvarlak kemerli gözden meydana gelen köprünün ilk gözü son yıllarda yapılan onarım sırasında kapatılmıştır. Bugün altı gözlü olan köprü Homigi Köyü’nden getirilen taşlarla yapılmıştır. Köprünün kemerleri siyah kırmızı ve gri renkli kesme taşlardan yapılmıştır. Taşların işlenişinde son derece ahenkli ve iyi bir işçilik gözlemlenmektedir. Ayrıca köprü ayaklarının altına yatay olarak ardıç ağaçları döşenmiştir. Böylece köprünün batmaması sağlanmıştır. Köprü ağırlığını hafifletmek için de tampon duvarları arasında boşluklar bırakılmıştır. Köprünün ayakları üzerinde son derece güzel işlemeleri olan köşkler yapılmıştır. Köprünün iki tarafında dörderden üzerleri kubbeli sekiz köşk yerleştirilmiştir. Bunların bazılarının üzerlerinde alemler ve işaretler görülmektedir. Köprü çeşitli dönemlerde onarılmıştır. Köprünün l872 yılı onarımını gösteren kitabe güneydeki korkuluk üzerine yerleştirilmiştir. Bu onarım öncesinde l727 yılında da bir onarım daha geçirmiştir. Bunun dışında l946-l948 yıllarında bir kez daha onarılmıştır. Dervişağa Köprüsü (Kuzgunköyü Köprüsü) (Pasinler) Erzurum Serçme Çayı üzerinde Kuzgunköyü’nde olan köprü kitabesinden öğrenildiğine göre Derviş Ağa tarafından l703 yılında yaptırılmıştır. Köprü muntazam taşlarla tek gözlüdür.Çeşitli onarımlar geçirmiş tek kemeri yıkılınca ahşap olarak yapılmıştır. En son l938’de bir kez daha onarılmıştır. Karas Köprüsü (Ilıca) Erzurum Ilıca ilçesinde Karaz Köyü’nün doğusunda bulunan köprü XVII.yüzyılda yapılmıştır. Bu köprünün daha önceden yapılmış bir köprü üzerine Osmanlı döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Köprü 85.00 m. uzunluğunda 5.20 m. genişliğindedir. Sekiz sivri kemerli gözden meydana gelen köprünün en büyük kemer açıklığı 4.60 m.dir. Köprü kemerlerinin üzerinde ince bir tahfif kemeri daha bulunmaktadır. Bunun üzerinde de oldukça iri blok taşlardan oluşan bir korkuluk duvarı bulunmaktadır. Kesik Köprü (Tortum) Erzurum Tortum ilçesindeki köprü Tortum-Çamlıyamaç yolu üzerindedir. Kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Ancak yapı şeklinden Osmanlı döneminde yapıldığı anlaşılmaktadır. Kireçli Köprü (Tortum) Erzurum Tortum ilçesinde Tortum-Şelale yolu üzerindedir. Köprünün kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yapı şeklinden Osmanlı döneminde yapıldığı anlaşılmaktadır. Kesme taştan ve tek gözlü bir köprüdür. Ortadaki tek göz oldukça geniş ve sivri kemerlidir. Günümüzde de kullanılmaktadır. Erzurum Anıtları Aziziye Anıtı (Merkez) Erzurum’un 10 km. kuzeydoğusunda Top Dağı’nda bulunan Aziziye Anıtı Aziziye Tabyasının önünde 1952 yılında 3.Ordu Komutanı Orgeneral Nurettin Baransel tarafından yaptırılmıştır. Bu anıt 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nın anısına dikilmiştir. Anıt kesme taştan yapılmış üzerindeki bronz plakada: “Bu gelinlik genç kızlar ihtiyar erkekler ve nineler kendi namusları ve Türk milletinin şan-ü şerefi için can verdiler dövüştüler ve öldüler. Şimdi Türk milletinin kalbinde yaşıyorlar. 1877-1952” yazılıdır. Anıtın sağında dört temsili mezar yapılmıştır. Bunlar asker gençler kızlar ve ihtiyarlar için sembolik mezarlardır. Ayrıca anıtta bu savaşın ve Aziziye şehitlerinin anısını sembolleştirmek için bir takım kabartmalara da yer verilmiştir. Sivas Demiryolu Cer atölyesinde yapılan bu 3 kabartmada Erzurumlu Dadaş Rus askerini hançerlerken Türk askeri de Rus askerinin başında tüfeğini parçalarken temsil edilmiştir. Ayrıca gelinlik yaştaki bir genç kızın elindeki satır ile yine bir Rus askerine hücum etmektedir. Bu anıtın arkasındaki mezarda 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Ruslarla savaşan Türk kadını Nene Hatun’un (1857-1957) mezarı bulunmaktadır. Bu mezarın üzerindeki plakada da: “1877 Osmanlı-Rus harbinde Türk kadınının savaşçılık ruh ve asaletini dünyaya tanıtan kahraman Türk anası Nene Hatun ruhuna Fatiha. Vefatı 22 Mayıs 1957” yazılıdır. 1293 Savaşı Anıtı (Merkez) Erzurum’un 5 km. kuzeydoğusunda Pasinler yolu üzerinde bulunan Sivişli Dağı’nın eteğinde bulunan bu anıt 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda şehit olan askerler için dikilmiştir. Dikdörtgen piramit şeklindeki anıtın tepe noktası kırık olarak yapılmıştır. Anıtın ön yüzünde “1293 Harbi Şehitliği 1877-1878” yazılıdır. Atatürk Anıtı (Merkez) Erzurum Cumhuriyet ve Yenişehir Caddeleri’nin kesiştikleri meydanda bulunan Atatürk Anıtı Erzurum Kongresi’nin 46.yıldönümü nedeniyle 23 Temmuz 1965’te yapılmıştır. Heykel Heykeltıraş Hakkı Atamulu’nun eseridir. Atatürk anıtı meydandaki havuzun kenarında 2.00x13.50 m. ölçüsünde bir kaide üzerinde bulunmaktadır. Bu kaidede Atatürk’ün Erzurum Kongresi’nde 54 delegeye yaptığı konuşmayı açıklayan kabartma bir rölyef yapılmıştır. Bunun üzerine de Atatürk’ün 3 50 m. yüksekliğinde bir heykeli oturtulmuştur. Bu heykelde Atatürk askeri üniforması ile bir elinde kılıç tutarken diğer elinde de Sevr Antlaşması’nı buruşturmaktadır Erzurum Tabyaları XIX. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı İmparatorluğu siyasi ve askeri alanda büyük güçlükler ile karşılaşmıştır. Osmanlıların bu durumundan yararlanmak isteyen Ruslar Osmanlı İmparatorluğuna savaş açmışlardır.Bu nedenle de Osmanlılar savunma amaçlı olarak Erzurum’un doğusunda ve çevresinde savunma amaçlı tabyalar yapmışlardır. Bu tabyaların büyük bir kısmı Erzurum Kars Ardahan’da bulunuyordu. Bu dönemlerde topun tahrip gücünün artması ve menzilinin uzunluğundan ötürü kale ve surlar önemini yitirmiş yerini tabyalar almıştı. Bu nedenle de Erzurum şehrinin çevresi “ToprakTabya” denilen bir nevi surlarla çevrilmiştir. Öncelikle Erzurum çevresinde bu Toprak Tabyalar yapılmış ardından da bunu diğerleri izlemiştir. Bunlar Erzurum’a kuzeyden ve güneyden gelecek Rus saldırılarını önlemek amacıyla yapılmışlardır. 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Erzurum’un etrafındaki toprak tabyaların yetersiz kalmasından ötürü yeni tabyaların yapılmasına lüzum görülmüştür. Öncelikle şehre doğudan ve kuzeyden gelen yolları kontrol altında tutabilmek için Sultan Abdülmecit zamanında Zarif Mustafa Paşa’nın kontrolünde l852’de Topdağı’nda Mustafa Paşa’nın ismini taşıyan bir tabya yapılmıştır. Ancak topların daha da gelişmesinden ötürü Toprak Tabya’nın yanı sıra Topdağı’na I II III numaralı Aziziye Tabyaları ile onların güneybatısına Kiremitlik Tepelerine 1867-l872 yıllarında Büyük ve Küçük Kiremitlik Tabyaları yapılmıştır. Bu tabyalar Fosfor Mustafa Paşa’nın düzenlediği bir plan içerisinde yapılmış olup şehre uzaklığı da 4-5 km idi. Bu tabyaların yapımı sırasında da Kars yolu üzerinde yeni bir tabya daha onlara eklenmiştir. Erzurumluların da maddi ve işgücü katılımlarıyla yapılan bu tabyalara da “Ahali Tabyası” ismi verilmiştir. Osmanlı Tarihine 93 Harbi olarak geçen l877-l878 Osmanlı-Rus savaşında bu tabyaların büyük faydası olmuştur. Osmanlılar bu tabyaların yardımıyla Rusların ilerlemesini durdurabilmişlerdir. Sultan II.Abdülhamit zamanında da olası bir Rus hücumuna karşılık şehri daha uzak noktalardan koruyabilmek için yeni tabyaların da bunlara eklenmesine karar verilmiştir. Bunun için de Erzurum’a 8-25 km uzaklıklarda Oltu-Tortum yolunu kontrol eden Tafta ve Karagöbek; doğuda Çobandede Dolangez İlave Uzunahmet Küçük Höyük Büyük Höyük tabyaları birinci savunma hattı olarak yapılmıştır. Bunların ardından ikinci hat olarak Sivisli Ağzı Açık Toparlak Gez tabyaları yapılmıştır. Güney yönünde de Küçük Palandöken ve Büyük Palandöken tabyaları yapılmıştır. Bu tabyalar on dört adet olup 30x40 ve 225x90 m. gibi ölçülerde değişen savunma tesisleridir. Doğudaki Mecidiye ve Aziziye Tabyaları 93 Harbinin (1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı) cereyan ettiği alandır. 21 adet tabyanın hepsi kesme taşla inşa edilmişlerdir. Süslemeleri yoktur. Büyük boyutlu yapılardır. Bunlardan Büyük ve Küçük Palandöken Tabyaları yaklaşık 3000 m. rakımda inşa edilmiştir. Bu tabyalar mimari yönden estetik ve yapı üslubu olarak üzerlerinde özenle durulmamıştır. Burada daha çok sağlamlık ve kullanım esasları ön plana alınmıştır. Palanlarında ve araziye yerleşiminde daha çok bulundukları yerlerin konumu genişliği kontrol altında tutacakları yerler ön planda tutulmuştur. Bu yönden ikisi dışında tabyalar birbirlerine benzemezler. Bu konuda bir araştırma yapan Prof.Dr.Haşim Karpuz tabyaları “Hilal Tabya” ve “Yay Tabya” olarak iki ayrı guruba ayırmıştır. Sivri bir tepe üzerinde yapılmış olan tabyalar daha toplu ve daire şeklindedirler. Bunun yanı sıra daha yayvan ve daha az sarp olan tepe ve sırtlarda yapılanlar yay şeklinde yapılmışlardır. Bu tabyalar yan yana odalardan meydana gelmiş üzerleri kalın bir toprak tabakasıyla örtülmüştür. Düşmanın geleceği yönün aksi tarafında da askerlerin toplantı avluları vardı ve ayrıca depo revir gibi yapılara da burada yer verilmiştir. Tabyaların en geniş bölümünde Kışla odaları bulunmaktadır. Bunlar birbirleriyle bağlantılı dikdörtgen odalardan oluşmaktadır. Odaların genişlikleri 3.00-4.00 m. olup derinlikleri 6.00-l4.50 m.dir. Çoğunlukla tek katlı olan kışla odalarının bazıları yer kazanmak amacıyla ahşap kalaslarla ikiye bölünmüş ve iki katlı duruma getirilmişlerdir. Bunlardan Büyük Kiremitlik Tabyası iyi bir durumda günümüze gelerek iki katlı kışlalara bir örnektir. Bu tabyalar saldıran güçlere yönelik taraflarda 5.00-10.00 m. kalınlığında bir toprak yığını ile takviye edilmiştir. Alttan ve üstten kalın toprak tabakaları ile örtülü olan bu tabyaların karşı taraftan seçilmeleri de hemen hemen imkansızdır. Aynı zamanda da topçu ateşinin etkisinden uzak kalmaktadır. Bu tabyaların biraz dışında da karargah olarak kullanılan korunaklı binalar da bulunmaktadır. Bu karargah binaları da yan yana odalar ile fırın mutfak ve hamamdan meydana geliyordu. Tabyaların yan taraflarında daha yüksek olarak top mevzileri ele onların yanında topçu odaları da bulunuyordu. Bunlara tabyaların yanlarındaki merdivenlerle çıkılıyordu. Bu topçu odaları gizli bir merdivenle koğuşlara bağlanmıştı. l877-1878 Osmanlı-Rus Savaşından sonra yapılan tabyalara bir de pusu odaları yerleştirilmiştir. Bunlar “L” “U” ”T” şeklinde yapılmış çokgen veya dikdörtgen mekanlardır. Bunların hendeğe yönelik kısımlarına mazgallar yerleştirilmiştir. Bu odalar hendeği kontrol altında tuttuğu gibi hücuma geçen karşı tarafı pusu kurarak hafif silahlarla gelenleri topçu bataryalarından uzak tutuyorlardı. Bunların yapılışında fark edilmemek esas olmuştur. Erzurum’un 10 km. kuzeydoğusunda Top Dağındaki Aziziye Tabyası önüne l877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı anısına l952 yılında Aziziye Şehitleri anıtı dikilmiştir. 1877-1878 Savaşında Müşir Katırcıoğlu Ahmet Mutar Paşa Doğu Beyazıt’dan Batum’a kadar uzanan cepheyi tutmuştu. Erzurum’u ele geçirmeyi hedefleyen Ruslar tabyaları baskınla ele geçirmeyi planlar ve bunun içinde Türk dilini konuşan Ermenilerin yardımıyla 9 Kasım l877’de Aziziye Tabyasını aldırıp nöbetçileri şehit ederler. Bu haber Erzurum’da duyulunca Erzurumlular kadın erkek ellerine ne geçirdilerse Aziziye Tabyasına koşarlar. O sırada henüz yirmi yaşında olan Nene Hatun’da kundaktaki kızı ve ondan biraz büyük oğlunu bırakarak et satırı ile cepheye koşmuştur. O sırada cepheden ağır yaralı gelen kardeşi şehit olmuş eşi ise cephede savaşmaktadır. Nene Hatun’u gören diğer Erzurumlular da onun peşinden gitmiş ve Aziziye Tabyası kurtarılmıştır. Böylece Nene Hatun’da Erzurumlular için bir sembol olmuştur. Bu anıtın arkasında da bu savaşta savaşan l857’de Erzurum’da doğan ve 22 Mayıs l955’de ölen Nene Hatun Aziziye Anıtının arkasına gömülmüştür. Erzurum Kaplıca ve İçmeleri Erzurum’un ova kesimlerinde tektonik kökenli havzalar bulunmaktadır. Bu nedenle de yörede yer yer sıcak su kaynakları ve kükürtlü kaplıcalar bulunmaktadır. Bunlardan Pasinler Ilıca ve Köprüköy Kaplıcaları Türkiye genelinde ün kazanmışlardır. Pasinler Kaplıcaları (Pasinler-Hasankale) Erzurum Pasinler ilçesindeki Pasinler Kaplıcası 205 metreden doğal çıkışlı olup 15 lt/Sn. akım değerine sahiptir. Bu kaplıcanın suyundan romatizma sinir ve kas yorgunluğu çeşitli sinirsel hastalıklar eklem ve kireçlenme tedavisinde yararlanılmaktadır. Kaplıca suyu 39-45 C. Arasında değişmekte olup bikarbonatlı klorürlü sodyumlu karbondioksitli ve kısmen de radyoaktif bileşimlidir. Pasinler Kalesinin güneyinde Hasankale Çayının iki yanında birbirlerinden yaklaşık 50 m. uzaklıkta yan yana iki ılıca bulunmaktadır. Bunlardan güneyindekine "Büyük Çermik" kuzeydekine "Küçük Çermik" denilmektedir. Büyük Çermik Kitabesine göre; 1565 yılında Dulkadiroğullarından Şah Bey tarafından yaptırılmıştır. Buradaki yapının içinde şifalı soğuk su kaynağı bulunmakta olup üzeri 14.50 m çapında bir kubbeyle örtülüdür. Sultan I.Murad tarafından 1749 yılında onarılmış ve bazı eklemeler yapılmıştır. Büyük Çermik' in 50 m. kadar kuzeyinde olan Küçük Çermik Hasankale Çayı’nın karşı kıyısındadır. Bu çermiğin ortasındaki 1.5 m. derinlikteki havuzu ve üzerini örten 8 m. ölçüsünde kubbeli bir mekân bulunmaktadır. Küçük Çermik' i Şah Bey' in kardeşi Mirza Ali’nin yaptırdığı söylenmektedir. Ilıca Kaplıcası (Ilıca) Erzurum’a 18 km. uzaklıktaki Ilıca Kaplıcalarının suyu 39.4 C. toplam sertlik: 38 frans Kalaviyet: 32.3 görünüş berrak renk hafif sarı koku yok tortu az Sodyum İyonu: 112 Mg./Lt. Magnezyum İyonu: 47.4 Mg./Lt. Demir ve Alüminyum: 3.6 Mg./Lt. Klor İyonu: 1403.3 Mg./Lt. Hidrokarbon: 1970.3 Mg./Lt. Akım değeri: 6 Lt/Sn. Bu kaplıcaların suları; mide bağırsak karaciğer safra kesesi beslenme bozuklukları ve romatizma hastalıklarına olumlu etki etmektedir. Selçuklular tarafından yaptırılan kaplıca 1965 yılında İller Bankası tararından tekrar inşa edilmiş banyo kısımları ve havuz önlerine hamam eklenmiştir. Köprüköy (Deli Çermik) Kaplıcaları (Köprüköy) Erzurum Köprüköy ilçesindeki Köprüköy Kaplıcası ilçeye 58 km. uzaklıktadır. Bu kaplıcanın suyu 26 C. olup bikarbonatlı sodyumlu kalsiyumlu karbondioksitli demirli ve bromürlü bir bileşime sahiptir. Suyun Ph değeri 6.12’dir. Akım değeri ise 101 lt/sn’dir. Kaplıcanın suyu sindirim sistemi böbrek ve idrar yolları kan dolaşımı ve kalp hastalıkları metabolizma bozuklukları ve romatizmal rahatsızlıkların tedavisinde yararlanılmaktadır. Bunların dışında Erzurum’da Soğuk Çermik Uzunahmet Çermiği Başpınar Çermiği Kızıl Çermik Köprüköy yakınında Deli Çermik ve Çamuru bulunmaktadır. Bu çermikler romatizma kadın hastalıkları ve deri siyatik ve felç gibi hastalıklara iyi gelmektedir. Erzurum Müzeleri Erzurum Arkeoloji Müzesi (Merkez) Erzurum ve çevresindeki arkeolojik eserlerin toplanmasına l942 yılında başlanmıştır. Erzurum ve yöresi eski eser yönünden oldukça zengin bir bölgedir. Erzurum’un batısındaki Karaz Pulur Güzelova höyüklerinde yapılan arkeoloji kazıları M.Ö 3000 yıllarına kadar inen buluntuları ortaya koymuştur. Milli Eğitim Bakanlığı Antikiteler ve Müzeler Müdürlüğünün çabaları 3.Umumi Müfettişlik Kültür Müşaviri Murat Uraz tarafından Erzurum’da ele geçen eserlerin sergilenmesi için Yakutiye Medresesi l943 yılında müze olarak tahsis edilmiştir. Burada o güne kadar ele geçen eserler bir araya getirilmiş ancak müze l947 yılına kadar belirli bir aşama gösterememiştir. Bu arada müze l947 yılında Çifte Minareli Medrese’ye taşınmıştır. Erzurum’da eserlerin artması sonunda Çifte Minareli Medrese yeterli olamamış yeni bir müzeye büyük bir gereksinim duyulmuştur. Bu konu 6.Milli Eğitim Şurasında konu edinilmiş l964 yılında yeni bir müze yapılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine Murat Paşa Mahallesinde belediyeye ait bir arsa Milli Eğitim Bakanlığına tahsis edilmiş Y.Mimar İhsan Kıyğı’nın projesine göre l965 yılında yeni müzenin yapımına başlanmıştır. Yeni müzenin yapımı l967 yılında tamamlanmış teşhir ve tanzim düzenlemelerinden sonra da aynı yıl ziyarete açılmıştır. Bu arada Çifte Minareli Medrese İslâmi Taş Eserler ve Etnoğrafya Müzesi haline getirilmiştir. Yakutiye Medresesi l994 yılında Türk-İslam Eserleri ve Etnoğrafya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Erzurum yöresinde arkeoloji kazılarının artması müzedeki eserlerin zenginleşmesine yol açmıştır. Sos Höyük İkiz tepeler höyüklerinde ortaya çıkarılan eserler Urartu keramikleri Urartu yazıtları madeni kaplar süs eşyaları mühürler silahlar adak stelleri adak levhaları rhitonlar müzenin başlıca eserleri arasındadır. Bunları Heykeller kutsal ocaklar M.Ö.2000 yıldan bu yana yapıla gelen diadem yüzük küpe gibi altın eserler cam şişeler pişmiş topraktan lahitler çeşitli dönemlere ait sikkeler de tamamlamaktadır. Ayrıca 500.000 yıl önce yaşamış olan mamut fosilleri yumuşakça fosilleri bitki fosilleri ve obsidyenlerin yer aldığı Tabiat Tarihi Bölümü Salonu ile l918 yılında Ermeni Komitacıların Erzurum’da yapmış olduğu katliamları içeren malzemelerin sergilendiği ve bugün bazı batılı devletlerin Türkiye’yi suçlamalarına yanıt verecek objektif şekilde düzenlenmiş bölüm müzenin üzerinde durulacak konuları gözler önüne sermektedir. Türk İslam Eserleri ve Etnoğrafya Müzesi (Merkez) Erzurum Türk İslam Eserleri ve Etnoğrafya Müzesi İlhanlı Hükümdarı Sultan Olcayto döneminde Cemalettin Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında yaptırılmış olan Yakutiye Medresesi’nde 29 Ekim l994 de ziyarete açılmıştır. Müzede Erzurum yöresinden derlenen etnoğrafik eserler sergilenmektedir. Bunların başında yöresel giysiler takılar madeni eserler düz yaygılar halı kilim cicim sumak el yazmaları tartılar ve tarikat eşyaları gelmektedir. Ayrıca Selçuklu dönemine ait çeşitli eserler Oltu taşından tespih ve ağızlıklar ile sikkeler gelmektedir. Bütün bu eserler müzede on bir bölüm halinde sergilenmektedir. Atatürk Evi Müzesi (Merkez) Erzurum’da Atatürk Evi Müzesi XIX.yüzyılda yapılmış olan ve l915-1916 yıllarında dokuz ay Alman Konsolosluğu olarak kullanılan evde açılmıştır. Bu bina 12 Mart l918’de Erzurum’un işgalden kurtuluşundan sonra Erzurum Valiliği’nin ikametgahı olmuştur. Erzurum Valisi Mahir Akkaya 3 Temmuz l919 yılına kadar burada oturmuştur. Atatürk 9 Temmuz-29 Ağustos l919 da Erzurum Kongresi çalışmaları sırasında Hüseyin Rauf Bey ve arkadaşları ile bu evde kalmıştır. Atatürk’ün Erzurum’dan ayrılmasından sonra ev yeniden vali konağı olarak kullanılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra 13 Eylül l924’de Erzurum’da meydana gelen depremden sonra Atatürk eşi Latife Hanım ile birlikte 30 Eylül l924 günü Erzurum’a gelmiş ve Belediye Başkanı Nazif Bey tarafından Erzurumlu bir kuyumcuya yaptırılan altın anahtar ile evin tapusu Atatürk’e Erzurum adına takdim edilmiştir. Atatürk’ün ölümünden sonra da bu ev kız kardeşi Makbule Baysan’ın isteği ile Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağışlanmıştır. Bu ev 3 Ekim 1984’de de Kültür Bakanlığı yönetiminde Atatürk Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Erzurum Kongresinin yapıldığı günleri yansıtmak amacıyla o günlerde kullanılan eşyaların asılları ve benzerleri Erzurum Müzesince teşhir ve tanzimi yapılmıştır. Müzenin giriş katında girişin sağındaki oda yönetim odasıdır. Onun yanındaki oda Vilayet-i Şarkiye Müdafa-i Hukuk Milliye Cemiyeti Erzurum Şubesi Başkanı ve Eski mebuslardan Kadı Koca Raif Dinç’in eşyalarına ayrılmıştır. Bu odanın karşısında Anadolu’da yayınlanan Türk gazetesi Envari Şarkiye’nin Milli Mücadele gazetelerinden Albayrak’ın ve Erzurum Kongresi’nin bildirilerinin basıldığı matbaa makinesi bulunmaktadır. Müzenin birinci katında Atatürk’ün Erzurum’a gelişinde toplu halde çekilen büyük boy fotoğraf ile Erzurum Kongresi üyelerinin yaşam öyküler ile fotoğrafları bulunmaktadır. Salona açılan odalar Atatürk’ün çalışma odası ile yatak odası olarak düzenlenmiştir. 23 Temmuz Kongre Salonu Müzesi (Merkez) Erzurum’da Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirilen Erzurum Kongresi İdadi Mektebi'nde yapılmıştır. Bu okul 1925 yılında geçirdiği bir yangın sırasında ahşap bölümleri yanmış aynı yılda yeni yapılan eklerle onarılmıştır. Bundan sonra da Yapı Sanat Mektebi olarak kullanılmıştır. Bu yapının ikinci katındaki salon ve bu salona açılan iki oda Milli Eğitim Bakanlığı’nca Kongre Müzesi olarak düzenlenmiştir. Bu müzede kongre üyelerinin fotoğrafları ve yaşam öykülerini içeren bilgiler duvarlara asılmıştır. Ayrıca kongreden kalan sıralar ve belgelerde burada sergilenmektedir. Kongre Caddesi Erzurum Çeşmeleri Erzurum çeşmelerinin su kaynaklarının büyük bir kısmı dağ sularından gelmektedir. Bu kaynaklar Osmanlı İmparatorluğu döneminde şehrin gereksinimini karşılayabilmek için hayırsever kişiler tarafından Palandöken Dağı eteklerinden künklerle şehre getirilmiş künkler aracılığıyla da çeşmelere dağıtılmıştır. Bu suların içerisine yabancı maddelerin karışmamasına da önem verilmiştir. Erzurum'un değişik mahalle ve semtlerindeki çeşmelere getirilen suların en önemlileri; Yeğenağa Suları Lalapaşa Suları Tophane Suları Çetecibaşı Suları Murat Paşa Suları Şeyhler Suları Hacı Derviş Ağa Suları Habib Efendi Suları İbrahim Paşa Suları ve Cafer Efendi Suları idi. Bu nedenle de şehrin hemen her köşesinde ve her sokağında gereksinimden fazla çeşme yapılmıştı. Tarihi kaynaklar Erzurum'da 200'e yakın çeşmenin varlığından söz etmişlerse de günümüzde bunların sayısı azalmıştır. Bu çeşmeler Klasik Osmanlı dönemi çeşmeleri burada da uygulanmıştır. Çeşmelerin büyük çoğunluğu mahalle aralarında tek çeşme olarak yapılmıştır. Bunun yanı sıra camilerin medreselerin yanında da onlara bağlı ve o yapıları yaptıran kişilerin eklediği çeşmeler de bulunmaktadır. Çoğunlukla dikdörtgen şekilde olup yuvarlak veya sivri kemerler içerisine ayna taşları altına da yalak taşları konulmuştur. Bunların üzerine de banilerinin ve yapım tarihlerini belirten kitabeleri yerleştirilmiştir. Arkalarına da su hazneleri ve suyu buraya getiren kanallar yapılmıştır. Erzurum çeşmeleri Anadolu’nun diğer bölgelerinde olduğu gibi kesme köfeki taşı veya yöresel Sivişli (Keverk) taşından yapılmışlardır. Kitabeler mermerdendir. Erzurum çeşmelerinin büyük bir bölümü XVIII.yüzyılda yapılmıştır. Genellikle tek yüzlü ve dikdörtgen bir cephe gförünümündedirler. Bu cephelere özel bir itina gösterilmiştir. Erzurum çeşmeleri birbirinin tekrarı görünümünde olup küçük ayrıntılarla mimari farklılıklar yaratılmıştır. Günümüze gelen Erzurum çeşmeleri arasında Cennet Çeşmesi Gürcü Kapısı Hacı Mehmet Çeşmesi (1681) Safiler (Sabahane) Çeşmesi (1556) Kale Çeşmesi (1745) Yazıcıoğlu Çeşmesi (1748) İsmail Ağa Çeşmesi (1734) Çeteci Abdullah Paşa Çeşmesi (1750-1755) Dört Güllü Çeşmesi (1775) Osman Ağa Çeşmesi (1677) Narmanlı Camisi Çeşmesi (1734) Akpınar Çeşmesi Hacı Dede Ağa Çeşmesi Kırmızı Çeşme Sansarcıbaşı Çeşmesi Dabakhane Çeşmesi Gül Ahmet Çeşmesi Recep Ağa Çeşmesi Paşa Pınarı Çeşmesi Sıvırcık (Sığırcık) Çeşmesi ve Bakırcılar Cami Çeşmesi bulunmaktadır. Bunların yanı sıra kitabesi olmayan ancak suları yönünden önemli çeşmeler de vardır. Bunların başında; Kırk Çeşme Zeynel Çeşmesi Cennet Çeşmesi Dabakhane çeşmesi Ali Paşa Çeşmesi Ayas Paşa Çeşmesi Bakırcı Çeşmesi ve Esat Paşa Çeşmesi gelmektedir. Erzurum Sivil Mimari Örnekleri Erzurum’un şiddetli ve sert iklimi sivil mimariyi de etkilemiştir.Bu durum Erzurum’a özgü bir sivil mimarinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Sivil mimarinin yapımında soğuğu engelleyecek kalın taş duvarlara gereksinim duyulmuş bu taş duvarlar birbirlerine kalın ağaç kirişlerle bağlanmış ve evlerin üzeri de çoğunlukla düz toprak dam ile örtülmüştür. Bu yapı sanatının aynı zamanda deprem kuşağı üzerinde bulunan Erzurum evlerinin yıkılmasına karşılık bir önlem amacını gütmüştür. Erzurum’un sivil mimarisini oluşturan evler genelde çift katlı olarak planlanmıştır. Bu evlerin alt katlarına taşlık mutfak kiler ve yemek odaları üst katlara da oturma ve yatak odaları yerleştirilmiştir. Bu odalarda dolaplar yüklükler bulunmaktadır. Bazı yatak odalarına da gusülhaneler eklenmiştir. Geleneksel evlerde oturma odalarına sedirler konulmuştur. Tavanlar genelde ahşap olup zengin kişilere ait olanlarda da bezemelere yer verilmiştir. Erzurum evlerindeki yapı sanatı kuşaktan kuşağa günün koşullarına göre geliştirilerek sürdürülmüştür. Erzurum evlerinin yapımında birbirinden farklı taş cinsleri kullanılmıştır. Bunlardan koyu renkli bazalt cinsi karataş temel ve su basmanlarında; hafif kalker olan boztaşlar da yapıların cephe duvarlarında kullanılmıştır. Kırmızı ve pembeye yakın kamber taşı ise daha çok zengin ailelerin evlerinde kullanılmıştır. Yapıların ara duvarlarında tuğlaya yer verilmiştir.Bunların yanı sıra ahşaba da yer verilmiştir. Çıralı çamın dayanıklılığından ötürü taşıyıcı kirişlerde ve kapı ile pencerelerde taş duvarlar içerisinde de hatıl olarak kullanılmıştır. Yapıların taş duvarlarında özellikle pencere ve kapı sövelerinde köşelerde kesme taşlara; evlerin orta kısımlarında moloz taşlara yığma olarak yer verilmiştir. Ancak bunların dışında zenginlere ait evlerin tüm yüzeyleri kesme taş ile kaplanmıştır. İç duvarlarda tuğlaları bağlayıcı olarak kireç harç kullanılmıştır. Bağdadi yapılarda ağaçları birbirine bağlanmasının yanı sıra boşluklar ot ve samanla doldurulmuştur. Erzurum evlerinin özgün üst örtüsünü diyagonal bindirmeler oluşturmuştur. Üst örtüde kare biçimli boşluk üzerine diyagonal bindirmelerle ahşap kirişler üst üste daralacak biçimde yerleştirilmiş ve böylece ortaya sekizgen piramidal bir çatı çıkmıştır. Bu örtü sistemi Erzurum evlerinin kendine özgü örtü sistemidir. Bunun yanı sıra iki yana eğimli daha basit bir örtü sistemi vardır ve Pasin Örtü olarak isimlendirilmektedir. Bu sistemde alınlıkların örtülmesinde kullanılan iki yana eğimli ağaç kirişlemenin üzerine söğüt dalları yerleştirilir ve bunun üzerine de toprak serilir. Böylece Pasin Örtü ile evlerin üst örtüsü tamamlanmış olur. Erzurum evleri iklim nedeniyle dışa fazla açılmamıştır. Pencereler küçük ve kepenklerle korunaklıdır. Bununla beraber kentteki yoksul halkın yaşadığı tek katlı basit evler de çoğunluktadır. Bu evlerin dışa kapalı birer avlusu olup asıl yaşam zemin katta geçmektedir. Avluda ise Tandır Evi denilen mutfaklar Merek denilen saman depoları da bulunmaktadır. Bunlardan tandır evlerinin üzeri çoğunlukla kırlangıç örtü ismi ile anılan bindirme ahşap hatıllarla oluşturulmuş sahte bir kubbe ile örtülmüştür. Tandır evinde ev halkının yemekleri pişirilir bunun yanı sıra yemek yenir dinlenilir ve yatılırdı. Erzurum’daki iki katlı evlerde zemin katın üzerindeki üst kat beden duvarlarından 40-90 cm. kadar dışarıya taşırılarak çıkmalar yapılır. Böylece üst katın yalnızca bazı odaları dışa taşırılır. Bu sitem Anadolu’nun bir çok yerinde görüldüğü gibi yapının tüm katını kapsamamaktadır Erzurum evlerinin çoğunda zemin katına bir de ahır yerleştirilmiştir. Erzurum’da zenginlere ait evlerde harem ve selamlık uygulamasının yapıldığı da görülmüştür. Ancak Anadolu’nun diğer yerlerinde olduğu gibi selamlık ayrı bir bölüm olarak planlanmamış Baş oda denilen misafir odası ile haremlik zemin katta yer almıştır. Üst katta ise sofanın çevresine odalar ve yüklükler yerleştirilmiştir. Bunlardan selamlığın baş odaları diğer oda cephelerine göre kısmen dışa taşkın olarak yapılmıştır. Erzurum’da günümüze gelebilen en eski ev XVIII.yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilen (1739 tarihli) Zırnıklı Vehbi Bey evidir. Bunun yanı sıra XIX.yüzyıla tarihlendirilmiş evlerin başında; Cevat Dursunoğlu Evi (1824) Narmanlıoğlu Evi (1827) Alemdarların Evi (1887) gelmektedir. Salih Efendi Evi Ahmet Somunoğlu’nun Evi Hasanağasigilin Evi Vahdettin Üstün Evi Faik Albayrak Evi Hacı Bekirzade Ağa Efendi Evi Erzurum’daki günümüze ulaşan diğer sivil mimari örneklerindendir. XIX.yüzyılın ilk çeyreğine tarihlendirilen ev sayısı ise çok azdır. Bunun da nedeni Erzurum’un bu dönemde işgale uğramasından ötürü birçok yapının ortadan kalkmasıdır. Bunun yanı sıra Atatürk Evi Erzurum Kongre Binası Rıza Avcı Evi (1901) Nusret Gedik Evi (1913) gibi evler XIX.yüzyılın ilk yarısına aittir. Cumhuriyetin ilanından sonra Neo-Klasik üslupta yapılan hükümet ve eğitim kurumlarına ait binalar da o dönemi yansıtan sivil mimari örneklerindendir. Bunların başında; Erzurum Hükümet Konağı Erzurum Gar Binası Yakutiye Belediye Binası Mareşal Fevzi Çakmak Hastanesi İsmet Paşa İlk Öğretim Okulu Tatbikat İlk Öğretim Okulu Erzurum Lisesi Nene Hatun Kız Lisesi gelmektedir. Erzurum Doğal Güzellikleri Narman Kanyonu (Kırmızı Periler Vadisi) (Narman) Narman Kanyonunun fotoğrafları ilk kez Mustafa Turanoğlu ve Kenan Karadüz tarafından 1989 yılında çekilmiş önce yerel basında 1993 yılında da ulusal basında tanıtımı yapılmıştır. Bundan sonra UNESCO ile bağlantı kurularak bazı bülten ve yayınlarda kullanılmıştır. Ardından da Narman Kanyonu gezi programlarına dahil olmuştur. Narman Kanyonu doğal oluşumlu bir vadi olup Kapadokya’daki peri bacalarına benzer niteliktedir. Bu vadide çeşitli hayvanlar yaşamakta olup bunların başında; Kaya Kartalı Şahin Kerkenez Atmaca Kınalı keklik Bıldırcın Kaya bülbülü Çinte Toygar Kırlangıç Arı Kuşu Serçe Saksağan ve Karga gelmektedir. Ayrıca vadide; Gelengi(Yer Sincabı)Afrika Tavşanı Tilki Kurt Domuz Su Samuru Tavşan Ayı ve Porsuk gibi memeli hayvanlar da bulunmaktadır. Tortum Şelalesi (Tortum) Erzurum’a 120 km. uzaklıkta Tortum Gölü’nün bitiminde Tortum Çayı’nın 48 m. yükseklikten dökülmesi ile meydana gelen Tortum Çağlayanı vadideki bir dağın heyelan sonucu akarsuyun önünü kapatmasından oluşmuştur. Tortum Şelalesi yörenin önemli bir mesire yeridir. Günümüzde burasının milli park haline getirilme çalışmaları sürdürülmektedir. Akdağ (Ilıca) Erzurum’un Ilıca ilçesinde Dumlu Dağı eteğindeki Akdağ Köyü bahçe ve kaplıcaları yöre halkı tarafından mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Buradaki Dumlu Dağı’nın zirvesi deniz seviyesinden 2.600-3.000 m. yükseklikte olup soğuk su kaynakları ile ünlüdür. Aynı zamanda I.Dünya Savaşı’ndan ve Osmanlı-Rus Savaşı’ndan kalma mezarlar bulunmaktadır. Bu nedenle de halk tarafından ziyaret edilmektedir. Tekederesi Göleti (Merkez) Erzurum’a 22 km. uzaklıktaki Tekederesi Köyü yakınlarında bulunan DSİ tarafından sulama amaçlı yapılan Tekederesi Göletinin çevresi ağaçlıklı olduğundan piknik ve mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Buradaki gölette Aynalı Sazan Balığı üretilmektedir. Balıklı Göl (Merkez) Erzurum Merkez ilçesine bağlı Söğütlü Köyü’nde bulunan Balıklı Göl günümüzde mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Palandöken Dağı (Merkez) Erzurum’un güneyinde ve doğu-batı doğrultusunda uzanan Palandöken Dağları 2.000-3.176 m. yüksekliğinde olup günümüzde kış turizminin önemli merkezlerinden biridir. Palandöken dağ sıraları korunaklı vadiler ve ağaçlandırma alanları dışında genelde çoraktır. Bu bölgelerde bozkır ve çalılar genel bitki örtüsünü oluştururlar. Ancak erozyonun yüksek olmasından ötürü de dik yamaçlarda aniden ortaya çıkan düzlüklerle karışık bir topoğrafik karışım ortaya çıkar. Yükselti arttıkça geniş çanaklar ve koni şekilli doruklar belirir. Burada Büyük Ejder Tepesi’nin kuzey ve güney yamaçlarında 12 km. ye varan kayak pistleri bulunmaktadır. Bu kayak merkezinin Erzurum havalimanına uzaklığı 15 km.dir ve burası daha çok Alp disiplinli serbest kayak yarışmalarının yapılması için son derece elverişlidir. Palandöken kayak tesisleri Uluslararası Kayak Federasyonu’nca dünyanın ikinci büyük kayak merkezi olarak kabul edilmiştir. Bugün buradaki pist ve tesisler Hınıs Boğazı’na doğru genişletilmiştir. Erzurum Kiliseleri Hınıs Kilisesi (Hınıs) Erzurum Hınıs ilçesinde Kilise Deresi denilen yerde bulunan bu kilisenin kitabesi günümüze ulaşamamıştır. Aynı zamanda kaynaklarda da onunla ilgili yeterli bir bilgiye rastlanmamıştır. Kilise harap ve yıkık durumda olduğundan mimari yapısından da hangi döneme ait olduğu kesin olarak anlaşılamamaktadır. Temel ve duvar kalıntılarına dayanılarak kilisenin kapalı Yunan haçı planında olduğu anlaşılmaktadır. Büyük olasılıkla bu kilise XI.-XII.yüzyılda Bizans döneminde yapılmıştır. Kalıntılardan moloz ve kaba yontma taştan yapıldığı anlaşılmaktadır. Meryem Ana Kilisesi (Haho (Hahuli) Manastırı (Tortum) Erzurum Tortum ilçesinde Bağbaşı’nda bulunan Hahuli Manastırının Meryem Ana Kilisesi Bağdat Kralı III.Davut tarafından 976-1001 yıllarında yapılmıştır. Manastırı oluşturan yapılar bu kilisenin çevresinde yer almıştır. Kilise kapalı Yunan haçı ile bazilika planının birleştirilmesi ile meydana gelmiş kendine özgü bir yapıdır. Oldukça düzgün kaliteli kesme taşlarla yapılan kilisenin üst örtüsü kırma çatılıdır. Kilisenin içerisindeki kabartmalarda arslan boğa kartal grifon gibi figürlere geniş ölçüde yer verilmiştir. Ayrıca iç mekanın duvarları ve özellikle apsid İncil’den alınma sahneleri içeren ve Hz.İsa ile Meryem’i tasvir eden fresklerle bezenmiştir. Kilisenin apsid bölümünün üzeri kule şeklinde yükselmiştir. Ayrıca girişin yanında kesme taştan üç kat halinde çan kulesi bulunmaktadır. Kulenin üst noktası yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanmış üzeri kubbeli bir köşk şeklindedir. Kilisenin içerisine uzun kenarların ortasındaki yuvarlak kemerli bir kapıdan girilmektedir. Öşvank Kilisesi (Uzundere) Erzurum Uzundere ilçesi Çamlıyamaç Köyü’nde bulunan Öşvank Kilisesi üzerindeki kitabesinden öğrenildiğine göre; Bagratlı Hanedanlığı zamanında III.Adenese tarafından 961 yılında yapımına başlanmış Magistras Bagrat tarafından 966 yılında da tamamlanmıştır. Kilisenin mimarı Öşklü Grigor Usta’dır. Hristiyan Gürcülerince önemli olan ve her yıl yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettiği bu kilise ile ilgili olarak halk arasında “İşhanın nakışı Vank'ın bakışı Haho'nun oturağı” sözü yaygın bir deyiş haline gelmiştir. Öşvank Kilisesi iki renkli taş bezemeleri ve kabartma figürleri ile ünlüdür. Haç planlı olan bu kilisenin dıştan transetli olmasına karşılık içeride apsidlerin oluşturduğu üç dilimli bir bölüm ve onun devamı olan uzun bir kol kilisenin planını tamamlamaktadır. Haç planlı kilisenin kısa ucunda apsidi ile iki yandaki neflerden oluşmaktadır. Bu bölümleri dört büyük konsol ve sütunlar taşımaktadır. Sütunların kaideleri bitkisel arabesk ve çam kozağı motifleri ile bezenmiştir. Kilisenin üstü payeler üzerine oturan merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbe kasnağında on iki pencere bulunmaktadır. Apsidin karşı duvarında ortada bir büyük yanlarda da birer küçük kemerli pencere bulunmaktadır. Pencerelerin dış yüzleri kabartma silmelerle sınırlanmıştır. Sivri kemerli ve ince uzun olan bu pencereler Gotik üslubu yansıtmaktadır. Bu pencerelerin iç yüzlerinde Azizlerin renkli freskleri bulunmakta olup bunlar günümüze çok harap durumda gelebilmiştir. Apsidin üstü yıkılmış olan kilisenin ön cephesindeki portaldeki ilave bölüme ait sütunlardan birisi günümüze gelememiş ve onun yerine bir ağaç kütüğü konulmuştur. Ayrıca yapı içerisinde duvarların ve kemerlerin bazı taşları yerinden sökülmüştür. Bu arada içerideki figürlerden bazıları yurtdışına kaçırılmak üzere yerlerinden sökülmüş ancak söken kişiler yakalanmıştır. Günümüzde haç planının uzun kolunun üstü bütünüyle açıktır. Haçın uzun kollarının yüzlerinde düzgün kesme taşlardan örülmüş yuvarlak kemerli nişler bulunmaktadır. Bunların üzerindeki ikinci katta da yine yuvarlak kemerli birer pencere açılmıştır. Kilisenin müştemilatından hamam yatakhane vaftizhane rahip evleri ve mutfak gibi bölümler bugün harap durumdadır. Kilisenin üst örtüsü XI.yüzyılın başlarında Bizanslılar döneminde onarılmıştır. Erzurum Oltu Taşı Erzurum’a özgü Oltu Taşı Oltu ilçesinden güç koşullar altında çıkarılmakta olup bu taş ile tespih anahtarlık gerdanlık broş küpe saç tokası tarak ağızlık yüzük bilezik sigaralık ve çeşitli süs eşyaları yapılmaktadır. Özellikle Oltu taşından yapılmış 33 taneli tespihlerin stres giderici bir özelliği olduğuna da inanılmıştır. Oltu Taşı siyah tıkız parlak ve kavlı biçiminde kırıkları olan parlatılabilen tıraşlanabilen bir nevi linyit taşıdır. Erzurum’da Oltu Taşı altın ve gümüşle birlikte kullanılarak çeşitli süs eşyaları ve tespihler yapılmaktadır. Oltu Taşının ocaktan çıkarılması ve işlenmesi oldukça zordur. Çok çabuk kırılma özelliğinden ötürü çıkarılma ve işlenmesinde özel aletler kullanılmaktadır. Orta Çağlarda tespihlerde kutsal sayılan sandıklarda ve heykel yapımında kullanılan Oltu Taşı XIX.yüzyılda mücevher yapımında da kullanılmıştır. Günümüzde Erzurum’un Oltu ilçesinde 300’den fazla ocaktan çıkarılan ve Erzurum Kehribarı olarak isimlendirilen Oltu Taşı’ndan yapılan eserler Rüstem Paşa Bedesteni (Taşhan)’nde işlenmekte ve satılmaktadır. ERZURUM CAMİLER(MEDRESLER) CAMİİ VE TÜRBELER Erzurum, yenisiyle, eskisiyle bir camiler ve türbeler şehridir.Hemen her sentte birkaç camie, ya da türbeye rastlamak mümkün. Kentin en büyuk camisi Cumhuriyet Caddesi üzerindeki Ulucami'dir.1179 yılında Saltuklu Hükümdarı Nasrettin Muhammed tarafındanj yaptırıldığı sanılan cami, 1629, 1787, 1860 ve 1965 yıllarında onarımdan geçmiştir. Camilerin dışında Erzurum'un Türbe mevkiinde Abdurrahman Gazi, Tebrizkapı Semti'nde Ebe İshak, Taşmağazalar'da Habip Baba, Tuzcu Köy'ünde Hacı Haşıl türbeleri ziyaret edilebilir ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE Tebrizkapı semti'ndeki bu şaheserin ismi, çeşitli kaynaklarda Hand Hatun, Hande Hatun, Eski Medrese olarakta geç mektedir.Çifte Minareli Medrese'nin İlhanlı Hükümdarı Keyhato'nun karısı Hand Hatun tarafından 13.yüzyılın son çeyreği ile 14.yüzyılın ilk on yılları arasında, Yakutiye Medresesinden önce yaptırıldığı tahmin edilmektedir.Minarelerindeki muhteşem çinileri ve duvarlarındaki çeşitli taş kabartmalarıyla günümüze kadar ulaşan tarihi medrese, şimdilerde Yakutiye Belediyesi'ne devredilmiştir. YAKUTİYE MEDRESESİ Cumhuriyet caddesi üzerinde bulunan ve ilhanlılar dö neminden kalan Yakutiye Medresesi 1310 yılında Sultan Gazan ve Horasanlı Bulga Hatun'un yardımlarıyla Hoca Cemaleddin Yakut tarafından yaptırılmıştır. SAAT KULESİ İç Kale Mescidi'ne minare olarak yaptırılan Saat Kulesi, Tepsi Minare veya Kule diye adlandırılmaktadır.Şehre hakim bir tepe üzerinde kurulu bulunan Erzurum Kalesi'nin surlarındaki Saat Kulesi, her taraftan çok rahatlıkla görülebilmektedir.Yaklaşık 21 metre yuksekliğindeki kulenin birde saat yerleştirilmiş ahşap bölümü bulunmaktadır.Ne yazık ki, orjinal saat sökülerek götürülmüş, bu arada bazı kitabelerde tahrip edilmiştir.1102 yılında yaptırıldığı kesin blli olan Saat Kulasi'nin mevcut kitabelerinde şu yazılar okunmaktadır: "-İkbal dininin ışığı, İslamın Kutbu, devletin yardımcısı, milletin zahiri, meliklerin arkası ve emirlerin güneşi Ebül Muzaffer Gazi İnanç Biygu Tuğrul içindir." RÜSTEMPAŞA BEDESTENİ (TAŞHAN) Mumtazam kesme taştan yapılmış olan Rüstem Paşa Bedesteni, iki katlıdır.Kanunu Sultan Süleyman'ın Sadrazamı Rüstempaşa tarafından yaptırılmış olan bedesten 1970 yılında restore edilmiştir.Menderes Caddesi üzerinde bulunan ve halk arasında Taşhan diye adlandırılan bedestenin üst katlarında Oltu taşı işlemecileri faaliyet göstermektedir.Alt katlarında ise, çeşitli iş yerleri bulunmaktadır.Erzurum'da Rüstempaşa Bedesteni'nin dışında Gümrük Hanı, Cennetzede Hanı, Kamburoğlu Hanı, Hacı Bekir Hanı bulunmaktadır. LALAPAŞA CAMİİ Erzurum'daki sayılı Osmanlı eserlerinden olan Lalapaşa Cami'ni ünlü Mimar Sinan'ın Beylerbeyi Lala Mustafapaşa adına 1562 yılında yaptığı söylenmektedir. ÜÇ KÜMBETLER Saltukoğulları devrinden kalan bu eserlerin iki önemli özelliği vardır. Birincisi, bu eserlerin Anadolu'da yapılmış ilk eserlerden (belki de ilki) olmasıdır.İkinci önemli özelliği ise üç eserinde birbirinden farklı mimari yapıya sahip olmalarıdır.Büyük olan Emir Saltuk Kümbeti'nin mimari açıdan dünya üzerinde bir benzeri daha yoktur. Emir Saltuk Kumbeti'nin 13.yüzyıl sonu veya 14.yüzyıl başlarında yaptırıldığı tahmin edilmektedir.Diğer iki kümbetin ise kimler tarafından ne zaman yaptırıldığı tespit edilememiştir. Bu kümbetlerin dışında Erzurum'un çeşitli semtlerinde Karanlık, Gümüşlü, Cimcime Sultan ve Rabia Hatun kümbetleride bulunmaktadır. Erzurum'daki diğer tarihi camiler şöyle sıralanır: Muratpaşa Camii (1573) Gürcükapı Camii (1608) Boyahane Camii (1621) Caferiye camii (1645) Kurşunluoğlu Camii (1700) Pervizoğlu Camii (1716) Dervişağa camii (1717) Gümrük Camii (1718) Bakırcı Camii (1720) Narmanlı Camii (1738) İbrahimpaşa Camii (1748) Şeyhler Camii (1771) Cennetzade Camii (1785) DADAŞ Dadaş kelimesi değişik anlam ve şekillerde yorumlanmıştır. Kimine göre; mert, cesur, özü sözü doğru zalimin karşısında, mazlumun yanında olan merhametli, yiğit biridir. Kimilerine göre; erkek kardeş, ağabeyi, cesur, yiğit, tüm erdemleri kendisinde toplamış mükemmel bir insandır. "Aynı zamanda 'numune-yi misal' bir Erzurumludur. Bazılarına göre de. bar tutan, at binen, cirit atan. kabadayı, tığ gibi bir delikanlıdır." Erzurum, dadaş ve bar bir biriyle yoğrulmuş tek sözcük gibidir. Bu sözcüklerden biri kullanıldığında hemen diğerleri hatıra gelir. Erzurumlu, sert granite dantel dantel, duygu duygu incelik veren zevk, heyecan, inanç ve benzeri faktörlerin tezgâhında biçimlenerek farkında olmadan 'dadaş' olmuştur. Dadaşlık, öyle rastgele kazanılmış bir sanat veya meslek değil, bazı müstesna şahsiyetlerde görülen; "efendilik" gibi fıtrî (doğmatik) bir ruh asaletidir. Bu düşünceden baktığımızda tarihî bir misyona sahip olan dadaş, "Zaman zaman serhat boylarının bekçisi, âcizin. yoksulun, kimsesizin hamisi, eli ve sofrası açık mert bir köylü, bir esnaf, camilerimizin imanlı, toksözlü. nur yüzlü vaizi, siyasî hayatın medeni cesaretini nefsinde toplamış cesur bir hatip, yiğit bir kumandan, vazifesini namus bilen bir memur, bir öğretmen ... kendisini ailesine ve çocuklarına vakvetmiş Erzurumlu bir ana veya babadır." Dadaş, aile içinde ve dışında herkesin saygınlığını kazanmış, her konuda kendine güven duyulan, sofrası eşe - dosta yoksula düşküne açık, İyi bir aile reisidir. |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:24 .
http://www.islamportali.com
|
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.5 |
|
ExForum |
Rüya Tabirleri |
Dini Hikayeler