TİCÂRET
Kazanç yollarından birisi de ticarettir. Kur'an-ı Kerim «Allah'ın lütfunu (fadlüllah) taleb etmek, elde etmeye çalışmak şeklinde» ifade ederek iç ve dış ticareti teşvik etmiş (el-Müzzemmil: 73/20; Fâtır: 35/ 12; er-Rûm: 30/46) haccın hikmetleri arasına «menfaatlerini görmeyi ve elde etmeyi» de katmış, hacda ticaretin ihlâsa zarar vereceğinden korkanlara «Rabbınızdan lütuf ve refah istemenizde bir günah yoktur.» (el-Bakara: 2/198) buyurmuş, «...ticaretin ve alış-verişin kendilerini, Allah'ı anmak, namazı kılmak ve zekâtı vermekten alıkoyamadığı kişiler» diyerek örnek müslüman taciri ta'rif etmiştir. (en-Nûr 24/37)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) «güvenilir, dürüst tüccar kıyamet gününde şehitlerle beraberdir.» buyurarak (İbn Mâce, K. et-Ticârât, 1.) hem iktisadi cihâd manâsına dikkatleri çekmiş, hem de madde içinde yüzen insanın nefis mücadelesine işaret buyurmuştur.
Hz. Ebû Bekir, Abdurrahman b. Avf gibi cennetlik sahâbiler ticâretle meşgul olmuş, Ümmete önderlik etmişlerdir.
İslâmda ticaret teşvik edilmekle beraber başıboş bırakılmamış, ahlâki içtimâi, sahalarda zararlı olmaması için tedbirler alınmış, sınırlar getirilmiştir.
a) İçki, uyuşturucu madde, domuz, put, müstehcen, eşya ve resimler gibi İslâmın kullanılmasını yasakladığı şeylerin ticâreti de haramdır.
b) Mubah olan şeylerin ticaretinin helâl olabilmesi için de yalan, aldatma, faiz, hile, intikâr, fahiş kazanç gibi davranışlardan sakınmak şarttır. Bunların açıklanmasını «muamelât» bahsine bırakarak bir hadis zikredelim.
«Tacirler kıyamet günü facirler (günahkârlar) olarak diriltilirler; ancak Allah'tan korkan, iyilik ve doğruluktan ayrılmayanlar müstesna.» (Tirmizi, K. el-Büyû', 4; İbn Mâce. K. el-Ticârât, 3.)
|