![]() |
![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#1 (permalink) |
|
Şirket:
İktisâdi ve ticari hayat bugünkü geniş ve karmaşık sınırlarına ulaşmadan önce şirketler de basit idi; birkaç kişi arasında —sermâye, iş, kredi, arazi gibi unsurlarla— birleşmek suretiyle vücut buluyordu. İslâm şirket muamelesini bazı kayıtlar koyarak yalnızca caiz görmemiş, teşvik de etmiştir: Peygamberimiz, Rabbinden naklediyor: «Biri diğerine hıyanet etmedikçe iki ortağın üçüncüsüyüm; biri arkadaşına hıyanet edince ben aralarından çıkarım.» (Ebû-Dâvûd, Büyû, 26.) Bugün daha büyük işler, daha çok sermaye, bilgi ve gücün bir araya gelmesini gerekli kılıyor; bu da daha büyük şirketlere ihtiyaç gösteriyor. Bir müslümanın bu nevi şirketlere de katılması caizdir; yeter ki faiz, aldatma, hile, haksızlık, hıyanet, harama hizmet bulunmasın. İslâmın sermaye-emek arası ortaklıklarda üzerinde durduğu en önemli şart kârda ve zararda ortaklıktır. Her ortak, hissesi nisbetinde kârdan ve zarardan nasibini alacaktır. Ortaklardan birinin veya bir kısmının —şirket zarar etsin, kâr etsin— muayyen bir kâr alması İslâm şirket nizâmına aykırıdır. Peygamber (s.a.v.) zirâat ortakçılığında, ortaklardan birinin, tarlanın muayyen bir yerinden çıkanı veya çıkan mahsûlün —50 ton gibi— muayyen bir miktarını alması şartıyla akit yapılmasını yasaklamıştır; çünkü bu, diğer ortağın zararına olabilir. Ancak günümüzde kanuni şirketler ortaya çıkmıştır. Bu şirketlerin hükmî şahsiyetleri vardır; yani şirket hükmen ve hukuken bir şahıstır. Bu şirketlerde hissesi olan kişilerin yönetici veya memur olarak çalışıp şirketten ücret alması caizdir. Bu durumda çalışanın muhatabı diğer ortakların şahısları değil, bunların dışında var olan şirket hükmi şahsiyetidir. Ortak işçi ve memurun aldığı da kâr değil, ücrettir. Sigorta şirketi: İnsanoğlunun mutluluğu üzerinde güvenlik duygusunun büyük payı vardır. Malı, canı, değerleri üzerinde kaygısı, ve korkusu olan kimse huzurlu ve mutlu olamaz. Hiçbir tedbir almadan Allah'a tevekkül bazı havassın hâli ve kân olabilir; ancak Rasûl'ün ümmetine tavsiyesi tedbirdir. Sigorta da tedbirlerden biridir. Ancak sigorta, insanların istikbal endişesini, kaza ve felâkete uğrama korkusunu istismar ederse İslâmın bunu meşru görmesi düşünülemez. Bilinen üç sigorta çeşidi vardır: Devlet sigortası, üyelik sigortası ve ücretli sigorta. (Burada taksim "sigorta eden"e göre yapılmıştır.) a) Bunlardan birincisi İslâmda en kâmil mânada gerçekleşmiştir, iş ve kazanç bahsinde açıklandığı gibi bütün vatandaşların kaza, felâket, angarya yüklenme ve yoksulluk karşısında devlete (beytü'l-mâle) başvurma hakkı vardır. b) Üyelik sigortası: Meselâ bir iş koluna mensup üyelerin, içlerinden birisi kaza veya felâkete uğradığı, yardıma muhtaç olduğu zaman yardım edilmek üzere peryodik bir meblâğ vermeleriyle gerçekleşir. Bu da meşrudur, teşvike değer bir sigorta çeşididir. c) Ücretli sigorta: Bir sigortacının kaza, yangın ve benzeri durumlarda zararı ödemek, bunlar meydana gelmezse hiçbir şey ödememek, para sigortacıya kalmak üzere bir şahısla ücretli sigorta akdi yapmasıyla vücut bulur. Bu şekil İslâmî ahkâma aykırıdır; ancak zaruret halinde (diğer sigorta nevileri bulunmadığında) caiz olabilir. (Geniş bilgi için bak. H. Karaman, Faizsiz Banka, Sigorta ve Kalkınma, İst. 1977). |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:28 .
http://www.islamportali.com
|
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.5 |
|
ExForum |
Rüya Tabirleri |
Dini Hikayeler