.:: Tavan Arası ::.

Geri git   İslamportali.com - İslami Forum > Büyük dini hikayeler > DiNi HiKaYELER > Muhtelif hikâyeler
Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 09-02-2009, 16:28   #1 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart dini yazılar

Birleşen Yollar

Harun Tokak



Gün ortası… Görkemli ahşap konak derin bir sessizliğe gömülür.

Bir kadın, konağın odasında nurdan erişilmez bir abide gibi durmuş, başında beyaz başörtüsüyle namaz kılmaktadır.

Huzur doludur yüreği…

Öyle bir alem içinde ki... Sanki gönlünde her dem taze baharlar büyüyor.

Gözlerini yummuş, ışıklı yağmurlarda yıkanmaktadır.

Yeryüzü aydınlık bir atlas, toprak her şeyi şefkatle bağrına basan bir anne gibi durmaktadır karşısında.

'Sular, aşk ve vuslat şarkılarıyla sonsuzun nağmelerini duyuran bir çağıltı ile akmakta, dağlar o heybetli halleriyle, ovalar, o mütevazi duruşlarıyla, bağlar, bahçeler de o rengarenk güzellikleriyle tebessümler yağdırmaktadır.'

Siyah gözleriyle, bütün eşyayı bir sevgi şöleni gibi seyrediyor, bir sevgi armonisinden güftesiz besteler dinliyordu.

Birleşen Yollar'ın tam ortasında ışıktan bir helezonun içinde nurdan bir melek gibi duruyor.

Göğsüne bağladığı elinin altından, gönül yamaçlarına doğru ılık ve tatlı bir esintinin gezintiye çıktığını fark eder.

Sanki sevdiği birisiyle el ele tutuşmuşlar, aydınlık yamaçlarda sonsuz bir ufka doğru yürüyorlar….

Rol icabı da olsa o ilk namaz, gurbetten dönen evladını şefkatle bağrına basan bir ana gibi basmıştır bağrına onu.

Secdeye vardığında,seccadenin sıcak busesini, güzel ve geniş alnında hissedince daha fazla dayanamaz ve bırakır kendisini.

Bir sessiz çığlık kopar koca konaktan, kimsenin duymayacağı, kimseye duyurulamayan bir feryattır bu…

* * *

1970'ler…

Köylerinden, kasabalarından kopup gelen binlerce çocuk gibi biz de okumak için ağabeyimle birlikte şehre gelmiştik.

Ayağımızda, lastik ayakkabılar ve süvarilik vurulmuş yamalı pantolonlar...

Babam, bazı günler köyden saman getirir, satmak için de, at arabasıyla sokak sokak dolaşırdı.

Okul harçlığımızı alabilmek için yazın o sıcakta saman tozlarının başımızı gözümüzü okşadığı arabanın peşinden gittiğimiz günler, gözümün önünden hiç gitmiyor.

Ağabeyimle kitapları çok severdik. Ama o yıllarda okuyacak kitap bulmak da, almak da meseleydi.

Kitapçılara gidiyor, taze çıkmış bir kitap gördüğümüz zaman, yeni doğmuş sevimli bir kuş yavrusu gibi avucumuzun içine alıyor, okşuyor ve derin bir iç geçirerek tekrar yerine bırakıyorduk.

'Minyeli Abdullah' yeni çıkmıştı. Elden ele dolaşıyordu.

Ardından, giyimi, kuşamı, duruşu ve etkileyici konuşmaları ile, milyonları peşinden sürükleyen efsane kadın Şule Yüksel Şenler'in Huzur Sokağı.

Sonra daTarık Buğra'nın 'Küçük Ağa'sı, arka arkaya geldi.

Milli kültürmüze ait bu ilk romanlar, benim gibi kırsal kesim çocuklarının kültür kimliğinin oluşmasında son derece etkili olmuş, binlerce genci âraftan kurtarmıştı.

Yürümek zorunda olduğumuz yollarda karanlığa yakılmış ışık gibiydiler.

Huzur Sokağı romanındaki Bilal ve Feyza, çağımızın Leyla ile Mecnunu gibiydi.

Onu okuyan genç kızlarımızın amacı, sadece Feyza gibi idealist bir kadın olmak değildi ; aynı zamanda Bilal gibi idealist bir genç arıyorlardı.

Delikanlılar ise hem Bilal gibi dindar ve idealist bir genç olmak istiyor hem de Feyza'nın şahsında hayallerindeki Leyla'nın peşinden koşuyorlardı.

1970'de Huzur Sokağı , 'Birleşen Yollar' adıyla beyaz perdeye aktarıldı. Dindar kesim sinemalara koştu.

O yıllarda, şimdiki gibi, Kurtlar Vadisi'ndeki Ömer Baba ya da Ekmek Teknesi'ndeki Nusret Baba gibi dindar ve bilge insanları sinemada görmek imkansızdı.

Türk sinemasının din ve dindarla problemi vardı. Sinema tam da beslenebileceği kökleri kurutacak kadar ideolojikti.

Birleşen Yollar'la, dindar kesimin sinemayla yolları birleşmiş, küskün yıllar geride kalmıştı. Hasılı Türk Sineması birkaç gün önce sessiz sedasız Hakk'a yürüyen Yücel Çakmaklı'nın Birleşen Yolları'yla yeni bir dönme girmiş ve milli sinema günleri başlamıştı.

Birleşen Yollar'ın bende zamanla gençliğime dair bir nostaljiye dönen hatırası , yıllar sonra bir gün filmin perde arkasını öğrenmemle tamamlanmıştır.

Bir gece televizyonu açtığımda ekranda konuşan, Şule Yüksel Şenler'dir…

'Birleşen Yollar'daki namaz sahnesini anlatıyor;

'Çekim sırasında da Türkan Şoray'la birlikteyiz. Duygularında da çok güzel gelişmeler oldu. Fakat bunların doruk noktası namaz sahnesindeydi;

Feyza'nın hidayet sahnesi...

Ellerimle örttüm başını, namazı nasıl kılacağını tarif ettim. Bir hayli çalıştıktan sonra namaz sahnesi çekimi başladı.

Seccadesini seriyor ve namaz kılıyor... Büyük bir ahşap konakta çekiliyordu film. Tam Tahiyyat'a oturduğu sırada kamerada bozukluk oldu. Rejisör;

'Hiç yerinizden kıpırdamayın, hemen devam edeceğiz' dedi.

Ortada sessizlik...

Türkan Hanım, namazı bıraktı; yan olarak oturdu.

Öyle bir alem içinde ki... Etrafında kimseyi görmüyor;

'Şule Hanım,Şule Hanım...Nerdesiniz?'dedi.

Hani âmâ bir insan el yordamıyla oturacağı yeri arar ya aynen öyle. Türkan Hanım bir şey mi oldu dedim. Baktım siyah gözlerinde yaşlar irileşmişti.

'Şule Hanım namazın rol icabı olanı insanı bu kadar etkilerse ya…'

Sözlerinin sonunu getiremedi,

'Size yapamam, diyordum ama nasıl olacak bu? Bu halimle nasıl namaz kılacağım'

Birden fenalaştı ve;

'Şule Hanım çok rica ediyorum. Herkes dışarı çıksın'

Hepimiz dışarı çıkıp kapıyı kapattık. Gazeteciler de yanımızda, herkes ne olacağını merak ediyor.

İçerden,önce yavaş yavaş hıçkırık sesleri…. Daha sonra; .

'Anneeeem..'diye bir feryat. Koca konak inledi.

'Annem, önümde bu nurlu yollar varken, ... mahşerde iki elim yakandadır annem...'

Hıçkırıyor ve avazı çıktığı kadar bağırıyor. Düşünebiliyor musunuz? Herkes hıçkıra hıçkıra ağlıyor. Bir müddet sessizlikten sonra kapı açıldı. Gözleri şiş şiş...

'Türkan Hanım, isterseniz gelin, bir saat dinlenin, sonra devam ederiz 'dediler.

'Hayır, lütfen, devam edemeyeceğim. Ben birazdan giyinip geliyorum.'dedi ve içeri girdi. Çıkarken, daha önce hacdan gelip ona hediye ettiğim büyük şalı başına örtmüş, dolamış, yanıma geldi.

Yalvaran gözlerle karşımda durup:

'Şule Hanım, bakın, rica ediyorum, bugün hiç değilse karşıya geçene kadar beraber olalım.' Ellerimden tutarak;

'Şule Hanım, size yalvarıyorum, hiç değilse Karaköy'e kadar...'

'Tamam' dedim ve arabaya bindik. Başını sağ omzuma koydu. Hıçkıra hıçkıra ağlıyor. Ellerimi tutarak;'

' Şule Hanım, biliyor musunuz ne kadar duyguluyum. Aslında Feyza benim… Feyza benim ancak sesimi hiçbir yere duyuramıyorum, duyuramam da...'

Gönüllerde yer eden insanların, yüreklerinden kopup gelen bir sesleri olduğunu düşünmüşümdür hep. Bu hatıra da bu düşüncemi destekliyor. İster istemez düşünüyorum, gök kubbenin altında en dokunaklı, en içli ve en etkili ses, insan sesidir.

İnsanın kendi sesi…

Öyle ki her zaman hançereden çıkmaz, her zaman fonetik değildir ve en çok da o zaman ulaşır kendine ve diğerlerine.

O zaman sadâlaşır, o zaman gür ormanların uğultusu gibi sayhalaşır ve o zaman gök kubbede bakileşir.

Tıpkı tabutunu başbakanların taşıdığı, büyük usta Yücel Çakmaklı'nın sessizce aramızdan ayrılmasına rağmen, geride hoş bir sadâ bırakan 'çok sesli ölümü' gibi.
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-02-2009, 16:29   #2 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart

"Anneeeem" diye bir feryat.Koca konak inledi. "Annem,önümde bu nurlu yollar varken,Mahşerde iki elim yakandadır annem..."
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-02-2009, 16:31   #3 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart 690,691,692,693,694,695 Bardu Haiz Çin Mallarını Boykota Davet.

Çin Mallarını Nasıl Tanırız !?...

Kalitesiz, sağlıksız ve ucuz ürünler üretmek konusunda uzman olmuş Çin, bu ürünlerini tüketicilerden gizleyebilmek için ürünlerin üzerine MADE IN CHINA ibaresi yerine MADE IN P.R.C (People Of Republic Of China) yani Çin Halk Cumhuriyeti’nde üretilmiştir ibaresini vuruyor.Bir ürünün Çin ürünü olduğu kalitesizliğinden de anlaşılabileceği gibi üzerindeki MADE IN P.R.C veye MADE IN CHINA damgalarından da anlaşılabilir. Bunun dışında barkodu 690-695 arası numaralar ile başlayan ürünler Çin malı ,başka bir deyişle kalitesiz ve sağlıksız ürünleri temsil ediyor.

Ucuz işgücü ve taklitçiliği sayesinde kazandığı adaletsiz rekabet ile ulusal sanayileri bitirme noktasına gelen, kalitesiz ürünleriyle ekonomide israf yaratan , sağlıksız ve kanserojen içeren ürünleriyle tüketici sağlığını tehtid eden ve Uygur Türklerine yaptığı katliam ile insanlık suçu işleyen;


LÜTFEN KATİL ÇİN’İN KALİTESİZ MALLARINI SATIN ALMAYALIM

Lütfen İlgisiz ve Duyarsız Kalmayalım !!!
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-02-2009, 16:32   #4 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart

Otur dendiğinde oturuyor,kalk dendiğinde kalkıyoruz."Selam dur!" komutu gelirse hemen selam duruyoruz.Kime?Bilmiyoruz.Her ihtimale karşı her isteneni yapıyoruz.O zaman da darbelerin ardı arkası kesilmiyor!
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-02-2009, 16:32   #5 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart

Korkak ve ürkeğiz!

Yavuz Bahadıroğlu


Evvel zaman içinde dev boyutlarda bir dişlek varmış. Köy köy dolaşıp yakaladıklarının dişlerini sökermiş. Bunu duyan bazı köylüler “hele bir gelsin düşünürüz” tembelliğiyle yan gelmişler. Bazı köylüler birleşip Dişlek’le dişe diş mücadeleye karar vermişler. Bazıları ise “Dişlek’e zahmet olmasın, yardım edelim de bizi bağışlasın” düşüncesiyle dişlerini bir dişçiye çektirmişler.
Gelin görün ki, Dişlek o köye hiçbir zaman uğramamış, durduk yerde dişsiz kalmışlar…

Ârif’e tarif gerekmez derler. Kıssa’dan hisse alma yeteneği olanlar alır. Olmazsa bilenler bilmeyenlere anlatır. Çünkü bilmek ve anlamak konusunda da derin endişelerim var. Bilme bahsinde o kadar gerilerdeyiz ki, bazılarımız hayatın farkına varamadan hayatı bitiriyor. Kendimizi eğitip hayatı algılar hale gelelim dediğim zaman ise, vakitsizlikten, parasızlıktan şikâyetler başlıyor.

Bize dokunmayan yılan bin yaşasın!..
İtle dalaşmaktan, çalıyı dolaşmak evladır!..
prüyü geçene kadar ayıya dayı derler!
Ya bize dokunmayacakmış gibi yapan yılan bizi sıraya koymuş, önünde sonunda dokunmaya karar vermişse?..
Ya it, kendisiyle dalaşanlardan çok çalıyı dolaşanları ısırıyorsa?
Ya ayı, kendisine “dayı” denmesinden hoşlanmıyorsa?
O takdirde yılanın sizi ısırmayacağını, itin ve ayının size dalmayacağını bilemezsiniz. Belki ısırılma ihtimalini ortadan kaldırmanın yegâne çaresi cesur olmaktır. İtin, kopuğun önünde dimdik durup “Sizden korkmuyorum” diye haykırmaktır.
Kaldı ki, it kısmı önce en çok korkanı ısırır!
Ben kavgayı sevmem. Dalaştan hazzetmem. Ama teslimiyetçilik de aklın alacağı şey değildir. İnsan haysiyetine yakışmaz.

• • • • • • • • • • • •

Git gide ürkek, korkak, pısırık insanlar haline geldik...
Siyasetle iştigal etmesi yasak makamlarda oturanlardan biri konuştuğunda, “Size bunun için para vermiyoruz beyefendi” diye uyaracağımıza, hatta dava edip vergilerimizin çarçur edilmesinin hesabını adalet önünde soracağımıza, hemen onun tarafına geçip oy verdiklerimizi kınamaya başlıyoruz.
Nasıl insanlarız sahi, nasıl Müslümanlarız? “Höt” dendiğinde kümese kaçan tavuk gibi arkamıza bakmadan kaçıyoruz. Otur dendiğinde oturuyor, kalk dendiğinde kalkıyoruz. “Selam dur!” komutu gelirse hemen selam duruyoruz. Kime? Bilmiyoruz. Her ihtimale karşı her isteneni yapıyoruz. O zaman da darbelerin ardı arkası kesilmiyor!

• • • • • • • • • • • •

En iyi yaptığımız iş şikâyetten ibaret: Parasızlıktan şikâyet, işsizlikten şikâyet, işverenden şikâyet, eğitim sisteminden şikâyet, sağlık sisteminden şikâyet, ekonomiden şikâyet, politikacılardan şikâyet, baskılardan şikâyet, bölünmeden şikâyet... Ama askeriyeden şikâyet yok! Onlar işlerini çok mu iyi yapıyorlar, yoksa korku odağına dönüştüklerinden sataşmaya cesaret mi edemiyoruz?
“Son terörist ölene kadar savaş” narası atan kuvvet komutanına, “Bir kırk yıl daha ülkeyi tüketmeye kararlı mısınız?” diye sorabiliyor muyuz?
Üç sebepten soramayız:
1. Vergi vermediğimiz için nasıl kullanıldığını umursamıyoruz…
2. Vatandaşlık bilincimiz gelişmedi, kendimizi hâlâ şamaroğlanı sanıyoruz…
3. Çok açık: Korkuyoruz.
Ama tabii korkunun ecele bir faydası olmuyor. Dişlek gelmeden dişini söktüren dişsiz kaldığıyla kalıyor!

• • • • • • • • • • • •

Okumamaya devam…
Merak etmemeye devam…
Sorgulamamaya devam…
Ürkmeye, korkmaya, pusmaya, kaçmaya, ezilip büzülüp kendimize acımaya ve kendimizi acındırmaya devam!
Ama ortalık süt limanken çok cesuruz maşallah! Atıp tutaraktan mangalda kül bırakmıyoruz. Mutedil insanları pısırıklıkla suçlayıp cesaret nutukları atıyoruz.
Derken birileri sopanın ucunu gösterir göstermez tısss... Tabana kuvvet, yallah kümese!
Anlayış da “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı.
Neymiş? “İtle dalaşmaktansa çalıyı dolaş”mış…
“Köprüyü geçene kadar ayıya dayı” denecekmiş…
Ayıya “ayı” demek varken, neden “dayı” demeli?

• • • • • • • • • • • •

Hayatı bütün evreleriyle kavramak gibi bir derdi olmayan, olayları, fikirleri algılamak gibi bir tasa taşımayan insan, yaradılış hikmetine uygun bir insani boyut geliştirip şuur planında cesur bir duruş geliştiremez.

“Gelene ağam gidene paşam” politikasında kişiliksizleşir.
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-02-2009, 16:34   #6 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart

Taze Elma,Limon,Karanfil,Karabiber ve Tarçından Hazırlanan, Metabolizmayı Düzene Sokup Yağlarınızı Yakan İçecek...

Yağ yakan ve metabolizmayı düzene sokan içecek


metabolisma

NTV’de Gülay Afşar’ın sunduğu ‘Haber Merkezi Hafta Sonu’ programına konuk olan Selahattin Dönmez, hem kilo problemi olanlara hem de Ramazan ayında metabolizmayı düzenleyecek bir içeceğin tarifini verdi.

Selahaddin Dönmez, ‘Metabolik denge sıvısı’ olarak adlandırdığı içeceğin, içerisindeki ÖZEL bileşenlerin, vücutta yemek ile birlikte alınan kalorinin daha az alınmasını sağladığını belirtti.

Vücudun yağ yakım mekanizmalarını da açığa çıkaran bu formül şöyle:

3(üç) litre suyun içerisine, 2 orta boy elma (Yeşil elma tercih edilirse daha iyi) kabuklarıyla 4′e bölünerek atılır. 1 limon 4 eşit parçaya bölünerek karışıma eklenir. Daha sonra 1(bir) tatlı kaşığı tane karanfil, 1(bir) tatlı kaşığı tane karabiber ve 1(bir) dal kuru tarçın hafif kaynatılır. 15-20 dakika, aroması çıkana dek kaynatılır. Ilıdıktan sonra şişeye alınarak içilir.

RAMAZAN ayında iftardan sonra ve sahurda 1′er bardak tüketilmesi metabolik dengeyi sağlıyor. Selahattin Dönmez, bu sıvıyı kendisinin de günde bir kaç bardak tükettiğini belirtti.

(Televizyon Gazetesi)
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:20 .
http://www.islamportali.com

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2
islamportali islamportali.comislami portal

Hosting Hizmetleri ExForum | Rüya Tabirleri | Dini Hikayeler
islamportali| islami Sohbet