.:: Tavan Arası ::.

Geri git   İslamportali.com - İslami Forum > ÜYE MENÜSÜ > Paylaşmak İstedikleriniz
Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 08-30-2009, 17:12   #1 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart genel yazılar

Sabah Bülteni
Link to Samanyoluhaber - Son Haberler

* Kedi köpek kadar da mı değeri yok !
* Kanada başbakanına ilginç protesto
* Ehliyetsiz sürücü vahşeti !
* Başbakan, aile dostlarına iftar verdi
* İki kardeş havuzda can verdi
* Skandal, hukukçuları ayağa kaldırdı
* İzmir'de 4.1 büyüklüğünde deprem !
* Zafer bayramı coşkuyla kutlanıyor
* Bunu söyleyen Genelkurmay Başkanı...
* Şok mektup; Münevver'i biz öldürdük
* Baykal'ın elini öperiz diyen Ak Parti'li
* Ergenekon sanıklarını delirten rol
* İftar ve sahurda için, mideniz rahatlasın
* Kürtçe ilahilerle semazen gösterisi
* Futbolseverlere büyük müjde
* 'Listedeki hakimleri ispiyon ederiz'
* Sigara içenlere ceza kesildi
* Tosya'da trafik kazası: 2 ölü, 9 yaralı
* Kayserispor'da 3 puan sevinci
* Süper Lig'de puan durumu

Kedi köpek kadar da mı değeri yok !

Posted: 29 Aug 2009 08:12 PM PDT
Bu askerlerin kedi köpek kadar da mı önemleri yok! Eğer ölen kedi köpek olsaydı kalemlerden kan damlayan yazılar yazılırdı.

Kedi köpek kadar da mı önemleri yok! Taraf gazetesi "pimi çekilen el bombası" haberini patlattıktan sonra köşelere dikkat ettim. Kim ne yazıyor diye... Yandaş ve yandaş olmayan basının köşelerine! Yandaş basın köşeleri beklendiği üzere olayı yeterince sorguladı... Yandaş olmayan basında ise bir iki cılız ses dışında çıt yoktu... Dün Hasan Cemal köşesinde isyan vardı... Cemal siyasilere ve Genelkurmay Başkanı'na "Asker tabu mu?" diye sorup "Onlar can değil mi?" diye bitiriyordu yazısını... Melih Aşık ise dostlar alışverişte görsün şeklinde öylesine bir dokundurmuştu... Başka da dişe dokunur bir sorgulama yoktu... Bekir Coşkun ise tatile çıkmıştı! Tahminen komutanları tarafından bir kedi ya da köpeğin eline ceza olarak pimi çekilmiş bir el bombası verilseydi ve bombanın patlaması sonucu bu hayvanlar ölseydi Bekir Coşkun bir gün daha tatile çıkmaz, kaleminden kan damlayan bir yazı yazardı! Bu olayı görmezden gelen,"otosansür sonucu" yazmak isteyip de yazamayan ya da ideolojisi sonucu taktığı gözlüklerle küçümseyen herkese soruyorum: Neyin yandaşısınız? Pimi çekilmiş el bombası ve deneyim transferi Pimi çekilmiş el bombası olayını öğreneli beri (gerçeği ortaya çıkaran Taraf'a ne kadar teşekkür etsek az) kafamda olayı yaşamaya çalışıyorum. Belli ki genç teğmen "deneyim transferi" yöntemiyle nöbette uyuyan askerine ders vermeye çalışmış! Demeye çalışmış ki nöbette uyumak pimi çekilmiş el bombasını elde tutmak kadar tehlikeli bir şeydir. Eğer bir düşman saldırısı olursa sonuçları çok kötü olur... Asker kuşkusuz dersini aldı ama artık aldığı dersi kullanacak bir hayatı yok! Belki de gelecekte çok başarılı bir asker (belki de Genelkurmay Başkanı) olabilecek bir teğmen ise yıllarca hapislerde çürüyecek! TSK'nın bu vahim olaydan ders çıkarması, öyle anlaşılıyor ki iş başı eğitim vizyon ve kültürünü değiştirmesi şart! Düşünseniz ya ağzına kadar yolcu dolu bir Boeing 747'de acemilere pilotluk dersi verildiğini... Sonuç yüzlerce ölü... Ne olur? Tüm pilotluk eğitim sistemi gözden geçirilir ve yeni bir dünya kurulur. Şunu da söyleyeyim bu teğmen asla filmlerden falan etkilenmemiştir. Mutlaka daha önce asker içinde bu tür cezalar verildiğini ya görmüş ya da duymuştur. Bu nedenle TSK'nın "pimi çekilmiş el bombası" olayını özelde değil genelde incelemesi, eğitim sistemini baştan sona sorgulaması, bu sorgulamayı da medyanın takip etmesi ikinci şart! Hangi medya mı? Yanı, düzü, sağı solu hepsi... Önce insan beyler önce insan! ALİ ATIF BİR - BUGÜN

Kanada başbakanına ilginç protesto

Posted: 29 Aug 2009 08:05 PM PDT
Kanada'nın başkenti Ottawa, ilginç bir protestoya sahne oldu.

Ontario Eyalet Başbakanı Dalton McGuinty;nin başkentteki makam dairesinin önüne kimliği bilinmeyen kişi ya da kişilerce 7 tane domuz yavrusu bırakıldı. Protestocular aynı gün, Ontario Eyaleti Tarım Bakanı Leona Dobrowsky;nin Belleville kentindeki ofisinin önüne de 7 domuz yavrusu bağladı. Polisin dün ve bugün yürüttüğü protestocuları bulma çabaları da şu ana dek sonuç vermedi. Protestocular, her iki eylem alanına bıraktıkları notta, ''Biz, daha fazla bu domuzlara bakamayacağız. H1N1 salgını ve piyasa şartları bizi mahvetti'' ifadesini kullandılar. Eylemcilerin, her iki protesto için de aynı notu kullanmaları aynı kişiler olduklarını teyit ederken, polis yetkilileri eyaletteki 2700 domuz üreticisinden herhangi birinin eylemi yapmış olabileceğini düşünüyor. Domuz yavruları, Ottawa Hayvanları Koruma Derneği'nce alınarak, bir çiftliğe verildi. Kanada Federal Hükümeti, ekonomik kriz ve özellikle domuz gribi salgını nedeniyle son 60 yılın en büyük krizini yaşayan sektörde, üretimi kısma kararı almış ve çiftliklerin rekabete edebilecek hale gelmesi için de 92 milyon Kanada doları tutarında modernizasyon paketi açıklamıştı.

Ehliyetsiz sürücü vahşeti !

Posted: 29 Aug 2009 08:04 PM PDT
Eskişehir'de otomobilin çarptığı yaşlı kadın ve torunu öldü.

Alınan bilgiye göre, çevre yolunun Gündoğdu Mahallesi kesiminde, Göksel Ç. (20) idaresindeki 26 TZ 194 plakalı otomobil, yolun karşısına geçmek isteyen Münevver Yalak (54) ve torunu Rümeysa Kalapak'a (8) çarptı. Kazada, Yalak ve Kalapak olay yerinde hayatını kaybetti. Sürücü belgesi olmadığı öğrenilen Göksel Ç. gözaltına alındı.

Başbakan, aile dostlarına iftar verdi

Posted: 29 Aug 2009 08:04 PM PDT
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık Resmi Konutu'nda aile dostlarına iftar verdi. İftar nedeniyle basın mensuplarının görüntü almasına izin verilmedi.

Başbakan Erdoğan, Başbakanlık Resmi Konutu'nda aile dostlarına iftar verdi. İftar nedeniyle geniş güvenlik önlemi alındı. Basın mensuplarından Resmi Konut'tan uzak durmaları istendi. Gece yarısına doğru Resmi Konut'tan ayrılan Başbakan Erdoğan, evine gitti. Erdoğan'la birlikte konuttan ayrılan aile dostları ise görüntülenemedi. (CİHAN)

İki kardeş havuzda can verdi

Posted: 29 Aug 2009 08:03 PM PDT
Adana'nın Saimbeyli ilçesinde iki kardeş, orman işletmesinin yangın söndürme amacıyla kullandığı havuzda boğuldu.

Alınan bilgiye göre, aileleriyle birlikte Feke ilçesine bağlı Tenkerli Köyü'nden akrabalarını ziyaret için Saimbeyli'ye bağlı Cumhurlu Köyü'ne giden İsmail (16) ve Mücahit Ocak (9) adlı kardeşler, 17.00 sıralarında gezintiye çıktı. Aradan uzun zaman geçmesine rağmen kardeşlerin eve dönmemesi üzerine jandarmaya haber verildi. Jandarmanın başlattığı arama çalışmalarına köylüler de katıldı. İki kardeşin cesetleri, 23.00 sıralarında Tırtat mevkisindeki orman işletmesinin yangın söndürmek için açtığı havuzda bulundu. Cumhuriyet Savcısı olay yerinde inceleme yaptı.

Skandal, hukukçuları ayağa kaldırdı

Posted: 29 Aug 2009 07:19 PM PDT
Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, Bakan Gönül'ün, Üçok hakkında soruşturma başlatmasını istedi.

Hava Kuvvetleri Askeri Savcısı Albay Ahmet Zeki Üçok'un imza attığı "İfade skandalı'na hukukçu tepkisi devam ediyor. Üçok'un yetkisini kötüye kullanarak gazetemiz Haber Müdürü Güngör Ergün'e baskı uygulamak istemesi, hukukçuları ayağa kaldırdı. Üçok'un açıkça görevini kötüye kullandığını ifade eden emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ü göreve çağırdı. Anlayabilmiş değilim "Albay Dursun Çiçek davasında da oldu. Milli Savunma Bakanı kulağının üzerine yatıyor. Anlayabilmiş değilim" diyen Petek, gerek Askeri Hakimler Kanunu'nun, gerekse 353 sayılı Askeri Mahkemelerin Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un Milli Savunma Bakanı'na askeri hakim ve savcılar hakkında doğrudan doğruya soruşturma açma yetkisini verdiğini vurguladı. Hemen soruşturma açılmalı Görevi kötüye kullanma suçunun, ihbar ve şikayete bağlı bir suç olmadığını ifade eden Petek, şunları söyledi: "Bu olay medyaya yansımış. Duyulması yeter. Şu anda Türkiye çalkalanıyor. Böyle bir olayda derhal Milli Savunma Bakanı'nın Kıdemli Askeri Savcı ya da Askeri Adelet Müfettişleri'ni görevlendirerek Ahmet Zeki Üçok ile Yüzbaşı Mehmet Çelik hakkında soruşturma başlatması lazım." ÜÇOK?UN 4 YANLIŞI 1-Kendisiyle ilgili konuda soruşturma açmak. 2-Tanık olarak çağırıp sanık muamelesi yapmak. 3-Mahkeme kararını imha etmek ya da olmayan bir kararı varmış gibi göstererek sahtecilik yapmak. 4-'Arama kararım var' diyerek yasanın vermediği bir yetkiyi baskı aracı olarak kullanmak. BUGÜN

İzmir'de 4.1 büyüklüğünde deprem !

Posted: 29 Aug 2009 06:33 PM PDT
İzmir'de gece saat 03.42'de merkez üssü Ege Denizi olan 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Kısa süren ve vatandaşlar tarafından hissedilen depremde herhangi bir hasar meydana gelmedi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden alınan bilgiye göre, akşam saat 03.42'de merkez üssü Ege Denizi olan 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Yerin 12.8 kilometre derinliğinde meydana gelen deprem İzmir ve çevre ilçelerinde hissedildi. Deprem herhangi bir hasara neden olmazken, vatandaşlar kısa süreli panik yaşadı. (CİHAN)

Zafer bayramı coşkuyla kutlanıyor

Posted: 29 Aug 2009 06:08 PM PDT
Genelkurmay Başkanlığı, bayram için bu yıl farklı etkinlikler düzenledi. TSK'nın tüm tugay ve alay sancakları Başkent'e getirildi.

Bunu söyleyen Genelkurmay Başkanı...

Posted: 29 Aug 2009 05:56 PM PDT
ABD Genelkurmay Başkanı Mike Mullen, ülkesinin, İslam alemini tanımaya çalışmak yerine kibirli davrandığını ve İslam ülkelerine eziyet etmeyi tercih ettiğini itiraf etti.

Mike Mullen, ülkesinin İslam dünyasındaki kötü imajını düzeltme çabaları üzerine bir makale kaleme aldı. Ülkesine yönelik çok sert eleştirilerde bulunduğu makalede Mullen, ABD'nin İslam dünyasını anlamadığını ve Obama döneminde başlayan anlama çabalarının da yetersiz olduğunu yazdı. ABD TARİHİNE AĞIR ELEŞTİRİ Washington'un ?İslam dünyası? karşısında duyduğu endişeden kurtulma adına kötü duruma düştüğünü belirten Mullen, Amerika'nın gerekçeler sunmak yerine, geçmişte yaptığı hataları izah etmesi gerektiğini kaydetti. ABD'nin böbürlenme, eziyet etme ve kibirli davranma gibi hataları dolayısıyla İslam dünyasının ABD'yi hala bu şekilde gördüğünü vurgulayan Mullen, bu kötü durumunu değiştirmesi için ABD'ye büyük görevlerin düştüğünü ifade etti. İSLAM MEDENİYETİNİ İYİ TANIMIYORUZ Genelkurmay Başkanı Mike Mullen, ABD Silahlı Kuvvetleri tarafından yayınlanan bir dergide kaleme aldığı makalede, Amerika'nın İslam dünyasını anlama noktasında zayıf kaldığını ifade ederek ?İslam kültürünü ve medeniyetini çok iyi anlamamız gerekiyor. Aşırı propagandaları aşmak ve iyi bir ifade usulü geliştirebilmek için İslam dünyasının geleceğe yönelik hedeflerini ve çıkışlarını iyi görmemiz gerekli? şeklinde yazdı. İSLAM ÂLEMİ İNCE BİR DÜNYADIR Amiral Mullen, İslam aleminin diğer medeniyetlerden farklı olduğunu vurgulayarak ?İslam alemi ince ve anlayışlı bir dünyadır. Biz onları anlayamadık ve anlamak için de çaba göstermedik? dedi. Yazısında, ?Sadece İslam kültürü ve medeniyetine saygı ve takdirle yaklaşmamız bütün sorunları çözmeye yeterliydi? şeklinde cümlelere de yer veren Mullen, ABD ile İslam dünyası arasındaki problemin kaynağını açıkça ortaya koydu. SERT DİLLE ÖZELEŞTİRİ ABD'nin kendini büyük görmeden kaynaklanan hataları dolayısıyla İslam dünyasının ABD'ye bu gözle baktığını belirten Mullen, bu kötü imajı değiştirme yönünde Amerikan yönetimine büyük görevlerin düştüğünü söyledi. KÖTÜ İMAJ NASIL DÜZELECEK? Mike Mullen, Washington'un ?İslam dünyası? karşısında duyduğu endişeden kurtulma adına içine düştüğü kötü durumdan nasıl çıkabileceğini de şu şekilde anlattı: ?Amerika, gerekçeler sunmak yerine, geçmişte yaptığı hataların izahını yapmalı. Sorunlar, iletişim kopukluğundan kaynaklanmamaktadır. Ortaya çıkan sorunlar kesinlikle stratejik siyasi hatalar yüzünden bu seviyeye ulaşmıştır. Amerikan yönetimleri, kibirlenerek bütün dünyayı kendilerinden uzaklaştırmış ve bu sebeple her defasında kaybetmiştir. ABD'nin içinde bulunduğu durumun temelinde ise ?kendi yaptığına kendisinin kulak asmaması' yatmaktadır.? ?RADİKAL İSLAMCILARLA MÜCADELE? BİR HATADIR ABD'nin, ?radikal İslamcı? gruplara karşı mücadele verilmesi gerekliliği üzerinde durmasının doğru olmadığını ifade eden Mullen, bu tarz bir çıkışla düşünce anlamında yenilgiye uğradıklarını itiraf etti. Mullen, ?Bu konu, Afganistan'da ve Pakistan'da Taliban'ın ve El-Kaide'nin yenilmesi için belirlenen kapsamlı strateji çerçevesinde ABD Başkanı Barack Obama'nın radikallerin propagandalarına karşı yürütülen çabaların yoğunlaştırılması doğrultusunda verdiği emirler nedeniyle daha çok önem kazanmaktadır? dedi. VAKİT

Şok mektup; Münevver'i biz öldürdük

Posted: 29 Aug 2009 05:46 PM PDT
Hırsızlık zanlısı İzzettin C. tarafından yazılan mektupta, aldatıldığını düşünen Cem Garipoğlu'nun, cinayeti, ailesinin kirli işlerde kullandığı 7 kişilik infaz timiyle birlikte işlediği iddia ediliyor. Kan donduran iddianın ayrıntıları...

İhbar mektubu: Cinayeti 7 kişilik infaz timi işledi Polise mektup yazan İzzettin C. anlatıyor: "Cem, Münevver'e 'niye aldattın' diyordu. Kız korkmuştu. Kızı öldürdükten sonra ayrıldık." Polis, birçok ayrıntı bulunan iddiaları araştırdı ancak somut bir bilgiye ulaşamadı. SABAH, Münevver Karabulut'un vahşice öldürülmesiyle ilgili cezaevinden polise yazılan bir ihbar mektubuna ulaştı. Hırsızlık zanlısı İzzettin C. tarafından yazılan mektupta, aldatıldığını düşünen Cem Garipoğlu'nun, cinayeti, ailesinin kirli işlerde kullandığı 7 kişilik infaz timiyle birlikte işlediği iddia ediliyor. Hırsızlık suçundan üç aya yakın süredir Hatay'ın Kırıkhan İlçesi'ndeki cezaevinde yatan 27 yaşındaki İzzettin C'nin mektubundaki iddialar şöyle: Ekibin lideri Garipoğlu ailesinin pis işlerini yapan Rasim U'ydu. Rasim arayıp, İstanbul'da birlikte bir iş yapacağımızı söyledi. Ali Yaşar M. İle birlikte 25 Şubat'ta THY uçağı ile İstanbul'a gittik. Pendik'teki Deniz Otel'e yerleştik. "MÜNEVVER'İ KAÇIRDIK" Ahmet K, Güven K, Emrah T, Rasim U. ise Antakya Gümüş Oto Galeri'den kiraladıkları biri beyaz Opel marka olmak üzere iki araçla İstanbul'a geldi. Onlar da Kervan Otel'e yerleşti. Otellerdeki yerleri Cem Garipoğlu ayırtmıştı. 1 Mart günü Cem Garipoğlu, taksiyle Rasim'in yanına geldi. onraki gün, saat 16.30'da telefonla talimat geldi. Münevver'in okuduğu Taksim Akademi'nin önüne gittik. Üzerinde kısa etek, siyah bir elbise bulunan Münnevver ile armalı, uzun kollu tişört ve kurşuni renk kumaş pantolon giyen 17-18 yaşlarındaki genç araçtan indi. Çocukla Münevver taksiyle ayrıldı. Durumu Rasim'e bildirdik, "Takip etmeyin" talimatı aldık. 22.00'de Pendik'e döndük. Rasim bize, "Kızı alacağız, saçının teline zarar gelmeyecek. Biz sadece teslim edeceğiz. Kız başkasıyla çıkmış. Gelme sebebimiz bu" dedi. Ertesi gün saat 19.00'da okulun önüne geldik. Güven sessizce Münevver'in yanına yaklaştı ve ağzını kapattı. Kısa bir hamleyle Münevver'i otomobile bindirdik. Emrah, Rasim'i arayarak, "Emaneti aldık" dedi. O da Bahçeşehir'e gelmemizi söyledi. Gece saat 12.00'de Bahçeşehir'e geldik. Cem kapıyı açtı ve kızı içeri almamızı işaret etti. Ben, olanları ayakta durarak izlemeye başladım. Cem, Münevver'e, "Bak, dünya çok küçükmüş değil mi. Beni aldatmayacaktın" dedi. Münevver titriyor ve çok korkuyor, sürekli ağlıyordu. Bir ara "Ben seni aslında seviyorum. Ben kız arkadaşıma uydum" diyerek merhamet diledi. Cem, Rasim'e "İşi bitir" diye talimat verdi. Rasim de Ali'ye, "Bıçakla dürt" dedi. Ali, titreyen Münevver'in sağ karın boşluğuna yanaşarak bıçağı sapladı. Oluk gibi kan aktı. Midem bulandı, dışarı çıktım, sigara içtim. Bu arada müziğin sesini açtılar. Her yer kan içindeydi. Koltukta oturan Cem'in üstü başı kan olmuştu. Donmuş vaziyette, yine viskisini yudumluyordu. Cem, yukarı kata çıktı ve şekilli büyük kutuyla (gitar çantası) geri döndü. Beden kutuya kondu. "HER ŞEYİ KAYDETTİM" Kahverengi bir kutu getirildi, kızın başı kutuya kondu. Her taraf temizlendikten sonra tüm malzemeleri siyah bir poşete koyduk ve Hatay plakalı Opel'in bagajına yerleştirdik. Ezan okunurken evden ayrıldık. Cem, aracın önüne bindi. Ceset ve malzemeler arkadaki araçla geldi. Cem Garipoğlu, Rasim'e malzemeleri gördükleri ilk çöp kutusuna atmalarını söyledi. Ahmet K. Güven ve Ali Y, ceset bulunan kutuları konteynere attı. Cem Mecidiyeköy HSBC'ye girdi ve para çekip iri gri bir zarfla Rasim'e verdi. Münevver'i kaçırma anını ve sonrasında yaşanan her şeyi cep telefonumun kamerasıyla kaydettim. Daha sonra bunları bir ağacın altına sakladım. Polis yetkilisi: İddiaları araştırdık, doğrulatamadık İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden üst düzey bir yetkili, İzzettin C'nin ihbar mektubunun kendilerine Haziran ayında ulaştığını açıkladı. Mektuptaki bütün iddiaları araştırdıklarını anlatan yetkili şunları söyledi: "İzzettin C, belirttiği tarihlerde gerçekten uçakla İstanbul'a gelmiş, söylediği otelde kalmış. Ancak, cinayetin işlendiği saatlerde, cep telefonu kayıtları, Pendik yöresinde olduğunu gösteriyor. Ayrıca 'çete lideri' dediği Rasim U. ise o tarihlerde hiç İstanbul'a gelmemiş, Hatay'da olduğu görülüyor. Ayrıca Cem'in Mecidiyeköy'de bir bankadan 30 bin lira çektiğini söylüyor. O bankada Cem ve ailesinin hesap hareketine rastlanmadı. Bir de 'ağacın altına gömdüm' dediği görüntü CD'sini, tarif ettiği yerde bulamadık. Elde ettiğimiz bulgular, bütün anlattıklarını çürütüyor. Neden anlattığına bir anlam veremiyoruz." Sabah muhabirleri de İzzzettin C'nin ifadesinde geçen yerlerde araştırma yaptı. İzzettin C'nin kaldığını söylediği Pendik'teki Deniz Otel'e, gerçekten de 25 Şubat'ta Ali Yaşar M. İle birlikte yerleştiğini ancak diğer kişilerin kayıtlarına rastlayamadılar. İzzettin C'nin, Antakya'da araç kiraladıklarını söylediği galerinin yetkilileri, o kişileri tanımadıklarını ve araç kiralama işi yapmadıklarını söyledi. SABAH

Baykal'ın elini öperiz diyen Ak Parti'li

Posted: 29 Aug 2009 05:32 PM PDT
"Bu işi çözecekse Deniz Baykal'ın elini bile öperiz" dedi, "yaşı da buna müsait" şeklinde espri yaptı. İşte "açılım" konusundaki en önemli çıkışlardan birini yapan Ak Parti'li ve çarpıcı açıklamaları...

Arınç, önceki akşam gazetelerin Ankara temsilcileri ile iftarda buluştu. Gündeme ilişkin açıklamalar yapan Arınç, Kürt meselesini kastederek, "Bu işi çözecekse Baykal'ın elini bile öperiz. Yaşı da buna müsait." dedi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 'demokratik açılım'a ilişkin önemli mesajlar verdi. Arınç, Şeyh Edebali'den örnek vererek muhalefetle uzlaşma görevinin Başbakan'a düştüğünü söyledi. Siyaseten bir risk aldıklarına ve 'açılım'ın kendilerine oy kaybettirebileceğine işaret ederken, "Siyasetçi her türlü tehlikeyi göze alır." vurgusunu yaptı. ' align='right'> Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç 'demokratik açılım' konusunda önemli mesajlar verdi. "Bu işi çözecekse Deniz Baykal'ın elini bile öperiz." dedi ve "Yaşı da buna müsait." şeklinde espri yaptı. Sürecin ucunun açık olmadığını, yılbaşına kadar şekilleneceğini söyleyen Arınç, CHP ve MHP'nin politikalarını tasvip etmediğini belirtti. Yine de birleştirme görevinin Başbakan'a ait olduğunu vurguladı. Arınç, "Güneydoğu'da bir adet vardır, kavga edenlerden birisi başındaki başlığı yere çalarsa kavga biter. Bence Başbakan başlığını yere atmalı." ifadelerini kullandı. "Baykal gelmeyin dese de, itse de görüşülebilir." diyen Başbakan Yardımcısı, önceki akşam gazetelerin Ankara temsilcilerine verdiği iftar yemeğinde muhalefet partileri ile 'ortak akıl' etrafında buluşmak istediklerini söyledi. "Toplumsal karşılığı olan bir meselede genel başkanlar sürecin dışında kalamazlar." diyen Arınç, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın liderle görüşmesinin şu an gündemde olmadığını bildirdi. CHP'nin kategorik karşı çıkmasını yanlış bulduğunu ifade ederken şunları söyledi: "Bir noktada yumuşama olabilir. Kanalları açık tutmak lazım. 'Küstüm, oynamıyorum' demek, iktidarın yapacağı bir şey değil. İktidar kanadı alttan almak durumunda. Başbakan'ı da aşağıya çekmeden bir yol bulunabilir. İşte akîl adam çözümü denilen budur." İsmet İnönü'nün çözüm yöntemini örnek gösteren Arınç, "İsmet Paşa, Talat Aydemir olayında 'silahları bırakın affedeceğim' dedi. Onlar yargılandı mı? Hayır. Peki bu hukuki miydi? Hayır. Ama sorunu çözdü, akıllı bir hareket yaptı. Bunu yaparken ceza kanununa da anayasaya da bakmadı. Bu işi çözmek için ne gerekiyorsa yapmalı." dedi. Açılımın siyasî açıdan risk olduğunu belirten Başbakan Yardımcısı, 'açılım'ın 2011 seçimlerinin sonucunu etkileyebilecek bir çalışma olduğuna dikkat çekti. Sürecin başarılı olması durumunda AK Parti'nin oylarını artıracağını, aksi takdirde oy kaybetme riski olduğunu söyledi. Yine de kararlı olduklarının altını çizerken, "Siyasetçi sorunları çözen ve bunun için her türlü tehlikeyi göze alan insandır." değerlendirmesini yaptı. Arınç, Abdullah Öcalan'ı kastederek İmralı'nın muhatapları olmadığını belirtti. "Ne böyle niyetimiz, ne planımız, ne düşüncemiz ne de çalışmamız var." vurgusunu yaptı. Dağda eyleme katılmamış örgüt elemanlarının teslim olmaları halinde ifadelerinin alınıp serbest bırakılacağını anlatan Arınç, lider kadro için karar aşamasında olmadıklarını ancak başka ülkeye yollanabileceğini kaydetti. Özel televizyonların Kürtçe yayın yapabileceğini ifade ederek, "Olabilirliği olan bir mesele. Korkmamak gerekir." görüşünü dile getirdi. ÇÖZÜM İÇİN EN İYİ KONJONKTÜR "Bir şeyler yapmak en iyi konjonktürün şu anda mevcut olduğunu görüyoruz. 25 yılda en az 10 genelkurmay başkanı değişti. En az 10 hükümet oldu. Hepsi de özeleştiri yaptı. Kimi 'Kürt kimliğini tanımak istemedik, kart kurt diye karikatürize ettik' dedi. Kimi 'Kürtçe konuşmayı yasaklamak ne kadar yanlışmış' dedi. Sadece polisiye tedbirlerle, bombalamayla çözülecek gibi gözükmüyor. TSK'nın başarısız olduğunu söylemiyorum. Asker de sosyal, siyasî, ekonomik boyut olduğunu söylüyor zaten. Biz çok konuşan profesyonel ağlayıcıların değil gerçek şehit annelerinin oğullarının başında 'akan dursun' sözünü rehber edindik. Medya tahminimizin ötesinde sahip çıktı. Yüzde 60 olumlu. Belki biraz daha fazla. Önemli yazarlar konuya olumlu yaklaşıyor." Arınç, muhalefetin özellikle bunu beklediğini öne sürdü. CHP ve MHP'nin bu konudaki stratejisini, "AK Parti yıpransın, önü kesilsin, vatan hainliği ile suçlansın, halkta derin kaygılar meydana gelsin, hatta düşmanlığa dönüşsün ve biz iktidarı kazanalım" şeklinde özetledi. Proje ortaya çıktığında sorumluluğun hükümete ait olacağına dikkat çekerek, "Hükümet yapacağı işleri başkasıyla paylaşmaz. Bu işin altına elini sokar. Karar noktasında tüm kurumlarla ilişki içinde olur. Yargı, yasama gibi. Belki birkaç madde anayasa değişikliği, yasa değişikliği gündeme gelebilir. Bunların çözüm yeri Meclis. Onun dışında bir organa çözüm yeri olarak bakmıyor." şeklinde konuştu. Oktay Vural'a göre Kamer Genç melek gibi Oktay Vural'dan her gün hakaret yemek bize ağır geliyor. "Biz de şöyle bir cevap verelim' diyoruz ama bu süreç uğruna nelere katlanıyoruz. Çirkinlikte kimse yarışamaz Vural ile. Kamer Genç bile bana daha şirin gözükmeye başladı. Ne kadar sevimliymiş. Hayatta sevmediğim bir insan, Vural yüzünden melek gibi gelmeye başladı. Beterin beteri varmış. Adama 'Tillo'lusun' dedim. İnadından Aydınlar diyor. Aydınlar diyen bir kaymakam bir de sensin. Herkes Tillo diyor. Ne var utanacak? Genç olsa Dersim derdi. Ziya Gökalp nasıl Türkçüyse bunlar da Arap ama Türkçülük yapıyor. 'ABD projesi' diyen biraz geri zekalı ABD, terör örgütünün tamamen tasfiyesinde samimi. Ancak 'Bu bir ABD projesidir' diyenler hayal görüyor. ABD'de bu tip kuruluşlarda eline kalem alan bir şeyler yazar. 'ABD'de yazılmış Türkiye'de AKP uyguluyor' demek biraz geri zekalı işi. Irak'tan çekilme süreci, Kuzey Irak'ın geleceği, Türkiye'yi en iyi şekilde düşünmeleri için yeterli. Konjonktürü iyi götürüyoruz. DTP, CHP-MHP'den daha ileri DTP'nin ileri gelenleri 'mutlaka bir af gerekir' diyordu. Şimdi af da gerekmez deyip bütünlükten yana olduklarını söylüyorlar. Kapsamlı projenin içinde herkes kendine en makulü bulmaya çalışıyor. Bizim bazı kabullerimiz var. Onları mutlaka uygulamak isteriz. Türkçenin resmî dil oluşunu tartışmayız. Ana dille eğitim ve öğretimi ayrı tutmak lazım. DTP'nin bazı düşünceleri MHP'den ve CHP'den çok daha ileri. Olumlu anlamda. Gül yeniden aday olabilir, ben düşünmüyorum Arınç, Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesine ilişkin boşlukların yeni kanunla doldurulacağını belirtti. Hukuki olarak Abdullah Gül'ün ikinci kez aday olmasının önünde bir engel olmadığını savundu. Kendisinin aday olmayı düşünüp düşünmediği sorusuna da gülerek "Hayır hayır. Şimdilik hayır." diye cevap verdi. ZAMAN

Ergenekon sanıklarını delirten rol

Posted: 29 Aug 2009 05:17 PM PDT
Ergenekon davasının tutuklu sanıkları, cezaevinden kurtulmak için 'deli' raporu almanın yollarını arıyor. Şimdi de "akıl hastası rolü" yapıyorlar.

Ergenekon'un tutuklu sanıkları cezaevinden kurtulmak için yeni bir yol buldu: "Psikolojik sorunumuz var." Sanıkların duruşmalarda akıl hastası rolü yaptığı belirtiliyor. 6 ay önce 'sağlam' raporu verilen Alparslan Arslan, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne kaldırıl-dı. Bir yıl hastanede yatan Arif Doğan serbest bırakıldı. İbrahim Şahin tahliye bekliyor. Ergenekon davasının tutuklu sanıkları, cezaevinden kurtulmak için yeni bir yol buldu. Daha önce başta GATA ile Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi olmak üzere birçok sağlık kuruluşuna fiziksel rahatsızlıklarından dolayı giden sanıklar, yeni dönemde psikolojik rahatsızlıklarını gerekçe göstermeye başladı. Tutuklanmadan önce sağlığı yerinde olan bu isimler duruşmalarda 'garip' davranışlar sergileyerek kendilerini Adli Tıp'a sevk ettirmeye çalışıyor. Danıştay saldırısının ardından akıl ve beden sağlığı yerinde olan ve 6 ay önce Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 'sağlıklı' raporu verdiği tetikçi Alparslan Arslan'ın önceki gün Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne kaldırılması kafaları karıştırdı. Arslan'ın, hâkimle tartıştığı duruşmada kullandığı tabir de ilginçti: "Beyinsel problemlerim var." Suikast timlerinin lideri iddiasıyla yargılanan Eski Özel Harekât Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin aldığı bunama raporuyla tahliye olmayı beklerken, emekli Albay Arif Doğan, bir yıla yakın bir süre hastanede yattıktan sonra 'depresyon teşhisi'yle serbest bırakıldı. Ergenekon davasını çözecek kilit bilgileri gündeme getiren Osman Yıldırım, Ümit Sayın gibi isimler ise 'psikolojik sorunları var' gerekçesiyle davayı yönlendirmek isteyenlerin hedefi haline geldi. Haziran ayında cezai ehliyeti olmadığını ispatlamak için 'paranoyak' olduğunu iddia eden tutuklu sanıklardan Erkut Ersoy da Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi. Örgütün istihbaratçısı olmakla suçlanan Erkut Ersoy 'deli' raporu almak için geldiği Adli Tıp Kurumu'ndan eli boş döndü. Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi, 2 hafta kurumda yatılı olarak müşahede altında tuttuğu Erkut Ersoy'a oybirliğiyle "Akıllı. Cezai ehliyeti tam" raporu verdi. Ersoy, bununla yetinmedi ve 2 hafta önce 'aniden' rahatsızlandı. Önce Silivri Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı, buradan da Bakırköy'e sevk edildi. İddiaya göre, Ersoy'un Bakırköy'e sevkinde bu hastaneden gelen bir telefon etkili oldu. DEPRESYON TANISI KONULAN DOĞAN, SERBEST BIRAKILDI Ergenekon tutuklusu emekli Albay Arif Doğan, 16 Temmuz 2009'da tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Doğan için hazırlanan sağlık raporunda kalp yetmezliği ve şeker hastalığının yanında psikolojik rahatsızlığına da dikkat çekildi. Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu Başkanı Uzman Doktor Nur Birgen imzalı raporda Doğan'a depresyon tanısı konuldu. İBRAHİM ŞAHİN 'BUNAMADA' TAHLİYE OLMAK İSTİYOR Özel Harekâtçı İbrahim Şahin aldığı bunama raporuyla tahliye bekliyor. 27 Mart 2009'da Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 6 saat kontrolden geçirilen Şahin, genel cerrahi, dahiliye, kulak burun boğaz, nöroloji ve psikiyatri servislerinde muayene edildi. Şahin'in raporu 10 Nisan 2009'da tamamlandı. Beş servisten uzman doktorların imzasını taşıyan raporda, Şahin'in 'Demans' yani bunama hastası olduğu belirtildi. Geçtiğimiz günlerde de Ergenekon sanığı Ümit Sayın için psikolojisi bozuk iddiaları gündeme getirildi. Bu iddiayı ortaya atan ise Sayın'ın koğuş arkadaşı Emin Gürses'ti. Emin Gürses, davada gizli tanık olduğu ileri sürülen Ümit Sayın'ın psikolojik rahatsızlığının olduğunu iddia etti. Gürses, "Koğuşta ben bakıyorum ama benim aleyhime ifade vermiş. Çocuğun psikolojisi bozuk." ifadelerini kullandı. MEHMET HABERAL'A 'AŞIRI HUZURSUZ' TANISI KONULDU Kalp rahatsızlığı için gittiği İstanbul Kardiyoloji Enstitüsü'nde dört buçuk ayı aşkın süredir kalan Mehmet Haberal'a, bu sürede Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyeleri tarafından 'ağır anksieteli depresyon' tanısı da konuldu. Bu rahatsızlığa göre, Haberal, aşırı sıkıntılı, huzursuz bir tablo seyrediyor. Tedaviler sırasında Haberal'ın sinirli hareketlerde bulunduğu ve etrafa bağırdığı da öne sürülüyor. FATİH HİLMİOĞLU DA PSİKİYATRİST İSTEDİ Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu karaciğer rahatsızlığından dolayı haziran ayından beri üç hastane dolaştı. Önce Haseki, sonra Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne giden Hilmioğlu, en son Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne sevk edildi. Şu anda hastanenin Gatroentoloji Bilim Dalı'na bağlı Karaciğer bölümünde yatan Hilmioğlu psikiyatri uzmanınında bulunduğu bir ekip tarafından kontrolden geçirildi. Danıştay davası hükümlüsü Osman Yıldırım için ise süreç farklı işliyor. Yıldırım'ın itiraflarının geçersiz kılınması için akıl sağlığının yerinde olmadığı iddiaları gündeme getiriliyor. Ankara Numune Hastanesi 'psikolojik sorunları nedeniyle gözetim altında tutulmalı' raporu verdi. GATA'nın da Yıldırım için 2004 ve 2005 yıllarında iki ayrı rapor hazırladığı ortaya çıktı. İki raporda da Yıldırım'ın 'psikolojik sorunlarının bulunduğu' ancak akıl hastası olmadığı aktarıldı. ZAMAN

İftar ve sahurda için, mideniz rahatlasın

Posted: 29 Aug 2009 03:07 PM PDT
Ramazan ayında oruç tutanlar için yararlı olabilecek bitki çaylarından biri de papatya çayıdır.

Mayıs papatyası ya da Alman papatyası (bilimsel adı matricaria recutita) çiçeklerinin mide-bağırsak kasılmaları, şişkinlik, gaz şikayetlerini giderici ve sindirime yardımcı etkileri bilimsel olarak da ortaya konulmuştur. Bu etkiye sahip bileşenlerinin flavonoitler (apigenin ve glikozitleri) ve uçucu yağ bileşenleri (alfa-bisabolol) olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle, papatya çayının etkisini kaybetmemesi için hazırlarken kaynatılmaması gerekir. Çayı hazırlamanın en ideal şekli, kapaklı bir fincan ya da demlik içerisine bir poşet atıp taze kaynatılmış sıcak içme suyu ilave edildikten sonra 10 dakika bekletilip içilmesidir. Sahurda ve iftarda yemekten sonra içilmesi sindirime yardımcı olacak ve midenin rahatlamasını sağlayacaktır. Papatyanın sindirim sistemine etkili bileşenleri olan flavonoitlerin bir diğer özelliği de hafif yatıştırıcı etkisi. Dolayısıyla yukarıdaki şekilde çay halinde hazırlandığında merkezi sinir sistemi üzerinde hafif yatıştırıcı etki de gösterecektir. Bu bakımdan sahurdan sonra gece rahat uyunması ve gündüz ise daha rahat bir oruç süreci geçirilmesi mümkün olabilecektir. Yine papatya flavonoitlerinin ve uçucu bileşenlerinin (alfa-bisabolol, kamazulen) geniş spektrumlu ödem giderici etkisi bulunduğu, dolayısıyla vücutta ödemi boşaltmaya yardımcı olduğu bildirilmektedir. Mayıs papatyasının iltihap giderici etkisinin yanı sıra, alerji oluşumunu önleyici, mikropların gelişimini engelleyici (antibakteryel ve bakteriyostatik) ve yara iyileştirici etkileri nedeniyle taze hazırlanmış mayıs papatyası çayı ile cildin temizlenmesi sivilce oluşumu, yüzde şişkinlik gibi durumlarda etkili olabilmektedir. Bu nedenle piyasada pazarlanan kozmetik ürünlerde papatya özütü yer almaktadır. Yine bu özelliklerine bağlı olarak, sağlıklı bir deodorant olarak papatya çayıyla koltuk altı ve bedenin silinmesi istenmeyen ter kokularının giderilmesinde yararlı olmaktadır. Papatya çayının diğer önemli kullanım alanlarından biri de bebeklerin gaz şikayetlerinin giderilmesindeki etkisidir. Taze hazırlanan çayın ılıtılarak bebeğe verilmesi gaz çıkarmasına yardımcı olurken, hafif yatıştırıcı etkisi nedeniyle rahat uyumasını da sağlar. Emziren annenin de papatya çayı içmesi daha iyi bir etki sağlanabilmesi için önerilebilir. Mayıs papatyası çayı yan etki riski bakımından da son derece güvenilir. Zaten bu nedenle bebeklere bile uygulanabiliyor. Ancak burada dikkat edilmesi gereken hususlardan biri çiçek alerjisi olanlarda papatya polenlerine karşı ortaya çıkabilecek riskler. Bu sık görülen bir durum değil, ama dikkatli olunması gerekiyor. Bence çok daha önemlisi aldığınız papatyanın gerçekten mayıs papatyası olup olmadığı. Çünkü maalesef halk arasında benzerlik gösteren çok sayıda bitkinin papatya adı altında satılabildiğini görüyoruz. Bu nedenle açıkta satılan ürünlerin kullanılmaması, güvenilir markaların tercih edilmesi son derece önemli. STAR

Kürtçe ilahilerle semazen gösterisi

Posted: 29 Aug 2009 03:00 PM PDT
Adıyaman Belediyesi'nin iftar çadırında semazenler yer aldı. Kürtçe ilahilerle coşan semazenler, vatandaşlara unutulmaz bir gece yaşattı.

İftar çadırında teravih namazından sonra düzenlenen kültürel etkinlikler kapsamında semazenler sahne aldı. Kürtçe ilahilerle coşan semazenler, vatandaşlara unutulmaz bir gece yaşattı. Demokrasi Parkı'ndaki iftar çadırında düzenlenen program Şanlıurfa İrfan İlahi Grubu'nun Kur'an tilaveti ile başladı. Programda, Türkçe ve Kürtçe ilahilerle söylendi. Daha sonra semazenler sahne aldı. İlk defa semazen gören vatandaşlar, bol bol fotoğrafı çekti. Vatandaşlar, program boyunca ilahilere eşlik etti. Bazı vatandaşlar oturacak yer bulmakta zorlandı. Programın ilerleyen bölümünde semazenler Kürtçe ilahiler eşliğinde gösteri sundu. CİHAN

Futbolseverlere büyük müjde

Posted: 29 Aug 2009 02:43 PM PDT
'Nerede olursanız olun 3G bağlantısı mevcutsa cep telefonunuzdan lig maçlarını canlı izleyebilirsiniz.'

Teknolojideki baş döndürücü gelişmeler hayatımızı ve alışkanlıklarımızı çok hızlı değiştiriyor. Cep telefonlarında 3G uygulamasının başlaması da benzer bir etki oluşturuyor. Düşünün, 3G'nin olduğu her yerde 'cep'ten ya da dizüstü bilgisayardan internete hızlı bağlanabiliyorsunuz. Yakınlarınızla görüntülü konuşup, yüz yüze hasret giderebiliyorsunuz. Şimdi bunlara Süper Lig maçlarını canlı olarak izlemek de eklendi. Nerede olursanız olun 3G bağlantısı mevcutsa cep telefonunuzdan lig maçlarını canlı izleyebiliyorsunuz. 3G uygulaması başlamadan, böyle bir çalışmanın yürütüldüğünü gazetemizde duyurmuştuk. Turkcell, "mobil tv" paketine Lig tv kanalını da ekleyerek bu adımı attı. Sokakta, pastanede, piknikte, sahilde... Cep telefonunuz üzerinden mesela Galatasaray-Beşiktaş derbi maçını seyredebilirsiniz. Futbolseverler için, 3G kapsama alanında, hafta sonu özgürlük artık mümkün. Cep telefonundan Lig tv aboneliği 19.90 lira. Bir ay içerisinde yaklaşık 11 maçı izlemeniz mümkün. Cep'ten maç izlemek tabii ki 106 ekran bir LCD ya da plazmadan maç seyretmek gibi değil. Maçı ve detayları kaçırmadan, tekrarlar nedeniyle golün keyfine varabiliyorsunuz. Cep'ten maç izlemenin iki dezavantajı var. Birincisi, zaman zaman ekranda renklenme oluyor. İkincisi, çekim açıları televizyonlara göre ayarlandığı için uzak açılı çekimlerde topu takipte zorlanıyorsunuz. Yayıncı kuruluşun cep'ten canlı maç keyfinin yaygınlaşması için bu ihtiyaca cevap verecek düzenlemelere gitmesi gerekir. Unutmadan, geniş ekran maç tutkunları açısından şunu da belirtmekte fayda var. Televizyon ekranını cep telefonu ekranı haline getiren ara kablolar mevcut. Bu sayede maçları görüntü kalitesi biraz düşük de olsa televizyondan da izlemeniz mümkün. 3G uygulamaları yaygınlaştıkça hayatımızı ve alışkanlıkları değiştirecek yeniliklere şahit olmaya devam edeceğiz. Teknoloji geliştikçe mesafeler yakınlaşıyor, hayatımız kolaylaşıyor ve renkleniyor. Erhan Başyurt - BUGÜN

'Listedeki hakimleri ispiyon ederiz'

Posted: 29 Aug 2009 02:25 PM PDT
Aydın, Kent?Otel listesini Tolon'a vermesi halinde, Ergenekon davasının temyizine bakacak Yargıtay üyelerini ispiyon etmiş olacaklarını söyledi.

Ergenekon sanıkları arasında yaşanan Kent Otel Toplantıları listesiyle ilgili 3. İddianamenin ek klasörlerinden birbirinden ilginç bilgiler çıkmaya devam ediyor. Hurşit Tolon'un, Kent Otel katılımcılarının listesini istemesine hem Genelkurmay eski Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Erdal Şenel hem de toplantıların sekreteryasını yürüten Engin Aydın karşı çıkmıştı. Star dün, Erdal Şenel'in ağzından listenin Ergenekon savcılarından saklanmaya çalışılmasının nedenlerini açıklamıştı. Engin Aydın da bir başka telefon görüşmesinde Şenel'in sözlerini destekliyor. Emekli Tümgeneral Şenel, Hurşit Tolon'un kardeşi Bülent Tolon'a listeyi neden veremeyeceklerini ?Toplantıya katılanlar arasında Yargıtay, Danıştay, HSYK üyeleri var. Telefonda söyleyemiyorum ama söyleyeyim artık. Arkadaş, 8. Daire üyeleri var. Bak bu adamların isimleri verilirse... Yarın davaya bakacaklar. Onların muvafakati yok? diye açıklıyordu. Şenel, Ergenekon davasının temyizine bakacak Yargıtay 8. Daire üyelerinin de iddianamede ?örgüt toplantısı' olarak nitelenen Kent Otel Toplantıları'na katıldıklarını itiraf ediyordu. Kent Otel Toplantıları'nın sekreteryasını yürüten Engin Aydın'ın teknik takibe takılan görüşmeleri de, terör davalarının temyizine bakan Yargıtay 8. Daire üyelerinin toplantılara katıldıklarını doğruladı. Kendisinden katılımcıların listesini isteyen Hurşit Tolon'un avukatı İlkay Sezer'e Engin Aydın ?Yani ispiyonculuk olur kimin ispiyonculuğu mesela bu davanın gideceği... Yargıtay'daki ceza davasını biliyosunuz 8'inci daire ordaki üyelerin isimlerini nasıl bildirilir...? diyerek listeyi veremeyeceğini anlatıyor. Aydın, Yücel Yener'le yaptığı görüşmede ise listeyi isteyen Tolon için ?kimlerle oturup kalkmışız? diyor. Kent Otel toplantılarının katılımcıları arasına, çok sayıda yüksek yargı mensubuyla birlikte, 8. Daire üyeleri de bulunuyordu. Engin Aydın'da çıkan listedeki bazı isimler: Yargıtay 8. Daire üyeleri H. Yaver Akdan, Ali Erol Özgenç, Hulusi Özek, Akın Demir, Ali Suat Ertosun (HSYK üyesi) Kadir Özbek (HSYK Başkanvekili), Mustafa Kıcalıoğlu (Yargıtay 4. Hukuk) , Muharrem Coşkun (Yargıtay 2. Ceza) Zekeriya Sevimli (Yargıtay savcısı), Vehbi Aksoy (Yargıtay 2. Hukuk), Necdet Olcay (Yargıtay 21. Hukuk), Salih Er (Danıştay 5. Daire) Ali Em (Yargıtay 18. Hukuk) - 15.09.2008 günü Engin Aydın ile Tolon'un avukatı İlkay Sezer arasında geçen görüşme: İ.S: Tanıklık talep etsek sizden ne dersiniz? E.A: Kent toplantıları Şenel Paşa'ya da soruldu. İlhan Selçuk'a da soruldu. Bu muntazaman, periyodik olarak değil zaman zaman yapılan toplantılardı. Hurşit Paşa da çok güzel konuşmalar yapardı o toplantılara geldiği zaman. E.A.: Bu toplantılarda bazı isimleri açıklamak son derece... Yani ispiyonculuk olur, kimin ispiyonculuğu mesela bu davanın gideceği... Yargıtay'daki ceza davasını biliyosunuz 8. daire, ordaki üyelerin isimlerini nasıl bildirilir?.. Hurşit Paşanın büyük bi telaşı var demiş ki birini Erdal paşa bana söyledi, ben isimleri bildiri.. Hurşit Paşa'ya çok büyük saygım var, bunu kendine iletin... Ve büyük bi haksızlığa uğradığına da inanıyorum... Ve ordan kahraman olarak da çıkacaklara inanıyorum Şenel Paşa'nın da onun da... İ.S: Tamam... STAR

Sigara içenlere ceza kesildi

Posted: 29 Aug 2009 02:08 PM PDT
Ankara Emniyet Müdürlüğü, Süper Lig'de bugün oynanan Ankaragücü - İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçında sigara içenlere ceza kesti.

Ankara Emniyet Müdürü Orhan Özdemir, karşılaşma için 40 kişilik özel bir ekip kurarak, maç süresince taraftar ve protokol tribününde sigara içenleri kamera ile tespit ettirerek, ceza kestirdi. Görevli polisler, taraftar tribününde sigara içen 18, protokol tribününde sigara içen 6 kişiyi stat dışına çıkartarak, 69'ar lira ceza kesti. Sigara içmediğini iddia eden taraftarlara ise kendilerinin sggara içerken çekilen video görüntüleri izlettirildi. DHA

Tosya'da trafik kazası: 2 ölü, 9 yaralı

Posted: 29 Aug 2009 02:07 PM PDT
Tosya'da meydana gelen trafik kazasında 2 kişi öldü, 9 kişi yaralandı.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Samsun'dan İstanbul yönüne giden Ali Kul yönetimindeki 34 TZ 6905 minibüsle Erbaa'dan İstanbul istikametine giden Cengiz Karaca yönetimindeki 34 BE 7097 plakalı otomobil çarpıştı. Kaza sonucu Kul idaresindeki minibüs uçuruma yuvarlandı. Minibüste bulunan Mustafa Kul olay yerinde hayatını kaybederken, yaralanan Ömer Cansız, Mehmet, Ali, Fatma, Büşra ve Enise Kul ile Buğra, Emine Gizem Nur, Bahattin ve Cengiz Karaca Tosya Devlet Hastanesine kaldırıldı. Durumları ağır olan Ömer Cansız, Mehmet, Ali, Fatma, Büşra ve Enise Kul ilk müdahalenin ardından Kastamonu Devlet Hastanesine sevk edildi. Mehmet Kul, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. AA

Kayserispor'da 3 puan sevinci

Posted: 29 Aug 2009 02:07 PM PDT
Kayserispor, Süper Lig'in 4. Haftasında galibiyetle tanıştı. Denizlispor'u 3-0 mağlup eden sarı-kırmızılı ekipte galibiyet sevinci yaşanıyor.

Kayserispor Teknik Direktörü Tolunay Kafkas'ın cezası nedeniyle maç sonrası değerlendirmeyi yardımcı antrenör Cüneyt Dumlupınar yaptı. Dumlupınar, galibiyet aldıkları için çok mutlu olduklarını ve bu galibiyetin gelecek haftalar için daha çok umutlanmalarına sebep olduğunu aktardı. Dumlupınar, "Kayserispor olarak, bu galibiyete çok ihtiyacımız vardı. 3-0'lık skor bizi memnun etti. Bununla berabere gol bulmanız, çok pozisyon bulmamızı, iyi bir mücadele ortaya koymamız bizi daha çok sevindirdi. Gelecek haftalar için kimse endişelenmesin diyoruz. Artık Ankaraspor maçına bakacağız" dedi. Denizlispor Teknik Direktörü Erhan Altun ise, Kayserispor karşısında sergilenen oyundan memnun olduklarını alınan skordan dolayı da üzgün olduklarını dile getirdi. Altın, şöyle konuştu. "Üzgünüz. Buraya puan için geldik. 3 puan için geldik. Sergilenen futboldan memnunuz. Ama ufak tefek bireysel hatalardan rakibe gol buldurduk. Rakip neticeye gittik. Konsantre eksikliği bizim için kötü oldu. Lige verilen arayı iyi değerlendireceğiz. Denizlispor'u layık olduğu yere taşıyacağız." Kayserispor'un başarılı defans oyuncusu Aydın, hak ettikleri bir galibiyet aldıklarını söyledi. Takım olarak bu galibiyetin önemli olduğuna vurgu yapan Aydın, "Takım arkadaşlarımız oyun disiplininden kopmayarak herkes görevini en iyi şekilde yerine getirdi ve galibiyet aldık. Böyle devam etmek istiyoruz" dedi. Kayserispor'un orta saha oyuncusu Mehmet Eren de geçen haftalarda iyi oynadıkları maçları kazanamadıklarını hatırlatarak, "Güzel futbolumuzu golle süsledik ve galibiyet aldık. Mutluyuz. Hedefimiz gelecek haftalarda galibiyetlerimizi devam ettirmek" diye konuştu. Kayserispor Genel Menajeri Süleyman Hurma ise maçta daha fazla gol bulma imkanları olduğunu ama takım üzerinde ciddi anlamda baskı olduğunu söyledi. Baskıyı oluşturan insanların olduğunu anlatan Hurma, "Her şeye rağmen iyi bir futbol sergiledik ve farklı bir galibiyet aldık. Gelecek haftalarda daha iyi futbol izlerken daha farklı skorlar alacağız. Herkesin umutlu olmasını isteriz. Kayserispor çok başarılı bir grafik çizecek" şeklinde konuştu. (CİHAN)

Süper Lig'de puan durumu

Posted: 29 Aug 2009 02:05 PM PDT
Futbolda Turkcell Süper Lig'de 4. hafta karşılaşmalarına bugün yapılan 3 maçla devam edildi.

Alınan sonuçlar şöyle: Ankaragücü:: 2 - İstanbul Büyükşehir Belediyesi: 2 Kayserispor: 3 - Denizlispor: 0 Eskişehirspor: 2 - Antalyaspor: 1 Ankaraspor, Galatasaray maçı pazartesi günü yapılacak, ligde yarın yapılacak maçların programı ise şöyle: Trabzonspor - Bursaspor Fenerbahçe - Manisaspor Sivasspor - Diyarbakırspor Kasımpaşa - Gençlerbirliği Bugün yapılan karşılaşmalardan sonra ligde puan durumu şöyle oluştu: "
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-30-2009, 17:14   #2 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart

Sabah Bülteni
Link to Samanyoluhaber - Son Haberler

* Taksim'de sarı isyan!
* Mezarlık ziyaretine giden genç kız gasp edildi
* Kumar operasyonu: 21 gözaltı
* Sahte polis GATA'nın memuru çıktı
* Facebook'taki ölüm yazışması
* Dalan yine kaçtı!
* Gündeme damga vuracak görüşme
* Öcalan'a arkadaş gidiyor!
* Abdullatif Şener yine sahnede!
* Miting için dinî değerleri kullandı
* IMF'den Türkiye'ye jest
* Şimdi yürekleri daha çok yanıyor
* Doktorlar numarayı yutmadı
* Yargıtay'a Eminağaoğlu telkini
* Ertosun'dan 180 derecelik dönüş
* Bağlantıyı deşifre eden itiraf
* Startı Başbakan Erdoğan verecek!
* Fenerbahçe'den Sercan açıklaması!
* UEFA Süper Kupa sahibini buldu
* Tüyler ürperten talimatlar - Video

Taksim'de sarı isyan!

Posted: 28 Aug 2009 08:33 PM PDT
İstanbul'da artan korsan taksileri ve gece tarifesinin kaldırılmasını protesto eden yüzlerce taksici, Taksim Meydanı'nda eylem yaptı.

Tarlabaşı Bulvarı'nı ve Taksim Meydanı'nı trafiğe kapatan taksiciler korna çalarak korsan taksicileri ve gece tarifesinin kaldırılmasını protesto etti. Korsan taksilerin kaldırılabilmesi durumunda gece tarifesini de istemediklerini belirten taksiciler, yetkilileri göreve çağırdı. Gece tarifesi uygulamasına son verilmesi ve sayıları günden güne artan korsan taksiler yüzünden iş yapamamaktan şikayetçi olan yüzlerce taksici, araçlarıyla gruplar halinde Taksim Meydanı'na akın etti. İstanbul'un her noktasından gelen ve Tarlabaşı Bulvarı'ndan Taksim Meydanı'na çıkan taksiciler, kısa bir süre Tarlabaşı Bulvarı'nı trafiğe kapadı. Ağır ağır ilerleyen yüzlerce taksici, Taksim Meydanı'na gelince kontak kapatıp korna çalarak eylem yaptı. Bu arada trafik polisleri de eyleme katılan taksilerin plakalarını not etti. Taksicilerden yolu trafiğe açmalarını isteyen polisler, aksi halde cezai işlem uygulayacakları uyarısında bulundu. Bunun üzerine kendilerine ceza yazılacağını duyan taksiciler ile polisler arasında kısa süreli tartışma yaşandı. Yaşanan gerginliğin ardından polisten ceza yazılmaması sözü alan taksi şoförleri yolu trafiğe açtı. Taksiciler adına açıklama yapan Hakan Kayhan, taksicilerin sürekli ikinci sınıf insan muamelesi gördüğünü söyledi. Taksicilere layık görülen yüzde 15 zammı yetersiz gördüklerini dile getiren Kayhan, "Söz konusu zam, sadaka zamdır. Yeterli görülen zammın yüzde 7'si zaten akaryakıt zammına gidecektir. Geri kalan da araç sahiplerinin cebine gidecektir. Taksiciler bu zamdan payına düşeni alamayacaktır" dedi. Korsan taksilerin önüne geçilmesi durumunda, zam da istemediklerini ifade eden taksiciler, gece tarifesini de istemediklerini anlattı. Korsan taksilerin kendilerine büyük darbe vurduğunu anlatan Birleşik Taksiciler Derneği Başkanı İrfan Öztürk ise, İstanbul'da 18 bin sarı şapkalı taksi bulunmasına karşılık, 50 bin de korsan taksi bulunduğuna dikkat çekti. Korsan taksilerin kaldırılması durumunda zam da istemediklerini ifade eden Öztürk, hükümeti bu konuda göreve çağırdı. Taksiciler, eylemin ardından olaysız dağıldı. (CİHAN)

Mezarlık ziyaretine giden genç kız gasp edildi

Posted: 28 Aug 2009 08:33 PM PDT
Sancaktepe'de bir yakınının mezarını ziyarete giden 19 yaşındaki Zuhal Küçük, gasp edildi.

Yerde sürüklenen genç kız yaralandı. Polis, olayı gerçekleştirdiği ileri sürülen zanlıyı kısa sürede yakaladı. Olay, Sancaktepe ilçesi Osmangazi Mahallesi Osmangazi Caddesi üzerinde bulunan Samandıra Mezarlığı'nda saat 19.30 sıralarında meydana geldi. İddialara göre, Zuhal Küçük (19), bir yakınının mezarını ziyaret etmek için mezarlığa geldi. Mezarlıkta Küçük'ün yanına gelen Selahaddin D. (21), Küçük'ün ağzını kapatarak çantasını almaya çalıştı. Çantasını vermemek için direnen Zuhal Küçük, gaspçı tarafından bir süre yerde sürüklendi. Gaspçı, bıçak tehtidiyle Küçük'ün cep telefonunu ve çantasını aldı. Küçük'ün yardım çığlıklarını duyan vatandaşlar durumu hemen polise haber verdi. Kısa sürede olay yerine gelen polis ekipleri, mezarlıktaki Zuhal Küçük'ü yaralı olarak buldu. Saldırganı yakalamak için mezarlık çevresine çok sayıda polis sevk edildi. Yapılan çalışmalar sonucunda olayın zanlısı Selahaddin D., sazlık alanda saklanırken yakalandı. Zanlının yapılan üst aramasında, mağdur Küçük'e ait cep telefonu ile gaspta kullanılan bıçak ele geçirildi. Zuhal Küçük'ün çantası da yine sazlık alanda bulundu. Zanlı Selahaddin D., alınan sağlık raporunun ardından Sancaktepe Asayiş Büro Amirliği'ne götürüldü. Olayın mağduru Zuhal Küçük de polis merkezine gelerek ifade verdi. (CİHAN)

Kumar operasyonu: 21 gözaltı

Posted: 28 Aug 2009 08:32 PM PDT
Şişli'de polisin düzenlediği kumar operasyonunda 21 kişi gözaltına alındı. Zanlılar, haklarında Kabahatler Kanunu'na göre işlem yapılmak üzere Asayiş Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak ve Kumar Büro Amirliği ekipleri, Şişli Huzur Mahallesi Fatih Caddesi 67 numaralı binada kumar oynandığı ihbarını aldı. Binanın ikinci katına düzenlenen baskında kumar oynadığı ve oynattığı iddiasıyla 7'si kadın 21 kişi gözaltına alındı. Adreste yapılan araştımada 1 rulet, 9 black jack masası, çok sayıda oyun pulu ve oyun kağıdı ele geçirildi. Polis minibüsüne bindirilen zanlılar, yüzlerini gizlemeye çalıştı. Asayiş Şube Müdürlüğü'ne götürülen zanlılar hakkında Kabahatler Kanunu'na göre işem yapılacağı belirtildi. (CİHAN)

Sahte polis GATA'nın memuru çıktı

Posted: 28 Aug 2009 08:16 PM PDT
İETT otobüsüne binen ve üzerinde polis üniforması ile silah bulunan kişi polis kimliğini hızlı bir şekilde göstermeye çalışınca şoföre takıldı.

İstanbul Kadıköy'de İETT otobüsüne binen ve üzerinde polis üniforması ile silah bulunan kişi polis kimliğini hızlı bir şekilde göstermeye çalışınca şoföre takıldı. Şoför kimliğini bir daha göster deyince kavga çıktı. Zanlı tesadüfen orada bulunan güven timleri tarafından yakalandı. ?EV BORCUNA GİRDİM? Sorguda Recep E?nin, Gülhane Askeri Tıp Akademisi üroloji laboratuvarında 12 yıldır memur olarak çalıştığı öğrenildi. Recep E. polise ?Ev aldım. Borcumu ödeyemedim. Polis elbisesini de internetten sipariş ettim? dedi. Mehmet KÖPÜKLÜ-BUGÜN

Facebook'taki ölüm yazışması

Posted: 28 Aug 2009 08:04 PM PDT
ZONGULDAK'ın Alaplı İlçesi'nde, BMW marka otomobille kamyonun altına girerek hayatlarını kaybeden üniversite öğrencileri 20 yaşındaki Melih Enes Bülbül ile 21 yaşındaki Egemen Acar'ın, 15 ay önce paylaşım sitesi Facebook'taki yazışmaları, hız tutkularını ortaya çıkardı.

Acar, 200 kilometre ile giderken hız göstergesinin fotoğrafını çekerek sitesine koyan Bülbül'e, "Yalnızken 200 yapıp, çekiyosun. Helal olsun kardeşim. Bir de İstanbul içi 250'yi beraber göreceğiz, sözün var" dedi. Bülbül ise, "İnşallah kardeşim. Ölene kadar böyle. Tutku bu ne yapalım. Bundan ölecez zaten sanırım" diye yazdı. CESETLER GÜÇLÜKLE ÇIKARILDI Dün saat 17.30 sıralarında Zonguldak-İstanbul Karayolu'nun Ereğli ile Alaplı ilçeleri arasındaki Tersaneler Mevkii'nde meydana gelen kazada, Ereğli'den Alaplı yönüne giden Mehmet Enes Bülbül yönetimindeki 34 MRG 69 plakalı BMW marka otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak karşı yönden gelen Sami Silahlı'nın kullandığı 81 BP 602 plakalı kamyonun altına girdi. Çarpışmanın etkisiyle kamyon ve otomobil yol kenarına savrulurken, otomobil sürücüsü Mehmet Enes Bülbül ile yanında bulunan arkadaşı Egemen Acar olay yerinde öldü. İtfaiye ve sivil savunma ekipleri, demir yığınına dönen araç içinde sıkışan Bülbül ve Acar'ın cesetlerini yaklaşık 1.5 saat süren çalışmayla çıkarabildi. GÖZYAŞLARIYLA TOPRAĞA VERİLDİLER Kazayla ilgili soruşturma başlatılırken, Ereğli'de sac tüccarı bir işadamının oğlu olan Yeditepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler 3'üncü sınıf öğrencisi Melih Enes Bülbül ile Bahçeşehir Üniversitesi öğrencisi Egemen Acar'ın cenazeleri bugün gözyaşları arasında toprağa verildi. Bülbül'ün cenazesi Ereğli'deki Hatip Camii'nde, Acar'ın cenazesi de Alaplı'daki Merkez Camii'nde cuma namazının ardından kılınan cenaze namazlarından sonra defnedildi. BUNDAN ÖLECEZ ZATEN SANIRIM Kazanın, Bülbül'ün aşırı hız ve hatalı sollama yapması sonucu meydana geldiği iddia edilirken, Bülbül ve Acar'ın, paylaşım sitesi Facebook'ta 13 Mayıs 2008'deki yazışmaları hız tutkularını gözler önüne serdi. Acar, 200 kilometre ile giderken hız göstergesinin fotoğrafını çekerek sitesine koyan Bülbül'e, "Yalnızken 200 yapıp, çekiyosun. Helal olsun kardeşim. Bir de İstanbul içi 250'yi beraber göreceğiz, sözün var" dedi. Bülbül ise, "İnşallah kardeşim. Ölene kadar böyle. Tutku bu ne yapalım. Bundan ölecez zaten sanırım" diye yazdı. Bülbül, aynı fotoğrafın altına, "Arkadaşım manyak mısın? Yavaş gitsene, nedir bu hız merakı?" diye yazan bir arkadaşına, "Kardeşim merak değil bu, tutku, zamana meydan okumak" dedi. Bülbül, "En sonunda 200 kilometre hızla viraja girmeyi başardın mı? Tebrik ederim" diyen başka bir arkadaşına, "Mustafacığım, bu hızla viraja girmeye başlayalı çok oldu da, şimdi bu hızla yanlamaya çalışıyoruz. Drift is an art" diye cevap verdi. Bülbül, "Madem bu hızı yapıyorsun, bari emniyet kemerini tak, bak orada ışık yanıyor" diyen arkadaşına, "Bak o beni fena bozuyar işte", "Kim tutar seni" yazan başka bir arkadaşına ise, "Tutamıyorlar zaten" diye yazdı.DHA

Dalan yine kaçtı!

Posted: 28 Aug 2009 07:54 PM PDT
7 Ocak?tan bu yana firarda olan Bedrettin Dalan, star?ın izini bulduğu Minsk?ten de kaçtı. Dalan dün sabah oteli alelacele terk edip kayıplara karıştı

Ergenekon davasının yaklaşık 250 gündür firari olan sanığı Bedrettin Dalan, Amerika?nın vize vermemesi sonrası başlayan ?göçebe? hayatının son durağı Beyaz Rusya-Minsk?teki Juravinka Otel?den de ayrıldı. star?ın otelinde bulduğu Dalan, kaldığı yerin belli olmasından sonra adres değiştirdi. Juravinka Oteli yetkilileri Dalan?ın dün sabah erken saatte hesabını kapatarak ayrıldığını söylediler. Dalan?ın otele yalnız geldiğini belirten yetkililer, otelde kaldığı süre ve ayrıntılarla ilgili bilgi vermekten kaçındı. Görevliler, otel müdürüyle görüşme talebimizi tüm ısrarlara rağmen geri çevirdi. Ergenekon soruşturması kapsamında aranan Dalan, ?sağlık nedeniyle uçamaz? raporu alarak Amerika?da uzun süre kalmıştı. Dalan, rapor süresi bittikten sonra vize alamayınca önce Peru, sonra Finlandiya ve Rusya ile Beyaz Rusya?ya geçmişti. DALAN?A FİNANS TAKVİYESİ Uzun süre yurtdışında kalan Dalan?ın maddi sorunlar yaşadığı, Juravinka Otel?de kaldığı sırada Türkiye?den futbol dünyasının çok ünlü bir ismi tarafından ziyaret edildiği belirlendi. Söz konusu ismin Dalan?a maddi yardımda bulunduğu iddia edilirken konuyla ilgili önceki günkü sorumuz üzerine Dalan telefonu kapattı. GÜNLERİ TÜKENİYOR Star?ın kaldığı otelde ulaştığı Dalan, geri dönüş takvimi belirlediğini ve 5 - 10 gün içinde Türkiye?ye döneceğini ifade etmişti. Dalan?ı Türkiye?ye dönüşünde sahibi olduğu araziden çıkan silahlar dahil çok sayıda zor soru bekliyor.

Gündeme damga vuracak görüşme

Posted: 28 Aug 2009 07:52 PM PDT
Hurşit Tolon'un kardeşi Bülent Tolon ile tutuksuz sanık Erdal Şenel'in telefon konuşmalarında Ergenekon'un davanın temyizden dönmesini sağlama aldığı anlaşılıyor

Ergenkon'un temyiz planı, tutuksuz sanıkların yaptığı telefon konuşmalarına takıldı. Emekli orgeneral Hurşit Tolon'un cezaevinde olduğu dönemde tutukluluğuna itiraz etmek için Kent Otel toplantılarına katılanların listesini delil olarak göstermek isteyince, örgütün ?ince planı? deşifre oldu. Tolon'un kardeşi Bülent Tolon ile tutuksuz sanık M. Erdal Şenel arasındaki konuşma temyiz oyununu bozdu. Ergenekon'un 3. İddianamesi'nin 44'üncü ek delil klasöründe yer alan telefon kayıtlarında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin davayı tamamlayıp hüküm vermesinden sonra Ergenekon dosyasının temyiz için Yargıtay 8. Dairesi'ne gönderilmesini hedeflediği yer alıyor. Daha önce ?Telefon dinlemelerinin tek başına delil olamayacağı? yönünde karar veren Yargıtay 8. Dairesi'nin üç üyesinin Kent Otel toplantılarına katıldığı belirtiliyor. ERDAL ŞENEL, BÜLENT TOLON'U AZARLIYOR Tolon, tutuklanma gerekçeleri arasında yer alan Kent Otel toplantılarının gizli bir amacı olmayan, herkese açık, devletin ve sivil toplum örgütlerinin katıldığı toplantılar olduğunu göstermek için tutuksuz sanıklardan katılımcı listesini istedi. Listeyi vermek istemeyen Erdal Şenel, telefonun dinlendiği uyarısına rağmen Tolon'un kardeşi Bülent Tolon'un ısrarı üzerine ?Toplantıya katılanlar arasında 8. Daire üyeleri var. Bak bu adamların isimleri verilirse yarın bu davaya bakacaklar? diyor. 8. Daire, örgüt davasına bakıyor Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin davayı tamamlamasının ardından, temyiz sürecinde davaya Yargıtay 8 veya 9. Ceza Dairesi'nin bakması bekleniyor. YargItay 8. Ceza Daİresİ: Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılamaya bakıyor. YargItay 9. Ceza Daİresİ: Genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması, Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma, Devlete karşı savaşa tahrik, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüse bakıyor. İşte 8. Daire'nin delil saymadığı konuşmalar Yargıtay 8. Ceza Dairesi, telefon dinlemeleri delil kabul edilerek Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince 6 sanığın 8'er yıl ağır hapis cezasına çarptırılması ile ilgili olarak ?içeriği maddi bulgularla desteklenemeyen telefon görüşmelerine dayalı iletişim kayıtları delil kabul edilemez? yönünde karar vermişti. Sanık Y.A'nın dinlenen, ancak, delil sayılmayan bazı görüşmeleri: E.K.: Aldın mı onu, parası hazır zaten, yedeği var mı? Y.A.: Baktım da abi, gerçek sıfır, istersek yedeği olur. T.E.: 9'lu Astra'yı alıver bana. Y.A.: 2-3 gün sürmez, haber bekle benden, 2-3 tane de 14'lü var. 8 artı 1 var, fiyatı 950 falan, yeni nikelaj. T.E.: İşime yarar, ayrıca Astra istiyorum. T.E.: 8 artı 1 isteyen var, 3 tane de Glock lazım. Y.A.: O bulunur. M.B.: Büyük makine var dedin. Onu da alsın gelsin. Y.A.: Babamı gönderdim. C.A.: Ben de bir tane vardı ya, kaç kağıt eder. Y.A : 8 kağıt eder. F.Ö.: Bana 5 uzun 9'lu lazım, çekirdek. Sanık F.B'nin bazı görüşmeleri de şöyle: F.B.: Baretta sen de mi, onu alacaktım. X şahıs: A.M'de, 9 numara mermi soran var. F.B.: Tanıdığa ise 50 milyon. X şahıs: Hemen al gel. Bir arkadaşta 19 G *** A.Y.: Sende gördüğüm ikinci silahın adı neydi? F.B.: ...Yoksa küçük olan mı, Ruger var, son çıkanlar Walterlar. Smith Wesson'u nasıl ettin Arkadaş davaya bakacak isimler de listede var O SKANDAL KONUŞMALAR M. Erdal Şenel: Aydın beyle görüştüm Bülent Tolon: Evet M.E.Ş: Şimdi bende diyor liste diye bişey yok liste tutmadım dedi. B.T: Evet ama isimler var VALİ?VAR, HSYK?ÜYELERİ?VAR M.E.Ş: Dedi tabi verebilirim fakat oradaki arkadaşlarımın muvakatlarını almam lazım dedi. Şimdi Bülent orda Yargıtay, Danıştay, Yüksek Hakimler Kurulu, Vali yardımcıları, profesörler, Belediye Başkanları çok geniş bir topluluk şimdi diyor ki benim diyor bir liste yok ama hani bir liste yapılması istenirse diyor. B.T: Efendim liste mahiyetinde amaç ve hedef burada liste değil şimdi. Burada söylenen şu KARDEŞİM BU NEDİR BU GİZLİ TOPLANTI M.E.Ş: Gizli falan değil ne gizlisi TELEFONDA SÖYLEYEYİM ARTIK B.T: Şimdi müsaade edin siz öyle diyorsunuz da bunu biz de biliyoruz da şimdi bu toplantıların gizli olmadığını 70 lira, 80 lira veren herkesin katılabildiği anlatabildim mi orada herhalde birilerinin çıkıp bunu da söylemesi lazım yani bizim şunu dememiz lazım bakın şu toplantıya katılan şu şu insanlar da var bu gizli bir faaliyet değil M.E.Ş: ŞİMDİ BÜLENT BÜLENTÇİM BU TOPLANTIDA ŞİMDİ TELEFONDA SÖYLEYEMİYORUM AMA SÖYLEYEYİM ARTIK ARKADAŞ 8. HUKUK DAİRESİ ÜYELERİ VAR BAK BU ADAMLARIN İSİMLERİ VERİLİRSE YARIN BU DAVAYA BAKACAKLAR BİR DAKKA... B.T: Efendim M.E.Ş: DAVAYA BAKACAKLAR B.T: Ya şunu demek istiyorum M.E.Ş: ANLADIM AMA ONLARIN MUVAFAKATI YOK ANLADIN MI HAYIR DİYORLAR YANİ BU ETİK OLMAZ DİYORLAR VE SAVCILIK HEPİMİZİ TANIYOR VE BİLİYOR BİLİNMEYEN İNSANLAR DEĞİLİZ Kİ DEMİŞLER B.T: BAŞKALARI VAR M.E.Ş: HA İŞTE O BAŞKALARI DA MUVAFAKAT ETMELERİ LAZIM YANİ LİSTEDE ENGİN DİYOR Kİ BEN ONLARA RAĞMEN BU LİSTEYİ VEREMEM DİYOR EVET DİYECEKTİ YAZAYIM DİYOR ŞİMDİ O DA HAKLI BİR YERDE ANLATABİLİYOR MUYUM PAŞA'YA SÖYLE LEHİNE B.T: O zaman ben veririm canım M.E.Ş: Hıı B.T: Ben söylerim o zaman M.E.Ş: Tabi herkes söyleyebilir B.T: Yani benim bildiğim bir kaç tane isim var M.E.Ş: YA ONU HURŞİT PAŞA DA BİLİYOR YA BENDEN DAHA FAZLA BİLİYOR O KADAR TANIMIYORUM O BENDEN ÇOK DAHA FAZLA TANIYOR B.T: Neyse işte onları M.E.Ş: Yani B.T: Ben bunları bi ileteyim abi de M.E.Ş: SEN SÖYLE BÖYLE BÖYLE ŞEYLER VAR SUNU DA BİLMESİ LAZIM ONUN LEHİNE OLACAK ŞEYLER ALEYHE OLMASIN ANLATABİLİYOR MUYUM LEBLEBİYİ ANLARIZ B.T: Abi anlıyorum anlıyorum M.E.Ş: Ama çok önemli bu B.T: LEB DEMEDEN LEBLEBİYİ ANLARIZ DA M.E.Ş: ÇOK ÖNEMLİ BU YANİ ŞİMDİ BİR KISMINI SÖYLEYİP TE BİR KISMINI LİSTE DIŞI BIRAKIRSAN O ZAMAN O BİRİLERİ RAHATSIZ OLACAK B.T: Şimdi iyi hoş bunların hepsi iyi hoş güzel de siz de senelerce bu işi yaptınız. Hukukta da adam şimdi bir atıfta bulunuyor diyor kardeşim nedir bu 5 defa katılmışın gizli dava, ee bende şimdi şahit olarak Veli, Husrev, Zübeyde ile Ayşe'yi laf olsun diye söylüyorum kardeşim o toplantıya katılan bu bu atıyorum işte Keloğlan'la Aslı ve Kerem de vardı çağırın onları gizli miydi tatlı mıydı kapalı mıydı sorun Kent Otel'in yargı müdavimleri Cezaevindeki Hurşit Tolon'un, tutuksuz Ergenekon davası sanıklarından ısrarla istediği Kent Otel toplantılarının katılımcıları arasına, çok sayıda yüksek yargı mensubuyla birlikte, 8. Daire üyeleri de bulunuyordu. Engin Aydın'da bulunan listeye göre, toplantılarda yüksek yargıdan şu isimler bulunuyordu: Hamid Yaver Akdan (Yargıtay 8. Daire üyesi), Ali Erol Özgenç (Yargıtay 8. Daire üyesi), Hulusi Özek (Yargıtay 8. Daire üyesi), Akın Demir (Yargıtay 8. Hukuk üyesi), Sinan Yörükoğlu (Danıştay 6. Daire üyesi), Suat Ertosun (Yargıtay 6. Ceza üyesi-Şimdi HSYK üyesi) Kadir Özbek (Yargıtay 13. Hukuk üyesi-Şimdi HSYK Başkanvekili) Mustafa Kıcalıoğlu (Yargıtay 4. Hukuk üyesi) , Muharrem Coşkun (Yargıtay 2. Ceza üyesi) Zekeriya Sevimli (Yargıtay savcısı), Vehbi Aksoy (Yargıtay 2. Hukuk üyesi) , Turan Falcıoğlu (Danıştay 5. Daire üyesi), Necdet Olcay (Yargıtay 21. Hukuk üyesi), Salih Er (Danıştay 5. Daire üyesi) Ali Em (Yargıtay 18. Hukuk üyesi) Zir Vadisi silahları için yeni inceleme Genelkurmay Askeri Mahkemesi, Ergenekon sanığı Yarbay Mustafa Dönmez davasının dünkü duruşmasında supriz bir karar aldı. Mahkeme Zir Vadisi ve Yarbay'ın Sapanca'daki evinde ele geçen silahların TSK'ya ait olup olmadığı ve menşei gibi konularda bilirkişi raporu hazırlayan 5 kişilik heyeti yeniden görevlendirdi. LÜTFİ KAPLAN-STAR

Öcalan'a arkadaş gidiyor!

Posted: 28 Aug 2009 07:47 PM PDT
Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi?nin talebini dikkate alan hükümet, Abdullah Öcalan?ın yanına tutuklu gönderme kararında harekete geçiyor.

9 hükümlünün önümüzdeki günlerde peyderpey İmralı?ya sevk edileceği öğrenildi. Adalet Bakanlığı?nın talimatı ile içinde iş ve hobi odalarının da bulunduğu ek bir bina yapılmıştı. Öcalan, cezaevi yönetimi tarafından belirlenecek süre içerisinde diğer mahkumlarla ?havalandırma? alanında bir araya gelebilecek. Öcalan ve diğer mahkumlar ayrı odalarda kalacaklar. Öcalan?ın avukatlarına ulaşan bilgiye göre getirilecek hükümlülerin ünlü ve lider isim olmaları beklenmiyor. İslami terör, sol, uyuşturucu kaçakçılığı, organize suçlardan herhangi birine karışmış sıradan tutukluların da İmralı?ya getirilebileceği belirtiliyor.

Abdullatif Şener yine sahnede!

Posted: 28 Aug 2009 07:46 PM PDT
Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, partisinin Maltepe'de gerçekleştirdiği 'İstanbul İftar Buluşması'nda hükümetin demokratik açılım çalışmalarını eleştirdi.

Yaklaşık bin kişinin katıldığı iftar yemeğinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Şener, açılım konusunda hükümeti samimiyetsizlikle suçladı: "Konu hassas, samimiyet ister. Ağıza alınmayacak ve devlet adımına yakışmayacak küfürler samimiyetsizliğin göstergesidir. Konu Türkiye'nin gündemine dışarıdan aktarıldı. Zamanlamaya baktığımızda bu açılım, ABD'nin Irak'tan çekilmesiyle paralel bir döneme rastlamıştır. Konunun dışarıdan Türkiye'ye empoze edildiği izlenimini vermiştir." Türkiye Partisi İstanbul İl Başkanlığı tarafından Maltepe Wonderland Restaurant'ta gerçekleştirilen iftar yemeğine Genel Başkan Abdüllatif Şener, Genel Başkan Yardımcıları Abdülkadir Sarı, Mustafa Öztürk, İl Başkanı Mehmet Yazar, Maltepe Belediye Başkanı Mustafa Zengin ile çok sayıda partili katıldı. İftar yemeğinin ardından Abdüllatif Şener, gazetecilerin demokratik açılımla ilgili sorularını yanıtladı. Hükümetin çalışmalarının samimiyetten uzak bulduğunu belirten Şener, "Konu hassas, samimiyet ister. Ağıza alınmayacak ve devlet adamına yakışmayacak küfürler samimiyetsizliğin göstergesidir. Siyaset soğuk savaş dönemi gibi işliyor, üzerinde ne bulursa kavga etmeye çalışıyorlar. Uzlaşmadan, birlikten beraberlikten uzak bir süreçte siyasi partiler arasında görülen en büyük kavgaların ortaya çıkmış olması samimiyetten ne derece uzak bir süreç yaşandığını gösteriyor. Karşılıklı hakaretler, karşılıklı rencide edici sözler bu bir aylık süreç içerisinde tüm vatandaşlarımızın televizyondan izlediği, gazetelerde okuduğu bir gerçek olmuştur. Bu mantık biçimiyle böyle bir süreç idare edilemez" dedi. Türkiye'nin, kendi gündemini kendisinin belirlemesi gerektiğini ifade eden Şener, "Bu süreci idare edenlerin kulaklarının dışarıda değil, içeride olması lazım. Vatandaş ne diyor, bu ülkenin kurumları ne söylüyor, siyasi partiler arasında işbirliği nasıl sağlanır? Hükümetin bunu araştırması, bulması gerekirken konu gündeme dışarıdan düşüyor. Dış yönlendirmelerle ve dış taleplerle mesafe alınıyorsa bu da büyük bir sorun demektir. Bu endişelerin, hayal kırıklıklarının artmasını istemiyoruz. Ülkemizde her şeyin güzel olmasını istiyoruz. Bu dönemde tüm siyasi partilere önemli görevler düşüyor. Herkes hırsını bir kenara bırakıp ülke adına söyleyeceği güzel şeyler varsa onu söylemeli" diye konuştu. İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın pazartesi günü yapacağı açıklamayla ilgili soru üzerine "Bir ayı aşkın süredir Türkiye'de büyük bir siyasi kavga yaşanıyor. Ancak konunun özüyle ilgili tek bir kelime söylenmedi. Açılım sürecini başlattığını ifade eden iktidar, konu ve konunun özüyle ilgili tek bir cümle söylememiştir. Ne garip bir ülkede yaşıyoruz, özüyle ilgili tek bir kelime duyamıyorsunuz. Ama bir aydır kavga ediliyor. Bunu her vatandaşın sorması ve sorgulaması gerekir. Bunlar pazartesi günü ne söyleyecek, ben de merakla bekliyorum. Ülke lehine bir şeyler söylerlerse destekleriz. Ülkemizi rahatsız edecek bir şey söylerlerse buna da karşı çıkarız" dedi. "Kürt açılımında yabancı güçlerin etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?" şeklindeki soruya ise Şener, "Ben konunun Türkiye gündemine dışarıdan aktarıldığını düşünüyorum. Bunu ben değil birçok siyasi söylüyor. Açılım turlarının ilk başladığı günlerde bunu DTP sözcüleri ifade etmişlerdi, 'Dışarıdan Türkiye gündemine getirilmiştir bunu arzu etmezdik ama' demişlerdi. Daha sonra da gerek CHP gerek MHP kanadında olayın dış merkezler tarafından Türkiye gündemine düşürüldüğü şeklindeydi. ABD'den de bu konuda doğrulanmayan birkaç açıklama geldi. Ama yalanlanıyor da olsa vurguyu artırmıştır bu açıklamalar. Bu yaşanan değerlendirmelerle birlikte zamanlamaya baktığımızda bu açılım, ABD'nin Irak'tan çekilmesiyle paralel bir döneme rastlamıştır. Konun dışarıdan Türkiye'ye empoze edildiği izlenimini vermiştir. Bunun böyle olup olmadığıyla ilgili herhangi bir belge aramaya gerek yok, bölgemizde olup biten dış hadiselere baktığımızda zamanlamanın dış taleplere uygun bir döneme rastladığını görürsünüz" şeklinde konuştu. Habertürk

Miting için dinî değerleri kullandı

Posted: 28 Aug 2009 07:36 PM PDT
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, barışın da Ramazan ayı kadar mübarek olduğunu söyleyerek, Diyarbakırlıları '1 Eylül Dünya Barış Günü' mitingine katılmaya çağırdı.

Diyarbakır'da 1 Eylül'de düzenlenecek mitingin Ramazan ayına denk gelmesi nedeniyle katılımın az olma ihtimalini göz önüne alan DTP, harekete geçti. Katılımın yüksek olması için kapı kapı dolaşıldı. Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna ile birlikte Diyarbakır il teşkilatında basın toplantısı düzenleyen Ahmet Türk, dini referanslar içeren konuşmasında, "Ramazan ayında halkın yorgun olduğunu biliyoruz. Ama barış da o mübarek Ramazan ayı kadar değerlidir. Oradaki duruşumuz yüz binlerin barışı haykırması büyük bir ibadettir. Barışa katkı vermek sevaptır. Bu duyarlılıkla halkımızın bu barış çabalarına destek vereceğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı. ÖCALAN, ORDU YERİNE MİLİS GÜÇ İSTEDİ Bu arada terör örgütünün elebaşısı Abdullah Öcalan, avukatlarıyla yaptığı görüşmede daha önce gündeme getirdiği özel savunma gücü konusuna açıklık getirdi. Ordu istemediğini ama bir milis güç kurulabileceğini belirtti.

IMF'den Türkiye'ye jest

Posted: 28 Aug 2009 07:34 PM PDT
Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) hazırladığı ilk Türkçe internet sitesi hizmete girdi.

Böylece IMF'nin yayın yaptığı diller arasına, İngilizce, Arapça, Çince, Fransızca, Japonca, Rusça ve İspanyolcadan sonra Türkçe de girdi. IMF Dış İlişkiler Direktörü Caroline Atkinson düzenlediği basın toplantısında sitenin hizmete girdiğini duyurdu. Orijinal başlığı 'The Road to Istanbul' olan İngilizce sitenin Türkçe versiyonunun çevirisi ise 'Yol İstanbul'a' şeklinde yapıldı. [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] adresindeki sitede Ayasofya Müzesi'nin de yer aldığı bir İstanbul panoraması yer alıyor. IMF ve dünya gündeminde bulunan dört konu tanıtılıyor: Krizden Kurtulma, Üyelerimize Mali Destek, Yoksulların Korunması, Değişen Bir IMF.

Şimdi yürekleri daha çok yanıyor

Posted: 28 Aug 2009 07:32 PM PDT
Elazığ'ın Karakoçan ilçesinde, 17 Ağustos'ta el bombasının patlaması sonucu şehit olan onbaşı İbrahim Öztürk'ün Mersin'in Tarsus ilçesinde yaşayan ailesi olayın aydınlatılmasını istiyor.

Taraf gazetesinde yer alan ve olayın 'kaza' olmadığı yönündeki iddiaların ardından, baba Hacı Öztürk, Mithatpaşa Mahallesi'ndeki evinde eşi Nermin Öztürk ile bir açıklama yaptı. Oğullarının şehit olması ile büyük acı yaşadıklarını anlatan baba Öztürk, çıkan iddiaların ardından ikinci kez yıkıldıklarını söyledi. Oğullarını askere 'vatan borcunu ödemesi' için gönderdiklerini belirten Öztürk, "Allah böyle bir acıyı kimseye göstermesin. Olayın bu boyuta geldiğini duyunca, ilk şehit haberini aldığımızdan daha kötü bir şekilde etkilendik ve üzüldük. Şimdi yüreğimiz daha çok yanıyor." dedi. Söz konusu iddiaların aydınlatılmasını istediklerini belirten Öztürk, şunları kaydetti: "Ailece devlete olan inancımız ve bağlılığımızdan asla taviz vermeyiz. Kendini bilmez bir teğmen yüzünden şehit olan oğlumuz ile arkadaşlarının acısının bir nebze hafiflemesi, teğmenin, devletimiz tarafından en ağır şekilde cezalandırılmasıyla olur. Başka ailelerin ocağına ateş düşmesin." Anne Nermin Öztürk ise oğlunun fotoğrafını öpüp, gözyaşı dökerek güçlükle konuşabildi. 'Oğlunun bir cinayete kurban gittiğini' kaydeden anne Öztürk, "Oğlum öldürüldü. Suçlular cezalarını çekmeli. Oğlumu devlete şehit verdim. Yüreğimiz yanıyor. Allah da sorumlu olanların yüreğini yaksın. Oğlum çok sevilen bir gençti. Ona bakmaya kıyamazdık." diye konuştu.

Doktorlar numarayı yutmadı

Posted: 28 Aug 2009 07:28 PM PDT
Psikiyatrik sorunları olduğu gerekçesiyle hastaneye sevk edilmesi yönünde dilekçeler veren Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne sevk edildi.

Edinilen bilgilere göre, psikiyatristlerden oluşan kurulun ilk izlenimi, Arslan'ın 'hastalık taklit etme' eğiliminde olduğu yönünde. Kontroller sırasında sinirli ve dengesiz davranışlar sergileyen Arslan'ın ruh sağlığıyla ilgili kesin teşhis için bir süre müşahede altında tutulmasına karar verildi. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 6 ay önce verdiği raporda, Arslan'ın 'sağlıklı' olduğunu aktarmıştı. Birinci Ergenekon davasıyla birleştirilen, Danıştay saldırılarına ilişkin davanın tutuklu sanıklarından Alparslan Arslan, dün sabah cezaevinden alınarak, Prof. Dr. Necmi Ayanoğlu Silivri Devlet Hastanesi'ne getirildi. Burada bir psikiyatristin de bulunduğu doktor heyetince akıl ve ruh sağlığı kotrol edilen Arslan'ın, 'psikoz' şüphesiyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne sevkine karar verildi. Bu arada, doktorların kontrolleri sırasında Arslan'ın sinirli ve dengesiz davranışlarda bulunduğu öğrenildi. Edinilen bilgilere göre doktorların ilk izlenimi Arslan'ın numara yaptığı ve kendini olduğundan kötü gösterme eğiliminde olduğu yönünde. Arslan, basit anlamıyla 'hastalık taklit etme' olan simülasyon yapıyor. Ancak daha kesin bir teşhis için Arslan'ın hastanede bir süre müşahede altına alınmasına karar verildi. Arslan'ın, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde psikiyatristlerden oluşan bir kurul tarafından kontrol edileceği belirtildi. Alparslan Arslan, önceki günkü duruşmada Mahkeme Başkanı Köksal Şengün'le tartışmıştı. NUMUNE, SAĞLAM RAPORU VERMİŞTİ Bakırköy'e getirilen Arslan'ın yanında 6 ay önce Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden verilen sağlam raporunun da getirildiği öğrenildi. Arslan, Sincan Cezaevi'ndeki koğuşunda yangın çıkardığı gerekçesiyle 'kamu malına zarar verme' suçundan yargılandığı dava kapsamında, akıl sağlığının yerinde olup olmadığının anlaşılması için Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gönderilmişti. Hastanenin mahkemeye gönderdiği 9 Mart 2009 tarihli raporda, Arslan'ın 'kendini olduğundan kötü gösterme' eğiliminde olduğu aktarılmıştı. Raporda şu ifadeler kullanılmıştı: "Görüşme süresi boyunca ayakta olan Alparslan Arslan'ın bilinci açıktı. Kooperasyon kurulabiliyor, sorulan sorulara negativist tutumu neticesinde olduğu düşünülen yandan cevaplar veriyor veya cevap vermeyi reddediyordu. Yer, zaman, kişi yöneliminde bozulma yoktu. Düşünce içeriğinde, yapısında herhangi bir bozukluk düşünülmedi. Kendini olduğundan kötü gösterme eğiliminde olduğu saptandı. Bu haliyle gros bir psikopataloji düşünülmemekle birlikte, hasta hakkında kesin kanaat oluşturulabilmesi için Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde gözlem altına alınabilmesi ve gözlem neticesi nihai raporun düzenlenmesi için bu hastaneye sevki uygun görülmüştür."

Yargıtay'a Eminağaoğlu telkini

Posted: 28 Aug 2009 07:26 PM PDT
Ergenekon sanıklarından Engin Aydın'ın yargı üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğu 3. iddianamenin ek klasörleriyle gözler önü-ne seriliyor.

Klasörlerde yer alan telefon dökümleri, Aydın'ın yargıdaki atamalarda etkin bir rol oynadığını gösteriyor. Aydın, bir konuşmasında 'Yargıtay üyeliği için HSYK üyesi Ali Suat Ertosun'a YARSAV Başkanı Eminağaoğlu'nu telkin ettiğini' anlatıyor. Ergenekon'un üçüncü iddianamesi, Ergenekon yapılanmasında adı geçenlerin yargıya nasıl müdahil olduklarını da gün ışığına çıkardı. Davanın kilit sanıklarından Engin Aydın ile ilgili belgeler, ilginç ayrıntılar içeriyor. Buna göre, Kent Otel toplantıları sekreteryasını yürüten Aydın, baş döndüren bir trafiğin içinde. Yargının kritik mevkilerinde bulunan isimleri toplantılara getirmekle kalmıyor; üye seçimlerinde, tayinlerde, davalarda devreye giriyor. Kendi ifadesiyle 'aracılık' ediyor. Hepsinde, adalet mekanizmasındaki ilişki ve dostluklarını kullanıyor. İddianamede ağırlıklı olarak da, Engin Aydın ile çekilmiş fotoğrafları basına yansıyan yargı mensuplarının düştüğü durum dikkat çekiyor. Ek klasörlerdeki belgeler, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyesi Ali Suat Ertosun ile Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu'nu daha tartışmalı hale getiriyor. Ajandasına "Suat Ertosun'a, Yargıtay üyeliği için Ömer Faruk Eminağaoğlu ile Güngör Saka'yı telkin ettim" notu düşen Aydın, savcılar için HSYK'nın harekete geçirilmesini ise bir arkadaşına telkin ediyor. Ertosun, HSYK'daki kararname krizinde Ergenekon savcı ve hakimlerinin görevden alınması girişimine öncülük etmişti. YARSAV Başkanı da, Ergenekon savcıları ve soruşturmaya karşı tavrıyla biliniyor. İkisinin de Kent Otel toplantılarına katıldığı ortaya çıkmıştı. TARİHÎ FOTOĞRAFTAKİ ÜÇÜNCÜ İSİM Ertosun ve Eminağaoğlu'nu Engin Aydın ile aynı karede gösteren fotoğraflarda, Danıştay Başkan Vekili Sinan Yörükoğlu da yer alıyordu. İddianame eklerine göre, Aydın, kendisinden yardım istenilen bazı davalar için Yörükoğlu'nun kapısını çalıyor, telefon ediyor. 9 Eylül Üniversitesi'ndeki rektör atamasının iptaliyle ilgili dosyayı istemesi bunlar arasında. Aydın, bir başka dosya için de "Gideceğim şimdi Sinan'a, yürütmeyi durdurma için ne yapılırsa yardımcı ol diyeceğim." şeklinde konuşuyor. Engin Aydın, milletvekillerinin taleplerini de alıyor. CHP Grup Başkan Vekili Kemal Anadol bu isimlerden biri. Hakimlik sınavına giren E.K. isimli bir adayla ilgili notun karşısında ise 'referans Mustafa Özyürek (CHP kurmayı)' yazıyor. KANADOĞLU VE EMİNAĞAOĞLU'YLA YEMEK ZİRVESİ Engin Aydın'ın ajandasında da ilginç notlar yer alıyor. Onlardan bazıları şöyle: 2006 Aralık... Akşam Tirebolu Derneği, Başsavcı (E) Sabih Bey, Yargıtay savcıları Zekeriya ve Ömer Faruk'la yemek. Halil İbrahim Şahin, Kumsal Restoran'a davet etti. Danıştay üyeleri A.Hamdi Ünlü ve Levent Anduk'a teşekkür için. Kızının İdare Mahkemesi'ndeki davasına yardımcı olmuşlardı. Ulusal Grup yemeği, İlhan Selçuk, Sabih Kanadoğlu, Bekir Coşkun, Mustafa Balbay, Danıştay Savcısı H.Ç., Danıştay üyesi S.E., ..... Yargıtay üyeleri H.D., S.E., H.Y.A., Hakim Y.Ö., E.Gen. Erdal Şenel, Y.Y., Vali Yardımcısı H.S., A.A., T.K., Yargıtay savcıları M.C., Z.S., Ömer Faruk Eminağaoğlu. Tayyar aradı, Piriştina'nın Yargıtay'daki davası için ilgilenmemi istedi. Ertosun böyle uyarmış: Bu ara maillere dikkat edin Üçüncü iddianamenin ek klasörlerinde Engin Aydın'ın yapmış olduğu bazı telefon görüşmelerinin tapeleri de bulunuyor. Söz konusu dökümler Engin Aydın'ın yargı üzerinde ne kadar etkili olduğunu da gözler önüne seriyor. Atamalar konusunda devreye giren Aydın'ın konuşmalarından, Ergenekon savcı ve hakimlerinin görev yerlerinin değiştirilmesini öngören korsan kararnameyle gündeme gelen HSYK üyesi Ertosun'a oldukça yakın olduğu anlaşılıyor. Bir konuşmasında Aydın, Ergenekon savcılarının mutlaka HSYK'ya şikâyet edilmesi gerektiğini, ondan sonrasının kolay olduğunu anlatıyor. Ergenekon soruşturmasını yürütenlerin 'ateşle oynadığını' söylüyor. BİZİM SUAT TAKİP EDİYOR E.A.: Bilirkişiye baskı yapıyorlar. Bi bak koçum. Serdar: Muhabire sordurayım. E.A.: Bizim Suat takip ediyor. HSYK üyesi var ya o. Güzel bir haber bu. ... Akın Yıldız: Kötü bir haber mi var? E.A.: İyi haber. Suat'la konuştum, Silivri'deki en iyi koğuşu bize ayarlamışlar. Yalnız, Suat diyo ki, 'bu ara maillere dikkat edin.' HSYK'DA YARDIMCI OLURUM K.B.: Ben Albay Kemal, Denizli'den. E.A.: Albayım, saygılar. Hâkim hanım nasıl? K.B.: İş mahkemesi yoğun, sulh hukuka geçerse rahatlayacağız. Olabilir mi? E.A.: HSYK'da yardımcı olurum. Kadir Bey'e, Suat'a söylerim. ŞİKÂYETLER HSYK'YA GELSE E.A.: Savcılar hakkında HSYK'ya bi türlü şikayet ver. Bu şikayeti gündeme bakanın getirmesi lazım, getirmiyor. İsmet Cantürk: Kurul resen getirebilir. E.A.: Getiremiyormuş İsmet. İ.C.: Yapma ya. Bi gidip orda görüşmek lazım. BU ÇOCUK DANIŞTAY İÇİNDE LAZIM E.A.: Şu ismi hemen versene. Salih Altay: İ.Y. Bu çocuk Danıştay içinde lazım. Sanıyorum 13'ünde yapacaklarmış seçimi. E.A.: He tamam. ERGENEKON ELLERİNDE PATLAYACAK Ö.F.E.: Burada her şey farklı gidiyor. Senin iki kişiyle görüşmen lazım. E.A.: Malum iki kişiyle mi? Ö.F.E.: Kuruldaki. E.A: Tamam, çarşamba günü. ....... Ö.F.E.: Bu iş ellerinde patlayacak abi. Bu Ergenekon, bu soruşturmayı yapanlar. E.A.: Ateşle oynuyorlar. Ö.F.E.: Kesinlikle... DANIŞTAY İŞİNİ HALLEDİYORUZ YA Yücel Yener: Bu başsavcılık harekete geçiyormuş galiba. E.A.: Kim için? Y.Y.: Danıştay işini hallediyoruz ya. O burada işlendiği için bütün davayı buraya alabilirler diyor. DANIŞTAY'I AYAĞA KALDIRIRIM M.: Danıştay'a taşıdık, ilgileniver. E.A: Hiç merak etme, Danıştay'ı ayağa kaldırırım.

Ertosun'dan 180 derecelik dönüş

Posted: 28 Aug 2009 07:23 PM PDT
Korsan kararnamenin mimarı Ertosun'un HSYK'ya seçilmeden önce fark-lı görüşlere sahip olduğu ortaya çıktı.

Ertosun, Yargıtay'da ikendolaylı dinlemenin dahi delil kabul edilmesini istemiş. Aksi birkararın çetelerle mücadeleyi zayıflatacağını savunmuş. Ertosun, HSYK'da ise Ergenekon'un yasal dinlemelerine bile karşı çıktı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndaki korsan kararnameyle gündeme gelen Ali Suat Ertosun, Ergenekon savcılarının değiştirilmesini istemişti. Davaya tepki gösterirken, iletişimin denetlenmesi kararlarının da bozulmasını talep etmişti. Ancak Ertosun'un Yargıtay'da görevliyken tersi görüşleri savunduğu ortaya çıktı. Alınan bilgilere göre iki yıl önce Ceza Genel Kurulu'nda iki ayrı davaya şerh düşen Ertosun, çetelerle mücadeleye işaret etti. Bu konuda telefon dinlemenin önemini dile getirirken, dolaylı dinlemenin bile delil olması gerektiğini vurguladı: "Aksi, mücadelede zafiyet yaratır." HSYK üyesi Ali Suat Ertosun'un Yargıtay 6. Ceza Dairesi üyesi iken Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCK)'na gelen iki davada tesadüfen elde edilen ve dolaylı dinleme olarak bilinen delillerin yasal delil kabul edilmeyeceği şeklindeki çoğunluk görüşüne katılmayan bir karar verdiği ortaya çıktı. 2006 ve 2007'de YCK'ya gelen iki ayrı davada çetelerle mücadelede dinlemenin önemini vurgulayan Ertosun, toplum güvenliğini tehdit eden ve büyük bir kısmı uluslararası boyutlarda olan terör, çıkar amaçlı ve yolsuzluk suçları ve suçlularla mücadelenin özel bir önem kazandığını işaret ediyor. Yargıtay'daki karara yazdığı muhalefet şerhinde, terör, çıkar amaçlı ve yolsuzluk suçlarıyla mücadelede telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesinin önem kazandığını ve toplum yararının öne çıktığını belirtiyor. Dinleme kararı olmayan kişilerin telefon görüşmesinin (dolaylı dinleme) de toplum yararı açısından delil kabul edilmesini istiyor. Ertosun, "Aksi, bu tür suçlarla mücadelede en önemli kaynaklardan birini yok edecek ve etkin soruşturmaların yapılmasının önüne geçecek; dinleme kararı alınan şüphelinin telefonu ile görüşen diğer kişiler yönünden yapılan dinlemelerin delil kabul edilmemesi, bu suçlarla mücadelede de büyük zafiyetler yaratacaktır." diyor. Karara ilişkin olay 2007'de yaşandı. Sedat Peker ile avukatı Çağatay Özdemir'in telefonu Kelebek operasyonu kapsamında yasal olarak dinlendi. Bakırköy Cumhuriyet Savcısı Ömer Güner Sazak'ın Avukat Özdemir ile 11 kez telefonla konuştuğu tespit edildi. Görüşmelerde Sazak'ın Özdemir'den lojman balkonunun pimapen bedeli veya tatil parasının ödenmesini istediği iddia ediliyordu. Rüşvet almak suçundan savcı Sazak hakkında açılan davada Yargıtay 5. Ceza Dairesi, rüşvet iddiasıyla ilgili yeterli delil bulunmadığını belirtti. Daire, sanık Sazak hakkında verilmiş iletişimin dinlenmesi kararı bulunmadığını, sanığa ait dinlemelerin tesadüfen elde edilmiş kanıt niteliğinde olduğunu, dinlemelerin yasadışı olduğunu kaydetti. Daire, savcı hakkında yasadışı delil dışında herhangi bir kanıt olmadığından beraatine hükmetti. Yargıtay savcılığının itirazı üzerine dava YCK'ya geldi. YCK, dairenin yasadışı delil kararının onanmasına hükmetti. Ali Suat Ertosun, karara muhalefet ederek, savcının rüşvet suçundan mahkûm edilmesini istedi. Ertosun, HSYK'ya üye olmasının ardından bu tavrıyla çelişkili bir tutum sergiledi. Korsan kararname krizinin ardından düzenlediği basın toplantısında HSYK'nın Ergenekon kapsamındaki dinleme, arama ve gözaltı kararlarının Yargıtay'da bozulması için Adalet Bakanlığı'ndan kanun yararına bozma yoluna gidilmesi kararlarını savundu. Bu girişimi de insan haklarına saygıya bağladı: "Biz moda tabiriyle açılım yapıyoruz. Hukuku açmaya çalışıyoruz. İnsan haklarının üst noktaya çıkarılmasını istiyoruz." Zaman

Bağlantıyı deşifre eden itiraf

Posted: 28 Aug 2009 07:18 PM PDT
PKK'dan kaçarak güvenlik güçlerine teslim olan Bülent Dumlu'nun polisteki ifadeleri, terör örgütleri arasındaki bağlantıları deşifre etti.

PKK-Ergenekon ilişkisine dikkat çeken Dumlu, kaçışları önlemek için yeni bir örgüt kurul- duğunu söyledi ve ekledi: "Devrimci Karargâh, Ergenekon'a hizmet ediyor." Terör örgütünün dağ kadrosunda 15 yıl kaldıktan sonra geçen yıl kaçarak polise teslim olan Bülent Dumlu'nun, PKK ile Ergenekon arasındaki bağlantıya ilişkin önemli itiraflarda bulunduğu ortaya çıktı. Ek klasörlerde yer alan bilgilere göre, 1 Aralık 2008'de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele şubesinde sorgulanan Dumlu'ya 'PKK ile Ergenekon bağlantısı' soruldu. Dumlu, verdiği ifadede, Ergenekon soruşturması sürecinde iki örgüt arasındaki bağlantıların deşifre olduğuna dikkat çekerek, PKK'da zaten var olan kaçışların arttığını söyledi. Örgütün gerçek yüzünü gören teröristlerin, gruplar halinde dağdan indiğini belirtti. Kaçışların önüne geçmek isteyen terör örgütünün de bu sebeple Devrimci Karargâh örgütünü kurduğunu vurguladı. PKK içindeyken örgütün 'derin devlet'le bağlantısını bildiğini anlatan Dumlu, "Eğitimli olanları yeni bir örgütte toplayarak bu kaçışları önlemek istediler. Devrimci Karargâh örgütünü Ergenekon'a hizmet eden bir yapı olarak görüyorum." diyor. PKK terör örgütünün dağ kadrosunda yer alan Bülent Dumlu'nun üçüncü iddianamenin ek klasörlerinde tespit edilen ifadeleri de savcıları doğrulamakla kalmıyor, PKK ve Ergenekon arasındaki bağlantıya dair yeni ipuçları da veriyor. Dumlu'nun 37 sayfalık ifadesinde son yıllarda yaptığı bazı eylemlerle isminden söz ettiren Devrimci Karargâh Örgütü ile ilgili çarpıcı iddialar da bulunuyor. 1 Aralık 2008'de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele şubesinde ifadesi alınan Dumlu'ya 'terör örgütü PKK ile Ergenekon arasındaki bağlantı' soruluyor. PKK içindeyken örgüt ile Ergenekon bağlantısı hakkında bilgisinin olmadığını ifade eden Dumlu, PKK'nın 'derin devlet'le bağlantısını bildiğini anlatıyor. Şunları söylüyor: "O zaman çelişkili olarak gördüğümüz ve konuşmalarımıza yansıyan şey devletin kendisinin bir düşman yarattığı, bu düşmanı besleyerek devamını sağladığıydı. Ama şimdi bakıyorum, o zaman suçladığımız devletin aslında devletin içinde yapılanmış bir Ergenekon olduğunu anlıyorum." SORGULAMALAR VE KAÇIŞLAR BAŞLIYOR Bülent Dumlu'nun ifadelerine göre, PKK, Hizbullah ve DHKP-C'nin Ergenekon'la bağlantıları ortaya çıkınca örgüt içinde sorgulamalar başlıyor. Bu süreçte PKK'dan kaçışların görüldüğünü anlatan Dumlu, "Örgütler boşa çıkınca Devrimci Karargâh diye bir örgüt kuruldu. PKK içerisinde eğitim alanları yeni bir örgütte toplayarak bu kaçışları önlemek istediler. Devrimci Karargâh Örgütü'nü Ergenekon'a hizmet eden bir yapı olarak görüyorum. Kitleler sürü psikolojisi içinde sürekli kendilerine kahraman arar. Sürünün çobanına bir şey olunca yeni çoban bulmak kolaydır." şeklinde konuşuyor. HEDEF TÜRK-KÜRT ÇATIŞMASI PKK'nın, gençliğini ve kitlesini harekete geçirmek için Serhıldan (sivil itaatsizlik) tipi eylemler yaptırmaya başladığını anlatan Dumlu, bu eylemlerle Türk ve Kürt halkını karşı karşıya getirmek için kaos ortamı hazırlandığını vurguluyor. PKK'nın kaos ortamından nemalandığı söyleyen Dumlu, Ergenekon'un ise bundan medet umduğunu anlatıyor. PKK kamplarında sol örgütlerden eğitim alıp almadığı yönündeki soruya Dumlu, şöyle cevap veriyor: "2006 yılı sonu ve 2007 yılı Mayıs ayına kadar kaldığım Zap kampında deşifre olmamaları için bulundukları kamptan farklı yerlerde eğitim alanları gördüm. Bunların Türkiye'den gelen Türksolu adlı örgüte mensup olduklarını öğrendim. Burada her türlü tabanca, roketatar, havan kullanımı, Uzi, MP15, Kalaşnikof, M16, Kanas ile patlayıcı madde yapımı ve kullanımı eğitimi alıyorlardı." Deliller iddianamede Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan üç iddianamede de, PKK terör örgütüyle olan bağlantılar üzerinde ısrarla duruluyor. İddianamelere göre, iki örgüt arasındaki bağlantıyı Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile tutuksuz sanık Prof. Dr. Yalçın Küçük sağlıyor. Savcılar iddialarını, her iki ismin terörist başı Abdullah Öcalan'la çekilmiş resimleri, konuşma kayıtları ve gizli tanık ifadeleriyle destekliyor. ZAMAN-YAHYA ÖYLEK

Startı Başbakan Erdoğan verecek!

Posted: 28 Aug 2009 02:36 PM PDT
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti'nin ana sponsorluğunda düzenlenen Avrupa'nın en büyük yelken yarışı İstanbul Europa Race için bir resepsiyon verildi.

Four Seasons Oteli'nde gerçekleştirilen resepsiyona Devlet Bakanı Hayati Yazıcı ve sporcular katıldı. İstanbul'dan başlayacak böylesine önemli bir organizasyonu gerçekleştirmekten mutluluk duyduklarını ifade eden Yazıcı, "Bu yarışın İstanbulumuzdan başlıyor olması çok önemli ve büyük önem veriyoruz. Bizler her fırsatta İstanbul'un tanıtımı için uğraşıyoruz. Bu şekilde İstanbul'u tüm dünyaya tanıtacağız" dedi. Bugün Ahırkapı mevkiinden başlayacak startı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın vereceği açıklandı. Öte yandan İstanbul'da yapılan gösteri yarışında galip gelen yarışçılara ödülleri verildi. (CİHAN)

Fenerbahçe'den Sercan açıklaması!

Posted: 28 Aug 2009 02:34 PM PDT
Fenerbahçe Kulübü, Sercan Yıldırım ile her konuda anlaşıldığı biçiminde internet sitelerinde yer alan haberler üzerine açıklama yaptı.

Kulübün internet sitesindeki açıklamada, konuyla ilgili ''Sercan Yıldırım'ın transferi için Bursaspor Kulübü ve oyuncuyla her konuda anlaşmaya varıldığı, Bursaspor Kulübü'ne bu transfer karşılığında 7 milyon avro ve Vederson'un verildiği, resmi imzaların pazartesi günü atılacağı'' biçimindeki haberlere dikkat çekilerek, şöyle denildi: ''Sercan Yıldırım önemli ve değerli bir futbolcudur, ancak Sercan Yıldırım konusunda kulübümüzün önceki açıklamaları kamuoyunun bilgisindedir. Bu tip haberler, kulübümüzü olduğu gibi Bursaspor Kulübü'nün yönetimini ve Sercan Yıldırım'ı da zor durumda bırakmaktadır. Takdir edileceği üzere bu transfer karşılığında Bursaspor Kulübü'ne verildiği iddia edilen Vederson'un da bu haberlerden olumsuz etkileneceği, böylesi bir durumun hem sporcumuza, hem takımımıza zarar vereceği tartışmasızdır.'' Bu arada, Fenerbahçe Kulübü'nün internet sitesinde 23 Ağustos Pazar günü Sercan Yıldırım ile ilgili şu açıklama yer almıştı: ''Kulübümüzün Bursasporlu Sercan Yıldırım ile ilgili herhangi bir transfer çalışması yoktur. Sercan Yıldırım'ın transferiyle ilgili yaklaşık 2 ay önce Bursaspor Kulübü Başkanı İbrahim Yazıcı ile bir görüşme yapılmıştır, fakat Yazıcı, Sercan Yıldırım'ı Avrupa'da bir kulübe transfer etmeyi düşündüklerini ve Türkiye'de herhangi bir takıma satmayı planlamadıklarını ifade etmiştir. Bu yanıt üzerine Sercan Yıldırım ile ilgili herhangi bir çalışmamız olmamıştır. Çeşitli basın organlarında yazıldığı gibi kulübümüzün Sercan Yıldırım için Bursaspor'a para artı futbolcu teklifi söz konusu değildir.''

UEFA Süper Kupa sahibini buldu

Posted: 28 Aug 2009 02:31 PM PDT
UEFA Süper Kupası'nda son Şampiyonlar Ligi şampiyonu Barcelona ile son UEFA Kupası'nın sahibi Shakhtar Donetsk karşı karşıya geldi.

35. UEFA Süper Kupa maçında Shakhtar Donetsk'i uzatma dakikalarında attığı golle 1-0 yenen Barcelona, kupayı 3. kez müzesine götürdü. Monaco'daki 2. Louis Stadı'nda oynanan karşılaşmanın normal süresi golsüz sona erdi. Tarihinde ilk kez normal süresi golsüz biten Süper Kupa maçının 115. dakikasında Pedro, Messi'nin pasıyla Barcelona'ya kupayı getiren golü kaydetti. Tarihinde 3. kez Süper Kupa'yı kazanan Barcelona, 1992'de Werder Bremen'i, 1997'de de Borussia Dortmund'u yenerek, kupanın sahibi olmuştu. Mücadelenin normal süresinde her iki takımda birbirlerine gözle görülen bir üstünlük kuramazken Barcelona'nın son dakikalardaki gol bulma isteğide sonuç vermedi ve takımlar 90 dakikayı 0-0 eşitlikle tamaladılar. Barcelona takımında Arjantinli yıldız Lionel Messi uzaktan şutlarla kaleyi yoklarken Inter'den transfer edilen Zlatan Ibrahimovic karşılaşmaya ilk 11'de başladı. 90 dakikası 0-0 sona eren karşılaşmada 15'er dakikadan iki uzatma devresine gidildi. Uzatma dakikalarının ilk dakikalarında takımlar birbirine üstünlük sağlayamadılar ve ikinci uzatma dakikasına da 0-0 eşitlikle girdiler. Uzatmalarının 115. dakikasında Barcelona'nın iki genç yeteneği sahneye çıktı. Shakhtar ceza sahasının solundan topla ilerleyen Pedro Rodríguez Ledesma, ceza sahası çizgisinde bekleyen Messi'ye pasını attı. Messi topla buluştuktan sonra içeriye hareketlenen Pedro'ya harika bir ara pası attı ve kaleci ile karşı karşıya kalan Pedro topu ağlara gönderdi ve maçın skorunu belirledi. Öte yandan Barcelona bu galibiyetle 2008/2009 sezonundaki 5. kupasını kazanmış oldu. Barcelona'nın 2008/2009 sezonunda kazandığı kupalar şu şekilde; La Liga şampiyonluğu, Copa del Rey, İspanya Süper Kupası, Şampiyonlar Ligi, UEFA Süper Kupası

Tüyler ürperten talimatlar - Video

Posted: 28 Aug 2009 02:02 PM PDT
Ergenekon delil klasörlerindeki bir belge, 28 Şubat'ın nasıl hazırlandığını ve nelerin yapıldğını bütün yönleriyle gözler önüne serdi.

Dönemin Harekat Dairesi Başkanı Korgeneral Çetin Doğan'a ait olduğu iddİa edilen konuşmalarda ordudaki kadrolaşmadan darbeye zemin hazırlanmasına kadar birçok ayrıntı geniş bir şekilde yer alıyor. İşte 28 Şubat'ın perde arkasından notlar... Türkiye aydınlık yarınlara yürüdükçe, geride kalan karanlıklar da bir bir aydınlanıyor. Tarihe post modern darbe olarak geçen 28 Şubat süreci de bunlardan bir tanesi. Ergenekon 3. davası ek klasörleri, bu süreçte yaşananları bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Sanık Emekli subay Hasan Ataman Yıldırım'dan çıktığı iddia edilen bir belgede, 28 Şubat döneminin Genelkurmay Hareket Dairesi Başkanı Korgeneral Çetin Doğan ve Tuğgeneral Volkan Kaplama'nın katıldığı gizli bir toplantıda konuşulanlar anlatılıyor. 28 Şubat sürecinde darbe ihtimalinin azalmasından oldukça rahatsız olan Çetin Doğan neler yapılması gerektiği talimatını veriyor. Dönemin Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanı Korgeneral Çetin Doğan'ın din ve diyanet hakkında söyledikleri insanın tüylerini ürpertiyor. Doğan, zararlı olduğuna inandığı o dini ve milli duyguların zayıflatılması için yapılması gerekenleri de sıralıyor. Komutan işi daha da ileri götürerek ailelerini bile kullanmaları talimatı veriyor. Çetin Doğan, orduda kadrolaşma için de özellikle tayin dairesinin ele geçirilmesini istiyor. Klasörlere giren bir başka toplantıda Volkan Kaplama da, terörle mücadele bizim işimiz değil mesajı veriyor.
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-30-2009, 17:17   #3 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart

SEVGİ ŞİFADIR

H.Kübra AKDEMİR/HOLLANDA

Ohio Devlet Üniversitesinde tavşanlar üzerinde yapılan bir araştırmada , yüksek oranda yağ içeren besinlerle beslenen hayvanlarda damar sertliğine tesirleri araştırılmıştır.Bu araştırma sonuçları şu düşündürücü gerçeği ortaya çıkarmıştır.
Aynı tür ve şekilde yağlı besinlerle beslendikleri halde sevilip okşanan tavşanlarda , diğerine oranla daha az yağ bulunduğu tesbit edilmiştir.
Sevgi mevhumunda bedenimizin kimyasını değiştirecek kadar sihirli bir güç vardır.

Helen Coltan isimli batılı bir araştırmacının da şu önemli tesbitleri son derece önemlidir:
"Bir insana dokunulduğunda, onun kanındaki hemoglobin önemli ölçüde artar. Hemoglobin, kanın oksijenini kalp ve beyni de içermek üzere bedenin tüm organlarına götüren bölümdür.Kandaki hemoglobin oranının artışı tüm bedeni güçlendirir,hastalıkların bedene girişini önler ve iyileşmeyi hızlandırır."

Bursa'da İdris İnce isimli TEDAŞ işçisi kaldığı lojmanın bahçesinde sevgi ile 4 metre boyunda bir ayçiçeği yetiştirdi. Her gün bir saat boyunca güzel sözlerle konuşarak suladığı ayçiçeği 3 ayda 4 metre olunca şaşkına dönen işçi , Guinness Rekorlar Kitabına girmeğe hazırlanıyor. 2 ay içinde 2 kat daha büyüyeceğini tahmin ediyor işçi.

6-7 yıl öncede bizim bir kavuçuk çiçeğimiz vardı . Babam ona her gün selam verirdi. Kavuçuğun boyu ve yaprakları bu sevgi karşısında nerede ise 2 katına çıkmıştı.

Psikolog Mustafa Ulusoy, bir yazısına " Sarılmak" başlığını uygun görmüştü. Anne babaların çocuklarına mutlaka sarılmaları gerektiği tavsiyesinde bulunuyor, Mustafa Ulusoy, Sarılarak sevgi ile büyütülen çocukların daha rahat bir ergenlik, gençlik (delikanlılık) geçirdiklerini vurguluyor:
"Eskiden olsa onlara kızardım. Çocuklarına sarılmayan anne-babalara artık kızmıyorum. Onların da aynı dertten muzdarip olduklarını anladığımdan beri. Şefkat görmeden şefkat göstermek zordur. Sevilmeden sevmenin zor olması gibi. Değerli olduğumuzu hissedemeden başkasına değer vermenin zor olması gibi. Bu o kadar zor ki benim için. Annem babam da bana sarılmadı. Bilmiyorum ki şefkatli bir sarılmanın ne olduğunu. Kısmen doğru bir tespittir bu. Bilmediğimizi nasıl uygularız? Sözlerini bilmediğimiz bir şarkıyı nasıl söyleyebiliriz?

Zordur sarılmanın ne olduğunu bilmeden sarılmaya çalışmak. Çok zordur. Ama kısır döngü bir yerden kırılmalıdır. O an bir el, elimizi tutup bağlar sanki. Geri geri gideriz. Tam elimizi oğlumuzun omzuna atacakken birden çekeriz. Bir kere daha denemek gerekir. Gerekirse bin kere. Önceleri tedirgin, ürkek ve acemice yaparız bunu. Varsın olsun. Hangi zor işin acemiliğini ve yabancılığını çekmedik ki. Oğlumuza ve kızımıza sarılmayı öğrenmeden ölüp gitmek hayatı eksik bırakır bir yerinden. Anne-babamıza sarılmadan ölüp gitmek hayatı eksik bırakır bir yerinden.
Tam elimiz giderken içimizde şeytani bir ses konuşur: Ama içimden gelmiyor ki! Varsın gelmesin. Neyi çok isteyerek yapıyoruz ki. Bazen doğru olanı yapmanın kendisidir erdem. Her şeyi isteyerek yaptıktan sonra insan iradesinin önemi kalır mı ki!

Bazen de şeytani ses başka bir açıdan ellerimizi kollarımızı bağlar. Tam, kırgın olduğumuz anne-babamıza, oğlumuza, kızımıza, eşimize sarılmak isterken şeytani ses bizi duraklatır: Niye sarılacaksın ki ona! Kırgınsın. Kırgınlığın geçtikten sonra sarılırsın. Gerçekteyse sarılmanın işlevi tam da budur: Kırgınlığı tamir etmek. Kırgınlıkları şefkat ve merhamet yüklü bir sarılmadan daha öte ne iyileştirebilir ki?

Bazen de şöyle olur: Sevdiklerimizden bize sarılmalarını istemek acizlik ve dilencilik gibi gelir. Bana sarılmana ihtiyacım var babacığım demek bana iman zayıflığı gibi geliyor, ihtiyacımı Ondan istemeliyim diye bir ses uyanır içimizde. Dünyada vesileler ile gelir şefkat ve merhamet. Sarılarak şefkat ve merhamet talebimiz Ondan talep ediştir. Çünkü sarılmada aldığımız ve verdiğimiz şefkat ve merhamet Ona aittir. Onun olanı alır ve veririz.
Zor gelse de, çok zor gelse de sarılarak bizden şefkat ve merhamet bekleyen insanlar var. Çok yakınımızda hem de. Unutulmamalıdır ki merhamet ve şefkat en çok merhamet ve şefkat edenlerin üzerinde tecelli eder. Sevdiklerimize sarılarak onlara Onun merhamet ve şefkatinin bir cilvesini sunduğumuzda bu Onun da bize merhamet ve şefkatini celbedecektir. Bundan daha büyük bir kazançsa düşünemiyorum."
(Mustafa ULUSOY Zaman Gazetesi Cuma Eki)

Oğlunuza kızınıza sarılmayı öğrenmeden geçip gitmesin ömrünüz hatırlatmasını yapmayı da ihmal etmiyor M.Ulusoy.
Sizde bilirsiniz, Peygamber Efendimiz (asm)in torunlarını sarılıp öptüğünü gören bir bedevinin şu sözleri enteresandır:" Ya Resulallah(asm)benim 10 tane çocuğum var hiç birini öpmedim" sözlerine karşılık , "Senin kalbinden şefkat(merhamet) sökülüp alınmışsa biz ne yapalım." cevabını verir sevgili Peygamberimiz.

Bırakın kız çocuklarını erkek çocuklarını dahi öpmeyen cahiliye dönemi insanlarını şefkat hissinin olanca ağırlığı ile yine Hz. Fatıma (ra) annemizi öpmeside cahilye dönemi insanını çileden çıkarıp şoke etmiştir.

Şefkatten mahrum yetişen nesiller bütün dünyada tehlike saçmaya, canilikler yapmaya ve masum insanları huzurlarının kaçmasına sebep oluyorlar. Şefkatin kaynağıda kalplerde Allah'a iman, "marifetullah ve muhabbetullah" tır. İnsanlar imanlarının gücüne ve derecesine göre çocuklarına, çevrelerine ve diğer canlılara karşı şefkat ve merhamet göstermektedirler. Evet bu asırda da imanı güçlendiren dirilten tek kaynak çağdaş Kur'an Tefsiri Risale-i Nurlardır.
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-30-2009, 17:18   #4 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart

Sevgi mevhumunda bedenimizin kimyasını değiştirecek kadar sihirli bir güç vardır.Sarılarak sevgi ile büyütülen çocukların daha rahat bir ergenlik, gençlik geçirdiklerini.. Şefkatten mahrum yetişen nesiller bütün dünyada tehlike saçmaya, canilikler ya
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-30-2009, 17:19   #5 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart

ağlığın varsa 1 koyarsın sıflrların başına,o zaman bütün sıfırlar anlamlı bir değere ulaşır


"Evin varsa 1, sıfır koymalısın varlıklar hanene,

İşin varsa 1, sıfır daha koymalısın,

İş seninse 3, sıfır daha koymalısın,

İşin iyi gidiyorsa 3, sıfır daha ilave et,

Araban varsa 1, sıfır,

Yazlığın varsa 1, sıfır daha,

Daha sıralanabilir sıfırlar hanesi...

Ancak, Sağlığın varsa 1 koyarsın sıflrların başına,

o zaman bütün sıfırların anlamı olur.

Yoksa sonuç sıfırdır, hiç uğraşmayasın boş yere..."



VEHBİ KOÇ
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-30-2009, 17:19   #6 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart

"ALLAH'IM! Neye ihtiyacım olduğunu ancak sen bilirsin.Kendimi sana teslim ediyorum."
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-30-2009, 17:20   #7 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart

Kocasının çok hasta olduğunu,çalışamaz duruma düştüğünü ve 7(yedi) çocuğu ile birlikte aç kaldıklarını ve yiyeceğe ihtiyaçları olduğunu söyler. Manav bu kadıncağaza ters bir şekilde bakarak derhal dükkanını terk etmesini ister.Kadın ailesinin ihtiyaçlarını düşünerek:
- "Lütfen efendim' der." paramız olur olmaz getirip borcumu ödeyeceğim."
Manav kendisine bir kredi açamayacağını çünkü onun eski müşterisi olmadığını,kendisinde bir hesabının bulunmadığını söyler.
O sırada dükkanın dışında bekleyen bir müşteri ikisinin arasında devam eden bu konuşmayı dinlemektedir.İçeriye girerek manava yaklaşır ve: 'ben o kadının almak istediklerine kefilim' der. 'ailesinin ihtiyacı olan şeyleri ona ver.'
Bunun üzerine manav çok isteksiz bir şekilde kadına döner ve 'bir alışveriş listen var mıydı? Diye sorar.Kadın 'evet efendim' der. 'tamam' der manav. 'şimdi onu terazinin şu kefesine koy,onun ağırlığınca diğer kefeye istediklerinden koyacağım'

Kadın bir an duraklar,sonra başını önüne eğer ve çantasını açarak üzerine bir şeyler karalanmış bir kağıt parçasını çıkartır ve manavın kendisine gösterdiği kefeye özenle bırakırken başı hala öne eğiktir.

Manavın ve diğer müşterinin gözleri terazinin kefesine dikilirken hayretle büyümüştür.Manav müşteriye dönerek,kısık bir sesle 'inanamıyorum' der.İnanılacak gibi değildir.

Müşteri manava gülerken manav çoktan diğer kefeye eline geçeni doldurmaya başlamıştır ama nafile,diğer kefeyi yerinden bile kıpırdatamamıştır.
Terazinin kefesi artık üzerindekileri alamayacak kadar doldurduğunda ç aresiz hepsini bir torbaya doldurarak kadına verir.Şaşkınlıkla üzerinde bir şeyler çiziktirilmiş kağıdı eline alır ve okur.Bir de bakar ki orda bir alışveriş listesi yoktur.Sadece bir dua yazılıdır.

"ALLAH'IM !
Neye ihtiyacım olduğunu ancak sen bilirsin.Kendimi sana teslim ediyorum."

Manav taş gibi bir sessizliğe bürünmüştür.Kadın kendisine teşekkür ederek dükkandan ayrılır.Müşteri manavın eline bir miktar para tutuştururken "her kuruşuna değdi" der.Daha sonra manav terazisinin kefelerinin kırılmış olduğunu görür.

Bizim için hiçbir bedeli,masrafı ve karşılığı olmayan,güzel bir hediyedir.





DUA





Dünyaca ünlü Türk cerrahı Dr Mehmet Öz; 'Dua etmek insani iyileştirir. Ben inançlı biriyim. Her ameliyatımda mutlaka dua ederim. Bence duanın meditasyon, şifa gibi, iyileştirici özelliği var. Ameliyat sonrası hastalarıma da mutlaka dua ettiriyorum. Bunun sağlıklarına çabuk kavuşmalarında müthiş bir etkisi var' diyor.





DUA





Dindar insanların kalp hastalığı ve kanserden ölme ihtimali %40 daha az. Dindarlar daha seyrek depresyon yaşıyor, depresyona girince de daha çabuk düzeliyorlar. Güne dua etmekle başlamak, tansiyonun düşmesine yardımcı oluyor.

ALLAHIM BİZLERİ SENİN KULLUĞUNDAN ALI KOYACAK HERŞEYDEN UZAK TUT...




DUA VE TESLİMİYETİ NASİP ET ...AMİN !''




BU YAZIYI OKUDUĞUNDA YÜREKTEN AMİN DİYECEĞİNE İNANDIĞINIZ HERKESE YOLLAMANIZ DİLEĞİYLE...
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-30-2009, 17:21   #8 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart

Hem akıllı hem çalışkan ise takdir et! çalışkan fakat akıllı değilse,dikkat et! Akıllı fakat tembel ise ikaz et!
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-30-2009, 17:22   #9 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart

Muhatabın;
hem akıllı hem çalışkan ise takdir et!
çalışkan fakat akıllı değilse,dikkat et!
Akıllı fakat tembel ise ikaz et!
Hem akılsız hem tembel ise ondan uzak dur!


Herkes cennete girmek ister
ama,nedense; kimse ölmek istemez


unutma:
âdemoğlu hilebazdır
bilemezsin fendini
kime iyilik yaptınsa
ondan sakın kendini





dört şey geri gelmez
1) atılan ok,mermi
2) kaçırılan fırsat
3) söylenen söz
4) geçen zaman






tarlan varsa; içinde ol
teknen varsa; kıçında ol
işin varsa; başında ol



üç çeşit insan vardır
1) ekmek gibidir hergün aranır.
2) ilaç gibidir lazım olduğunda aranır.
3) mikrop gibidir siz aramayın o sizi zaten bulur !
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-30-2009, 17:22   #10 (permalink)
Yeni Kullanıcı
 
mehmedovye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2009
Cinsiyet:
Mesajlar: 63
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 145
Güç: 21 / 1049
Deneyim: 82%
İletisim
Standart

Doktora yalvardım,dedim ki "Sinirle ilgili küçük ameliyatımı yap,ama ayağımı kesme" dedim.Benim yalvarmam,ağlamam ameliyathanedeki doktor ve hemşireleri de ağlattı.
View mehmedovye's Resim Albumu mehmedovye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:54 .
http://www.islamportali.com

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2
islamportali islamportali.comislami portal

Hosting Hizmetleri ExForum | Rüya Tabirleri | Dini Hikayeler
islamportali| islami Sohbet